İş kazası sonrası sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi tazminat istemiyle yaptığı temyiz başvurusunda, işverenin kusursuzluğuna ve bünyesel faktörlere dayalı red kararının bilirkişi heyeti eksikliği iddialarına rağmen onanması.
Özet: Davacı tarafından, 27.05.2020 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle açılan maddi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalı işverenin olayda kusuru olmadığını, kazanın kişisel ve bünyesel faktörlerden kaynaklandığını belirten bilirkişi raporlarına dayanarak davanın reddine karar vermiş; davacının bilirkişi heyeti uzmanlık yeterliliği ile işverenin aşırı çalışma gibi kusurlu eylemleri olduğu yönündeki temyiz iddialarına rağmen Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2024/2180 E., 2024/2685 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 2. İş MahkemesiSAYISI
: 2022/460 E., 2024/369 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının 27.05.2020 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek maddi tazminat talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kaza olayının 27.05.2020 tarihinde davalı iş yerinde çalışan davacının sabah saatlerinde çay molasında arkadaşları ile oturduğu esnada aniden fenalaşarak yere düştüğü, daha sonra arkadaşları tarafından revire götürülerek yapılan ilk müdahalenin ardından işyerine çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırıldığı ve olay sonucu davacının % 100 oranında sürekli iş görmezliği tespit edildiği, SGK inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, dosya kapsamında alınan ve heyet içinde alanında uzman Kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf iş güvenliği uzmanlarının yer aldığı ayrı ayrı 3 heyet kusur raporunda da iş yeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilerek rapor hazırlandığı ve davalı işverenin olayın meydana gelmesinde atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, kişisel ve bünyeye bağlı faktörlerin olayın meydana gelmesinde % 100 oranında etkili olduğunun tespit olunduğu, hükme esas alınan raporda olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin ve işçinin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri almadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandığı, bu kapsamda davaya konu iş kazasının meydana gelmesine etken olan kusur aidiyet ve oranları olarak yapılan iş ve sosyal mevzuatı çerçevesinde yapılan açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre iş kazasının oluşumunda davalı işverenin kusurlu olmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece kusur oranının tespiti için dosyanın ikisi A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve biri kalp ve damar cerrahisi uzmanı olan üçlü bilirkişiye gönderildiği, bu rapora itiraz sonucu dosya yeniden ikisi A belgeli iş güvenliği uzmanı ve biri kardiyoloji uzmanından oluşan üçlü heyet bilirkişisine gönderildiği, bu rapora itiraz üzerine dosya yeni bir bilirkişi heyetine gönderildiği, bu bilirkişi heyetinin de yine ikisi A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve biri kardiyoloji uzmanından oluşan üçlü heyetten oluştuğu, Yargıtayın yerleşik kararları gereğince iş kazalarında kusur oranı tespiti yapılırken bilirkişi heyeti içerisinde iş yeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyolog doktorun bulunması gerektiği, ancak söz konusu bilirkişi heyeti içerisinde bulunan hekimlerin hiç biri anılan niteliklere sahip hekim olmadığı, davalı tarafın olay öncesi müvekkile fazla mesai yaptırması, covid hastası olmasına rağmen çalışmaya devam ettirilmesi ve kalp çarpıntısı ile göğsünde sıkışma şikayetleri olmasına rağmen çalıştırılması nedeniyle meydana gelen kalp durmasında asli kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.