Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli tahsili davasında, baraj projesi ve çevre yönetmeliği kaynaklı değer düşüklüğü ile husumet tartışmalarının damga vurduğu uzun yargılama süreci.
Özet: Bir barajın mutlak koruma alanında çevresel düzenlemelerle kısıtlanan taşınmaz için kamulaştırmasız el atma bedeli talebiyle açılan bu dava, mahkemenin ilk ret kararının temyizce bozulması, mahkemenin direndiği kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından daire lehine bozulmasıyla davanın kabulüne gidilmesi, ancak dairenin bu kabul kararını da yeniden bozması üzerine mahkemenin davayı tekrar reddetmesi ve bu son ret kararının davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi gibi uzun ve karmaşık bir yargılama süreci yaşamıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/11611 E.  ,  2026/2570 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2019/319 Esas, 2019/419 Karar
KARAR
: Ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya direnme kararı verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda Dairemiz bozma kararı uygun bulunmuş, Mahkemenin direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce kararın tekrar bozulmasına verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... köyünde bulunan bir kısım arsaların ... Barajı ve HES sebebiyle kamulaştırıldığını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yapılan kamulaştırma işleminin 87,50 kot seviyesinden yapılarak bu kot seviyesi üzerinde bulunan arsaların kamulaştırıldığını, müvekkiline ait arsanın 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8 ve 11'inci maddeleri ile 01.05.2003 tarihli 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 9'uncu maddesine göre Çevre ve Orman Bakanlığınca 31.12.2004 tarihinde yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre kullanma hakkının yasaklandığını, dava konusu taşınmazın baraj mutlak koruma alanında olduğunu, dava konusu taşınmaz için tarımsal faaliyet ve inşaat yasağı getirildiğini, müvekkilinin dava konusu arsasına tasarrufunun davalı idarelerce engellendiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.08.2012 tarihli ve 2011/376 Esas, 2012/438 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 03.08.2012 tarihli ve 2011/376 Esas, 2012/438 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; husumetin davalı idareye yöneltilmesinin doğru olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa mı veya arazi niteliğinde mi olduğu belirlendikten sonra, 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi heyetiyle birlikte mahallinde keşif yapılarak, Enerji Bakanlığınca baraj inşası için yapılan kamulaştırma sonunda, kamulaştırma sahasına mücavir alanda kaldığı iddia edilen taşınmazın, çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulması nedeniyle ekonomik yönden yararlanılmasında herhangi bir kısıtlama olup olmadığı, kısıtlanma var ise; bu nedenle taşınmazın tespit edilen kıymetinde meydana gelecek değer azalış oranı tespit edilip, bu hususta alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
1. Mahkemece 27.03.2013 tarihli ve 2013/244 Esas, 2013/163 Karar sayılı kararı ile Dairemiz bozma kararından sonra yapılan inceleme neticesinde, davalı olarak kabul edilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının dairenin kabul ettiği değer düşüklüğüne neden olacak hukuki veya fiili herhangi bir eyleminin veya işleminin bulunmadığı, varsayılan değer düşüklüğüne ilişkin hukuki kısıtlamanın su kirliliği kontrol yönetmeliği nedeniyle gerçekleştiği, yönetmeliği çıkaran idarenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğu, yönetmeliğin ilgili maddesi gereğince yönetmelik nedeniyle yapılan kısıtlamalardan sorumlu idarelerin suyu kullanan ... ve ... Belediyeleri olduğu, bu nedenle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına davanın yöneltilemeyeceği anlaşılarak davanın husumet yönünden reddine dair önceki gerekçesinin ve kararının yerinde olduğu kanaatine varılmakla Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnilmesine bu bağlamda davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
2. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.09.2013 tarihli ve 2013/5-994 Esas, 2013/1267 Karar sayılı kararı ile somut olayda, dava dilekçesi içeriğine göre; uyuşmazlığın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 12/6 maddesine dayalı, baraj kamulaştırması nedeniyle kullanılamayan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, mahkemece işin esasına girilerek 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 12/6 maddesi kapsamında inceleme araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinin doğru görülmediği belirtilerek direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 14.02.2014 tarihli ve 2013/735 Esas, 2014/88 Karar ile davanın reddine karar verilmiştir
D. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.02.2014 tarihli ve 2013/735 Esas, 2014/88 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; somut olayda; dosya içindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu edilen baraja mücavir taşınmazda; sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulduğu, malikin ekonomik ve sosyal yönden yararlanma imkanının ortadan kalktığından , bu nedenle gerek 2942 sayılı Yasanın 12/6.maddesi gerekse T.c. Anayasasının 90/5 maddesi ile iç hukukun üzerinde sayılan ve 13.12.2016 tarihli ve 51861/11 başvuru sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı birlikte gözetildiğinde, 2942 sayılı Kanun'un 12/6 maddesinde yazılı olgular gerçekleşmiş olduğundan işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin 08.12.2017 tarihli ve 2017/624 Esas, 2017/326 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir
F. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 08.12.2017 tarihli ve 2017/624 Esas, 2017/326 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12 nci maddesinin 6 ncı fıkrası 27.03.2018 tarihli ve 30373/2 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7103 sayılı Kanun uyarınca değiştirildiği, 7103 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde; “Baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz mallar, kamulaştırma işleminin tamamlandığına ilişkin ilanın indirildiği tarihten itibaren bir yıl içinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulup bozulmadığı, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden ilgili valilikte kurulan komisyon tarafından incelenir. Komisyonca yapılan inceleme sonucunda çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde taşınmaz mal kamulaştırmaya tabi tutulur. Taşınmaz mal sahibinin bu kapsamda açacağı davalarda ilgili valilik komisyonuna başvurulması dava şartıdır.” hükmü ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununu'nun geçici 13 üncü maddesi “Bu Kanun'un 12. maddesinin altıncı fıkrası hükümleri, görülmekte olan davalarda da uygulanır ve dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilerek, dava açanların dosyalarının mahkeme tarafından ilgili valilik komisyonuna gönderilmesine karar verilir. Reddedilen davalarda yargılama gideri kamu üzerine bırakılır ve davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükümleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi, yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması ve davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
G. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/319 Esas sayılı dosyası kapsamında vermiş olduğu davanın reddi kararına itirazının olmadığını; ancak yargılama giderlerinin davalı olan kuruma yükletilmiş olmasının açıkça kanuna ve usule aykırı olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.