İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satıştan kaynaklanan, araç giydirme hizmeti e-faturalarına davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatı talepli dava.
Özet: Davacı şirketin davalıya yaptığı araç giydirme hizmetleri karşılığında kestiği ve davalının yasal sürede itiraz etmediği e-faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının soyut "borcum yoktur" itirazında bulunmasıyla duran sürecin yeniden canlandırılması ve icra inkar tazminatı alınması amacıyla açılan itirazın iptali davasında, davalının yargılamaya katılmadığı, bilirkişi incelemesinin sınırlı kaldığı ve davanın henüz sonuçlanmadığı bir ticari uyuşmazlık anlatılmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2026/894 Esas
KARAR NO
: 2026/745
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: 07/03/2025
KARAR TARİHİ
: 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, reklam tasarım, baskı, üretim ve montaj alanında faaliyet göstermekte olduğunu, bu kapsamda davalıya araç giydirme işleri yapıldığını, yapılan işler karşılığında davalıya 24/10/2024 tarihli, ... no.lu, 93.600,00 TL tutarlı fatura, 16/12/2024 tarihli, ... no.lu, 63.000,00 TL tutarlı fatura elektronik ortamda düzenlenip gönderildiğini, davalının, bu faturaları aldığını, TTK m.21/2 uyarınca 8 gün içinde herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından .... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosyası üzerinden 04/02/2025 tarihinde toplam 174.359,49 TL için icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin, 17/02/2025 tarihinde ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, ancak itirazında sadece “borç bulunmadığı” ve “fer’ilerine itiraz” beyanı dışında herhangi bir somut gerekçe sunmadığını, arabuluculuk sürecinde de tarafların uzlaşamadığını, 04/03/2025 tarihli tutanakla bu durumun kayıt altına alınmış olduğunu davalının itirazının, fatura içeriğine değil, soyut şekilde “borcum yoktur” iddiasına dayanmakta olduğunu ve haksız olduğunu, müvekkili tarafından sunulan faturaların geçerli ve usulüne uygun düzenlenmiş olup bedellerinin ödenmediğini, belirtilen sebeplerle davalının .... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosyaya yaptığı haksız itirazın iptalini, takibin aynen devamını, davalının, haksız itirazı nedeniyle takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
DELİLLER
: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturaya dayalı olarak .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ayrıca burada yazılmamış olsa dahi borca, tüm ferilerine, icra takibinin mümkün olan her unsuruna itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 156.600,00 TL asıl alacak ile faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 29.08.2025 havale tarihli raporunda; yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile iş bu dosyada Sayın Mahkemenin, 25.07.2025 tarihinde inceleme yapmak üzere bilirkişiye görev tevdi etmiş ancak davacı ya da davalı tarafça inceleme günü defter ve belge ibraz edilmemiş ve yerinde inceleme de talep edilmemiş olduğunu, bu sebeple iş bu raporun dosya kapsamı ile sınırlı olarak gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının, .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 04.02.2025 tarihinde 156.600,00.-TL asıl alacak ve 17.759,49 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplamda 174.359,49.-TL için takip başlatılmış olduğunu, davalının itirazı ile takibin durduğu, takibe dayanak olarak davacının, ... ve ... nolu satış faturalarını gösterdiğini, dosya kapsamında yer alan belge ve bilgilere göre davacı tarafça davalı adına 2 adet e fatura statüsünde fatura keşide edildiği ve tahsil edilemediği gerekçesi ile iş bu davaya konu edildiğini, huzurdaki bu iki faturanın 2024/10 ve 2024/12 dönemlerine ait olduğundan, Eylül 2024 ve sonrası için Ba/Bs verme yükümlülüğünden sonraki dönemine ait olduğunun anlaşıldığını, her ne kadar B formunda her iki tarafça da davaya konu edilmiş olan bu 2 adet fatura beyan edilmiş gibi yer alsa da 01.07.2021–Ağustos 2024 arasındaki dönemler için ise e-faturalar Ba/Bs’ye dâhil edilmeyeceğinden ve sadece kâğıt belgeler (had aşılıyorsa) bildirileceğinden B formu burada yanıltıcı sonuçlar vermekte olduğunu, ancak söz konusu bu faturaların e-faturalar olduğu ve davalıya her halükarda elektronik olarak tebliğinin gerçekleştiğini, B formlarına göre iş bu faturalara davalının iade faturası da düzenlemediğini, hal böyle olunca davalının, yasal süresinde ya da sonrasında faturalara itirazda bulunmadığını, iade faturası düzenlemediğini, ayrıca dosya kapsamında ödeme dekontu veyahut ayıp/eksik ifa bildiriminin de bulunulduğuna ilişkin bilgi/belge de bulunmadığını, incelenmesi gereken bir diğer hususun ise, davacının ödeme emrinde davalıdan talep ettiği faiz talebi olduğunu, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosya kapsamında belge bulunmadığını, zira BK 117’de “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” şeklinde düzenlendiğini, dolayısıyla, defter ve belge ibraz etmeyen davacının iddiasında haklı olduğu kanaati hasıl olması durumunda sadece anapara alacağı olan 156.600,00.-TL talep edebileceğinin mütalaa edildiğini, Sonuç: Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu; Gerek davacı gerekse de davalı tarafça defter ve belge ibraz edilmediği, yerinde inceleme de talep edilmediği, dolayısıyla incelemenin sadece dosya kapsamı ile sınırlı olarak gerçekleştiğini, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 24.10.2024 tarihli, ... no.lu (93.600,00 TL) ve 16.12.2024 tarihli, ... no.lu (63.000,00 TL) faturaların, Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminde e-fatura olarak oluşturulmuş olduğunu, taraflara elektronik ortamda iletilmiş ve geçerli belge niteliği taşımakta olduğunu, 523 Sıra No.lu VUK Tebliği ile (01.07.2021’den itibaren) e-fatura/e-arşiv belgelerinin Ba/Bs bildirimine dahil edilmeyeceğinin hükme bağlanmış olduğunu, 543 sıra no.lu tebliğ ile tüm alış/satışları e-belge olanların boş bildirim vermesine dahi gerek olmadığının açıklandığını, 565 sıra no.lu tebliğ ile Eylül 2024 döneminden itibaren Ba/Bs uygulamasının tamamen kaldırılmış olduğunu, davaya konu faturaların 2024/10 ve 2024/12 dönemine ait olduğunu, bu dönemde Ba/Bs bildirim yükümlülüğünün kaldırılmış olduğunu, dolayısıyla bu faturaların B formunda yer alsa da taraflarca bildiriminin gerçekleşmediğinin anlaşılmakta olduğunu, dosya kapsamında, davalı tarafından bu iki faturaya karşı süresinde yapılmış herhangi bir yazılı itiraz veya iade faturası düzenlendiğine dair kayıt bulunmadığını, yine davalı tarafından ödeme yapıldığına dair dekont, cari hesap ekstresi veya ayıp/eksik ifa iddiasına ilişkin belgenin de dosyaya sunulmadığını, tüm bu anlatılanlar ışığında davacının iddiasında haklı olduğu kanaati hasıl olması halinde davacının 156.600.-TL asıl alacağın yanı sıra ödeme emrinde talepte bulunduğu faizi -davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtar veya benzeri bir bildirim belgesi bulunmadığından- faiz talep edemeyeceği, yönünde oluşan görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı)
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 156.600,00 TL alacaklı olduğu, e fatura niteliğindeki faturalara itiraz bulunmadığı anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın ispat edilen ana para bedeli olan 156.600,00-TL yönüyle davanın kabulüne, davalı usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin 156.600,00 TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarda devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 inkar tazminatı olan 31.320,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gerekli 10.697,35 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.105,83 TL harcın mahsubuyla bakiye 8.591,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 2.105,83 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.721,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 7.740,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 6.951,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 4.131,00 TL'sinin davalıdan bakiye 649,00 TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/09/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır