Silahlı terör örgütü üyeliği davasında istinaf mahkemesinin, maddi gerçeğe ulaşmak için olay yargılaması yapma ve yeni delilleri inceleme yükümlülüğünün CMK kapsamında ele alınması.
Özet: Bu hukuki evrak, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesini konu almaktadır; bu incelemede, istinaf kanun yolunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma ve olay yargılaması yapma prensibi vurgulanarak, bölge adliye mahkemesinin hüküm verildikten sonra ortaya çıkan ve sanıkla ilgili olduğu belirtilen dijital veriler ile bir başka şahsın evinde ele geçirilen belgeler de dahil olmak üzere yeni delilleri yeterince araştırmadığı, ilgili belgeleri getirtmediği, tanık dinlemediği ve bu delilleri duruşmada sanık ve müdafiine sunarak değerlendirmediği gerekçesiyle, istinaf mahkemesinin olay yargılaması yapma ve maddi meseleyi aydınlatma görevini tam olarak yerine getirmediği tespit edilmektedir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2022/962 E., 2023/9 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 18. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: 2022/121 E., 2022/252 K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır.Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ile ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır.Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemelerinin sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olacağından, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır.Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” İkinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-2025/197 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin CMK’nin 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "İlk derece mahkemesince hüküm verildikten sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 29/09/20 21... /2015 soruşturma sayılı yazısı ekinde dava dosyasına gönderilen Jandarma mahrem yapılanması içinde Marmara Bölge Temsilcisi olduğu iddia edilen ... isimli şahsın evinde yapılan aramada ele geçirilen dijital verilerde sanık ile ilgili bilgi bulunduğu bildirilmekle ilgili soruşturma dosyasında yer alan belgelerin getirtilerek incelenmesi, dijital verilerde yer alan bilgilerin tespiti, ... isimli şahsın araştırılması, hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığının saptanması, şahsın tüm aşama ifadelerine ilişkin belgelerin getirtilmesi, gerekirse tanık olarak dinlenmesi de sağlanarak sanık ile ilgili herhangi bir anlatımının olup olmadığının saptanması, tüm bu belgelerin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafıine okunup değerlendirildikten sonra, irtibatta olduğu tespit edilen diğer kişiler hakkında açılmış derdest dava var ise gerektiğinde dava dosyalarının birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekmesi" nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK'nın 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı sair yönleri incelenmeyen hükmün tebliğnameye aykırı olarak 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.