Ceza Genel Kurulu, zincirleme nitelikli çocuk cinsel istismarı suçunda TCK 103/3-a ve 43. maddelerinin uygulama şartları ile sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığını değerlendiriyor.
Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Başsavcılık itirazlarını değerlendirmektedir. Temel uyuşmazlıklar, mağdurun rızası geçersiz olsa dahi cebir veya tehdit unsuru bulunmayan durumlarda TCK 103/3-a maddesinin (birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilme) uygulanıp uygulanamayacağı, sanık hazır olduğu halde ek savunma hakkının bizzat kendisine değil müdafiine tanınmasının savunma hakkı kısıtlaması teşkil edip etmediği ve iddianamede yer almayan TCK 43. maddesinin ek savunma verilmeden tatbikinin hukuka uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

YARGITAY DAİRESİ
: (Kapatılan) 14. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 1343-1338I. HUKUKİ SÜREÇZincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 103/3-a, 43, 61/7, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Sakarya 3.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.04.2019 tarihli ve 238-179 sayılı re'sen istinafa tabi hükümlerin sanıklar müdafileri ile katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 16.09.2019 tarih ve 1343-1338 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bu kararın, sanıklar müdafileri ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan)14. Ceza Dairesince 10.02.2021 tarih ve 919-1050 sayı ile TCK'nın 62.maddesinin uygulanma sırası yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.05.2024 tarih ve 43892 sayı ile; "...Sanıkların Mağdur ... ...'e yönelik cinsel istismar suçundan kurulan hükümlere ilişkin olarak, her ne kadar 06.03.2019 tarihli duruşmada, 'Sanık müdafilerine CMK'nın 226. maddesi gereğince sanıklar hakkında TCK'nın 103/3-a maddesinin ve sanık ... hakkında TCK'nın 39. maddesinin ya da 37. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildiği' belirtilmiş ve CMK'nın 226/4. maddesi gereğince sanık müdafiilerine ek savunma verilmesi mümkünse de bu kabul sanıkların duruşmada hazır olmadığı durumlar içindir. Sanıklar ve müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada ek savunma hakkı sanığa tanınacak bir haktır. Dolayısıyla mahkemece hazır bulunan sanık ... yerine müdafiine ek savunma hakkı tanınmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanmasının,Sanık ... için belirlenen cezanın, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede ve mütalaada yer verilmeyen TCK'nın 43. maddesinin uygulanıp artırılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasının,Mahkemece sanıkların müdahil çocuğa karşı cebir ve tehdit kullandığını gösteren somut bir delil bulunmadığından verilen cezada TCK'nın 103/4. maddesi gereğince artırım yapılmadığı ve ayrıca eylemin mağdurun rızası ile işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanıkların cebir veya tehditle mağdurun direncini kırıp üzerinde hakimiyet sağladıktan sonra atılı suçları işledikleri yönünde bir delil ve kabul bulunmadığı bu halde 'suçun birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesinden' söz edilemeyeceği gibi, buna bağlı olarak 5237 sayılı TCY'nin 103/3-a maddesinin de uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde anılan maddenin tatbiki suretiyle cezaların fazla tayininin, hukuka aykırılık oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.11.2024 tarih ve 4625-9631 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca görüşülmüş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSUSanık ... hakkında inceleme dışı mağdur ...'e yönelik fuhşa teşvik suçundan verilen hükümler kesinleşmiş olduğundan itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;1- İlk Derece Mahkemesince katılan mağdur ...’ya yönelik cinsel istismar suçunda sanıkların müdahil çocuğa karşı cebir ve tehdit kullandığını gösteren somut bir delil bulunmadığından cezalarında TCK'nın 103/4. maddesi gereğince artırım yapılmaması ve her ne kadar rızası geçersiz ise de eylemlerin 15 yaşından küçük mağdur ...’nın rızası ile işlendiğinin kabulü karşısında, sanıklar hakkında TCK'nın 103/3-a maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının,2- İddianame ve esas hakkında mütalaada sevk maddelerinde belirtilmemesine rağmen TCK’nın 103/3-a maddesinin uygulanma ihtimali yönünden; yakalamanın infazı üzerine 22.01.2019 tarihli duruşmada savunması, 06.03.2019 tarihli celsede mütalaaya karşı beyanı alınan, hükmün tefhim edildiği 17.04.2019 tarihli duruşmada da müdafileri aracılığıyla hem ek savunma hem de esas hakkında savunması yapılan, son sözü sorulan ve tutuklu yargılanan sanık ... bakımından, ek savunma hakkının 06.03.2019 tarihli hazır bulunduğu duruşmada bizzat sanığa değil müdafilerine tanınmış olmasının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmadığının,3- İddianamede ve mütalaada TCK'nın 37/1, 103/2 ve 103/4 maddelerince cezalandırılması istenen, TCK'nın 103/3-a ve 37 ya da 39. maddelerince kendisine ek savunma hakkı tanınan sanık ... için belirlenen cezanın, TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığının,Değerlendirilmesi gerekmekte ise de müzakere sırasında bir Ceza Genel Kurulu Üyesince toplanan deliller ve mesaj içeriklerine göre sanık ...'un eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığının ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27.maddesi uyarınca öncelikle bu hususun ele alınması gerekmiştir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Mernis doğum tutanağı ve doğum raporuna göre 11.04.2000 tarihinde sağlık personeli yardımıyla, hastanede doğduğu belirlenen katılan mağdur ...'nın, suç tarihlerinde annesi ... ve abisi ... ile birlikte yaşadığı, bekâr ve lise öğrencisi olduğu, babası Bünyamin'in başka bir suçtan cezaevinde hükümlü bulunduğu, beyanlara göre sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü ve çalışmasının sağlığına iyi gelebileceği yönündeki öneriler doğrultusunda sanık ...’ün kuaför salonunda çalıştığı, süreçte kendisi ile abisi hakkında koruma tedbirlerine hükmedildiği ve tedbir kapsamında özel bir okulda eğitim gördüğü,04.07.1999 doğumlu inceleme dışı mağdur ...'in, katılan mağdur ...'nın arkadaşı olduğu, suç tarihinde aynı okulda öğrenim gördükleri,10.01.1981 doğumlu sanık ...'ün evli olduğu, üç çocuğunun bulunduğu ve ...'da kuaförlük yaptığı,02.01.1961 doğumlu sanık ...'un evli olduğu, dört çocuğunun bulunduğu, ticaretle iştigal ettiği, soruşturma sürecinde 25.03.2015 tarihinde yurt dışına çıktığı, hakkında 27.05.2015 tarihinde yakalama emri çıkarıldığı, kovuşturma aşamasında kırmızı bülten düzenlendiği, 21.10.2015 tarihinde tutuklama kararı verildiği, yakalamanın ise 22.01.2019 tarihinde infaz edildiği,Olay öncesinde taraflar arasında husumet bulunmadığı, olayın 10.03.2015 tarihinde inceleme dışı mağdur ...'in kolluğa müracaatı ve 18.03.2015 tarihinde katılan mağdur ...'nın ifadesi ile adli mercilere intikal ettiği,10.03.2015 tarihinde müşteki sıfatıyla kollukta ifadesi alınan inceleme dışı mağdur ...’in, kendi rızasıyla kolluğa teslim ettiği telefonundan temin edilen ve katılan mağdur ... ile arasında 08.03.2015 tarihinde gerçekleşen mesajlaşmalara ilişkin ekran görüntülerinin yer aldığı evrakta;''...
: Bak elimde kanit var Adam gibi sordum söyle, O gün abla da dedi zaten sknti yok Hersey ortada,...
: acaba nye yaptn dmxn...
: ... ? Kafami geciyon Nasil yattin kizim baban yasinda lan...
: Bide yalan knsysun bni hasta biliyo diye...
: Benimle öyle obur kiler gbi grmedi bni sadece sana sarldgi gbi sarldi bi esyalarmin ustndn eledi o kadar bnimle iliskye grmedi buna kuranin ustne ble yemin edeblrm...
:... bi sus olur mu...
: Yemin edrm bk yarn kuran getr el bsaym Allah belami versn öyle knk annemin babamın ustne yemin biledrm bn hasta oldugm icn bnmle ilskye grmedi Knk buyk yemn etm bk...
: Nye yalan syluyosun, Hastayım bsey yapmadı diye...
: knk yalan soylemym bna böyle davrandi...
: İlk basda hasta diye yardm ediyo dedin Salak yerine koydun Hıc düşünmedin ki öğrenir Bilmiyomusun cvremin gnsligimi...
: Knk utanyosun elbet ama yemn edrm ki byle, soyluym ama knk bnim le böyle bskalaryla ilskye grdi yemn et kurana ble el bsarm...
: Bn salagim iki oldu salak yerine koyduğun hbern olsn...
: Knk öyle dme ogn sana anlatsaydım bna karsi soguk durmickmydn Ama bnimle yemin edrm iliskye grmedi...
: Şmdi daha da cok soguk durcam ......
:Ya ... lutfn böyle yapma ne olur ... lutfn, ... lutfn böyle yapmaa ... ... cevap verirmisn Ya ... cok özür dilerm haklisn ck özür dilerim.Yaptgm buyuk hataydı sndn saklamam gerekirdi ama soyleyemedm özür dilerm...
:????, ......
:... allaha yakin bna uzak Bb...
: ... yapma lutfn yalvariyorum evet cok buyuk hata yaptm ama silme su kardsni...
: Arama sakn bi da...
: ... yapma, ... yalvarm böyle yapma...
: S...r gt ... ne b...k oldgunu gsterdin'' şeklinde mesajların yer aldığı,10.03.2015 tarihinde saat 12.30'da mağdur ...'in, tanık ...'nın saat 14.07'de, sanık ...'ün saat 14.56'da ve katılan mağdur ...'nın saat 18.04'te kollukta beyanlarının alındığı, ifadeleri sonrasında mağdur ...'in babasına, katılan mağdur ...'nın abisine teslim edildikleri, sanık ...'ün de ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı,13.03.2015 tarihli kolluk araştırma tutanağına göre; mağdur ...'in beyanında adı geçen ...'un tespiti amacıyla iş yerini gösteren bir lokantanın güvenlik kameralarının kontrol edildiği ve olay tarihini gösteren kamera kaydının bulunmadığı,13.03.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında mağdur ...'in alınan ifadesinde görevli Sosyal Hizmet Uzmanının özetle; olayı detaylarıyla anlattığı, faillerin isimlerini vermekten çekindiği, ... ile gerçekleştirdiği mesajlaşmaların ilk ifadesini doğruladığını ifade ettiği;13.03.2015 tarihli adli görüşme raporunda özetle, mağdur ...'in 10.03.2015 günü kollukta şikâyetçi olduğu, ancak 13.03.2015 günü tekrar gelerek beyanlarını değiştirmek ve şikâyetini geri almak istediğini bildirmesi üzerine görüşme yapıldığı, ilk ifadesinin doğru olduğu kanaatine varıldığı, ifadesinin doğruluğunu tekrarladığı fakat kanıtlayamayacağını düşündüğü, sanık ...'ün amcasını ve kendisini defalarca ifadesini değiştirmesi için aradığını söyleyerek şikâyetini geri almak istediğini bildirdiği, ismini ... olarak öğrendiği şahsı teşhis edebileceğinin değerlendirildiği, kendisine ifadesini kanıtlamak için çaba göstermesine gerek olmadığı, katılan mağdur ile yaptıkları yazışmaların olduğu ve ...'nın yaşı küçük olması sebebiyle suçun şikâyete bağlı olmadığının hatırlatıldığı, mağdurun küçük bir yerde ikamet etmesi, herkesin birbirini tanıması, sanık ...'ün kendileriyle iletişime geçmesi sebebiyle durumu kendisine ve ailesine yönelik tehdit olarak algıladığından ifadesinde değişiklik yapmak istediğinin anlaşıldığının belirtildiği,Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.03.2015 tarihli teşhis tutanağı ile katılan mağdur ...'nın istismarda bulunan şahıs olduğunu söyleyerek, temin edilen fotoğraftan sanık ...'u teşhis ettiği,Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20.03.2015 tarihli raporunda, katılan mağdur ...'nın yapılan muayenesinde hymen bütünlüğünün bozulmuş olduğu; aynı tarihte Kadın Hastalıkları Polikliniğinde yapılan muayenesinde hymende ''önceki cinsel ilişkiye bağlı eski yırtık'' bulunduğunun tespit edildiği,24.03.2015 tarihli sosyal inceleme raporunda özetle, katılan mağdur ...'nın annesi ..., abisi ..., yengesi ile 23.03.2015 tarihinde evlerinde görüşme yapıldığı, katılan mağdurun annesi ile birlikte aynı evde yaşadığı, olaylardan haberdar olmayan babasının cezaevinde hükümlü olduğu, daha önce yaşadıkları evin iki yıl önce yandığı, iki aylık evli olan abisinin iki ailenin geçimini bir şirkette bekçilik yaparak sağladığı, katılan mağdurun yangından sonra sürekli olarak kan kustuğu, rahatsızlığında tıbbi bir sorun bulanamadığı fakat psikiyatrik tedavi uygulandığı, hastanede yattığı ve terapi gördüğü, olaylarla ilgili kuruma alınacağı düşüncesiyle psikiyatriste bir şey anlatmadığı, terapi sürecinde çalışmasının yararlı olacağı yönündeki öneri üzerine kuaförde çalışmaya başladığı, annesinin önce rıza göstermediği, ilk olayın işten ayrılmadan 10-15 gün kadar önce olduğu, intihar düşüncesi taşıdığı, daha önce intihara teşebbüs ettiği, zararlı alışkanlığı olmadığının belirtildiği; 23.03.2015 tarihli epikrizde anksiyete ön tanısı konulduğu; ruhsal yönden üst seviye sorun yaşadığı, yaşanılanlardan etkilendiği, öfke, düşmanlık duyduğu, kendini suçladığı, korktuğu, karar vermede güçlük yaşadığı, öfke patlamasından ötürü başkasına zarar verme düşüncesine sahip olduğu ve başına kötü bir şey gelebileceği endişesinin olduğu; mağdur ...'in kendisiyle ilgili özel bilgileri okula ve çevresine yaydığını, ilk ifadesi nedeniyle aralarının iyi olmadığını belirttiği, aile bireylerinin sorulara açık ve net, katılan mağdurun rahat, güvenli, açık ve net olarak cevapladıklarının belirtildiği,19.03.2015 tarihinde gizlilik kararı alınan soruşturmada sürecinde sanıkların HTS kayıtlarının temin edildiği, ''Çocukları fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek” suçundan sanık ...'ün iletişiminin dinlenildiği;Cumhuriyet savcısınca tanzim olunan 09.04.2015 tarihli tutanakta, sanık ...’ün HTS kayıtlarından, hiç tanımadığını iddia etmesine rağmen sanık ... ve katılan mağdur ... ile 06.08.2014, 08.08.2014, 11.08.2014, 21.08.2014, 25.08.2014, 27.08.2014, 05.09.2014, 08.09.2014, 12.09.2014, 17.09.2014, 20.09.2014, 21.09.2014, 23.09.20 14... .09.2014 tarihlerinde; 22.04.2015 tarihli tutanakta ise 27.12.2014, 23.01.2015, 24.01.2015 ve son olarak emniyette ifadesinin alındığı tarihinde 10.03.2015 tarihlerinde kısa aralıklarla ardışık görüşmeler gerçekleştirdiğinin tespit edildiği,30.04.2015 tarihli Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunda özetle, katılan mağdur ...'nın muayenesinde; öz bakımının vasat, duygu durumunun depresif olduğu, yoğun anksiyete bulguları gözlemlendiği, olayları anlatırken sürekli ağladığı, inandırıcı, samimi tavırlar sergilediğinin müşahede edildiği; zengin bir iş adamının kendisine zorla tecavüz ettiği günden beri hayatının mahvolduğunu ifade ettiğinin belirtildiği,“Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan sanık ...'un kullandığı belirlenen şirket adına kayıtlı telefonunun Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2015 tarihli değişik iş kararıyla dinlenilmesine karar verildiği,İlçe Emniyet Müdürlüğünün 25.05.2015, 27.05.2015, 04.06.2015; Atatürk Havalimanı Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğünün 04.06.2015 tarihli cevabi yazıları ve ekleri ile sanık ...'un İstanbul Atatürk Havalimanından 25.03.2015 tarihinde çıkış yaptığı ve henüz ülkeye girişinin bulunmadığının bildirildiği,25.05.2015 tarihli Cumhuriyet savcısınca tanzim olunan tutanakta, sanık ...'un HTS kayıtlarından 21.07.2014, 04.08.2014, 06.08.2014, 09.08.2014, 11.08.2014, 15.08.2014, 16.08.20 14... .08.2014 tarihlerinde katılan mağdur ... ve sanık ... ile kısa aralıklarla görüştüğü, katılan mağdur ile 05.08.2014, 13.08.2014 tarihlerinde görüşmelerinin ve mesajlarının bulunduğu, ayrıca katılan mağdurun ifadesinde adı geçen ... ve sanık ... ile 22.08.20 14... .09.2014 tarihlerinde; ... ile soruşturmanın başladığı tarih olan 10.03.2015 günü görüştüğünün tespit edildiği,01.07.2014- 01.10.2014 tarihlerine yönelik sanık ...'un temin edilen HTS kayıtlarında, katılan mağdur ...'nın kullandığını beyan ettiği telefon ile 22 adet; sanık ...'ün beyanında geçen telefon ile 238 adet; 31.12.20 14... .04.2015 tarihleri arasında ise sanık ... ile 161 adet iletişim kaydının olduğu,Sulh Ceza Hakimliğinin 26.03.2015 tarih ve 2015/79 değişik iş sayılı kararı ile sanık ... hakkında yakalama emri düzenlendiği ancak, UYAP Bilişim siteminde dokümanın 27.05.2015 tarihinde oluşturulup imzalandığı,Sanık ...'ün, banka ve PTT şubelerinde bulunan hesaplarında 01.06.2014-11.06.2015 tarihleri arasında bir hesap hareketi ve havale kaydının bulunmadığı,Sanık ... hakkında uygulanan iletişimin dinlenilmesi tedbiri kapsamında elde edilen ses kayıtları ile tutanakların celp edildiği; 18.03.2015 tarihli kolluk tutanağında kullandığı, 22.05.2015 tarihli operatör kayıtlarında şirkete devrini yaptığı belirlenen sanık ...'un kullandığı hattın ise kapalı olması nedeniyle veri elde edilemediğinin 19.06.2015 tarihli İlçe Emniyet Müdürlüğü yazısıyla bildirildiği,Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 09.10.2015 tarihli raporunda, 07.05.2015 tarihli muayene notunda katılan mağdur ...'nın "... geçen yıl... bir bayan kuaföründe çalışmaya başladığı, ... adında bir patronunun olduğu, ......'nun izne ayrıldığı bir günde sabah dükkana bir erkeğin geldiği, patronuyla arka taraftaki ağda salonunda uzun bir süre konuştukları, kendisinin salonda tv izlediği sırada o kişinin yanına geldiği, patronunun da kapıyı üzerine kilitlediği, sonrasında o kişinin kendisine saldırdığı, ağzını kapattığı, tecavüz ettiği, adam gittikten sonra patronunun yanına gelerek bundan sonra kendisi için çalışmadığı takdirde abisini öldürteceğini söylediği, abisinin gece bekçiliği yaptığı, onu çok sevdiği, ona bir şey olmasından çok korktuğu için kimseye bir şey anlatamadığı, dükkanda çalışmaya devam ettiği, o adamın dükkana yine geldiği ve isteği dışında cinsel ilişkiye zorladığı, bunun sık sık tekrarlamaya başladığı, sonra bunun devamının geleceğini düşündüğü için dükkana gitmemeye başladığı, patronu ...'ün sınıf arkadaşı olan ...'e de aynı teklifte bulunduğu, arkadaşının kabul etmediği ve şikâyette bulunduğunu...,'' ifade ettiği, ruhsal durum muayenesinde; yaşında gösterdiği, görüşmede rahat davranışlarının dikkat çektiği, algı ve bellek kusuru saptanmadığı, normal zeka düzeyi izlenimi edinildiğinin belirtildiği; KOÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları birimince düzenlenen muayene raporunda ise katılan mağdur ... yengesi ile 07.05.20 15... .06.2015 tarihinde, abisi ile 02.06.2015 tarihinde görüşme yapıldığı, katılan mağdurun görüşmede, ''...daha önceki soruşturmada bu olay ile ilgili ifade vermediğini, korktuğu için hiç yaşanmadığını söylediğini ama sonra fikrini değiştirdiğini, geçtiği yaz kuaförde çalıştığını, ilk iki ay kadar herhangi bir sorun olmadığını, fakat bir gün ...'ün telefonda birileri ile görüşme yaptığını ve 'zengin bir adamın onu beğendiğini, beraber olmak istediğini, böylece çok para kazanabileceğini' söylediğini; bu teklifi kabul etmediğini, yarım saat kadar sonra kuaföre orta yaşlı bir adamın geldiğini,... ...'ün 'Git şu odada bekle.' diye başka bir odaya gönderdiğini, daha sonra adamın da o odaya girdiğini ve ...'ün kapıyı hemen üzerlerine kilitlediğini, adamın orada ... tecavüz ettiğini, adam çıkar çıkmaz ...'ün gelip 'Bundan sonra benim için çalışacaksın, dediklerimi yapmazsan ağabeyini de babanı da öldürtürüm.' diye tehdit ettiğini, abisini çok sevdiği için bu tehditten dolayı korktuğunu...olayı kimseye anlatmadığını, okul başladığında... ...'ün telefonla ulaşıp tehdit ederek yine gelmesini söylediğini, gittiğinde yine aynı şahsın kuaförde olduğunu ve bir kere daha o gün tecavüz ettiğini, telefonlarını açmadığı ... ...'ün aynı okulda okuyan... kızı ile mesaj ulaştırdığını, aynı sınıftan arkadaşı ...'e de aynı şeyi teklif ettiklerini, ...'in kabul etmeyip şikâyetçi olmasıyla olayın ortaya çıktığını,... tehditlerden korktuğu için şikâyet edemediğini...,' söylediği; ruhsal durum muayenesinde, yaşından büyük gösterdiği, olay konuşulduğunda duygulardan arınmış, ifadesiz şekilde olayı anlatmasının dikkat çektiği, zekâsının normal izlenim verdiği, yapılan değerlendirmede katılan mağdurun ağzından kan gelmesine ilişkin rahatsızlığının olayları değerlendirme, algılama ve buna göre karar verme yeteneğini etkileyecek düzeyde olmadığı, kendini ifade edebilme ve olayın önemini idrak yeteneğinin yeterince geliştiği, olay sonrası yakınmaların "majör depresif bozukluk" tanısı ile uyumlu olduğu, iddia edilen istismar olayı sonrası ruh sağlığının bozulduğunun mütalaa olunduğu,11.03.2019 tarihinde ibraz edilen dilekçesinde mağdur ... özetle; dosyada mağdur olarak yer almakla birlikte aslında mağdur olmadığını, sanık ...'ün kendisine herhangi bir ahlaksız teklifte bulunulmadığını, teklifi gerçekte katılan mağdur ...'nın sanık ... adına yaptığını belirterek kendisine söylediğini, sanık ...'e sorduğunda böyle bir şeyin olmadığını belirttiğini, kendisinin iftirası/şikâyeti sonrasında katılan mağdur ...'nın ifadeye çağrıldığını da kendisinden öğrendiğini ve doğruları anlattığını, böyle bir şeyin olmadığını söylediğini, ''Peki neden facebookta konuştuğumuzda bana sanki varmış gibi konuştun?'' diye sorduğunda ''Ne yapayım sen beni çok zorladın. Kız iftira miftira ama aslında iyi yaptın, dur bakalım bizde bu sayede iş adamından para koparabiliriz.'' dediğini, kendisine kızdığını, katılan mağdurun şikâyette bulunduğunu da sonradan duyduğunu, karşılaştıklarında yanlış yaptığını, iftira atmakla başının belaya gireceğini, belki ceza alacağını söylediğinde katılan mağdurun ''Her şeyin ayarlandığını, ne bana ne de kendisine dokunulacağını ve çok para kazanacağını,” söylediğini, samimi oldukları dönemde konuyu defalarca sorduğunda her seferinde birliktelik yaşamadığını, kuaförde bazı müşterilerden bu yolla para kazanıldığını ve farklı kişilerle ilgili şeyler duyduğunu söylediğini, cezaevinden çıktıktan sonra sanık ...'den helallik istediğini, dükkânına gitmeye devam ettiğini, olayın doğru olmadığını anlatma niyetinde olduğunu, ancak savcının “Beyanından dönersen sana sıkıntı yaşatırım, aynı şekilde ifadeni ver ve çık git.” dediğini, hatta odasında“Başkanım” diye hitap ettiği iki kişinin bulunduğunu, mahkemede de suçlayıcı ifade vermesi gerektiğinin, aksi takdirde tutuklanıp ceza alacağının söylediğini, yaşı küçük olduğundan korkarak mahkemede de aynı yönde ifade verdiğini,10.09.2015 tarihli duruşmada uzman bilirkişinin, katılan mağdur ...'nın kendisini ifade edebildiğini, beyanlarına itibar edilebileceğini ifade ettiği,Katılan mağdur ... ile birlikte duruşmada bulunan psikoloğun ise özetle, katılan mağdurla iki aydır her hafta görüştüklerini, rapor sunabileceğini, katılan mağdurdan mahkeme süreci yaklaştığı için hazırlamak amacıyla yaşadıklarını yazılı olarak anlatmasını istediğini, katılan mağdurun bunları tarihsiz kareli bir kâğıda yazıp imzaladığını ifade ettiği,Kareli defter sayfasına, tarih içermeyen, ... ... ismi ve imzası ile tanzim olunan yazıda özetle; ''...halasının da ...'ü halk eğitimden tanıdığını,... üç ay tatilde çalıştığını,...işten çıkmasına on gün varken diğer eleman izinde iken o gün temizlik yaptıklarını ve oturduklarını, oturuken ...'ün 'bir iş adamı var seninle tanışmak istiyor, ilişkiye girmek istiyor, çok parar verir' dediğini, 'olmaz abla' dediğini,...yarım saat sonra kapı çalındığını, kapıyı açtığını,50-55 yaşlarında şişman grili siyah saçlı bir adamın geldiğini,......'ün kapıya koştuğunu, birlikte ağda odasına geçtiklerini, kendisinin de televizyonlu odaya geçtiğini, 15 dakika içeride konuştuklarını, sonra odaya geldiklerini, ...'ün kapıyı kilitlediğini, adamın üstüne saldırdığını, üstünü çıkarmaya çalıştığını, kendisinin de bağırmaya ve itmeye çalıştığını, ağzını kapattığını, zorla kendisini kullandığını, işi bittikten sonra kapıya vurduğunu, ...'ün kapıyı açtığını kendisinin ise ağladığını, kendisinin başına gelerek 'bundan sonra bana çalışacaksın, eğer çalışmazsan birisine söylersen abini öldürtürüm, seni öldürtürüm, babanı öldürtürüm zaten baban yok' dediğini, kimseye bir şey diyemediğini, ondan sonra 'diğer kızlar güzel para alıyor sende onlar gibi çalışırsan iyi para alırsın' dediğini, okullar açıldıktan 15 gün sonra kendisini çağırdığını, aradığını, yalan söylediğini işim var gelemem dediğini, telefonunu açmadığını, sonra kızı ile haber yolladığını, 'Bugün ... gelmezse ne olacağını iyi bilir' dediğini, sonrasında gittiğini, o adamın orada olduğunu, yine istemeyerek kullanığını,...15 gün sonra kızı ile haber yolladığını, 'çıkışta ... gelsin' dediğini, gittiğinde adamın orada olduğunu, ...'ün yine kapıyı kilitlediğini, sonra istemeyerek kullandığını, son kullandığından sonra bir daha gitmeyeceğim dediğini, sonra kendisinin canından çok sevdiği kardeşi dediği kişiye de teklif etmiş olduğunu, onun da gitmiş şikayette bulunmuş olduğunu, ...'ün eve geldiğini, halasına 'hocam beş dakika ... ile konuşalım özel' dediğini,...'benim ifademe göre ifade vereceksin, yoksa karakoldan çıkamazsın, çıktığında ölürsün' dediğini, onun ifadesine göre ifade verdiğini, okulda kızının telefonundan kendisini aradığını, size geleceğim dediğini, sonra eve geldiğini ve halası ile konuştuğunu, gittiğini, kendisinin zaten ilk anlatmadığını, sonrasında abisine anlattığını, akşam o adamın abisinin yanına gitmiş olduğunu, sabah abisinin işten geldikten sonra kendisi ile konuştuğunu, ...annesinin de sorduğunu ve kafa salladığını, abisinin korkmamasını, ölene kadar arkasında olduğunu söylediğini, sonrasında savcı... ifadeye çağırdığını, ama abisine neler olduğunu kağıda yazarak anlattığını,...'' belirttiği,22.10.2015 tarihli Psikolog ... tarafından tanzim olunan yazıda, kadın dayanışma derneğine yönlendirilen katılan mağdurla 11.07.2015 tarihinden itibaren sekiz görüşme yapıldığı, mahkemede anlattıklarını ilk görüşmede tarafına da anlatttığını, olay nedeniyle tedirginlik, yüksek kaygı, strese bağlı bedensel şikâyetler, öfke nöbetleri, sosyal uyum güçlüğü, uykusuzluk, korku, intihar girişimi ve tekrar intihar riski yaşadığının öğrenilmesiyle psikiyatrise yönlendirildiği, ilaç kullandığı, görüşmelerde yasal süreç ve toplum baskısının yarattığı kaygının azaltılmaya çalışıldığı ve azalma gözlendiği, doktor takibinin sürdüğünün belirtildiği,... Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli müzekkeresi ile UYAP sisteminden 2015/238 sayılı dosyanın gönderildiği, ifadelerde özetle; 2015/411 sayılı soruşturma evrakında tanık ...'ın müşteki sıfatı ile 27.04.2015 tarihli ifadesinde kardeşi nedeniyle başlatılan soruşturma sonrasında önceden tanımadığı ...'ın telefonla aradığını ve destek olacağını söylediğini, daha sonra ...'tan para alma teklifinde bulunduğunu fakat kabul etmediğini, bekçilik yaptığı şantiyeye gece saat 22.30 sıralarında bir araçla yanında tanımadığı iki şahısla birlikte gelen ...'ın ''Sen ...'den 250.000 TL para aldın. Evini dayadın döşedin'' dediğini, tartıştıklarını, ''Sen namusunu paraya sattın, bundan sonra beni yanında bulmayacaksın, bundan sonra senin karşında olacağım'' diyerek hakaret ve tehditte bulunduğunu, yüzüne yumruk attığını, ...'dan şikâyetçi olduğunu yanında bulunan iki şahıstan ise olmadığını; şüpheli sıfatı ile ...'ın savcılık ifadesinde, ...'nın kız arkadaşı olması sebebiyle ...'ı tanıdığını, destek olacağını söylediğini, ...'tan para alalım demediğini, ...'ın ...'tan para aldığını duyduğunu, yaşamında değişiklikler olduğunu görünce buna kanaat getirdiğini, sinirlenip çalıştığı yere gittiğini, hakaret içerikli sözler söylediğini ve tokat attığını beyan ettikleri; 26.05.2015 tarihli duruşmada müşteki ...'ın, benzer şekilde ifade verdiği, sanığın gizlilik kararı bulunmasına rağmen dosyanın tüm içeriğinden haberdar olduğunu, bunu nasıl sağladığını bilmediğini, kız kardeşini rahatsız ettiğini, buna ilişkin soruşturma yapıldığını ifade ettiği; 05.06.2015 tarihli duruşmada sanık ...'ın herhangi bir telefonla ... veya akrabaları ile herhangi bir görüşme yapmadığını söylediği, ...'i tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise ne zamandan beri tanıdığı, bir ilişkisinin olup olmadığı, ilişkiye girip girmediği sorusuna susma hakkını kullandığı, katılan vekilinin ...'nın telefonunu ibraz ettiği, mahkemece yapılan incelemede mesajın görüldüğü ve bir videonun izlendiği, videoada katılanca kardeşi ... olduğu belirtilen şahsın uyurken ağzından kan aktığının görüldüğünün zabıtta belirtildiği, sanık ...'ın "Görüntülerde video kaydında görülen kişi mağdur ...'dır. Bunun benimle bir alakası yoktur, bildiğim kadarıyla hastalığı vardır.", 17.06.2015 tarihli duruşmada da sorulması üzerine ''Ben ... ile ilişkiye girmedim." dediği,21.10.2015 tarihli dilekçesinde sanık ...'ün özetle; iftira atıldığını ve mağdur olduklarını bildirdiği ve 17.04.2019 tarihli duruşmada müdafii tarafından beş gün raporlu olduğuna dair sağlık raporunun sunulduğu,Süreçte, katılan mağdurun sosyal medya vs... resimlerin, soruşturma aşamasında da temin edilen olayın meydana geldiği kuaför salonunun dış çevre fotoğraf ve görüntülerin, mağdur ...'in kuaföre gittiğine dair resimlerin, sanık ...'un abisinin belediye başkanlığı döneminde faaliyetleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca hedef alındığına dair dokümanların ve sanığın yurt dışı yerleşim kaydına dair belge suretlerinin, uzman mütalaasının sunulduğu,UYAP Bilişim sisteminde re'sen yapılan incelemede; ... Asliye Ceza Mahkemesinde 03.05.2016 tarih ve 165-125 sayı ile katılan ...'a yönelik sanık ...'ın hakaret suçundan; 29.11.2017 tarih ve 285-405 sayı ile müşteki sanık ... ile katılan sanık ... arasında tehdit suçundan davaların bulunduğu, içeriklerde iş bu davaya konu hadiselerden bahsedildiği,Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.06.2015 tarih ve 4438-444 sayılı iddianame ile; sanık ...'ün katılan mağdur ...'ya yönelik ''çocukları fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek'' suçundan ''TCK'nın 227/1 ,227/4, 44,''; ''çocuğun nitelikli cinsel istismarına iştirak'' suçundan ''TCK'nın 103/2, 103/4,37/1,''; sanık ...'un katılan mağdur ...'ya yönelik eylemleri nedeni ile ''üç kez ayrı ayrı'', ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'' suçundan ''TCK'nın 103/2,'' maddelerince cezalandırılmasının istenildiği,İlk Derece Mahkemesince 10.09.20 15... .04.2019 tarihleri arasında toplam 18 duruşma yapıldığı; 10.09.2015 tarihli ilk duruşmada, sanık ... ile müdafileri ve sanık ... müdafiinin hazır bulunduğu, iddianamenin kabulü kararının, iddianame ve eklerinin okunduğu, hakları hatırlatılan sanık ...'e suçunun anlatıldığı ve savunmasını yaptığı,03.12.2015 tarihli duruşmada tutuklu sanık ...'ün tahliyesine karar verildiği,Sanık ...'un İstanbul’da yakalandığının bildirilmesi üzerine 22.01.2019 tarihinde re’sen açılan 16. duruşmada; sanık ...’un SEGBİS aracılığıyla hazır edildiği, kimlik tespiti yapılarak iddianamede dayanak gösterilen eylemler ile hukuki nitelendirmenin ve isnat olunan suçun anlatıldığı, hakları hatırlatılarak müdafii eşliğinde savunmasının alındığı ve tutuklanmasına karar verildiği,06.03.2019 tarihli 17.duruşmada; sanık ..., müdafileri ile sanık ... müdafiinin hazır bulunduğu, sanık ...'un ''Geçen duruşmada savunmamı yapmıştım, okumuş olduğunuz belgelerle ilgili olarak avukatlarım savunma yapacaktır. Haksız bir iftiraya uğradım'' dediği, sanık müdafilerince tevsii tahkikat taleplerinde bulunulduğu, mahkemece taleplerin reddedildiği, akabinde Cumhuriyet savcısının mütalaasında sanık ...’ün mağdur ...’e yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 227/1 ve 227/4. maddeleri, katılan mağdur ...’ya yönelik eylemi nedeniyle ise TCK’nın 37/1 delaletiyle 103/2 ve 103/4. maddeleri uyarınca; sanık ...’un ise katılan mağdur ...’ya yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 103/2 ve 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının ve sanık ... 'un tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesinin talep olunduğu, bu aşamada duruşma zaptına dercedildiği şekilde ''sanık müdafilerine CMK’nın 226. maddesi gereğince sanıklar hakkında TCK'nın 103/3-a maddesinin ve sanık ... hakkında TCK'nın 39. maddesinin ya da 37. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildi. Esas hakkındaki savunmaları ile birlikte bu hususu da değerlendirilmeleri istenildiği'', sanık ...'un mütalaayı ve suçlamaları kabul etmediğini belirterek beyanda bulunduğu; sanıklar müdafilerinin savunmalarını hazırlamak üzere süre talep ettikleri ve esas hakkındaki savunmalarını hazırlayabilmeleri için gelecek celseye kadar süre verildiği,17.04.2019 tarihli 18. duruşmada, sanık ..., mağdur ..., sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafi'nin hazır oldukları, mağdur ...'in şikâyetinden vazgeçtiğini bildirdiği dilekçesini sunarak beyanda bulunduğu, sanık ... müdafii tarafından sanığın sağlık raporunu sunduğu, iddia makamının geçen celse verilen mütalaayı aynen tekrar ettiğini beyan ettiği, sanık ...'un beyanda bulunduğu, sanık müdafilerince tevsi tahkikat taleplerinde bulunulduğu, mahkemece taleplerin reddine karar verildiği, akabinde sanıklar müdafilerince savunmaların yapıldığı, sanık ...'a son sözünün sorulduğu ve tefhim olunan hükümle; sanık ... hakkında, katılan mağdur ...'ya karşı çocuğu fuhşa teşvik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da fikri içtima kuralı gereğince bu suçtan hüküm kurulmasına yer olmadığına, katılan mağdur ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan her iki sanığın ayrı ayrı müsnet suçtan TCK'nın 103/3-a, 43 maddelerinin tatbiki ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verildiği,Anlaşılmıştır.İnceleme dışı mağdur ..., 10.03.2015 tarihinde müşteki sıfatı ile kollukta verdiği ifadesinde özetle; yaklaşık bir ay önce, arkadaşı ...’nın daha önce çalıştığı kuaför salonuna gittiklerini, burada sanık ...’in ...'da yanında iken kendisine ''Ben seni Kocaelinde iş adamı olan ... isimli şahıs ile tanıştıracağım bu şahıs senin ile cinsel ilişkiye girecek ve istediğin kadar sana para verecek'' ayrıca ''...'da ...çalışan ... isimli şahsı tanıştırdığını, bu şahsa yüklü miktarda para verdiğini, telefon aldığını, bu şahıs başka kızlar ile tanıştırdığını, birisinin düğünü için 50 bin tl para verdiğini, bu şahıs ile beraber olması halinde mağdur olmayacağını'' söylediğini, sanığa kızdığını, teklifi yaparken elli yaşlarında, kısa boylu, esmer, beyaz saçlı, göbekli bir şahsın geldiğini, dışarı çıktıklarında ...'nın kendisine bu teklifin yapıldığını, bu şahıs ile cinsel ilişkiye girdiğini, bu kişiden 8.000 TL aldığını, bunun 500 TL’sini kendisinin aldığını, 7.500 TL’sini ...’e verdiğini, bu şahsın dışarı çıkmadan önce kuaföre giren şahıs olduğunu söylediğini, sanık ...’den davacı ... şikâyetçi olduğunu, ...’ya bu konuyu mesaj yoluyla yazdığını ve kayıtların telefonunda bulunduğunu, incelenmesini istediğini,13.03.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde ise özetle; emniyette ifade verdiğini, teklifi reddettikten sonra sanığın bir daha ileri sürmediğini ve sanık ...'den şikâyetçi olmadığını,Mahkemede 10.09.2015 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde; önceki ifadelerinin doğru olduğunu ve tekrar ettiğini, sanık ...'ün önce katılan mağdur ...'ya kendisi için böyle bir teklifi kabul edip etmeyeceğini sorduğunu, katılan mağdurun kabul etmeyeceğini söylemesi üzerine ertesi gün teklifin kendisine yapıldığını, sonrasında katılan mağdurun teklifi kabul ettiğini öğrendiğinde emniyete giderek şikâyette bulunduğunu, şikâyeti geri alması için ailesine para teklif edildiğini, okulundan geri kalması ve ailesinin isteği üzerine şikâyetini geri çekmek için savcılığa gittiğini, sanık ...'ün Kocaeli'nde iş adamı olan ... isimli bir şahsın kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istediğini, karşılığında para vereceğini, başka kızların da ilişkiye girerek çeyiz parası aldıklarını, bu durumda mağdur olmayacağını ve birikiminin olacağını söylediğini, sanığa kızdığını ve katılan mağdurla birlikte ayrıldığını, ardından evine gittiğini, katılan mağdurun bu şahısla daha önce para karşılığında beraber olduğunu internette yaptıkları yazışmada öğrendiğini, kendisine sanık ...'ün aracı olduğunu söylediğini, ifadesinden sonra sanık ...'ün yanında bir şahısla köylerine gelerek amcasıyla konuştuğunu, şikâyetini geri almasını istediğini, ayrıca telefonla ...’da buluşup şikâyetten vazgeçmesi karşılığında para teklif ettiğini amcasından öğrendiğini, okulundan geri kalmamak için şikâyetinden vazgeçtiğini,sanık ... tarafından tehdit edilmediğini, yalnızca ısrar edildiğini, okulda katılan mağdurla kavga etmediğini,olay sebebiyle şikâyetçi olmadığını; sorular üzerine, teklif yapıldığı sırada diğer sanığın kuaförde bulunmadığını, önceki ifadesindeki bu hususun yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını, karakola giderken kimseye haber vermediğini, amcasına para teklifinin ifade verdiği günde değil farklı bir günde yapıldığını, katılan mağdurun sanık ...’ün bahsettiği kişiyle ilişkisi olduğu yönünde bir beyanda bulunmadığını, katılan mağdurla kuaföre üç kez gittiğinde katılan mağdurda bir çekince ya da korku görmediğini, teklif gelmeden önce sanık ...'ün teklifi kendisinin kabul edip etmeyeceğini sorduğunu ve etmeyeceğini söylediğini daha sonra katılan mağdurdan öğrendiğini, son gidişinde kendisine yapılan teklifi katılan mağdurun duyduğunu, teklifte Kocaeli'nde ... adında bir iş adamı olarak ismin geçtiğini, sanık ...'u tanımadığını, kuaföre giren erkek şahsı teklifin yapılmasından önce hangi tarihte olduğunu net olarak hatırlamamakla başka bir günde kuaförde gördüğünü ve katılan mağdurun ...'ün babası olduğunu söylediğini,17.04.2019 tarihli duruşmada ise şikâyetini geri çekmeye ve doğruları anlatmaya geldiğini, böyle bir şey olmadığını, dilekçesini tekrar ettiğini ve doğru olduğunu,Katılan mağdur ..., 10.03.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde özetle; mağdur ...’i tanıdığını, geçen yıl aynı sınıfta okuduklarını, sanık ...’ün kuaför dükkânına sömestr tatilinden yaklaşık bir hafta önce, 19.01.2015 sıraları, tarihi hatırlamamakla birlikte öğle arasında gittiklerini, dükkânda yalnızca üçünün bulunduğunu, sanığın mağdura bir iş adamı ile tanıştırıp para verileceği yönünde sözünü duymadığını, o sırada bir erkek şahsın gelmediğini, ... isimli şahsı tanımadığını, mağdura ... diye birinden bahsetmediğini, ‘'Ben ... ile beraber oldum, bana sekiz bin TL verdi,... yedi bin beş yüz TL’sini ...’e verdim’' gibi bir şey söylediğini, ancak böyle bir olayın yaşanmadığını, mesajların kendisine ait olduğunu,mağdurun aşırı sıkıştırıp arkadaşlığını bitireceğini söylemesi üzerine, tanımadığı ... isimli şahsın kıyafetleri üzerinden vücudunun çeşitli yerlerini ellediğini söylediğini, psikolojik problemleri nedeniyle arkadaşı olan mağdura aşırı bağlı olduğundan yalan söylediğini, kimseden davacı ... şikâyetçi olmadığını,Cumhuriyet Başsavcılığında, 18.03.2015 tarihli ifadesi ve görüntü kaydında özetle; tedavisinde ilerleme olmadığı için yapılan öneri üzerine geçen yaz sanık ...'ün yanında çalıştığını, sanığın telefonda“Kız veya erkek ona göre bak, elimde çok iyi biri var. Çok iyi bir iş adamı var; şu insan yine seni istiyor” şeklinde çeşitli kızlarla konuştuğunu, bu kızların isimlerini bildiğini, dükkâna erkekler geldiğinde kendilerini dışarı çıkardığını, olay günü telefonda konuştuğu kişiye “Elimde çok iyi iş adamı var, hem seni sarışın olduğu için beğenmiş, seni istiyor.” dedikten sonra kendisine,“Çok iyi bir iş adamı var. Seninle tanışmak, ilişkiye girmek istiyor; sana ayarlayayım, çok para kazanırsın.” dediğini, “İstemiyorum. Yok abla, bizde namus önemlidir.” diyerek kabul etmediğini, bir veya yarım saat kadar sonra bir adamın kapıya geldiğini, sanığı sorduğunu, içeride dediği sırada sanık ...'ün kapıya geldiğini, ikisi birlikte dükkânın arka tarafında bulunan odaya geçtiklerini, sanık ...'ün televizyon odasında oturmasını söylediğini, odaya geçtiğini ve televizyon izlediğini, on beş-yirmi dakika sonra adamın içeri girdiğini, ne olduğunu anlamadan sanık ...'ün kapıyı kilitleyerek çıktığını, adamın üzerine geldiğini, ağzını kapattığını, bağıramadığını, itmeye kalktığını ancak kendini savunamadığını, kendisini kullandıktan sonra adamın sanık ...'ü aradığını, kapıyı açtığını ve sanık ...'ün geldiğini ve kendisine “Benim dediklerimi yapmak zorundasın, bundan sonra bana çalışacaksın, bana çalıştığın sürece çok iyi para kazanırsın.” deyince ağladığını, sonra evine gittiğini, kimseye bir şey söylemediğini, ertesi gün sanığın tehdit etmeye başladığını, “Eğer birine bir şey anlatırsan senin aileni öldürtürüm, zaten baban yok, baban cezaevinde, abini de babanı da öldürtürüm, arkanızda kimse yok, kökünüzü kazırım.” dediğini (06.09dk,mov017), kimseye söyleyemediğini, bunu okula on-on beş gün kala söylediğini, sonra işten çıktığını, sanık ...'ün okuldayken tarihini hatırlamadığı bir gün aradığını, gelmesini istediğini, “İşim var.” dediğini, ancak ''Gel'' demesi üzerine gittiğinde adamın orada olduğunu, sanık ...'ün kendilerini yine odaya koyduğunu,“Dediklerimi yapmazsan abini öldürürüm.'' dediğini (06.58 dk, mov017), sonra kapıyı kapatıp kilitleyerek çıktığını, yine aynı şeyin olduğunu, istemese bile babasının cezaevinde bulunması, bir tek abisi ile annesinin olması nedeniyle bunu yaptığını, tehditleri sadece sanık ...'ün yaptığını ve sanık ... ile diyaloğa girmediğini, ilkinde haberinin olmadığını, ikincisinde ise böyle bir şey olacağını tahmin etmediğini yine bunları konuşacaklarını düşündüğünü, ancak adamın içeride oturduğunu; adamın dükkâna daha önce bir kere geldiğini, gelişinde sanık ...'ün “Dışarı çıkın, ben sizi aradığımda veya bir saat sonra gelin.” dediğini, bu kişinin, kilolu, orta boylarda, beyaz ve siyah saçlı, az bıyıklı, kumral birisi olduğunu; sanığın “Adamın çok zengin bir iş adamı olduğunu, adının ... olduğunu,...sahibi olduğunu, dediklerini yaparsan çok para kazanacağını” söylediğini (11.53 dk, mov017); okul açıldıktan yaklaşık bir hafta sonra sanık ...'ün aradığını ve okul çıkışı gelmesini istediğini, abisine zarar vereceğinden korktuğu içinde ''tamam'' dediğini, gittiğinde sanıkların televizyon odasında oturduklarını ve sonrasında sanık ...'ün dışarı çıkarak kapıyı kilitlediğini, sanık ...'un tecavüz ettiğini, kesinlikle sanıklardan para almadığını, sanık ...'ün para aldığını bildiğini, ayrıca annesi diye komşusunu götürüp “kızım hasta” diyerek para aldığını sanık ...'ün söylediğini, konuşturduktan sonra sanık ...'ün sildiği için sanık ...'un numarasını bilmediğini ancak bir defa “Kömür bitti”, bir kere de “Hastaneye gideceğim” diye telefonda para istettiğini, sanık ...'ün bu paraları aldığını sanık ...'un “Bir saat, iki saat sonra kömür parasını oraya bırakırım.” dediğinden bildiğini, ikinci olaydan uzun bir süre sonra okula devam ederken bir tecavüz olayının daha olduğunu, kendisinin artık gitmek istemediğini, fakat sanık ...'ün aynı okulda okuyan kızı aracılığıyla kendisini kuaföre çağırmaya devam ettiğini, bazen riske atıp gittiğini bazen de gitmediğini, okulda kızı aracılığıyla çağırdığında çıkışta kuaföre gittiğini, sanık ...'ün söylemesi üzerine oturduğunu, on dakika sonra sanığın çağırması üzerine sanık ...'un geldiğini, sanık ...'ün yine kapıyı kilitleyerek çıktığını, sanık ... ile istemeden ilişkiye girdiğini, sanığın ağzını kapatmadığını ama kendisinin de bağırmadığını, tehditlerden korktuğu için boyun eğdiğini (08.56 dk.mov018), üç defadan sonra sanık ... aramış ve tehdit etmişse de gitmediğini, herhâlde sanık ...'ün mağdur ...'e de teklifte bulunduğunu, mağdur kabul etmeyince bildiği kadarıyla kavga etmiş olduklarını, mağdur ...'in herhâlde tehdit alınca karakola şikâyet ettiğini, sanık ... ile ilişki yaşayıp yaşamadığını bilmediğini, mağdur ...'e ilişki yaşadığını söylemediğini ancak sanık ... ile konuşmuş olabileceğini, sonrasında mağdur ... ile mesajlaştıklarını, mağdur ... şikâyet etmeseydi kendisinin de etmeyeceğini, mağdur ...'i kuaföre kendisinin götürdüğünü, bu nedenle sanık ...'ün mağduru tanıdığını, kuaförün üç odalı olduğunu, başkasının benzer bir şey yaşadığına şahit olmadığını, sanık ... geldiğinde yalnız olduklarını, kuafördeki diğer çalışanın ... olduğunu, bir erkek geldiğinde sanığın kendilerinin dışarı çıkmasını istediğini, bazen telefonla konuştuktan sonra misafirim gelecek diyerek kendilerini yolladığını, sanık ...'u ilişki yaşamadan önce bir defa geldiğini gördüğünü ve sanık ... ile sohbet ettiklerini, ..., ..., ...'nın kuaföre gidip geldiklerini ve ilişkiye girdiklerini sanık ...'ün söylediğini, ...'yı 10 Mart günü ifade sırasında gördüğünü, sanıkla birlikte evlerine geldiğini, sanığın ''Benim ifademe göre ifade vereceksin, Eğer benim dediklerime uymazsan abini öldürttüreceğim.'' dediğini, evde kendisinden başka annesi, abisi, halası ve yengesinin bulunduğunu, sanığın annesigile, ''Mağdur ... ile kavga etmişler, ... de küsmemek için tanımadığı bir insana yattım falan filan demiş'' demesi üzerine abisinin şüphelendiğini, annesigilin yanında kendisine ''..., niye böyle yapıyorsun, bak ikimizin de başı yandı, bizim üstümüze iftira atıldı bak.” dediğini, ifadesinin sonrasında kullanmak istemediğinden telefonunu abisine verdiğini, sanığın kendisini birkaç kere aradığını ve abisinin açtığını; tehdit hususu sorulduğunda (23.14 dk,mov018) sanığın önce halasını aradığını, “Hocam, biz geleceğiz, sizinle bir şey konuşacağız.” dediğini, kendisinin bu sırada kendi evlerinde olduğunu, halasının “Senin polisle ne işin var?” diyerek kendisini çağırdığını, sanık ... ile halasının evinde görüştüklerini, evlerinin karşı karşıya iki adım mesafede olduğunu, evlerinde yemek yerken halasının çağırması üzerine halasına gittiklerini, sanığın halasına “Beş dakika ... ile özel konuşabilir miyiz?” dediğini, önce kendisi ile yaptığı konuşmada sanığın ''Benim verdiğim ifadeye göre ifade vereceksin.Annenlere bir şey söylemeyeceksin. Abini öldürtürüm.'' dediğini, sonra sanığın halası ile görüştüğünü, abisini ve annesini çağırmasını istediğini, abisine ve annesine “Kavga etmeleri nedeniyle ...'in intikam almak için emniyete başvurduğunu, ona göre ifade ayarlayalım.” dediğini, sonra abisinin kendisine doğruları söylemesini istediğini, ifadesinde her şeyi anlatacağını ancak abisini dışarı çıkarttıklarını, sanık ...'ün sözleri aklına gelince korkudan söyleyemediğini, şu anda korktuğunu ama ailesi öğrendiği için bunları söylediğini, abisinin zaten şüphelendiğini, sanık ...'un abisi ile konuştuğunu, sonrasında abisinin de kendisiyle konuştuğunu, her şeyi anlattığını, abisinin de korktuğunu, sanıklardan şikâyetçi olduğunu,Mahkemede verdiği ifadesi ile görüntülerde ise özetle; iş yerinden ayrılmadan yaklaşık on gün önce sanık ...'ün, sanık ...'tan bahsederek kendisiyle ilişkiye girmek istediğini söylediğini, kabul etmediğini, yaklaşık yarım saat sonra beyazlı grili saçlı, ellili yaşlarda, kilolu bir adamın geldiğini, sanık ... ile beraber ağda odasına gidip yaklaşık on beş dakika görüştüklerini, sonra odadan çıktıklarını, sanık ...'ün kapıyı dışarıdan kilitlediğini ve birden üzerine gelen sanık ...'un ağzını kapatarak zorla organ sokmak sureti ile tecavüz ettiğini, sonrasında sanığın kapıya vurduğunu ve diğer sanık ...'ün de kapıyı açtığını, sanık ...'un gittiğini, sanık ...'u daha önce bir defa çay içmeye kuaföre geldiğinde gördüğünü, sonra sanık ...'ün ''Bundan sonra bana çalışacaksın, benim dediklerimi yapmazsan zaten babanda cezaevinde, ağabeyini de öldürtürüm, başkada kimsen kalmaz'' şeklinde tehditte bulunduğunu, okullar açıldıktan ve iş yerinden ayrıldıktan sonra da sanık ...'ün kendisini sürekli telefonla aradığını ve kuaföre çağırdığını, tehditleri nedeni ile gittiğini, sanık ...'un yine orada olduğunu, aynı şekilde ikinci kez kendisini kullandığını, sonrasında sanık ...'ün ''Bak bu ..., ...sahibi, çok zengin bir adam, sen ne istersen sana yapabilecek bir insan,'' şeklinde sözler söylediğini, ikinci olaydan sonra sanığın telefonlarına çıkmadığını, ancak okulda kızı aracılığıyla tekrar çağırdığını, arkadaşı ve kardeşi gibi sevdiği mağdur ... ile ...'ün kuaför dükkanına üç kez gittiğini, beraber gitmesinin sebebinin mağdur ... yanındayken sanık ...'u çağırmaması ve bir şey yapamaması olduğunu, sanığın tehditleri sebebi ile ikinci olaydan sonra tekrar iş yerine gittiğinde sanık ...'un on dakika sonra geldiğini, sanık ...'ün yine kapıyı kilitlediğini ve sanık ...'un üçüncü kez tecavüz ettiğini, bu üçüncü olaydan sonra yaklaşık 20 günden fazla bir süre sonra mağdur ... ile üçüncü kez dükkana gittiğinde sanığın mağdur ...'e de aynı teklifte bulunmayı kendisine söylediğini fakat kabul etmediğini, bu sırada mağdur ...'i kola almaya gönderdiğini, mağdur ... geldikten sonra yanında iken bu teklifte bulunduğunu, mağdur ...'in teklifi reddettiğini ve ayrıldıklarını, araya hafta sonu girdiğini, mağdur ... ile yazıştıklarında ısrarı üzerine yaşananları anlattığını, tartıştıklarını, pazartesi okula gittiğinde rahatsızlandığını, abisinin kendisini gelip aldığını, hastaneye gittiklerini, mağdur ... 'in karakola gitmiş ve ... ile sanık ... ifadeye çağrılmış olduğunu, hastaneden eve geldikten sonra sınıf arkadaşı ...'den mesaj atıldığını ve karakola gelmesinin söylediğini, babası cezaevinde olması sebebi ile kuruma alınma ihtimali bulunduğundan gelemeyeceğini söylediğini, sonrasında sanık ...'ün aramaya başladığını, ''O telefonu aç telefonu açmazsan abini arayacağım'' tarzında aramalar yaptığını, evlerinde iken halasının ''Patronu ...'ün aradığını, bir olaya karışmışsınız gelecek seninle konuşacak'' dediğini, halasına gittiğini, halasının evine sanık ... ile tanık ...'nın geldiğini, sanık ...'ün halasına kendisi ile özel konuşmak istediğini söylediğini, halası annesigili çağırmaya gittiği sırada yalnız kaldıklarında yanında tanık ... varken sanık ...'ün ifadeyi kendi ifadesine göre vermesini aksi halde karakol çıkışında kendisini öldürteceğini söylediğini, daha sonra annesigil ve halasının geldiğini, sanığın halası, annesi, yengesi ve abisinin yanında ağlayıp serzenişte bulunduğunu, kendisine kalem kağıt vererek ifadesine uygun ifade yazdırdığını, ezberlettirdiklerini, karakolda söyledikleri şekilde yalan ifade verdiğini, sanık ...'un bir iki gün sonra abisinin yanına tanıklar ..., halası ... ile birlikte gittiğini, abisi ile ''Ben değilim, ... konuşmazsa ona avukat tutarım, tedavisini ettiririm, Biz namuslu adamlarız, ben hacca gittim geldim, adım benim büyük, büyük bir iş adamıyım, adımın duyulmasını istemiyorum, abim benim milletvekili adayı, sana para verelim, kardeşini tedavi ettirelim'' şeklinde arabanın içinde konuşmalarından sonra sabah abisinin kendisi ile konuştuğunu, olayların aslını sorduğunu, güven verince ve annesi de ''Kullandı mı?'' diye sorunca tasdik ettiğini, kağıda yazarak olayları anlattığını, ifadeden sonraki gün okulda sanık ...'nin kızı aracılığı ile kendisini aradığını ve ''... sana avukat tutacak, eve geleceğiz'' dediğini, ticari taksi ile geldiklerini, halasının geri çevirdiğini, daha sonra abisinden öğrendiğine göre ...'ın sanık ...'den yanına adamlarını göndermesini istediğini, ...'ın abisi ve ...'ün adamları ile birlikte abisine para teklif etmiş fakat abisinin kabul etmemiş olduğunu, yine ...'ın nisan ayının son haftasında yanında iki adamla birlikte abisinin iş yerine gidip evindeki eşyayı kim aldı şeklinde sözler sarf edip abisini darp ettiğini daha sonra kendisine mesajla küfür ettiğini, ...'ın sanık ...'ün adamı olduğunu, sanık ...'ün mağdur ...'in köyüne birlikte gittiği ...isimli şahsın eşi ve komşusu olan kadını yanında götürerek sanık ...'tan kadını kendisinin annesi olarak tanıtıp para istediğini bildiğini, ... ile olaylardan önce iki hafta sevgili olduklarını, her hangi bir ilişkisinin olmadığını; sorular üzerine, sanık ...'un üzerinde krem rengi pantolon ve kahve rengi tonlarında yanlarından bağcıklı bir ayakkabı olduğunu, kapı kilitlenir kilitlenmez ağzını kapattığını; sanık ...'ün başkalarına adamı babası şeklinde tanıtmasını söylediği içinmağdur ...'e de babası diye söylediğini, üç olayda da sanığın kendisine bir şey söylemediğini, sadece çıkarken kapıyı tıklatttığını, ilk seferinde ağzını kapattığını ve bağırma imkanı olmadığını, ikinci ve üçüncü olaylarda ise ailesiyle tehdit edildiğini, mağdur ...'in sunduğu mesajlarda cinsel ilişki olmadığını, sadece elbise üzerinden bir elleme olduğunu söylediğini, mağdur ...'in bu konuda şikâyetçi olacağını düşünmesi ve ailesinin başına bir şey gelmesinden korktuğundan açıkça söylemediğini, sanık ...'ün tehditlerini gerçekleştirme gücünün varlığına inandığını,Katılan ... mahkemede özetle; sanık ...'ün yalan söylediğini, tanık ...'nin evine kızı gittikten sonra kendisinin de gittiğini, sanığın kızına ''Biz ... ile bu şekilde ifade verdik, sen de ifadeyi böyle ver, uğraşma'' dediğini, hatta abisine kötülük yapacaklarından bahisle tehdit ettiğini, yaklaşık bir hafta sonra da evlerine gelerek kızı ile konuşmak istediklerini; sorulması üzerine tehdit sözlerini bizzat duymadığını, kızından öğrendiğini,Tanık ...aşamalarda özetle; annesinin yaklaşık 7-8 aydır kuaförüne gitmesi nedeniyle sanık ...’ü tanıdığını ve geçen yaz yaklaşık 20 gün kadar yanında tek başına çalıştığını, kendisini ileri yaştaki erkeklerle tanıştırmadığını, ilişkiye girmesine aracılık etmediğini, katılan ...’yı kuaförde gördüğünü ancak samimiyetinin olmadığını, ...’i tanımadığını, kuaförde erkek şahısların girip çıktığını görmediğini, sanığın böyle bir şey yapacak birisi olmadığını,Tanık ... soruşturma aşamasında ki ifadelerinde özetle; sanık ...’ü yaklaşık bir yıldır kuaföre gitmesi nedeniyle tanıdığını, kendisini ileri yaştaki erkeklerle tanıştırmadığını, katılan mağdur ...'yı kuaförde gördüğünü, ...’i tanımadığını, kuaföre sanığın oğlu ya da eşi dışında erkek şahısların girip çıktığını görmediğini; sanık ...'u tanımadığını, kendisiyle telefonla görüşmediğini ve mesajlaşmaşmadığını, katılan mağdur ...’nın kontörü olmadığını söyleyerek telefonunu kullanmış olabileceğini, telefonunu başka arkadaşlarına da kullandırdığını; mahkemede ise ayrıca kuaför salonuna müşteri olarak gittiği dönemde katılan mağdur ... ve ...''nun çalıştığını, ...'i kuaförde bir kez gördüğünü, ablasının söz cemiyeti olacağı dönemde sanık ... ile telefonla sıklıkla görüşmüş olabileceğini, görüşmelerin tamamen kuaförlük hizmetleri için olduğunu,Tanık ... aşamalarda verdiği ifadelerde özetle; sanık ...’in yanında çalıştığını, katılan mağdur ...’nın geçen yaz çalıştığını, bu sürede işyerine erkek şahısların girip çıktığını görmediğini, arada sırada dışarıya sanığın kendilerini gönderdiğini, iki oda ve bir salon olan kuaförde televizyonun salonda olduğunu, salon kapısının dışarıdan kilitlenebildiğini, katılan mağdur ... ile sanık ...’ün baş başa özel görüştüklerini yahut sanığın telefonla birilerini arayıp katılan mağdur ile konuşturduğunu görmediğini, şehrin merkezinde bulunan kuaförün 2 kat olduğunu, salonun alt katında birşey olmadığını, salonda bir odanın mutfak, bir odanın ağda salonu olarak kullanıldığını, diğer odada kuaförlük hizmeti görüldüğünü ve televizyonun bu odada olduğunu, oturma grubunun bulunduğunu, çalıştığı dönemde bir olumsuzluğa rastlamadığını, kendisine olumsuz bir teklif yapılmadığını, katılan mağdur ...'nın ... ... moralinin bozuk olduğunu, özel hayatına ilişkin birşey anlatmadığını ve kendisinin yanında telefonla fazla konuşmadığını, salonu katılan mağdurla beraber sabah saat 09.00 gibi açtıklarını, akşam saat 18.00 gibi kapattıklarını, sanık ...'ün işyerine saat 10.00 gibi geldiğini, saat 07.00, 07.30 sularında sanığın kendilerini hiç aramadığını, okuldan tanıdığı ...'i çalıştığı dönemde hiç görmediğini, sanık ...'ün babasını iş yerinde görmediğini, sanığın düğün sezonunda saat 08.00 sıraları dükkanı erken açması için kendisini, ulaşamadığında annesini aradığını,Tanık ..., soruşturmada verdiği ifadelerinde özetle; sanık ...’ü kuaför olarak 7-8 aydır tanıdığını, sanığın kendisinin çalıştığı iş yerine çiğ köfte almaya geldiğini, sanığın kendisini herhangi bir erkekle ne para karşılığı ne de arkadaşlık amacıyla tanıştırmadığını, aralarında bu yönde bir konuşma geçmediğini, ... ve katılan mağdur ...'yı tanımadığını ancak katılan mağduru bir defa kuaförde gördüğünü, tanıklar ... ve ...'yı tanıdığını, kuaföre erkeklerin girip çıktığını görmediğini, sanık ...'ü de tanıdığı kadarıyla böyle bir şey yapacak insan olmadığını, sanık ... 'u tanımadığını ve telefonda görüşmediğini, telefonunu arada kullanmaları için arkadaşlarına verdiğini,Mahkemede ise ayrıca; karakola çağrıldığında sanık ...'u tanımadığını söylediğini, sonra sanık ...'ün yanına giderek olanı anlattığını, sanığın şaşırdığını ve teklif etmesi üzerine katılan mağdur ...'nın evine gittiklerini, halasından izin istediklerini, katılan mağdurla ayrı yerde konuştuklarını, katılan mağdura karakolda söylenenleri anlattığını, sanık ...'un kendisi ve mağdur ... ile ilişkiye girdiği yönünde soru sorulduğunu söylediğinde katılan mağdurun ağladığını, ''Yok yok'' dediğini, eli ayağının titrediğini, sonra ''... ile kavga ettiğini, bu sebeple kendisine leke attığını, karakola daha önce gitmediğini ve korktuğunu.'' söylediğini, bunun üzerine kendisine sorulan soruları söylediğini, katılan mağdurun da kağıda cevaplarını yazdığını, karakolda ''...'yi tanıyor musun?'' şeklinde soru sorulduğunu söylediğini,''Tanımıyorum.'' şeklinde yazdığını, kendileri tarafından yazdırılmadığını, evde katılan mağdurun halası, annesi, abisi ve yengesinin olduğunu; tapeler de endişelenmesi ve konuşmaları sorulduğunda ise yaşadıkları yerin küçük olması ve olayın duyulması sebebiyle adının geçmesinden tedirgin olduğundan konuştuğunu ve endişe ettiğini,Tanık ... soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde özetle; katılan mağdurun ve tanık ...'ın halası olduğunu, tanık ...'u 20 yıldır tanıdığını ve samimi olduklarını, sanık ...'u tanıdığını ancak samimiyetinin olmadığını, 08.03.2015 günü bir akrabasının mevlidinde iken tanık ...'un aradığını, görüşmek istediğini söylemesi üzerine buluştuklarını, tanık ...'un aracında, sanık ...’un bulunduğunu görünce şaşırdığını, tanık ...'un sanık ...'un konuşmak istediğini söylediğini, sanığın dosyaya konu iddialardan bahsettiğini, ''...'nın arkadaşı olan ... ... isimli şahsın ... isimli bir kişinin ...'yı kullandığını kendisine de böyle bir teklif geldiği şeklinde emniyet merkezinde ifade verdiğini, şikâyetçi olduğunu, ancak daha sonradan şikâyetinden vazgeçtiğini, ...'da 4 tane ... olduğunu, kendisinin de bu durumdan dolayı zor durumda olduğunu'', ''Şikâyet etmeyin, seçimler geçsin, abim bu durumdan kötü etkilenmesin, seçimler bittikten sonra ne yapacaksanız yapın, ...'i şikâyet edin size avukat tutarım'' dediğini, ''...'in kendisinden ...'nın muhtaç durumda olduğunu söyleyerek yardım istediğini, kendisinin de 200 TL para verdiğini, ancak kendisinin 8000 TL para verdiği hususunda iddialarını duymuş olduğunu, o hasta kıza kim 8000 TL verir. ...'nın yaşında kızı olduğunu, eşinin bunu duyması halinde kendisini öldüreceğini,'' söylediğini, tanık ...'ı aradığını ve birlikte ...'ın çalıştığı yere gittiklerini, tanık ...'un arabasında aynı hususları konuştuklarını, sanık ...'un söylediği herşeyi tanık ...'a da söylediğini, yardımcı olacağını ve hastane masraflarını karşılayacağını ifade ettiğini, tanık ...'ın sanığa ''Madem senin olaylarla bir alakan yok o ... neden buraya geldiniz'' dediğini, sanığın ''Olaydan çok rahatsız olduğu için geldiğini'' söylediğini, aynı konuşmalar tekrarlanınca sanığa ''Tamam artık bu konuşma bitsin biz ailecek kendi aramızda konuşuruz'' dediğini ve konuşmanın bittiğini, bu sürede kendisine şikâyetçi olmamaları için yalvardığını, ''...'ın yanına gitmekle yanlış yaptığını yarın bir gün ...'ın bunu adliyede söyleyeceğini ve kendisini bu şekilde ele verdiğini'' söylediğini, sanığa ''Biz kararımızı kendimiz veririz'' dediğini, mağdur ... şikâyette bulunana kadar olay hakkında bilgi sahibi olmadığını,Mahkemede verdiği ifadesinde ve görüntülerde ise ayrıca özetle; savcılık ifadesini aynen tekrar ettiğini, yaşı küçük olduğundan razı olmadıkları halde sağlık sorunlarına iyi geleceği önerisi üzerine önceden tanıdığı sanık ...'ün yanına katılan mağduru verdiklerini, evinde iken sanık ...'ün aradığını ''Hocam ...'ı polis arıyor, biz polisten önce gelip kendisi ile konuşmamız lazım'' dediğini, bunun üzerine katılan mağduru çağırdığını, sanık ...'ün yanında tanık ... ile birlikte taksi ile geldiklerini, görüşmek için izin istediklerini, sorun görmediğini, sanık ..., ... ve ...'nın mutfakta konuştuklarını, sonradan burada sanığın ''Bir öt başına geleceği biliyorsun'' dediğini katılan mağdurdan öğrendiğini, içeri odada ise polisin aradığını ve mesajları konuştuklarını, sanığın yazılı kağıda ifade yazdırttığını, daha sonra katılan mağdurun ifade vermeye gittiğini, üçüncü ayın on beşinde amcasının hanımının mevlidinde tanık ...'un aradığını ve görüşmek istediğini söylediğini, kısa süre sonra aracıyla geldiğini, araçta sanık ...'u gördüğünü, bir şeyler söylemeye başladıklarını ancak sanık ...'un olay içerisinde kendisi varmış gibi davranmadığını, (31.dk vd...5.blm) ''Hasta bir çocuğa kim öyle yapar'' diyerek ama mağdur ...'e de küfürler ederek ''Benim abim şu anda milletvekili adayı siz kesinlikle bu konudan yana davacı olmayın, ben size elimden gelen yardımı yapacağım, sağlık konusunu da üstleneceğim, biz yardımımızı yaparız, ...'da dört tane ... var, biz bu şeyden ... olarak çok rahatsızız'' dediğini, kendisine ''Bu konular telefon dokümanlarından çıkar, siz bu olayın içinde değilseniz neden rahatsızsınız'' dediğini, devamında tanık ...'ı aradığını ve yanına gittiklerini, yolda giderken sanığın tanık ...'a ''Oradan para ver'' demesi üzerine, kendisinin ''Bize para lazım değil, çalışarak kazanırız, bize iş lazım'' dediğini, tanık ...'ın yanına gittiklerinde sanık ...'un '' Ben bir şey yapmadım.Sekiz bin lira bu hasta kıza kim verir, benim onun yaşında kızım var, bu olayı şimdi siz dava yapmayın, seçimlerden sonra ben size avukatta tutarım'', dönüş yolunda ise sanık ...'un tanık ...'ı kastederek ''Şimdi hata yaptık, oraya gitmekle kendimizi ele verdik, bu çocuk söylerse biz mahvoluruz'' dediğini, kendisine ''Bizim çocuğumuz o kadar cahil değil ki, yapmadı iseniz sizi neden bu şekilde söylesin, siz neden korkuyorsunuz ki, yapmadı iseniz yapmamışsınızdır.'' şeklinde cevap verdiğini, sanığın ''Aman abla gözünü seveyim ne olursa senden olur dava açtırmayın'' dediğini, sonradan işin sanık ...'la ilgili olduklarını anladıklarını, savcılıkta bu olay sorulmadığı için anlatmadığını; sorulması üzerine evinde iken katılan mağdurun annesi, abisi, yengesinin de olduğunu, konuşmaların ''Ben sana öyle demedim mi yapma demedim mi'' gibi üstü kapalı yapıldığını, sanıkların mağdurun telefonundan mesajlara baktıklarını, sanık ...'nin adının geçtiğini, katılan mağdura söyleyeceklerini sanığın yazdırdığını, sorduklarında bir şey yok dediklerini, sanık ...'a araçta dönüş yolunda iken ''Bu çocuk sizi neden sizi ele versin, siz ... ile işinize bakın, bizimle işiniz yok'' da dediğini, sanığın ''Biz oradan dilekçe verdik davayı geri aldık, seçimlerden sonra ben size avukat tutacağım.'' dediğini, sanık dışında başkaca ... isimli kişilerden konuşmaya gelenin olmadığını, sanığın katılan mağdura avukat tutacağını söylediğini, ''Beni şikayet edin ama seçimden sonra edin, ben rahatım, avukatınızı da ben tutacağım'' dediğini; beyanları üzerine yeniden dinlenen tanık ...'un beyanına karşı ise beyanlarında ısrarcı olduğunu,Tanık ..., soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde özetle; sanık ... ve tanık ...'yi uzun zamandır tanıdığını, üç ay kadar önce parkta otururken tanımadığı birkaç şahsın tanık ...'nin yeğenine ... isimli iş adamının tecavüz ettiğini, ...'nin de bu şahıs olabileceğini söylediklerini duyunca sanığın yanına gittiğini, olanları anlattığını, sanığın sinirlendiğini ve böyle bir şeyin kesinlikle olmadığını söylediğini, tanıdığı için sanığa ''Gel istersen ... ile konuşalım'' dediğini, tanık ...'yi aradığını, akrabalarının mevlidinde olduğunu söylediğini, sanıkla birlikte yanına gittiklerini ve durumu konuştuklarını, sanığın yeğenini tanımadığını, böyle olayların yaşanmadığını, iftira atıldığını söylediğini, tanık ...'de ''Abi ben seni tanıyorum. Böyle bir şeyin olacağına inanmıyorum. Sen rahat ol istersen gidelim ...'nın abisiyle konuşalım.'' dediğini, ismini sonradan öğrendiği tanık ...'ın yanına gittiklerini, araçta konuştuklarını, tanık ...'nin tanık ...'a iddiaları sorduğunu, tanığın ise ... isimli bir iş adamının ...'ya tecavüz ettiği iddiaları olduğunu ve ...'nin de olayda adının geçtiğini söylediğini, tanık ...'ın ''Benim ...'larla işim yok. Benim kız kardeşime bu iftirayı atanlarla işim var. Halam da size kefil oluyorsa benim sizinle bir işim olmaz.'' dediğini, sanık ...'un tanık ...'a ''Kendisinin tanınan bir iş adamı olduğunu, abisinin milletvekili aday adayı olduğunu, bu olayda kendi ismi geçerse rezil olacağını, kariyerinin zedeleneceğini, abisinin de siyasi hayatının bundan zarar göreceğini'' söylediğini, para veririm, yardımcı olurum bu iddiayı ortaya atan kızdan şikayetçi olun size avukat tutarım gibi sözler söylemediğini, konuşmada amacın sadece sanığın olayda bir ilgisinin olmadığını anlatmak olduğunu,Mahkemede ise ayrıca; tanık ... ile yaptıkları görüşme sırasında sanık ...'un "... bunları adliyede söyler, kendimizi ele verdik" şeklinde bir sözü olmadığını ve duymadığını, parktaki şahısları tanımadığı için ayrıntı sormadığını ve şahıslarla sohbete girmek istemediğini, tanık ...'la yapılan konuşmada kendisinin hiç konuşmadığını, duyduklarını anlattığında sanığın çok sert tepki verdiğini, çok şaşırdığını, ''Kaybol buradan'' şeklinde söz söylediğini, araçta sanık ...'un katılan mağdurun ailesine yardım amaçlı tanık ...'ye para vermesi yönünde bir talebinin olmadığını,Tanık ... soruşturmada verdiği ilk ifadesinde özetle; katılan mağdur ...'nın abisi olduğunu, mağdur ...'i de tanıdığını, olanlardan mağdur ...'in şikâyetinden sonra haberlerinin olduğunu, konuştuğunda kardeşinin ''Abi, beni bitirdiler'' diyerek ağladığını ve hiçbir şey anlatmadığını, ''Eğer anlatamıyorsan, yaz'' dediğini, yaşadıklarını kağıda yazarak anlattığını, kağıtta sanık ...'ün kendisine zengin bir iş adamıyla birlikte olması karşılığında çok para alacağını söylediğini, bunu ciddiye almadığını ve kabul etmediğini, ancak bu teklifi yaptıktan yarım saat bir saat sonra bahsettiği adamın kuaföre gelerek odaya kilitlediklerini ve şahsın kendisine tecavüz ettiğini, tecavüz eden şahsın adının ... olduğunun yazılı olduğunu, sanık ...'ün kardeşine bu adamın çok zengin olduğunu, dediklerini yaparsa kendisinin de çok para kazanacağını ayrıca hiç kimseye anlatmaması için de abini dövdüreceklerini, öldürteceklerini, cezaevinde ki babasını bitireceklerini söylemiş olduğunu, kendisinin sanık ...'tan tehdit aldığını, 08.03.2015 günü ortak tanıdığı olan ... ile birlikte kendisine ulaştıklarını, sanık ...'un kendisine ''Böyle bir olayın kesinlikle yaşanmadığını, ...'ya kesinlikle böyle bir şey yapmadığını, bu olayı kapatmaları gerektiğini, eğer ortaya çıkarsa kendini öldüreceğini, ... yalan söylediğini, ...'den şikayetçi olun, ben size avukat tutarım ve ...'nın okul masraflarını karşılarım, ...'nın sağlık problemlerine yardımcı olurum'' dediğini, kabul etmediğini, şahsın kötülük yapmasından endişe ettiğini, zaten kardeşini de bu şekilde tehdit etttiklerini; ek ifadesinde özetle, önceki ifadesinde belirttiği 08.03.2015 günü tanık ... ve sanık ...'un çalıştığı şantiyeye geldiklerini ve konuştuklarını söylediğini ancak o gün yanında halası olan tanık ...'nin de bulunduğunu, işe gittikten sonra halasının arayarak sanık ...'nin konuşmak istediğini söylediğini, araç içerisinde sanık ... ile daha önceki ifadesinde belirttiği gibi konuştuklarını, halasının kendileriyle birlikte olduğunu öncesinde de söylediğini ama anlaşılmamış olduğunu, halasının tanık olarak dinlenmesini istediğini,Mahkemede ise özetle; önceki beyanlarını aynen tekrar ettiğini, yaşananlara ilişkin görgüsünün olmadığını, yaşadıklarını anlatamayınca katılan mağdur ...'dan yazmasını istediğini, yaşadıklarını yazdığı kağıdı da savcılığa teslim ettiğini, ...'ı sonradan tanıdığını, olay tarihinde sanık ...'ün evlerine adını ... olarak bildiği yaşı küçük bir kızla birlikte geldiğini, sanık ...'ün halasının evinde kardeşini ayrı bir odaya çağırıp burada konuşmuş olduğunu, davadan sonra ...'ın iki kişi ile birlikte kendisini darp ettiğini, ...'ın zannettiği kadar ile kendilerinden bilgi, karşı taraftan da para sızdırmaya çalıştığını,Tanık ... soruşturmada verdiği ifadesinde, sorulan isimlerin hiç birini tanımadığını, kuaförde çalışmadığını, isim benzerliği olabileceğini,Beyan etmişlerdir.Sanık ..., 10.03.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde özetle; mağdur ...'i tanıdığını, üç yada dört ay kadar önce tarihini tam olarak hatırlamamakla daha önceden yanında üç ay kadar çalışan katılan mağdur ... ile birlikte bir defa işyerine geldiğini, müşterileri olduğundan kendileriyle ilgilenemediğini, iş yerine erkek girmediğini, İzmit ilinde ... isimli şahsı tanımadığını, ... diye tanıdığı ...' da birkaç kişi olduğunu, bunlardan hiç birinin iş adamı olmadığını, ...'yı tanıdığını, müşterisi olduğunu, birkaç defa kendisinden çiğ köfte aldığını, suçlamaları kabul etmediğini, mağdur ...'e kesinlikle ''Seni ... isimli şahısla tanıştırayım istediğin kadar para verir. '' gibi bir şey demediğini, katılan mağdur ...'yı kesinlikle bir erkek ile tanıştırmadığını ve kendisine para vermediğini,Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde özetle; katılan mağdur ...'nın 2014 yılının yaz aylarında okul bittiğinde yanında üç ay kadar çalıştığını, mağdur ...'i tanımadığını ve sadece bir kez dükkanına katılan mağdurla birlikte geldiğini, kendisiyle hiç konuşmadığını, iddiaları kabul etmediğini, sanık ...'u yaklaşık bir buçuk, iki senedir tanıdığını, eşinin yaklaşık sekiz yıldır arkadaşı olduğunu, sanıkla çok sayıda görüşme yaptığını, ailece tanıştıklarını ama eşiyle samimi olmadıklarını, hayır sever biri olduğunu, borçları nedeniyle zor durumdayken ve çocuğu rahatsızlandığında sanığın kendisine maddi yönden yardımcı olduğunu, telefon görüşmelerin bir kısmını da eşinin yaptığını düşündüğünü, katılan mağdur ... ve sanık ... ile arka arkaya telefonda konuşmalarının tesadüf olduğunu, birbirlerini tanıyıp tanımadıklarını ve telefonda konuşup konuşmadıklarını bilmediğini, ... ile yaptığı telefon görüşmelerini hatırlamadığını, ... ile yaptığı görüşmede şahsın çalıştırmak üzere işçi aradığını, atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini, neden iftira attıklarını bilmediğini,Sulh Ceza Hakimliğinde ise ayrıca özetle, eşinin de bilgisi dahilinde sanığın kendilerine maddi yardımda bulunduğunu, sanığın eşi ile de bir kaç defa görüştüğünü, tapelerde belirtilen görüşmelerde ise ...'in işçi aradığını, bu hususta ... isimli şahsın dinlenilebileceğini, konuşmanın yanlış anlaşıldığını; ...'den borç para istediğini, dinlendiğini düşündüğünden bu şekilde konuştuğunu; ... ile gönül ilişkisi olduğunu, kendisinin hasta bir oğlu ve 14 yaşında kızının olduğunu,Mahkemede ise ayrıca özetle; önceki savunmalarını tekrar ettiğini, suçlamayı kabul etmediğini, okuldan kızının ağlayarak geldiğini, kendisine katılan mağdur ... ile mağdur ...'in okulda senin yüzünden kavga ettiler demesi üzerine bu konuda bilgi almak için taksici ...'nün arabasıyla tanık ... ile birlikte evlerine gittiğini, gittiklerinde neden kavga olduğunu sorduğunu, İzmit'li bir iş adamı olan ...'yi kendisine ayarlamak istediği yönünde sözler söylediklerini, mağdur ... ile arasında bu konuda bir görüşme geçmediğini, aile dostu olan sanık ... ile para ihtiyacı ve günlük işler sebebiyle telefonla görüşmeler gerçekleştiğini, sorulan sabah saatlerinde ki aramaları muhtemelen hafta sonunda işe erken başladığı için yaptığını, katılan mağduru erken vakitte işlerinin olması nedeni ile aradığını, değişik tarihlerde katılan mağdur ... ve sanık ... arasında olan peş peşe telefon görüşmelerinin tesadüfen denk geldiğini; sorulması üzerine emniyetteki ifadesinden sonra da katılan mağdurun halasının evine gittiğini, kuaför salonunun şehir merkezinde, karşısında Belediye binası olan bir iş hanı içerisinde olduğunu, çocukları okula gittiği için esnek saatler olmakla birlikte 09.30-10.00 civarında iş yerini açtığını, iş yerinde üç oda bulunduğunu, katılan mağdura ifade yazdırmadığını ayrıca üç kez ilişkiye zorladığının iddia edilmesine rağmen arkadaşları ile beraber iş yerine geliyor olmasının normal olmadığını, yine kendi babasının da on yıl önce vefat ettiğini, ...'ın adamı olduğu iddiasını kabul etmediğini, bu olaylardan ve ifadeden sonra ...'ın kendisini arayarak telefonda tehdit etmesi nedeni ile bir defa görüştüğünü, ...'ın kendisine ''...'ye ulaşacaksın, ... bu kadar para istiyor'' teklifini kabul etmediğini, bu olayların neden seçim zamanında olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini,Sanık ... mahkemede verdiği ifadesinde özetle; suçlamadan haberinin olduğunu, kabul etmediğini, ... diye birini tanımadığını, herkesin gözü önünde olan bir kişi olarak gidipte kuaförde bir çocukla ilişkiye girmesinin mümkün olmadığını, iftira atıldığını, sanık ...'ü normalde tanımadığını fakat bir gün iş yerine geldiğini, ödünç para istediğini, tanımadığından veremeyeceğini söylediğini, komşusu ...'nın eşi olduğunu söyleyince eşiyle gelmesini söylediğini, eşiyle birlikte geldiklerinde de bir miktar para verdiğini, on beş gün kadar sonra sanık ...'ün borcun yarısını kendisine verdiğini, kalanı veremeden çocuğunun beyninde tümör olduğunu çevresinden yardım edildiğini, ancak bir miktar açığının kaldığını söylediğini, kendisine hibe olarak bir miktar parayı çocuğu için verdiğini, kendisini toplam dört kez gördüğünü, kendisine ... ... telefon açtığını, teşekkür ettiğini, dönüş yapmayınca ısrarla aradığından dönüş yapmak zorunda kaldığını, bazen ''tanıdığınız doktor var mı'' diye sorduğunu, görüşmelerinin bu konularda olduğunu, mağdur ...'i tanımadığını, katılan mağdur ...'nın abisiyle şikâyeti geri alması konusunda görüşmediğini ve talepte bulunmadığını, ancak aleyhinde bu şekilde konuştuğunu duyduğunu, halasının yanında tanığa ''Böyle şeyler konuşuyormuşsun, benim abim milletvekili adayı'' diye sorduğunda ''Böyle bir şey olmadığını, kendisini zaten tanıdığını ve gözüyle görse inanmam'' dediğini, ancak şikâyetle ilgili bir talebi ya da baskısının olmadığını, katılan mağdurun teyzesinin adını bilmediğini ancak tanık ... ile birlikte yanına gittiklerini, tanık ...'un kendisi hakkında böyle bir iddiadan bahsettiğini, ancak böylesi bir iftiranın atılacağını düşünmediğini, tehditten bahisle şikâyetçi olacağını zannettiğini, Fil Dişi Sahili'nde işlerinin olduğunu, avukatı sakınca olmadığını söylediği için yurt dışına gittiğini, şimdiye kadar işlerinin başında kalması gerektiğini, gelmesi gerektiğine dair bir haber verilmediği için gelmediğini, katılan mağdur ... ile telefon görüşmesi yaptığını hatırlamadığını, kendisini tanımadığını, mütalaayı ve suçlamaları kabul etmediğini, okunan belgelere avukatlarının savunma yapacağını; katılan mağdurun da kendisini tanımadığını söylediğini ancak daha sonra ifadesinde değişiklik yaptığını, şu an dahi görse kendisini tanımayacağını, gençlik döneminde böyle bir şey yapmamışken 55 yaşına geldikten sonra fiziken mümkün olmadığı halde böyle bir olaya karışmış olması için deli olması gerektiğini, öğrendiğine göre katılan mağdur ...'nın emniyette kendisini tanımadığını söylediğini, sonrasında savcılık ifadesinde sonradan ihraç edilen savcının ifade tutanağını doldurması üzerine kendisini suçladığını, o dönem 17/25 Aralık sürecinin olduğunu, ... Belediye Başkanlığında FETÖ yapılanmasının bir çok yurt ve okullarını kapattığını, buradan kaynaklı olarak kendisine bir iftira atıldığını düşündüğünü, abisinin sonradan milletvekili adayı olduğunu, şimdiye kadar yurt dışında beklemesinin sebebinin de bu olduğunu, hakkında bir yasak ve sanık olmadığı dönemde yurt dışına çıktığını, orada iş yeri ve oturma izninin de bulunduğunu ancak FETÖ yapılanmasının tamamen temizlenmesini beklediğini, yurt dışına çıktıktan sonra 15 Temmuz darbesi yaşandığını, bundan sonra adliye de ve diğer kurumlarda temizlik yapıldığını, artık örgüt kalmadı diye düşünerek kendiliğinden geldiğini ve aklanmak için teslim olduğunu, hakkında dava açan savcının sonradan ihraç edildiğini, dolayısı ile buradan kaynaklı bir ihanet ve iftira olduğunu düşündüğünü, sanık ... ile tanıştığını, eşiyle de irtibatının bulunduğunu, tamirci olan eşine ulaşamadıklarında sanık ...' ün telefonundan ulaştıklarını, ayrıca telefonunun yanında olmadığı zamanların da olduğunu ve bu telefonuyla çalışanlarının da görüşmeleri ya da arayan kişilere cevap vermelerinin söz konusu olabildiğini, katılan mağdur ...'yı aramadığını, bir kez on saniye geri dönüş yaptığını, buna rağmen tecavüzle suçladığını, mağdurun FETÖ yapılanmasıyla bir alakası var mıdır bilemeyeceğini, olayın gerçekleştiği yerin çarşının ortasında belediyenin ayrıca parkın karşısında merkezdeki bir dükkanın birinci katındaki bayan kuaför salonu olduğunu, herkesçe tanınan bir iş adamı olarak böyle bir yerde böyle bir olaya girişmesi için deli olması gerektiğini, sanık ...'ün kendisini çok sık aradığını, bir iki defa dönüş yaptığını, kendisine ... ... rahatsız olduğunu da dile getirdiğini, ancak kardeşi gibi olduğunu, ... geldiğinde yöneltilen bu suçlamanın bir ihanet olduğunun anlaşılacağını, HTS kayıtlarını okurken eşi ile olan telefon görüşmesi sayısının sanık ... ile olandan daha az olduğunu belirtildiğini ancak işin aslının gün içerisinde genelde eşi ile hep beraber olduklarını, bu sebeple telefonla görüşmeye fazla bir ihtiyaç olmadığını, mağdur ...'in yaptığı gibi ileride bir gün katılan mağdur ...'nın da gelip iftira ettiğini söyleyeceğine inandığını, iftiranın nasıl büyük bir günah olduğunu anlayıp gelip hellallik isteyeceğini, iş adamı olarak FETÖ mensupları hariç ...'da kime sorsalar ve iftiralardan önce bu işleri yapardı, buna meyilliydi derlerse cezasına razı olduğunu, hatta idamına karar verilmesini, o dönemde seçim zamanı olduğunu ve sadece ...... gazeteleri ile onların olan diğer haberlerde bu olaylara yer verildiğini, ... milletvekili adayı olması sebebi ile böyle bir yola tevesvül edildiğini, iftira atıldığını ve bu suçu işlemediğini,Savunmuştur.V. GEREKÇE1- Toplanan deliller ve mesaj içeriklerine göre sanık ...'un eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu yoksa nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğuna dair ön sorun yönündenAyrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarih ve 52-108 sayılı, 05.11.2025 tarih ve 288-463 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere;Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne ... ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir ( Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s.1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede ... kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel Daire ve İlk Derece Mahkemesince, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun oluştuğuna dair bir ihtilafın vuku bulmadığı ve vücuda organ sokulması sureti ile gerçekleştiği kabul edilen olayda;Önceye dayalı bir husumeti bulunmayan, suç tarihinde öğrenci olup ailesiyle birlikte yaşayan, geçmişte meydana gelen yangın neticesinde hasıl olan sağlık sorunları nedeniyle tedavi görmekte iken, çalışmasının sıhhatine iyi gelebileceği yönündeki tavsiyeye binaen halası olan tanık ...'nin de önceden tanıdığı sanık ...'ün yanında çalışmaya başlayan ve yakın münasebetinin bulunduğu mağdur ...'in şikâyeti sonrasında inkârından dönerek ve abisinin desteği ile olayı adli mercilere taşıyan katılan mağdur ...'nın, görüntü kayıtlarına da yansıyan olaya dair istikrarlı anlatımları ile süreç içerisinde alınan uzman mütalaaları ve muayene raporlarında yer alan tespitler hep birlikte nazara alındığında; eylemi basit mahiyette bir temas yahut kıyafet üzerinden sarkıntılık olarak değil, vücuda organ sokulması suretiyle gerçekleştiğini mütemadiyen ve esaslı bir değişiklik göstermeksizin tasvir etmesi, anlatımlarının olayın ortaya çıkış şekli ve diğer delillerle de teyit olunması, katılan mağdurun başlangıçta olayı örtmeye matuf inkârına müteallik mesajlarına rağmen müteakip safhalarda eylemin mahiyetini istikrarlı biçimde açıklaması karşısında, fiilin organ sokulması suretiyle gerçekleştiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak, mesaj içerikleri ve toplanan deliller ışığında sanığın vücuda organ sokmak sureti ile atılı suçu işlemediğinin kabulü gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.2-Sanıklar hakkında tatbik edilen TCK'nın 103/3-a maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığına yönelik uyuşmazlık konusu yönünden,Bir numaralı ön sorunda yapılan teorik açıklamalar ile Ceza Genel Kurulunun 22.12.2009 tarih ve 93-308 sayılı; 21.11.2017 tarih ve 937-484 sayılı, 27.11.2018 tarih ve 975-568 sayılı, 04.12.2018 tarih ve 1430-602 sayılı, 14.06.2023 tarih ve 166-355 sayılı içtihatları ile müstekar kararlarında açıklandığı üzere;Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı TCK’nın 103. maddesinin üçüncü fıkrasının a bendinde suçun ''Birden fazla kişi tarafından birlikte'' işlenmesi hâli, 08.07.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun ile nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi; mağdurun direncinin fiziken kırılmasını sağlamak suretiyle suçun işlenmesini kolaylaştırmasının yanı sıra fail sayısının çokluğunun mağdur üzerinde yarattığı korkunun direncin manevi yönden de kırılmasına katkıda bulunması, diğer faillerin suç işleme kararını kuvvetlendirmesi ile mağdurun haysiyet ve vakarını inciten bu eylemin vahim bir nitelik kazanarak suçla korunan hukuki yararın daha ağır şekilde ihlaline yol açması nedenleriyle nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için TCK’nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak eylemi gerçekleştiren en az iki kişinin varlığı gerekli ve zorunludur (Kocaoğlu, s. 347; Taner, s. 331, 210; Tezcan/Erdem/Önok, s. 409, 384). Diğer failin yardım eden veya azmettiren sıfatı ile fiile iştirak ettiği durumlarda bu nitelikli hâl uygulanamayacaktır (Taner, s. 210; Tezcan/Erdem/ Önok, s. 385)Bu aşamada faillik kavramının da değerlendirilmesi gerekmektedir.5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayırımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.TCK'nın 37. maddesindeki;"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.Doktrindeki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde, suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Sanıkların katılan mağdura karşı cebir ve tehdit kullandığını gösteren somut bir delilin bulunmadığı, katılan mağdurun kendisine zorla tecavüz edildiğini beyan ettiği hâlde bahsettiği ilk olaydan sonra da sanık ...'ün dükkânına gitmiş olduğu, sanık ... ile telefonda görüştüğü ve sanık ... ile olan 22 adet görüşmenin 20'sinde arayan kişinin katılan mağdur olduğu dikkate alınarak eylemin rızaya bağlı gerçekleştiği, ancak on beş yaşından küçük olması sebebiyle rızasının geçersiz olduğu; öte yandan, sanık ...'ün on beş yaşından küçük katılan mağdur ...'yı diğer sanıkla cinsel ilişkiye girmesi için teşvik etmesinden öte, katılan mağduru bu ilişkinin kendisinin faydasına olacağına dair ikna etmeye çalışması, bundan sonra katılan mağdurun adını kullanarak diğer sanıktan para talep etmesi, cinsel ilişki öncesinde ve sonrasında hem katılan mağdurla hem de diğer sanıkla görüşerek uygun bir ... dilimi ayarlaması ve kendi dükkânını cinsel ilişki için tahsis etmesine ek olarak ilişki sırasında kapıyı katılan mağdur ile sanığın üzerine örterek dükkânda beklemiş olması gözetilerek suçun işlenmesine doğrudan fail olarak katıldığının kabul edildiği olayda;Süreçte verdiği ifadelerinde, teklifini kabul etmemesine rağmen sanık ...'un gelmesinin akabinde beklemesini istediği salonun kapısını, sanığın içeriye girmesini müteakip kilitlediğini, iş bu olay sonrasında kendisini tehdit ettiğini, bu tehditlerin etkisi altında aynı şekilde sanıkla rızası hilafına iki defa ilişkiye girdiğinde de kapıyı kilitlediğini ısrarla beyan eden fakat sanık ile irtibatı saptanan yaşı küçük katılan mağduru, temin edilen resimlerle de örtüşen ve üç odadan ibaret, belediye binası ile bir parkın karşısındaki iş hanında bulunan işlettiği bayan kuaföründe çalışmakta iken fuhşa teşvik eden, irtibat ve yer sağlayan, münasebetleri sırasında kapıyı örterek dışarıda bekleyen, inceleme dışı mağdur yönünden fuhşa teşvik suçundan cezası kesinleşen ve katılan mağdur ... yönünden ise fuhuş suçuna konu eylemlerinin müsnet suç bünyesinde içtimasıyla hakkında hüküm tesisi cihetine gidilmeyen sanık ...'ün; suçun işlenişindeki rolü, cinsel istismara konu eylemlere sunduğu katkı, suç işleme kararına iştiraki ile müşahhas olaydaki mağdurun direncini de kıran etkin ve müessir hakimiyeti nazara alındığında şeriklik sınırını aşan eylemlerinin, müşterek faillik kapsamında değerlendirilmesi ve sanıklar hakkında da TCK'nın 103/3-a maddesinin tatbiki gerektiği kabul edilmelidir.Bu nedenlerle Özel Dairenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddine karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.3- a) İddianame ve esas hakkında mütalaada sevk maddelerinde belirtilmemesine rağmen TCK’nın 103/3-a maddesinin uygulanma ihtimali yönünden; yakalamanın infazı üzerine 22.01.2019 tarihli duruşmada savunması, 06.03.2019 tarihli celsede mütalaaya karşı beyanı alınan, hükmün tefhim edildiği 17.04.2019 tarihli duruşmada da müdafileri aracılığıyla hem ek savunma hem de esas hakkında savunması yapılan, son sözü sorulan ve tutuklu yargılanan sanık ... bakımından, ek savunma hakkının 06.03.2019 tarihli hazır bulunduğu duruşmada bizzat sanığa değil müdafilerine tanınmış olmasının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmadığı ile,b) İddianamede ve mütalaada TCK'nın 37/1, 103/2 ve 103/4 maddelerince cezalandırılması istenen, TCK'nın 103/3-a ve 37 ya da 39. maddelerince de ek savunma hakkı tanınan sanık ... için belirlenen cezanın, TCK'nın 43. maddesinin uygulanıp artırılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına yönelik uyuşmazlık konuları yönünden,Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 07.01.2026 tarih ve 347-11 sayılı kararında da açıklandığı üzere;Savunma hakkı, suç isnadıyla karşı karşıya kalan insan için; en doğal, kutsal ve insani bir haktır. Zira her suç isnadı bir yönüyle doğrudan haysiyetine dokunması cihetiyle insan, fıtratı gereğince ve öncelikle en üstün değerini korumak ihtiyacındadır. Çağdaş yargılama hukuku da bu değere saygı duyulması gereğini ön plana çıkarmakta ve maddi gerçeğe insan onuruna saygı çerçevesinde ulaşmayı amaçlamaktadır.Hükümranlık hakkını kullanan üstün kamu gücü nezdinde yargılanan bireyin savunma hakkı, adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Bu önem ve hassas konumu nedeniyle temel insan haklarından biri olarak, Anayasa (madde 36/1) ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde (İHEB m. 11, İHAS m. 6, MvSHS m. 14/3-b) en üst düzeyde güvence altına alınmıştır. CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre de savunma hakkının kısıtlanması, mutlak hukuka aykırılık hâllerinden birisidir.Diğer taraftan, yargılamanın esas itibarıyla, iddia (tez)- savunma (antitez)- yargı/hüküm (sentez) diyalektiğinin inşasından ibaret olduğu bilinen bir gerçekliktir. Bu denklemde adil bir sonuca/senteze ulaşmanın zorunlu koşullarından biri de silahların eşitliği ilkesi ile teminat altına alınmış savunma ve makamının varlığıdır. Aksi hâlde iddia (tez), doğrudan çürütülemez bir hükme/senteze dönüşür. (Sami Selçuk, Suç Yargılama Süreci Hukuku, İmge Yayınları, s. 468,469).Kamu adına dava açma görevini üstlenen Cumhuriyet savcısı (CMK m. 170/1,2), düzenlediği iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayları mevcut delillerle ilişkilendirerek açıklamak ve yüklenen suçu ve uygulanmasını istediği kanun maddelerini göstermek zorundadır (CMK m. 170/3-h,4). Böylece iddianame yargılamanın sınırlarını da belirlemiş olur. Çünkü hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilecektir (CMK m. 225/1).Savunma makamı, hakkındaki isnadı iddianameden öğrenir ve savunmasını bu çerçevede yapar. Yargılama sürecinde sanık, fiile ilişkin maddi savunma yönünden hakkındaki isnadı öğrenme sorunu ile karşılaşmaz ise de mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmayacağından (CMK m. 225/2), sabit olduğunu kabul ettiği fiilin, nitelik itibarıyla bir başka suçu oluşturduğu düşüncesinde ise hukuki savunma bakımından dezavantajlı bir duruma düşebilir. Keza iddia makamı da bu süreçte suç vasfının değiştiğini ileri sürebilir. İşte bu ihtimali değerlendiren kanun vazıı, çelişmeli yargılamanın gereği olarak sanığın hakkındaki hukuki isnadı da öğrenmesinin zaruretini belirterek CMK'nın 226. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır." hükmünü getirmiştir.Bu düzenleme ile sanığın hukuki savunmasını yapma bakımından da dezavantajlı bir konumda olmasının önüne geçilmek istendiği açıktır. Hükmün uygulanması bakımından suç vasfının lehe ya da aleyhe değişmesinin bir önemi bulunmamaktadır (CGK 21.06.2011 tarihli ve 261-141 sayılı). Bu hâllerde sanığa, ek savunmasını hazırlamak için de gerekli ... ve imkânın sağlanması icap eder (CMK m. 226/3).Keza, normun sarahati nazara alındığında, cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumunda da sanığa ek savunma imkânı tanınması gerektiğinde kuşku yoktur.Ancak iddianamede kanun maddesi gösterilen, bu suretle olgusal temelleri itibarıyla da tartışma ve savunmaya açılan ve fakat yargılama sonunda şartları oluşmadığından uygulanmaması nedeniyle cezanın artırılması sonucunu doğuracak olan hâllerin, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmamış olmak şartıyla madde kapsamında, ek savunma hakkı tanınmayı zorunlu kılan, cezanın artırılmasını gerektirecek hâller cümlesinden olarak değerlendirilmemesi gerekir. Aksinin kabulü, maddenin kapsamını amacından inhirafla genişleterek yargılamanın makul sürede bitirilememe riskini sonuçlayacaktır.Öte yandan, '' Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır'' şeklindeki CMK'nın 226. maddesinin dördüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararıyla iptal edilmiş, 27.11.2024 tarih ve 32735 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7532 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile de anılan fıkra ''Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.'' şeklinde yeniden düzenlenmiştir.Madde gerekçesinde; ''...Sanık istemde bulunursa ek savunmasını hazırlaması için kendisine süre verilir. Ayrıca duruşma aşamasında meydana gelen fiilî ve hukukî değişiklikler nedeniyle iddia ve savunmanın gerektiği şekilde hazırlanabilmesi için de istem üzerine veya mahkemece re’sen, duruşmaya ara verilebilir.Ek savunmaya ilişkin bildirimler varsa sanığın avukatına yapılır. Sanığa tanınmış haklardan avukatı da yararlanır.Suçun hukukî niteliğinin sanık yararına değişmesi, yani iddianamede gösterilen kanun maddesinin öngördüğü cezadan daha az bir cezanın verilmesi gerektiği hâllerde, sanık ... vekiline bu konuyu açıklayan davetiyenin tebliğine rağmen, duruşmaya gelmedikleri veya kendi kusurları nedeniyle davetiye tebliğ olunamadığı takdirde yokluklarında hüküm kurulabilir.''7532 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde;''5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 226 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, savunma hakkının daha da güçlendirilmesi amacıyla suçun niteliğinin değişmesi durumunda, ek savunmaya ilişkin bildirimlerin sanığa da yapılması sağlanmaktadır.'' ; 16. maddenin teklif gerekçesinde ise;'' ...Anayasa Mahkemesi 22/2/2024 tarihli ve E: 2023/163; K: 2024/57 sayılı kararıyla, suçun niteliğinin değişmesi nedeniyle ek savunma hakkı tanınmasına ilişkin bildirimlerin sadece müdafıe yapılmasını yeterli gören 226 ncı maddenin dördüncü fıkrasındaki düzenlemeyi iptal etmiş ve iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı, 5/4/2024 tarihli ve 32511 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.Anayasa Mahkemesi iptal kararında, ek savunma hakkı yönünden sanığa bildirim yapılmaksızın müdafi vasıtasıyla savunma yapılmasının ve böylelikle sanığın mahkemenin vereceği kararı etkileme imkânının elinden alınmasının savunma hakkına ulaşma ve adil yargılanma hakkı bakımından ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini belirtmiştir.Maddeyle, 226 ncı maddenin dördüncü fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Fıkranın birinci cümlesinde yapılan değişiklikle, ek savunmaya ilişkin bildirimlerin sanığa da yapılması sağlanmaktadır. Böylelikle, sanığın kendisiyle ilgili isnadı öğrenmesine imkân tanınmakta ve savunma hakkı güvence altına alınmaktadır.Maddenin dördüncü fıkrasına eklenen cümleyle, sanığa yapılacak bildirimin sanığın dava dosyasında varolan son adresine yapılması öngörülmektedir. Bu suretle, bildirimin yapılamaması veya bildirime rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde müdafıe yapılan bildirim yeterli kabul edilecek ve müdafiin sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanması nedeniyle de yargılamaya devam olunacaktır. Böylelikle, kendisine bizzat savunma hakkı tanınan sanığın adil yargılanma hakkının korunması sağlanmakta ve aynı zamanda yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.'' denilmiştir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları değerlendirildiğinde;a-Sanık ... yönünden, 24.06.2015 tarihli iddianamede üç kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 53 maddelerince cezalandırılması istenen, yakalamanın infazı üzerine re’sen açılan ve SEGBİS sistemi aracılığıyla hazır edildiği 22.01.2019 tarihli 16. duruşmada iddianamede gösterilen eylemler, bunların hukuki nitelendirmesi ve isnat olunan suçu kendisine anlatılan, hakları hatırlatılıp müdafii eşliğinde savunmasının teminini müteakip tutuklanan, müdafileri ile birlikte hazır olduğu ve ''Geçen duruşmada savunmamı yapmıştım, okumuş olduğunuz belgelerle ilgili olarak avukatlarım savunma yapacaktır.'' şeklinde beyanda bulunduğu 06.03.2019 tarihli 17.duruşmada ise Cumhuriyet savcısının mütalaasında katılan mağdur ...’ya yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 103/2 ve 43. maddelerince cezalandırılması talep edilen, müdafilerinden de CMK’nın 226. maddesi gereğince TCK’nın 103/3-a maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildiği, esas hakkındaki savunmalarıyla birlikte bu hususu değerlendirilmeleri istenilen, bilahare mütalaayı ve suçlamaları kabul etmediğini de belirten ve müdafilerine taleplerine binaen savunmalarını hazırlamak üzere süre de verilen, 17.04.2019 tarihli 18. duruşmada tefhim olunan hükümle müsnet suçtan TCK'nın 103/3-a maddesinin tatbiki sureti ile sanığın cezalandırılmalarına karar verilen olayda;Her ne kadar iddianame ve mütalaada belirtilmemiş ve ayrıca hazır bulunan sanığa da ek savunma hakkı sorulmamış ise de; 06.03.2019 tarihli duruşmada TCK'nın 103/3-a maddesinin uygulanma ihtimalinden sanık ... müdafilerinin haberdar edildikleri, sanık ... müdafilerine savunma ve ek savunma yapma olanağının tanındığı, 17.04.2019 tarihli duruşmada da beyanı alınan sanığa son sözünün de usulünce tevcih edildiği nazara alındığında, değişen hukuki nitelendirmeden sanık ...'un habersiz bırakıldığından yahut savunmasını hazırlama imkânından mahrum edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, savunma hakkının kısıtlandığının kabulüne de olanak bulunmamaktadır.Bu nedenlerle Özel Dairenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddine karar verilmelidir.b- Sanık ... yönünden, 24.06.2015 tarihli iddianamede katılan mağdur ...’ya yönelik çocukları fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek suçundan TCK'nın 227/1, 227/4, 44, 53/1 ve 63. maddeleri ile çocuğun nitelikli cinsel istismarına iştirak suçundan TCK'nın 103/2, 103/4, 37/1, 53... . maddeleri uyarınca cezalandırılması istenen, iddianame ile eklerinin okunduğu ve isnat olunan suçu kendisine anlatıldığı 10.09.2015 tarihli ilk duruşmada hakları hatırlatılıp müdafii eşliğinde savunması alınan, 03.12.2015 tarihli duruşmada tahliyesine karar verilen, müdafinin hazır olduğu 06.03.2019 tarihli 17. duruşmada Cumhuriyet savcısının mütalaasında katılan mağdur ...’ya yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 37/1 delaletiyle 103/2 ve 103/4. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilen, bu aşamada müdafine CMK’nın 226. maddesi gereğince TCK’nın 103/3-a maddesinin ve TCK’nın 37. ya da 39. maddelerinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildiği, esas hakkındaki savunmasıyla birlikte bu hususu değerlendirmesi istenilen ve müdafine talebi üzerine savunmasını hazırlamak üzere süre tanınan, beş gün raporlu olduğuna dair belgenin de sunulduğu 17.04.2019 tarihli 18. duruşmada yokluğunda tefhim olunan hükümle katılan mağdur ...’ya yönelik müsnet suçtan TCK'nın 43 maddesinin tatbiki ile sanığın cezalandırılmalarına karar verilen olayda;İddianame ve esas hakkındaki mütalaada yer almayan, yargılama aşamasında da kendisine ve müdafiine CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nın 43. maddesinin tatbiki suretiyle cezasında artırım yapılan sanığın, savunma hakkının kısıtlandığında tereddüt bulunmamaktadır.Bu itibarla iş bu hüküm yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Bir numaralı uyuşmazlık hususunda ÖN SORUN BULUNMADIĞINA,2-İki ve üç numaralı uyuşmazlığın ''a'' maddesinde belirtilen uyuşmazlık konuları yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,3-Üç numaraları uyuşmazlığın ''b'' maddesinde belirtilen uyuşmazlık konusu yönünden sanık ... hakkında katılan mağdur ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle ilgili olarak, savunma hakkının kısıtlandığına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,4-Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 919-1050 sayılı kararının, sanık ... yönünden katılan mağdur ...'ya karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle ilgili olarak KALDIRILMASINA,5- Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarih ve 238-179 sayılı sanık ... hakkında katılan mağdur ...'ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunun reddine dair verilen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.09.2019 tarihli ve 1343-1338 sayılı kararının BOZULMASINA, Ceza Genel Kurulunca ulaşılan sonuç, tutuklama nedenlerinde herhangi bir değişiklik bulunmaması, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ile sanığa isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti gözetilerek, tutukluluk hâlinin DEVAMINA,6- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca, gereği için kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede, ön sorun ve ikinci uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğu, üçüncü madde de belirtilen uyuşmazlık konuları yönünden oy birliğiyle karar verildi.