Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda, eylemlerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma vasfına rağmen nitelikli dolandırıcılık olarak kabulü nedeniyle mahkumiyet hükümlerinin bozulması.
Özet: Katılan şirketin muhasebe sorumlusu olan sanığın, alacaklı firmalara verilmesi gereken çekleri sahte kaşe ve imza kullanarak diğer sanıklar aracılığıyla bankadan tahsil ettirmesi şeklindeki eyleminin, ilk derece mahkemesince nitelikli dolandırıcılık olarak nitelendirilmesine karşın, temyiz incelemesinde esasen yeni yasal düzenlemelerle uzlaştırma kapsamına alınan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna ve kararda suç tarihlerinin yanlış belirtilmesi, vekalet ücreti hükmü ile sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin eksik uygulanması gibi başkaca hukuka aykırılıklar da bulunmasına dayanarak sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2026/2735 E.  ,  2026/6323 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2013/253 E. 2019/230 K.
SUÇ
: Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
SUÇ TARİHLERİ
: Sanık ... yönünden 19/01/2006, 31/08/2006; sanık ... yönünden 19/01/2006; sanık ... yönünden 31.08.2006
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzeltilerek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık
... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Katılan müflis şirkette bir dönem muhasebe sorumlusu olarak çalışan sanık ...'ın, şirketin kendisinden alacaklı olan firmalar adına keşide ederek imzalanmış olup muhasebe kayıtlarına işlemesi ve alacaklı firmalara teslimi için kendisine tevdi edilen çeklerden ... no'lu 31.08.2006 keşide tarihli çek ile ... seri no'lu 19.01.2006 keşide tarihli çeki muhasebe kayıtlarına işledikten sonra teslim etmesi gereken firmaların kaşe ve imzasını taklit ederek diğer sanıklar ... ve ... verdiği, bu sanıkların da çeklerin üzerlerine yanlış adres ve telefon numaraları yazıp ciro ederek muhatap bankalara ibraz edip toplam 6.550,00 TL'yi tahsil ettikleri, bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda;
1.Muhasebe sorumlusu olarak çalışan sanık ...'ın, görevinin gereği olarak muhasebe kayıtlarına işlemesi ve alacaklı firmalara teslimi için kendisine tevdi edilen suça konu çekleri kullanarak bedellerini mal edindiğinin, diğer sanıkların da ...'ın eylemlerine iştirak ettiklerinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanıkların bu şekilde sübut bulan eylemlerinin, ... yönünden zincirleme şekilde işlendiği sabit olduğu üzere, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 2 53... . maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınan ve 5237 sayılı TCK’nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek nitelikli dolandırıcılık suçundan hükümler kurulması,
2.Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihlerinin "sanık ... yönünden 19/01/2006, 31/08/2006; sanık ... yönünden 19/01/2006; sanık ... yönünden 31/08/2006" şeklinde gösterilmesi yerine 12.06.2006 olarak gösterilmesi,
3.Katılan vekilinin vekillik sıfatının hükümden önce sona erdiği cihetle vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4.Kabul ve uygulamaya göre de;
a.Sanık ...'ın, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ederek değişik zamanlarda atılı suçu işlediğinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK'nin 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
b.5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
10.06.2026 tarihinde karar verildi.