Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacıya ait tescilli marka ile benzerlik iddiasıyla, özellikle 35. sınıf hizmetleri kapsamındaki 30. sınıf mallar nedeniyle, davalı yeni marka başvurusuna ilişkin YİDK kararının iptali ve kısmi hükümsüzlüğü talebiyle açılan davanın gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, bir davacının, kendi tescilli markasına yönelik iltibas iddiasıyla, davalıya ait başka bir markanın belirli mal ve hizmet sınıflarındaki tescilini hedef alan Marka YİDK kararının iptali ve ilgili markanın hükümsüzlüğü talebine dayanmaktadır; davacı, 35. sınıf hizmetlerinin, özellikle 30. sınıf hızlı tüketim mallarıyla kaçınılmaz benzerlik göstererek karıştırılma ihtimali yarattığını ve itibarını zedelediğini savunurken, davalılar itirazın kapsamının genişletildiğini, markalar arasında ayırt edici gücün düşük olması nedeniyle karışıklık ihtimali olmadığını ve Kurum kararının hukuka uygun olduğunu iddia etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/194 Esas - 2026/104

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2025/194
KARAR NO
: 2026/104
.....
DAVA
: Marka YİDK Kararının ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ
: 08/05/2025
KARAR TARİHİ
: 11/03/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 11/03/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ....Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı tarafından yapılan ... ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait tescilli ... ibareli marka ile itiraz ettiklerini, itirazlarının kısmen kabul edilerek 30. Sınıfta yer alan mallarının çıkarıldığını, ancak 35.05 in altında yer alan 30. Sınıf mallar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verildiği, bu kararının hatalı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsamında yer alan davaya konu 35. sınıf hizmetlerinin, müvekkil markalarının kapsamında bulunan sınıflardaki mallarla benzer bulunmasının kaçınılmaz olduğunu, özellikle 30. sınıfların bünyesinde yer alan emtiaların hızlı tüketim malları olduğunu, aynı piyasa şartlarına, aynı dağıtım kanallarına, reklam stratejilerine sahip olup aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini, benzerliğin kaçınılmaz olduğunu, müvekkili tanınmışlığının zedeleneceğini, hali hazırda zaten markaların benzer olduğunun kabul edildiğini beyan ederek ....sayılı kararının iptali ile .... başvuru numaralı “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde 35. Sınıf içerisinde yer alan 30. Sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir
CEVAP
:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; .... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın.... nezdine yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez .... nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğünü, itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden söz konusu markalara dayalı itiraz.... aşamasında kabul edilmediğini, SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, “...” ibaresinin tescil edilmek istenen sınıflar açısından ayırt ediciliği düşük olduğunu, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişi bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, davacının “...” ibaresine, yoğun ve ciddi ticari faaliyetler neticesinde “korunması gereken bir ekonomik değer kattığı” nı söylemenin mümkün olmadığını, kurumun kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... firma vekili cevap dilekçesinde özetle; markaların bölünmeden inceleme yapılması gerektiğini, mesnet marka ile müvekkili markası arasında kavramsal olarak bir benzerlik bulunmadığını, tamamen farklı ürünlerde markaların kullanıldığını bu nedenle aynı raflarda satılmasının mümkün olmadığını, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu nedenle başka markaların varığına katlanmak zorunda olduğunu, mal ve o malın satışı arasında düşük düzeyde benzerlik olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... firma vekili cevap dilekçesinde özetle; hükümsüzlüğü talep edilen markanın müvekkili şirket adına tescilli olmadığını, .... adına tescilli olduğundan, davanın müvekkili şirket yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde,.... numara ile “...” ibareli markasının 29,30,31,32, 35 ve 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.12.2023 tarih ve 434 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı tarafından ... unsurlu markasını mesnet gösterilerek 6/1 maddesine dayanılarak itiraz edildiği, davalı ....tarafından karşı görüş sunulduğu, ....itirazlarının kabul edilerek marka başvuru kapsamından 29 ve 30. Sınıfın çıkarıldığı, davacının bu karara yeniden itiraz ettiği, davalının karşı görüş sunduğu, davalının da bu karara itiraz ettiği, davacının karşı görüş sunduğu, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ;
SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu,
EMTİALARIN BENZERLİĞİ;
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler.
Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.
Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Öncelikli olarak davacı talebinin “35.Sınıf içerisinde yer alan 30. Sınıfın tamamı “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” olduğu görülmüş, emtia benzerlik değerlendirmesi sadece bu talep doğrultusunda yapılmıştır.
Yine davacın ....nolu markası (09. Sınıfta tescilli) bakımından emtia benzerliği bulunmadığının belirtildiği, davacının karara itirazında bu konuda herhangi bir itirazının bulunmadığı, keza dava dilekçesinde de ....nolu markaya dayandığı için inceleme sadece bu marka üzerinden yapılmıştır.
Dava konusu markada 35.05 perakendecilik diye nitelendirdiğimiz satış hizmetinin altında 30.sınıfta yer alan mallar yer almaktadır. Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir.
Aynı kılavuzda; “Yine .... sayılı kararında, 29’uncu, 30’uncu ve 31’inci sınıfta yer alan mallar ile aynı malların perakendeciliği hizmetlerinin birbirini tamamladığı, aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerinde sunuldukları, birbirleri yerine ikame edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu gerekçeleri ile söz konusu mal/hizmetlerin benzer olduğu görüşüne varmıştır.” denilmektedir.
Nitekim ....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir Denilmektedir.
Aynı minvalde ...., tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibarelerin asıl ve ortak unsurlarının "star" kelimesinden oluştuğu, markalarının kapsadığı 29 ve 30. Sınıf emtianın da aynı olduğu, her ne kadar davacının 35. sınıfta tescilli markası yoksa da davalının 29 ve 30. sınıfa özgülenmiş 35/6. sınıf mağazacılık hizmetlerinin de davacının 29 ve 30. Sınıfta tescilli bulunan emtiaları ile iltibas oluşturduğu, ticari bir malı üreten işletmenin, ürettiği malı satmasının işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” şeklinde verilen kararın onanmasına karar verilmiştir.
Sayılan nedenlerle davacı markasınında yer alan 30. Sınıf mallar ile, dava konusu markada yer alan 35/05 sınıf altında listelenmiş 30.sınıf mallar arasında benzerlik bulunduğu,
İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI;
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında yer alan 30. Sınıftaki gıda ürünlerinin ilgili tüketici kitlesi hemen her yaş, meslek, eğitim, cinsiyet düzeyinden tüketiciler olup marketlerde, bakkallarda, büfelerde tüketicinin anlık kararlar ile satın aldığı ve satın alım esnasında da çoğu zaman düşük alım bedeli ödediği bu ürünleri tercih ederken dikkat ve özen düzeyinin son derece standart olacağı değerlendirilmekte olup karıştırılma ihtimalinin ortalama tüketiciler bakımından dikkate alınacaktır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Taraf markalarının .... ibaresinden türetildiği ve her kesim tüketici tarafından üzerinde düşünülmeden dahi anlamlarının anlaşılacağı açıktır. ... ibaresi, ürünün lezzetinin eksiksiz, ideal ve olması gereken seviyede sunulduğunu, başka bir ifadeyle “tadının tam yerinde” olduğu mesajını vermektedir. ... ibaresi ise, benzer şekilde, ürünün ideal lezzete sahip olduğunu, tat bakımından olması gereken noktaya ulaştığını ifade eden ve gıda ürünleri açısından olumlu bir nitelik bildiren anlam içeriğine sahiptir. Bu çerçevede her iki ibarenin de tüketici nezdinde ürünün lezzetinin ideal, yerinde olduğu yönünde aynı kavramsal algıyı oluşturduğu, dolayısıyla markalar arasında kavramsal bakımdan benzerlik bulunduğu,
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Yargıtay ve AB Adalet Divanı birçok kararında, tüketicilerin zihninde, kelime markalarında başta yer alan harflerin ortada veya sondaki harflere nazaran daha fazla akılda kaldığını, bu bağlamda sözcüklerin ilk heceleri, ilk seslerinin farklı olmasının kulaktaki izi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyetin karıştırma ihtimaline yol açabileceği gibi tam tersi de geçerli olabilecektir....” adlı eserde; “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir.
... ve ... ibarelerinin her ikisinde de “tat” kökünün baskın işitsel unsur olarak öne çıktığı, özellikle Türkçe telaffuzda ... ve ... kelimelerinin ses yapısı, hece sayısı ve vurgu düzeni itibarıyla birbirine son derece yakın bir işitsel etki yarattığı, N/M harflerinin kulakta bıraktığı izin neredeyse aynı olduğu görülmektedir. ... ibaresi, başta yer almakla birlikte kısa, vurgu gücü sınırlı ve niteleyici bir kelime olup, markanın genel işitsel algısını belirleyen asıl unsurun ... ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Keza marka farklı bir ibare olan ... ibaresi ile başlasada fonetik açıdan aynı ses olan TA sesini içermektedir. Örnek olarak ... ... gibi bir markada.... ibaresinin yine tek heceden olduğu, markanın başında yer aldığı ve ...ibaresinin fonetik açıdan farklı olduğu açıktır. Somut olayda... ibaresi TA sesini pekiştirmektedir. Bu nedenle, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde ayırt edici bir işitsel farklılık yaratacak düzeyde fonetik ayrım bulunduğu söylenemez.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir.
Taraf markalarının kelime markası olduğu, dava konusu markada yerleşim açısından öncelikli olarak kısa ibare .... ve hemen altında ... ibaresinin yer aldığı, görsel açıdan uzun kelimenin dikkati daha kolay çektiği, .../... ibarelerinde tek harf farklılığ olduğu, N/M harflerinin genel hatları ile görsel açıdan da birbirine benzerliği düşünüldüğünde markların belli bir seviyede benzerlik içerdiği,
Son olarak ... ibaresinin ayırt edici gücünden de bahsetmek gereklidir. Zira ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu değerlendirmelerden sonra, ....” kelimesinin Türkçede yaygın biçimde kullanıldığı,özellikle gıda ürünleri bakımından ürünün lezzetini ve niteliğini doğrudan çağrıştıran, tüketiciye ürünün “olması gereken tatta” olduğu yönünde olumlu bir nitelik bildiren bir anlama sahiptir. Bu yönüyle söz konusu ibarenin, ilgili mal ve hizmetler açısından tanımlayıcıya yakın, ayırt edicilik gücü düşük (zayıf) bir marka unsuru olduğu değerlendirilmektedir. .... Sayılı kararında “….taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı, ancak bu ibare davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru iken dava konusu başvuruda tali unsur olarak kullanıldığı, başvurunun esas unsurunun ise "ta!da!" ibaresi olduğu, zira başvuru markasında algıyı bu ibarenin üzerinde topladığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek derecede benzer olmadıkları, nitekim..... sayılı kararında da "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabilecekleri” gerekçesiyle reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından onandığı, bu noktada ... ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu konusunda çekişme bulunmadığı, ancak bu durum davacı markasının tescilli olduğu ve korunmaya değer bir hakkı olduğu gerçeğini de değiştirmeyeceği, pek tabii ki zayıf markalara eklenen ekler ile 3. Kişilerin kullanımları mümkündür ancak eklenen ibarelerin markaları birbirinden ayırt etmeye yetecek yeterli ayırt ediciliği içermesi gerekmektedir. Somut olayda .... ibaresi markaları farklılaştırmaya yetmemiş, aksine kavramsal algıyı pekiştirmiştir. Özellikle aynı veya benzer sektörlerde, aynı kavramsal çekirdeği oluşturan ibarelerin küçük farklılıklarla kullanılması halinde, tüketici nezdinde markalar arasında ekonomik bağlantı veya seri marka algısı oluşabileceği,
Sonuç olarak, ... ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu, ancak davacının korunmaya değer bir hakkının da olduğu, ..../... ibareleri arasında gerek görsel, gerek fonetik gerekse kavramsal açıdan yüksek düzeyde bir benzerlik bulunduğu, dava konusu markada yer alan TAM ibaresinin bu benzerliği bertaraf edecek bariz bir etkisinin bulunmadığı, zira görsel açıdan 3 harften oluştuğu, bu nedenle görsel açıdan ilk dikkati çeken unsur olmadığı, fonetik ve kavramsal açıdan ise ... ibaresini pekiştirdiği, bu nedenle markalar arası çağrışımsal ve bağlantı kurdurucu bir özellik içerdiği, bu nedenle markaların birbirinin serisi gibi algılanabileceği, her ne kadar mal ve o malın perakendeciliği arasında düşük seviyede bir benzerlik olduğu kabul edilse de, karşılıklı bağımlılık ilkesi gereğince bu durumun markaların yüksek benzerliği ile bertaraf edilebileceği, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,
KÖTÜ NİYET İDDİALARI ;
Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemeyeceği, kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmadığı, somut olayda davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı,
PASİF HUSUMET EHLİYETİ BAKIMDAN DEĞERLENDİRME:
Hükümsüzlüğü talep edilen “...” ibareli markanın, davalı olarak gösterilen ..... adına tescilli olduğu görülmüş, bu husus .... nezdindeki marka sicil kayıtlarıyla da doğrulanmıştır. Marka hükümsüzlüğü davalarının, niteliği gereği, hükümsüzlüğü talep edilen markanın sicilde malik görünen kişi veya kişilere yöneltilmesi zorunlu olup, marka üzerinde herhangi bir ayni veya hukuki tasarruf yetkisi bulunmayan ....ye iş bu davanın yöneltilemeyeceği,
Netice itibariyle,
Dava konusu markada yer alan “35 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri bakımından benzerlik koşulunun sağlandığı,
Bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,
..... sayılı kararının 35. Sınıfın altında yer alan 30. Sınıfın tamamı yönünden hukuka aykırı olduğu, dava konusu .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, kötü niyet iddialarının ispat edilemediği,
Davalı .....’ye husumet düşmediği kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
:
1-Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının 35. Sınıfın altında yer alan 30. Sınıfın tamamı yönünden iptaline,
Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılar ....'undan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılar ..... İle ....'undan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davalı .... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine,
Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı ....vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar
: 2.636,60.-TL
Gider Avansı
:24.150,00.-TL
TOPLAM
:26.786,60.-TL