Bölge Adliye Mahkemesinin, müşteri şirket muhasebe personelinin sahte talimatlarıyla oluşan zararda bankanın özen yükümlülüğünü incelediği alacak davası istinaf kararı.
Özet: Şirket hesaplarından muhasebe personelinin sahte imzalarla üçüncü kişilere para aktarması iddiasıyla bankanın kusurlu olduğunu ileri süren alacak davasında, davacı şirket bankanın gerekli özeni göstermediğini ve teyit mekanizmalarını işletmediğini savunurken, davalı banka zararın davacının kendi personelini denetlememesinden kaynaklandığını belirtmiştir; ilk derece mahkemesi zararın şirketin çalışanından kaynaklandığını kabul ederek davayı reddetmiş, ancak davacı şirket, bilirkişi raporunun bankayı %60 kusurlu bulduğunu, bankanın faks talimatlarında telefonla teyit almayarak güvene dayalı kurum niteliğine aykırı davrandığını ve usulsüzlükleri ilk işlemlerde tespit edemediğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:
KARAR NO
:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ...
NUMARASI
: ... Esas, ... Karar
DAVACI
:
VEKİLİ
: Av.
DAVALI
:
VEKİLLERİ
: Av.
Av.
İHBAR OLUNAN
:
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:
KARAR YAZIM TARİHİ
:
... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı dosyasının İstinaf incelemesi neticesinde;
TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı bankanın ... ... müşterisi olup, davacı şirketin muhasebe personeli ...'un sahte imza ile ödeme, talimat ve işlemleri ve davalı bankanın kusurlu uygulamaları ile davacının bankadaki TL ve USD hesabında bulunan paraların davacı şirket ile ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin hesabına aktardığını, böylece davacının TL hesabından 346.340,06 TL, USD hesabından 366.426,93 USD zarara uğradığından, bu paraların hesaptan çıktığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı bankanın cevap dilekçesinde; davacı banka tarafından yapılan talimat ödemelerinin hukuka uygun olduğunu, davacının muhasebe yetkilisi ...'un uzun yıllardır davacı şirkette çalıştığını, dava konusu sahte talimatların bu kişi tarafından düzenlendiğini, banka işlemlerine teyit verdiğini, davacının şirket işlerinin işleyişi ve personel denetimi basiretini göstermediğini, sahte işlemleri davacının personeli gerçekleştirdiğinden, davacı bankaca uygulanacak teyit mekanizmasını davacının işlemez hale getirdiğini, teyitlerin hukuka uygun olduğunu, davacıya bilgilendirme mailleri atıldığından; davacı bankanın davacı ile ilgili bankacılık işlemlerinde hiçbir kusuru olmadığından, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ;
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporunda istifade edilmekle birlikte rapordaki hukuki değerlendirmeye itibar edilmemiş, meydana gelen zararın doğrudan şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynakladığından davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğu, davalı bankaya atfedilen eylemlerin tek başına zararlı neticeyi doğrumaya müsait olmadığı, zarar ve zararın meydana geliş biçimi ortaya çıktığında her zaman bir ilave tedbir almanın mümkün olduğu, aslolanın kurallara uygun teamüle ve her iki tarafın örtüşen iradesine mutabık biçimde hareket etmek gerektiğini, davalı bankanın onlarcasına davacının onay ve teyit verdiği işlemleri aynı yöntemle yapageldiğini, buna karşılık davacı şirketin en basit denetim ve kontrol gereğini ihmal ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı bankanın sahte talimat ve imzalar ile üçüncü kişilere usulsüz ödemeler yapılması nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığını, davalı bankaya faks gönderen ...'un talimat verme yetkisinin bulunmadığını, bir müşterinin arayıp ödemesinin yapılmadığını söylemesi üzerine sistemin incelenmesinde ödeme yapıldığının görüldüğünü, detaylı araştırma yapılması üzerine sahte imzalar ile ödemelerin gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, ödeme gönderilen kişilerin davacı şirket ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı bankanın yerel ödeme talimatlarındaki kaşe ve imzaları kontrol etmediğini, davacı şirket yetkililerinden herhangi bir teyit almadığını, faks talimat asıllarını istemediğini, davalı bankanın Bankacılık Mevzuatına aykırı davranması nedeniyle kusurlu olduğunu, objektif özen yükümlülüğüne uymadığını, yerel mahkeme kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, bankanın gerekli özeni göstermediğini kabul etmesine rağmen daha sonra kusursuz olduğunun belirtildiğini, bilirkişilerce bankanın %60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, buna rağmen yerel mahkemece red kararı verildiğini, bilirkişi raporuna itibar edilmediğini, bunun ise yerinde olmadığını, ceza soruşturması ile ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
Dava, bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan ve davalı bankanın kusurlu olduğu iddiasına dayanan alacak davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile ek raporunda; davalı bankanın güven ilişkisine dayalı kurum olduğu, bu nedenle müşterinin kendilerine olan güvenini korumaları ve bu güvene yakışır şekilde müşterilerinin zarar görmelerini önleme yönünde çalışmaları ve sistemlerini buna göre uyarlamaları gerektiği, somut olayda faksla verilen talimatlar için firma yetkililerinden telefon ile teyit alınmaması nedeniyle dava konu olayın ilk işlemlerde ortaya çıkarılması mümkün iken usulsüz işlemlerin önlenememesi, talimat asıllarının davacı firmadan istenmemesi, usulsüz işlemlerin özelliği dikkate alındığında talimat asıllarının tetkiki ile fark edilmesi mümkün muhtemel yolsuzluğun uzun süre devam etmesine ve yolsuzluk miktarının yüksek seviyelere ulaşmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle meydana gelen zarardan %60 oranında kusurlu bulunduğu, davacı firmanın ise faks talimatları ile ilgili olarak gün sonlarında e-mail yoluyla gönderilen ekstreleri ve ay sonlarında gönderilen mevduat hesap ekstrelerini kontrol etmediği, bu hususun muhasebe elemanı ...'a bırakıldığı, hem icranın hem de denetlemenin aynı elde toplanmasının hem usulsüz işlemi yapana cesaret verdiği hemde usulsüz işlemlerin fark edilmesi sürecini uzattığı, davacının gerek ekstreleri kontrol etmeyerek denetim görevini yerine getirmemesi ve gerekse görevlendirdiği çalışanı tarafından gerçekleştirelen usulsüz işlemlerden dolayı adam çalıştıran sıfatıyla %40 oranında müteferrik kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından; bilirkişi raporunun hukuki değerlendirmeye yönelik kısmının mahkemeyi bağlamadığı ve somut olayda bankanın üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiği, meydana gelen zararın doğrudan şirketin denetim ve sorumluluğu altındaki çalışanın eylemlerinden kaynaklandığı, davalı bankaya atfedilen eylemlerin tek başına zararlı sonucu doğurmaya müsait olmadığı, zarar ve zararın meydana geliş biçimi ortaya çıktığından her zaman bir ilave tedbir almanın mümkün olduğunun ortaya çıkacağı, aslolanın kurallara uygun, teamüle ve her iki tarafın örtüşen iradesine mutabık biçimde hareket etmek olduğunu, davalı bankanın onlarcasına davacının onay ve teyit verdiği işlemleri aynı şekilde yaptığı, buna karşılık davacı şirketin en basit denetim ve kontrol görevini ihmal ettiği, dolayısıyla somut olayda davacı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre değerlendirme yapıldığında; bankalar tüm işlemlerinde özen göstermekle yükümlüdürler. Bunun doğal sonucu olarak en küçük kusurlarından dolayı zararın tümünden sorumludurlar. Ancak zararın meydana gelmesinde karşı tarafın da kusuru mevcut ise müteferrik kusur olarak üzerlerine düşen kusur oranında sorumludurlar.
Bunun yanında bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmemesine rağmen yapılan işlemlerden müşterinin haberdar olması ve buna rağmen herhangi bir itirazda bulunmaması halinde artık bankanın sorumluluğundan bahsedilemez. Çünkü müşteri haberi olmasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmayarak işleme icazet vermiş sayılır.
Mevcut davada da; para transferlerinde talimatın faks yolu ile verilmesi hususunda taraflar arasında bir anlaşma olduğu mevcuttur. Davalı banka tarafından faks yolu ile gönderilen talimatların davacı şirketin faksından geldiğinin kontrol edildiği gibi telefon görüşmeleri ile de teyitlerin alındığı, bunun yanında yapılan işlemin e-mail yolu ile davacı şirkete gönderildiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Davacı tarafından, davalı bankanın telefon ile teyitleşme yapılıdğına yönelik iddiasına bir itirazda bulunulmamıştır.
Yapılan işlemlerin davacı şirkete bildirildiği ve davacı şirket tarafından da herhangi bir itirazda bulunulmadığı için, artık yapılan işlemlere icazet verilmiş sayılır. Çünkü dava konusu işlemlerin haricinde yani dava konusu olmayan başka işlemlerin talimatının da faks yolu ile verildiği görülmüştür. Buna göre; taraflar arasında faks yolu ile para transferi talimatları verildiği ve bununda gerek telefon yolu ile ve gerekse e-mail yolu ile teyitleşildiği sabittir. Bankanın davacı ile teyitleşmesi sonucunda yapılan işleme itiraz edilmediğinden, davacı tarafından havaleye onay verilmiş olduğu kabul edildiğinden, artık davalı bankaya yönelik olarak zarar iddiasında bulunulamaz.
Davalı bankanın kimin ile telefon görüşmesi yaptığı veya hesap ekstrelerini içeren e-maillerin davacı şirkette kim tarafından kontrol edildiği tespit edilememiştir.
Davacı bankanın sorumluluğu; faks yolu ile gelen talimatın davacıya ait faks numarasından gelip gelmediği, talimattaki kaşe ve imzanın kontrolü ve davacı ile gerek telefon yolu ile gerekse e-mail yolu ile teyitleşmesidir.
Davacı şirket yönünden banka ile teyitleşme işlemini kimin yapacağı hususunda bankaya verilmiş bir talimat yoktur. Bunun yanında gönderilen e-maillerin davacı şirkette kimin tarafından kontrol edildiğini, davalı bankanın bilmesi de mümkün değildir.
Bu sebeple; teyitleşme işleminde davalı bankaya bir kusur izafe edilemez. Zaten bilirkişi raporunda da bu hususta davalı bankaya herhangi bir kusur izafe edilmemiştir.
Diğer husus ise; talimattaki kaşe ve imzaların banka tarafından kontrolü meselesidir. Bilirkişi raporunda; kaşenin davacı şirkete ait olduğu ve imzaların davacı şirket yetkilisinin imzasına benzediği, tersim şekli yönünden basit tersimli olması nedeniyle iğfal kabileyetinin bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle davacının, davalı bankanın kaşe ve imzayı incelemediği yönündeki iddiası da yerinde değildir.
Bilirkişi raporunda; davalı bankaya, talimat asıllarını davacı şirketten temin etmediği için kusur izafe edilmiştir. Oysaki talimat asıllarını göndermeyen davacı şirkettir.
Davacı şirket, talimat asıllarını davalı bankaya göndermemiştir. Sadece dava konusu olanları değil, dava konusu olmayan talimatların da asıllarını göndermemiştir.
Bu durumda taraflar arasında faks yolu ile gönderilen talimatın teyitleşilmesi ve e-mail yolu ile davacı şirkete bildirilmesi hususu yeterli görülmüş ve bunun da teamül olarak da uygulandığı görülmüştür.
Bu nedenle; bu hususta da davalı bankaya kusur izafe edilemez.
İlk derece mahkemesi tarafından bilirkişi raporunun hukuki değerlendirme kısmına itibar edilmemiştir.
Bilirkişi raporu; çözümü hukuk dışında özel bir teknik bilgi gerektiren hallerde alınmaktadır. Genel bilgi veya tecrube ile ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuk bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan hususlarda bilirkişiye müracaat edilmez.
Mevcut davada da; bankacı bilirkişi tarafından teknik tespitler yapılmış ve ilk derece mahkemesi tarafından bu teknik tespitlere göre hukuki değerlendirme yapılmıştır. Bu sebeple bilirkişi raporunun teknik tespitlerine aykırı bir değerlendirme yapılmamış, sadece bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Hukuki değerlendirme için de başka bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasına gerek yoktur.
Bu sebeple; yapılan havale işlemleri hakkında davalı banka tarafından davacı şirkete gerek telefon ile ve gerekse e-mail yolu ile günlük bildirimlerde bulunulduğu ve buna rağmen davacı şirketin herhangi bir itirazda bulunmaması nedeniyle işleme icazet verdiği kabul edildiğinden, artık bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve zarardan sorumlu olduğu kabul edilemez (Emsal; ... ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında verilen aynı mahiyetteki kararın ... Bölge Adliye Mahkemesinin ... tarih... Esas ... sayılı Kararı).
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş ise de; gerekçe kısmı yukarıda açıkladığımız gerekçeleri ihtiva etmediğinden, istinaf incelemesi HMK 353/...-b-... maddesi gereğince gerekçesi düzeltilmek suretiyle, davacının İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
...-Davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/...-b-... maddesi gereğinde ESASTAN REDDİNE,
...-Alınması gerekli istinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren ... hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/04/2018
...
Başkan
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır