11. Ceza Dairesi, kamu kurum ve kuruluşları araç olarak kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararını onarken, özel belgede sahtecilikle ilgili 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçunda olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verdi.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkında kamu kurumlarını araç olarak kullanarak işlediği nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, eylemin aslında birden fazla mağdura yönelik olmasına rağmen aleyhe temyiz bulunmadığından zincirleme suç hükümleri uygulanmasını bozma sebebi saymayarak ve adli para cezasının infazına ilişkin bir hususu açıklığa kavuşturarak onarken; diğer yandan, sanığın sahte telefon hattı sözleşmeleri düzenleme eylemiyle ilgili 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, olağanüstü dava zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşürülmesi yönünde bozarak karar vermiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/39159 E.  ,  2026/4807 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2015/267 E., 2016/182 K.
SUÇLAR
: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle
dolandırıcılık, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, düşme
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında 29.01.2009 olarak eksik gösterilen suç tarihinin mahallinde "29.01.2009, 15.05.2009" olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın, şikayetçi ... ile katılan ... Anonim Şirketinden ... adına telefon hatları çıkarıp kullanması karşısında, sanığın eyleminin katılan ve şikayetçi şirketlere yönelik ayrı ayrı iki kez nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, eylemlerin katılan ...'a yönelik olduğu kabul edilerek, nitelikli dolandırıcılık suçundan zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eleştirilen hususlar dışında eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın ... adına ... ve ... İletişim ... Şirketinden sahte telefon hattı sözleşmeleri düzenlediği iddia olunan olayda; sanığın eyleminin sübutu halinde 10.11.2008 tarihli ve 27050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı ancak bu suçun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 15.05.2009 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
29.04.2026 tarihinde karar verildi.