Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, "DEKOR" markasının "DEKORASNA" markasına iltibası ve haksız faydalanma iddiasıyla YIDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü ve terkin davası.
Özet: Davacı vekili, müvekkilinin özellikle boya ve badana sektöründe tanınmış ve asli unsuru "..." ibaresi olan markalarıyla yüksek derecede benzerlik gösteren, aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil başvurusunda bulunulan davalıya ait "dekorasna" markasının, "..." ibaresini başlangıç unsuru olarak kullanması nedeniyle tüketicilerde kavramsal, işitsel ve görsel açıdan karıştırma riski yarattığını, müvekkilinin marka kimliğini sulandırarak tanınmışlığından haksız fayda sağladığını iddia ederek, davalının marka başvurusunun tescilinin iptalini ve sicilden terkinini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/193 Esas - 2026/25
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No
: 2025/193Karar No
: 2026/25....Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi
: 07/05/2025Karar Tarihi
: 15/01/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih
: 15/01/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı tarafın, müvekkilinin ...” markası üzerindeki hak sahipliğine rağmen marka başvurusunu müvekkiline ait marka tescillerinin bilhassa korunduğu 16 ve 35 nolu mal ve hizmet sınıfları üzerinde gerçekleştirmiş olduğunu, marka içerisinde müvekkilinin markalarının asli unsuru olan “....” kelimesine başlangıç unsuru olarak yer verildiğini, bu şekilde müvekkilinin markalarının tertip tarzının taklit edildiğini, diğer yandan markada kullanılan şekil unsurunda farklı renklendirmelere yer verildiğini, bu şekilde bir “boya paleti” algısı oluşturulduğunu, müvekkilinin boya malzemeleri için “...” ibaresi ile tanınmış marka üzerindeki hak sahipliği gözetildiğinde itiraza konu markada kullanılan şekil unsurunun markalar arasındaki iltibas riskini arttırmaktan başka bir amaca hizmet etmediğini, müvekkilinin markalarında olduğu gibi davalıya ait markanın işitsel ve kavramsal vurgusunun da “...” ibaresi üzerinde toplandığını, zira bu ibarenin, dava konusu marka başvurusunda asli unsur mahiyetinde ve başlangıç unsuru olarak kullanılmış olduğunu, markada kullanılan şekil unsuru bir yerin fırça ve boya ile ilişkili renklendirmelerden oluştuğu için davalının özünde “...” ibaresi üzerinden markalaşma iradesi gösterdiğini, taraf markalarında tüm kavramsal vurgunun esasen Türkçe anlamı da bulunan “...” ibareleri üzerinde toplandığını, diğer yandan dava konusu başvuruda yer alan “asna” ekinin bu kelimeye anlamsal bir katkı sağlamadığını, gerek müvekkili şirketin tüketici nazarındaki tanınmışlığı gerekse taraf markaları altında sunulan hizmetlerin ve tüketici kesiminin birebir aynı olması sebebiyle; taraf markaları arasında kavramsal benzerlik kurulması ihtimali veya tüketicilerin yanılgıya düşerek markalar arasında iktisadi bir bağlantı olduğunu düşünmesi ve satın alma kararı verirken markaların karıştırılması ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, taraf markalarında yer alan “...” ibaresinin, işaretlerde başlangıç unsuru olarak kullanıldığını, ilk önce ve esaslı olarak okunduğunu, markaların ortak unsurunun “...” ibaresi olması ve bu ibarenin her iki markada başlangıçta telaffuz edilmesinin fonetik farklılıklarının dikkat çekmesini engellediğini, bu durumun ise taraf markaları arasında mutlak olarak işitsel bir benzerliğin bulunduğunu gösterdiğini, hem müvekkilinin davaya dayanak markalarında hem de davalıya ait marka başvurusunda kavramsal ve işitsel vurgu kadar görsel vurgunun da “...” ibaresinin üzerinde toplandığını, itiraz kapsamındaki mallar bakımından müvekkilinin marka tescilleri bulunmakta olup esasen bu kısmın müvekkilinin tanınmış olduğu ve ana iştigal alanını oluşturan kısım olduğunu, diğer yandan 35 nolu sınıfta itiraza konu hizmetlerin, müvekkilinin marka tescillerinde mal sınıfları altında korunan ürünlerin bir araya getirilerek satılmasına ilişkin hizmetler olduğunu ve bu itibarla bu hizmetler bakımından da markalar arasında matematik kesinlikte benzerlik bulunduğunu, davalı taraf, “...” markasının ilgili tüketici nezdindeki bilinirliğini ve güvenirlik fonksiyonunu iyi bildiği için müvekkilinin marka kimliğini “dekorasna” şeklinde sulandırarak kullanmakta ve bu sayede müvekkilimizin markasından haksız bir şekilde faydalanmakta olduğunu, müvekkili adına “...” ibareli marka için .... başvuru numarası ile .... nezdinde tanınmışlık başvurusu yapılmış, ..... tarafından yapılan değerlendirme sonucunda markanın tanınmış olduğuna karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile bilhassa “boya ve badana” işleri için fırça ve rulo üretim ve satışı konusunda son derece yaygın bilinen bir marka olduğunu, bu markanın kullanılması hâlinde müvekkilinin bu marka ile birebir aynı olan ve aynı ürünler üzerinde kullanılan markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, itibarının zarar göreceğini ve davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız surette istifade edeceğini ifade ederek, ..... sayılı ve "dekorasna" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 16 nolu sınıfta "çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” ile 35 nolu sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (…) Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, (…) basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, (…) basınçlı hava üreticiler, kompresörler (…) ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar.(…) Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (elektrikli olmayan ve motorsuz) aletler (…) Her türlü malzemeden mamul alet sapları. (…) Çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): (…) çizim aletleri. (…) Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. (…) Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları (…) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı .... vekili cevaplarında özetle; markaların düşük ayırt ediciliği olan “...” sözcük unsurunu paylaştığını, davacı markaları ve davalı markaları içerdikleri farklı unsurlar ve oluşturulan genel görünümleri itibariyle birbirlerinden farklılaştığını, markanın genel izlenim itibariyle davacı markalarından uzaklaştığını, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında yapılan bütüncül değerlendirme sonucunda; markaların ayırt ediciliği bulunmayan ya da düşük ayırt ediciliğe sahip unsuru paylaşmalarının benzerlik ve iltibasa yol açmadığını, tüketici kitlesi nezdinde karıştırılmayacağını, birbirleriyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığının bulunmadığını, davacının SMK 6/5 kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin tanınmışlık iddiasını ispatlamakta yetersiz olduğunu, tüketicinin derhal ve hiç düşünmeden markaların ticari kaynağının farklı olduğunu anlayacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.Davaya konu .... ibareli marka için davalı tarafından 16/09/2023 tarihinde 16/35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ....", "..." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karara verildiği, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Değerlendirme, davacının talebi doğrultusunda 16. sınıfta yer alan "çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” malları ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (…) Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, (…) basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, (…) basınçlı hava üreticiler, kompresörler (…) ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar.(…) Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (elektrikli olmayan ve motorsuz) aletler (…) Her türlü malzemeden mamul alet sapları. (…) Çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): (…) çizim aletleri. (…) Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. (…) Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları (…) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından yapılmıştır.Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu “çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar.” mallarının davacının redde gerekçe.... sayılı markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki 35. sınıfta yer alan dava konusu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin davacının redde gerekçe .... sayılı markalarının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı anlaşılmıştır. İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, söz konusu redde gerekçe markaların kapsamındaki “Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları.” malları ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki söz konusu malların satışı hizmetlerinin ilişkili olduğu anlaşılmıştır.Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(....) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle söz konusu mallar ile bu malların satışı hizmetlerinin birbirini tamamlayıcı mallar/hizmetler olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, davacının redde gerekçe markalarının kapsamında yer alan mallar ile dava konusu markanın kapsamındaki 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için basınçlı hava üreticiler, kompresörler ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (elektrikli olmayan ve motorsuz) aletler. Her türlü malzemeden mamul alet sapları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerin mallar benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılamadıkları, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılmadıkları hususları dikkate alındığında benzer/ilişkili olmadıkları değerlendirilmiştir.Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.Somut olayda benzer bulunan mallar/hizmetlerin hitap etmiş olduğu tüketici kesimi, genellikle nihai tüketicilerdir. Nihai tüketici, normal bir bilgi düzeyine sahip, makul ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ürün veya hizmetin markasının hafızalarında kalan izine dayanarak sonraki alımlarını gerçekleştiren kişilerdir. Başka bir deyişle, bu tüketici kitlesi genellikle çok dikkatli olmayan, ilgili ürün veya hizmetler hakkında normal bir bilgi seviyesine sahip, yeterince dikkatli ve tedbirli olan, işareti ve markayı aynı anda düşünmeyen, bunları nadiren karşılaştırma imkanına sahip olan ve aradığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan, bu şekilde daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın ya da hizmetin markasının göz ve kulağında kalan ize; hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı ürün veya hizmet alışverişlerinde aynı veya benzer markayı tercih etmeye eğilimli özelliklere sahip bireylerden oluşmaktadır.Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.ATAD kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, ilk harfi büyük, standart yazı karakteri kullanılarak “Dekorasna” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde farklı renklerin kullanıldığı, kalem tutan bir el figürünün yer aldığı karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “Dekorasna” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.Davacının redde gerekçe markaları, bazılarının kırmızı zemin üzerinde, beyaz renkte münhasıran “...” ibaresini veya bu ibare ile birlikte “rulo fırça sanayi ve ticaret ltd. şti., kompozit sırık” ibarelerini içeren kelime markalarıdır.Dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup, bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.Marka korumasının kapsamını genişleten hâller gibi daraltan hâller de ayırt edicilik unsuru ile ilgilidir. Bu bağlamda korumanın kapsamının daraldığı, marka sahibinin üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanma zorunluluğunun doğduğu ilk hâl, markanın ayırt ediciliğinin zayıf olması hâlidir. Markanın ayırt ediciliğinin zayıf olarak değerlendirilmesine yol açan temel husus ise, tescili istenen işaretin niteliğidir. Söz gelimi; ticari hayatta yaygın kullanılan sözcük ve işaretler, özellikle cins isimleri, bir ülkede yaygın kullanılan kişi ad ve soyadları, günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükler, bir malın şekli veya ambalajından oluşan işaretler nitelikleri gereği sınırlı düzeyde ayırt ediciliğe sahiptir. Bütün olarak, sadece bu tür işaretlerden oluşan markaların koruma kapsamı da aynı ölçüde daralmaktadır.Zayıf ayırt ediciliğin sonucu olarak, daha dar bir koruma alanına sahip olan bu markalar öğretide “zayıf marka” olarak adlandırılmaktadır. Esasen “güçlü” ya da “zayıf” marka ayrımının kanunî bir dayanağı bulunmamaktadır; ancak markaya tanınacak korumanın kapsamının belirlenmesinde önemli bir ayrım olarak öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.Zayıf markalara, özgün markaların aksine benzer mal veya hizmetleri ya da tanınmış markanın aksine farklı mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamak olanaklı değildir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Zira marka olarak tescil edilmiş olsa bile zayıf bir işaret üzerinde bir kişiye tüm mal veya hizmetleri kapsayacak şekilde inhisarî hak tanınamaz. Bu husus, yukarıda koruma kapsamının genişlediği hâller arasında sayılan ve karıştırılma ihtimalinin yükselmesine neden olan özgün markanın tam tersi bir durumu ifade etmektedir.Markanın birden fazla unsurdan oluştuğu hâllerde unsurların ayırt edicilik düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Bu doğrultuda, bir marka zayıf unsurlar içerse dahi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilmeyebilir. Şüphesiz zayıf markada olduğu gibi, zayıf unsurlar içeren markada da unsurların ayırt ediciliği koruma kapsamını etkilemektedir. Şöyle ki; marka sahibi, markasının ayırt edicilik gücü yüksek unsurları bakımından SMK m. 7.2 çerçevesinde koruma elde edebilirken; zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına ise kural olarak katlanmak zorundadır.Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında ortak olarak yer alan “...” kelimesinin Türkçe’de “1. isim Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü 2. isim Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen. 3. isim, mecaz manzara” anlamlarına geldiği, ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığı, dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu değerlendirilmiştir.Bu kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı markalarının esas unsuru konumundaki “...” ibaresi dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “dekorasna” ibaresinin ilk beş harfini oluştursa da, dava konusu marka “de-ko-ras-na” diye telaffuz edilirken davacı markalarının esas unsurunun “de-kor” diye telaffuz edildiği, her ne kadar ilgili tüketicinin marka işaretindeki esas unsurun baş tarafına işitsel ve görsel olarak daha çok odaklanacağı iddia edilse de, bu hususun her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu markanın sonundaki “asna” ibaresinin markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olduğu, ilgili tüketicinin dava konusu markayı bütüncül olarak “dekorasna” olarak algılayıp, markayı bölerek dava konusu marka ile davacının markaları arasında bir benzerlik kurmayacağı, dava konusu marka ile davacı markalarının tertip tarzının farklı olduğu, davacının tescilli markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf olması nedeniyle üçüncü kişilerin farklı unsurlar eklemek suretiyle oluşturdukları markalara katlanmak durumunda olduğu, ilgili tüketici tarafından bu farklılıkların kolayca anlaşılabileceği, bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın tüketiciler nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ATAD kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.Her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu “16. Sınıf: çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” malları/hizmetleri redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında belirtilen dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacının Tanınmışlık İddiaları Bakımından Değerlendirme:6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir.Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır.Markanın halk tarafından tanınmışlık düzeyi, markanın herkes tarafından bilinirliğini, markanın, malın potansiyel ve fiili kullanıcılarının da ötesinde ulaşmış olduğu genel tanınmışlık düzeyi bazı kriterler çerçevesinde değerlendirir. Bunlardan bazıları; markanın tescilinin ve kullanımının süresi, markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam (Yurt içi ve yurt dışı tescilleri), markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özelliklerinin neler olduğu (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafi alan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.), reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetlerin varlığı (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.), markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, karı, yurt çapında ve yurt dışında sahip olduğu dağıtım kanalları: şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hakimiyeti vs.), eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri, marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği olarak belirtilebilir.Dosya kapsamından, davacının “...” ibareli markasının .... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır.Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak somut olayda bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın davacının ....sayılı tanınmış markasının ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markaların sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının, dava konusu markanın davacı markasından haksız yararlanma, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimallerinin ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu “16. Sınıf: çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): çizim aletleri, Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mallar/hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Davanın Reddine,Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026Kâtip Hâkim....✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır