Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, "sabunları" ibareli marka tescilinin benzer seri markalara sahip rakip firma itirazıyla iptali davasının yargılaması.
Özet: Bu hukuki belge, davacının ".... de ...." ibareli markasının tescil talebinin, davalı şirket tarafından tescilli ve seri marka niteliğindeki "..." ve "de" vurgulu markalarıyla iltibas oluşturacağı gerekçesiyle Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedilmesi üzerine açılan bir iptal davasını ele almaktadır; davacı, markasının ayırt edici unsurunun farklı olduğunu, "de" gibi kelimelerin tekel oluşturmayacağını ve tüketici nezdinde karışıklık yaratmayacağını savunurken, davalı şirket ise kendi markalarının sektörde tanınmış olduğunu, geniş satış ağı bulunduğunu ve davacının markasının kendi serisi içine sızma yaratarak tüketicide karışıklığa yol açacağını iddia ederek iptal talebinin reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/192 Esas - 2026/49

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2025/192
KARAR NO
: 2026/49
....
DAVA
: Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ
: 07/05/2025
KARAR TARİHİ
: 05/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 05/02/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, ..... ibaresi Fransızca bir kelime olup, Türkçede “sabunları” anlamına geldiğini, müvekkilinin bu marka ile kullanmak ve ifade etmek istediği asıl ibarenin “.... Sabunları” olduğunu, kaldı ki “....” ibareli markalarının da mevcut olduğunu, bu nedenle, müvekkilinin tescil almak istediği marka ile itirazda bulunan davalının markası arasında iltibasa açık benzerlik bulunmadığını, markaların yalnızca harcı alem, tali unsurlarının benzer olmasının markaların aynı ya da benzer markalar olduğu anlamına gelmeyeceğini, markaların asli unsurlarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin tescil ettirmek istediği marka bir bütün olarak incelendiğinde, tüketici nezdinde bir karışıklığa sebep olmayacağını, çünkü ... kelimesinin Fransızca bir kelime olduğunu ve Türkçede sabun anlamına geldiğini, “de” kelimesinin ise bir artikel olduğunu, bu sebeple, .... kelimesinin kimsenin tekelinde olamayacağını, ek olarak, tescili istenen markada bulunan üçüncü kelime ....” kelimesi sabun anlamını taşımakta olup, markada ayırt edici unsurun Flavia olduğunu, itirazda bulunan davalı ...’ın markalarının ise “....”’ gibi markalar olduğunu, itirazda bulunan davalının markalarındaki ayırt edici unsurun “.... anlamına geldiğini, burada ayırt edici unsurun “... ....” ibaresi olmadığının açıkça ortada olduğunu, ayrıca, “... ... ....”, markasında ise firma ismi “...”ın yer aldığını, bu ibarenin de tüketici bakımından ayırt edici bir unsur olduğunu, bu durumda, yalnızca markaların başlangıçlarının benzer ya da aynı olması ya da markadaki kelime grubu içerisinde benzer ya da aynı kelimelerin yer almasının markanın tesciline engel bir durum olmadığını, çünkü markaları birbirinden ayırt edecek olan unsurların farklı olduğunu, bu durumun da tüketici nezdinde bir karışıklık oluşturmayacağını beyan ederek .... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle ; müvekkili ... Komzetik’e ait "... De" vurgu unsurlu markaların seri marka niteliğini haiz olduğunu, müvekkilinin tescilli, "... De" ibaresini içeren markalarıyla uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait "“....... ibareli markalar sektörde ayırt edici bir tanınırlık kazanmış ve seri markalar olarak bilinir hale gelmiş olduğunu, davacıya ait “... de ....” ibaresinin marka olarak tescil edilmesinin müvekkiline ait markalar arasına sızma sonucunu doğurabilecek nitelikte olup müvekkiline ait markalar ile iltibasa, sanki ... De ....’nın da müvekkili .... Komzetik’e aitmiş gibi veya ....Kozmetik tarafından üretiliyormuş gibi bir algı oluşturmasına sebebiyet vereceğini, müvekkiline ait sayılan markalar sırası ile 03, 05 ve 35. sınıfta tescilli olduğunu, davacı başvuru sahibinin ise markasını 03. Sınıfta yer alan mallar bakımından, bu belirtilen kategorilerde, emtia sınıfında koruma altına almak istediğini, “... De” yapısının birleşik kullanımının davalı müvekkil açısından işbu seri markaların ayırt edici bir kalıp haline gelmesini sağlamış olduğunu, tek başına “...” kelimesi tanımlayıcı gibi gözükse de müvekkilinin tescilli markaları bu kalıbın ticari anlamda tanınmış haline geldiğini, ilgili markanın faturalardan da anlaşılacağı üzere özellikle sabun, kolonya gibi emtia sınıflarında, kategorilerinde ciddi bir iç ve dış satım yani ihracat hacminin bulunduğunu, başta İsveç, .... gibi farklı coğrafyalarda yer alan ülkelere de bu marka ile satış, ihracat yapıldığını, ek olarak müvekkiline ait “... de” ibareli markalarının trendyol, amazon, hepsi burada gibi e-ticaret kanallarının önde gelen mecralarında internet üzerinden satışlarının gerçekleştirildiğini, keza ..... gibi ulusal zincirlerin sanal mağazalarında, internet üzerinden müvekkiline ait markalı ürünlerin satışlarının gerçekleştirildiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. .... Sınıflandırma Sisteminin 03. sınıfta yer alan mallarda kullanılmak üzere tescil başvurusu 02.05.2023tarihinde yapılmıştır..... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 29.05.2023 tarihli ve 421 sayılı ..... Bülteni’nde ilanına karar verildiği, söz konusu ilan kararına davalı şirket tarafından itirazda bulunulmuştur. Başvurunun ilanına yapılan itiraz, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, davalının itirazının reddine karar verildiği, karara karşı davalı şirket tarafından ....’da görüşülmesi için itirazda bulunulduğu, davalının itirazının nihai olarak ... sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı;
Dava konusu ....sayılı markanın dava konusu malları ile davalıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki mallar incelediğinde, davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Taraf markalarında benzerliği tespit olunan 03 sınıftaki malların tamamı geniş bir ürün yelpazesinde satışa konu edilen, fiyat aralığı ürünün türüne ve piyasa koşullarına (yabancı menşeli oluşu, marka değeri, satış ağının yaygınlığı vs) göre oldukça değişkenlik göstermekle birlikte bu geniş aralık açısından ilgili tüketici kitlesini makul düzeyde dikkat, özen ve seçicilikteki kimseler olarak tespitinin isabetli olacağı, zira söz gelimi bir parfümeri ürünü yüksek fiyatlı olduğunda tüketici dikkati, seçiciliği ve en önemlisi markaya yönelik bağımlılığından kaynaklı bilgi düzeyi çok daha yüksek olacakken, doldurma parfüm olarak bilinen ve piyasada yaygın satış ağı bulunan parfümler ya da görece fiyatları düşük deodorant ürünleri açısından tüketici dikkati çok daha düşük düzeyli olacağı gibi sair temizlik ürünleri, hijyen ve kozmetik ürünleri bakımından da değerlendirmenin benzer bir mantık çerçevesinde yürütülmesinin mümkün olacağı,
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
...kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” .
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, ilk harfleri büyük,....” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Davalıya ait redde gerekçe ..... ibareli markalar, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, ilk harfleri büyük, sırasıyla “.....ibarelerinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markalarıdır.
Dava konusu marka ile davalı markalarında ....” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
... ibaresinin Fransızca’da “sabun” anlamına geldiği tespit edilmiştir.
Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu marka ile davalının redde gerekçe markalarının “...” ibaresini ortak olarak içerdiği, her ne kadar “...” ibaresi Fransızca’da “sabun” anlamına gelmesinden dolayı dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı olduğu düşünülse de, ülkemizde “...” ibaresinin yabancı bir kelime olarak algılanacağı, anlamının toplumun büyük bir kesimi tarafından bilinmeyeceği, öte yandan davalının dosyaya sunduğu faturalar ve satışa sunulan ürün görsellerinden “...” ibaresinin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı ve tüketici tarafından marka olarak algılanacağı, ilgili tüketicinin hem dava konusu marka hem de davalı markalarındaki görsel olarak ilk ibare olan “...” ibaresine odaklanacağı, markalarda yer alan diğer unsurların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ilgili tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, ilgili tüketicinin dava konusu markayı davalının markalarının bir serisi olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma İhtimali;
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinç düzeyi yüksek olan tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu,
Netice itibariyle,
Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
.... Kararı’nın yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır