Hileli davranışlarla taksiciyi kandırarak cüzdanını ele geçiren sanık hakkında verilen beraat kararının, Yargıtay tarafından dolandırıcılık eylemi olarak kabul edilmesine rağmen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi.
Özet: Sanığın, taksisine bindiği katılanı kuyumcu olduğunu, elinde altın ve döviz bulunduğunu söyleyerek kandırıp güvenini kazanması, yolculuk esnasında sahte dolarları katılanın cüzdanına koyup kendi poşetini aracın torpidosuna bırakması ve sonrasında yemek sırasında arkadaşı geldiği bahanesiyle katılanın cüzdanını alarak geri dönmemesi, ardından katılanın kartlarıyla para çekmeye çalışırken yakalanması şeklinde gelişen olayda, hileli davranışlarla güveni kötüye kullanarak gerçekleştirilen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tespit edilmesine rağmen, sanığın sorgusunun yapıldığı tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar geçen sürede suçun kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle, ilk mahkemenin beraat hükmü bozulmuş ve sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/30999 E.  ,  2026/4805 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2015/150 E., 2016/120 K.
SUÇ
: Dolandırıcılık
HÜKÜM
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın katılana ait ticari taksiye müşteri gibi bindiği, önce Ulus'a gitmek istediğini söylediği, burada araçtan inerek elinde bir poşetle gelip Eskişehir'e gitmek istediğini söylediği, katılan ile sanığın 300 TL'ye anlaşarak yola çıktıkları, sanığın yolda kendisini ... ismiyle tanıtıp kuyumcu olduğunu, elindeki poşette altın ve dolar bulunduğunu, bunları Eskişehir'de birisine teslim edeceğini söylediği, Eskişehir'de araçtan inip tekrar araca binerek bu kez İstanbul'a gitmek istediğini söylediği ve tekrar yola çıktıkları, bu sırada sanığın elindeki poşeti aracın torpidosuna koyduğu, daha sonra poşetten aldığı bir miktar parayı kendi cebine, sahte olduğu tespit edilen bir miktar doları ise rızası ile katılanın cüzdanına koyduğu, İstanbul'da yemek yedikleri sırada telefonla konuşan sanığın restoranın önüne arkadaşının geldiğini, altınları bu kişiye teslim edeceğini söyleyerek katılandan verdiği paraları geri istediği, katılanın parayı geri vermek üzere cüzdanını çıkardığı sırada sanığın katılanın cüzdanını alarak dışarıya çıktığı, oluşan güven sebebiyle katılanın restoranda kaldığı ancak sanığın geri dönmediği ve akabinde sanığın katılana ait kartlar ile bankamatikten para çekmeye çalışırken yakalandığı iddia edilen olayda, sanığın baştan beri kullandığı hileler ile katılanı kandırarak katılanın güvenini sağladığı ve cüzdanını alarak geri dönmediği nazara alındığında sanığın eyleminin dolandırıcılık suçuna temas ettiği anlaşılmakla, Tebliğname'deki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 07.10.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
29.04.2026 tarihinde karar verildi.