Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, "kıvam doğu karadeniz" marka başvurusunun reddine yönelik YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada müktesep hak ve benzerlik değerlendirmesi.
Özet: Bir şirket, mevcut "kıvam" ibareli markalarına dayanarak edimsel hak iddiasıyla, "kıvam doğu karadeniz" markasının 30. sınıftaki mallar için tescil başvurusunun, başka markalarla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle YİDK tarafından reddedilmesi kararının iptali için dava açmıştır; davacı, önceki tarihli markalarının benzer mallarla karıştırılma ihtimalinin düşük olduğunu ve edimsel hakka sahip olduğunu savunurken, davalılar ise başvurudaki ve mevcut markalardaki "kıvam" ibaresinin görsel ve işitsel benzerliği nedeniyle tüketicilerde yanılgı yaratacağını ve malların benzer olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/188 Esas - 2026/15

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2025/188
KARAR NO
: 2026/15
....
DAVA
: Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ
: 06/05/2025
KARAR TARİHİ
: 14/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 14/01/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin, fikri mülkiyet haklarına verdiği önem çerçevesinde .... nezdinde işlem gören ve tescilli olan markaları dahil toplam 5 adet markasının mevcut olduğunu, müvekkilinin bu başvuruları sonucu esas unsuru “kıvam” olan markalarına tescil kararı verilmiş olduğunu, müvekkilinin seri marka oluşturma niyeti ile 03.02.2003 tarihinde tesciline karar verilen markasının başka bir versiyonunu tasarlamış ve bunun için marka başvurusunda bulunmuş olduğunu, müvekkili firmanın ana faaliyetini oluşturan mal ve hizmet grubunda tescil başvurusunda bulunmuş olduğunu, işbu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili firma olduğunu, müvekkilinin “....” ibareli tescilli markaları bulunmakla beraber ... ibaresinin çok uzun yıllardır kullandığını, emsal kararlardan da anlaşılacağı üzere; müvekkilinin önceki markasının müvekkili lehine kazanılmış hak bahşettiğini, .... karar sayılı ilamı ile, davacının önceki tarihli markasının 05. ve 16. sınıflarda yer alan mallarını, sonraki tarihli markanın 03. sınıftaki mallarıyla benzer kabul etmiş ve bu doğrultuda değerlendirmede bunulmuş olduğunu, bu çerçevede, 05. ve 16. sınıfta yer alan malların, itiraza konu 03. sınıftaki mallar bakımından müktesep hak teşkil edeceği sonucuna vararak ... kararının iptali yönünde hüküm onanmış ve kesinleşmiş olduğunu, bu sebeple, müktesep hak oluştuğunu belirttikleri her iki marka da 30. Sınıf kapsamında çay ve bağlantılı malları kapsadığını, ana faaliyet alanı farklı olan iki markanın benzer ve karıştırılma ihtimalinden söz etmenin yersiz olduğunu, bu bilgiler doğrultusunda müvekkili başvurusunda kullanılan marka ile ret kararına konu markaların birbirine karıştırılacağının düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade ederek .... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru markasında ve redde gerekçe markalarda esas unsurun ... ibaresi olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının kolaylıkla karıştırılabileceğini, anılan markalar görsel ve işitsel olarak benzer oldukları gibi, genel izlenimlerinin de benzer olduğunu, taraf markalarını benzer emtialar üzerinde görecek olan ortalama tüketicilerin, kolaylıkla yanılgıya kapılabileceklerini, markaların farklı markalar olduklarını algılasalar bile, markaların sahibi firmanın aynı olduğu yanılgısına kapılabileceklerini,
ayrıca başvuru markasının tescil edilmek istendiği emtialar ile diğer davalıya ait markalar kapsamında yer alan emtiaların da benzer olduğunu, somut olayda nispi tescil engelinin bulunduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde .... sayılı markasından bahsetmiş olduğunu, davacının eski tescilli markası incelendiğinde ise; müktesep hak koşullarının oluşmadığını, anılan markanın genel görünümünün farklı olduğunu, dava konusu markanın, eski tescilli markaya nazaran farklı göründüğünü ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili beyanlarıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, Davacı şirket adına “kıvam doğu karadeniz” ibaresinin Uluslararası ...Sınıflandırma Sisteminin 30. sınıfta yer alan “... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 12.09.2023 tarihli ve 428 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanına karar verildiği, ilana davalı şirket tarafından itirazda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itiraz, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, davalının itirazının kabulüne karar verildiği, karara karşı, davacı şirket tarafından ...’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu, davacının itirazı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenmiş ve.... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı;
Dava konusu ... sayılı markalarının kapsamında aynen yer aldığı,
Davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların davalının redde gerekçe .... sayılı markanının kapsamında benzer olarak yer aldığı,
Tüketici Kitlesi
:
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan “çaylar, buzlu çaylar” mallarının hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu,
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
.... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” .
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, büyük harflerle, “....” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markada yer alan “....” ibaresi dava konusu mallar bakımından coğrafi bir yer adı olması nedeniyle tanımlayıcı, ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibare olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu,
Davalıya ait markalar, münhasıran “....” ibaresi veya bu ibare ile birlikte “elite” ibaresi ve şekil unsuru içeren kelime markası veya karma markalardır. Davalı markalarının esas unsurunun “Kıvam” ibaresi olduğu,
Dava konusu marka ile davalı markalarında “kıvam” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kıvam ibaresinin “1. isim Sıvılarda koyuluk, yoğunluk. 2. isim Sıvıların koyuluk derecesi. 3. isim, mecaz Bir şeyin en uygun zaman veya durumu. 4. isim, spor Spor çalışmalarında başarılı olunabilmesi için fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum.” (....) anlamlarına geldiği,
Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu marka ile davalının redde gerekçe markalarının esas unsurunun “kıvam” ibaresi olduğu, dava konusu markada yer alan “....” ibaresi ile davalı markalarında yer alan diğer unsurların markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketicinin dava konusu markayı davalının markalarının bir serisi olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma İhtimali;
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/benzer olarak yer alması, hem dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu,
Davacının Müktesep Hak İddiası;
Davacı vekili, müvekkilinin önceki tescillerine dayalı olarak müktesep hak sahibi olduğunu iddia etmiştir.
Yargıtay’ın müktesep hak konusundaki görüşlerine değinerek değerlendirme yapmakta fayda bulunmaktadır. Yargıtay aşağıda belirtilen kararında, bazı istisnai durum ve koşullarda önceki tarihli marka tescilinin sonraki tarihli marka ya da marka başvurusu açısından kazanılmış bir hak teşkil edeceği içtihat edilmiştir. “…başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için müktesep hakkına dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir markaya yanaşmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli müktesep hak iddiasına dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gereklidir.” (....)
Bu karardan da anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü dört koşula bağlanmıştır. Bunlar:
Müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
Markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
Dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması,
Markayı uzun süredir kullanıyor olması,
Bu dört şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Bu şartlar dava konusu olay açısından değerlendirilecek olursa aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır.
Öncelikle yukarıda anlatılan kriterler doğrultusunda, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, dava konusu markanın başvuru tarihi (10.08.2023) itibariyle 5 yıl sürenin geçtiği tespit edilen ve “kıvam” esas unsurlu markasının ... sayılı 30.sınıftaki: Çay. Ürününü kapsadığı,
İkinci koşul incelendiğinde, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu yukarıdaki markanın esas unsuru ile dava konusu markanın esas unsurunun “kıvam” ibaresi olduğu, dolayısıyla yukarıdaki koşullardan ikinci koşulun sağlanmış olduğu,
Üçüncü koşul incelendiğinde, davacının müktesep hak iddia ettiği markanın, dava konusu mallar olan “Çaylar, buzlu çaylar.” mallarını aynı/aynı tür olarak kapsadığı,
Dördüncü koşul olan markayı uzun süredir kullanıyor olması kriterine bakılacak olursa, davacı kullanımlarına ilişkin dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, kıvam çay ibaresinin sosyal medya hesaplarında (facebook, instagram) 2023’ten beri kullanıldığı, dosya kapsamında kullanıma ilişkin herhangi bir fatura, sertifika, broşür, katalog vb. belgelerin bulunmadığı, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, sunulan belgelerin davacının “kıvam” ibareli markasını dava konusu mallar üzerinde Türkiye’de uzun süredir yoğun bir şekilde kullandığını ispatlamaya yeterli olmadığı,
Sonuç olarak, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı,
Netice itibariyle,
Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/benzer olarak yer aldığı,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı,
....Kararı’nın yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır