Sözleşmeden kaynaklanan müspet zarar talepli davada, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temerrüt tarihini düzelterek yerel mahkeme kararını yeniden yargılama yapılmaksızın onadı.
Özet: Yargıtay, taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan edim ihlali davasında, ilk derece mahkemesinin davalının sözleşmeyi ihlal etmesi sebebiyle davacının uğradığı müspet zararı 31.138,47 TL olarak kabul ederek kısmen hükmettiği kararı büyük ölçüde onamıştır; ancak, davalının temerrüde düştüğü tarihin 30.11.2013 yerine ihtarname tarihi olan 03.12.2013 olması gerektiğini belirterek, bu yöndeki yanlışlığı düzeltip kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi         2026/754 E.  ,  2026/2446 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: 2024/16 Esas, 2025/237 Karar
HÜKÜM
: Kısmen kabul
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan 29.08.2012 tarihli sözleşmeden ... edimlerin karşılıklı olarak 30.11.2013 tarihine kadar yerine getirildiğini, bu tarihten sonra davalının sözleşme hükümlerini yerine getirmekten kaçındığını, sözleşmenin uygulanmamasından dolayı davacının zarara uğradığını ileri sürerek davacının uğradığı müspet ve menfi zararın tazminini, sözleşmede kararlaştırılan günlük 500,00 TL cezai şartın 30.11.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davayı şimdilik 10.000,00 TL harca esas değer üzerinden açmış, dava değerini 17.06.2016 tarihinde ıslahla 479.066,56 TL’ye çıkarmış, cezai şart talebini davalının muvafakatiyle geri almış, menfi zararına ilişkin davasından feragat etmiş, dava konusu 10.000,00 TL bedelin 100,00 TL menfi zarar, 500,00 TL cezai şart ve 9.400,00 TL'sinin müspet zarar olduğunu izah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kesim yaptığını, bu şirketin sözleşme koşullarını değiştirerek, kesimden arta kalan atıkları kendisinin değerlendirmeye başladığını ve bu hususta dava dışı şirketle davalı arasında 27.11.2013 tarihli ek sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin imzalanması ile davacı ile yaptığı sözleşmenin davalı açısından konusuz kaldığını, sözleşmeden ... edimi kusuru olmaksızın ifa edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak bozma kararından sonra ıslahın mümkün olduğu, davalının edim yükümlülüğünü ihlal ettiği, somut olayda denetime elverişli rapora göre müspet zararın 31.138,47 TL olduğu ve temerrüdün ihtar ile gerçekleştiği gerekçesiyle davacının cezai şart talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacının menfi zarar talebi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacının müspet zarar talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 9.400,00 TL alacağın 30.11.2013 tarihinden itibaren 21.738,47 TL alacağın ıslah tarihi olan 17.06.2016 tarihinden itibaren toplam 31.138,47 TL alacağın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dosya kapsamında verilen Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/20060 E., 2015/8348 K. sayılı kararında, davalının tavuk atıklarını davacıya teslim etmemekte kusurlu olduğu, ayrıca dava açılmadan önce 03.12.2013 tarihinde çekilen ihtarname ile temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece kurulan nihai hükümde temerrüde ilişkin tarihin, belirtilen tarih olarak hükme alınması gerekirken 30.11.2013 tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlenmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “30.11.2013” ibaresinin çıkartılarak yerine “03.12.2013” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 29.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.