Yargıtay, hırsızlık suçundan verilen kararı, sanık müdafiinin delil yetersizliği itirazını yerinde görmeyerek onamış, tekerrüre esas alınan suça dikkat çekmiştir.
Özet: Sanık müdafiinin beraat talebiyle yaptığı temyiz başvurusunda, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının hukuka uygun olduğu kabul edilerek, müdafiin delil yetersizliği ve şüpheye ilişkin itirazları reddedilmiş, ancak sanık hakkında tekerrüre esas alınan ve 7188 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna dair ilamın uzlaştırma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ile tekerrüre esas başka bir ilamın olup olmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/15359 E.  ,  2026/10173 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI
    : 2019/122 E., 2020/2250 K.
    SUÇ
    : Hırsızlık
    HÜKÜM
    : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Onama
    Sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, delil olmadığı ve şüphe olduğundan beraat kararı verilmesine yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
    Sanık hakkında tekerrüre esas alınan suçun 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde yazılı ''suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi'' suçuna ait olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinde 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığı, ilâmdaki suçun uzlaşmaya tabi olması sebebiyle uzlaştırma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı hususu açıklığa kavuşturularak anılan ilâm veya adlî sicil kaydında bir başka ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
    Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu kabul edildiğinden, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.