Sakarya BAM, ticari şirket hissedarının TÜRKAK akreditasyon riskini önlemek amacıyla devraldığı payların pay defterine tescili için talep ettiği ihtiyati tedbirin reddine yönelik kararın istinafını inceliyor.
Özet: Şirket akreditasyonunun askıya alınarak iflas etmesini engellemek amacıyla diğer hissedarlardan pay devralan davacı, şirket yönetiminin esas sözleşmede kısıtlama olmamasına rağmen devirleri kaydetmemesi üzerine, telafisi imkansız zararların önüne geçmek için payların ihtiyati tedbir yoluyla pay defterine tescilini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi talebi reddedince, bu ret kararının maddi hukuk kurallarına ve yaklaşık ispat prensibine aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1392 - 2026/1515

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2026/1392
KARAR NO
: 2026/1515
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:19/06/2026 tarihli ara karar
NUMARASI
:2026/442 Esas (derdest dosya)
DAVACI
:... (T.C.No:...) -...
VEKİLİ
:Av. ...
DAVALI
:...
DAVA
:Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ
:18/06/2026
TALEP
:İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ
:18/06/2026
KARAR TARİHİ
:10/09/2026
KR. YAZIM TARİHİ
:10/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un davalı Testturk A.Ş.'nin %25 oranında paya sahip hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) denetimine tabi bulunduğunu, kurum mevzuatı gereğince ortakların diğer firmalarına ait faaliyet belgelerini sisteme yükleme zorunluluğu olmasına rağmen bazı ortakların 7 ay boyunca bu yükümlülüğü yerine getirmekten kaçındıklarını, bu durumun şirketin akreditasyonunun askıya alınması ve iflas tehlikesini doğurduğunu, davacının şirketin ticari varlığını korumak amacıyla sorumluluk alarak belgelerini sunmayan 5 hissedarın paylarını şahsi hesabından ödeme yapmak suretiyle devraldığını; bu kapsamda dava dışı hissedarlar ..., ..., Yılmaz Otomotiv Akaryakıt İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... ile adi yazılı pay devir sözleşmesi imzalandığını ve bedellerinin banka kanalıyla ödendiğini, diğer hissedar ... ile ise WhatsApp üzerinden mutabakat sağlanarak devir bedelinin banka üzerinden açıklama eklenerek gönderildiğini, ancak adı geçen hissedarın bir ay sonra parayı tek taraflı ve kötüniyetli olarak iade ettiğini, bu iadenin kurulmuş sözleşmeyi geçersiz kılmayacağını, davalı şirket esas sözleşmesinde pay devrini kısıtlayan veya yönetim kurulu onayına bağlayan hiçbir hüküm bulunmadığını, buna rağmen şirket yönetiminin hukuki dayanaktan yoksun bir "ilke kararı" bahanesiyle payların davacı adına pay defterine tescilinden kaçındığını, yönetim kurulunun TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı ve kötüniyetli davrandığını, davacıyı yönetim kurulu başkanlığından düşürmek ve esas sözleşmeyi değiştirerek pay devirlerini kısıtlamak amacıyla 27 Haziran 2026 tarihinde toplanmak üzere Olağanüstü Genel Kurul çağrısı yaptığını, TÜRKAK tarafından eksik evrakların tamamlanması için verilen süre uzatımının 21 Haziran 2026 tarihinde sona ereceğini, pay defterine tescil işlemi ivedilikle yapılmaz ve müvekkili bu payların resmi sahibi olarak kuruma bildirilmezse şirketin akreditasyonunun askıya alınacağını ve ticari faaliyetlerinin duracağını, HMK m. 389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hâle geleceği, şirketin ve müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı gerekçesiyle, yaklaşan genel kurul ve denetim tarihleri gözetilerek, devralınan payların dava sonuna kadar beklenmeksizin davacı adına şirket pay defterine tedbiren işlenmesine karar verilmesini, şirketin ve müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla HMK m. 389 gereğince teminatsız olarak (veya mahkemenin takdir edeceği teminat mukabilinde) müvekkilinin devraldığı payların tedbiren davalı şirket pay defterine işlenmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin dava dışı 5 hissedardan devraldığı paylara ilişkin devir işlemlerinin hukuken geçerli olduğunun ve mülkiyetin müvekkiline geçtiğinin tespitini, devre konu payların davalı şirket nezdindeki pay defterine kayıt ve tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince; "... İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çıplak payların devrine ilişkin maddi hukuk kurallarının ve bu devrin tasarrufi niteliğinin göz ardı edildiğini, yerel mahkemenin sunulan belgeleri yaklaşık ispat için yeterli görmemesinin, ihtiyati tedbir kurumunun ruhuna ve kanuni ispat standartlarına aykırı olduğunu, huzurdaki olayda, TÜRKAK denetim formu ve verilen kesin sürenin, "yaklaşık ispat" standardını dahi aşan, davanın haklılığını ve aciliyetini tartışmasız kılan belgeler olduğunu, yerel mahkemenin bu somut verileri değerlendirmeksizin, davanın esasına girercesine "yargılama gerektirir" diyerek talebi reddetmesinin, usul ekonomisine ve geçici hukuki koruma mantığına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, tedbir talebini "yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle reddederken, HMK m. 389’un özünde yatan "gecikmede sakınca" unsurunu ve bu sakıncanın doğuracağı "telafisi imkansız zarar" tehdidini tamamen göz ardı ettiğini, mevut durumda sadece üçüncü kişilere devrin önlenmesi yetmemekte, müvekkilin genel kurulda oy kullanabilmesi ve TÜRKAK nezdinde işlem yapabilmesi için pay defterine "tedbiren tescil" kararı verilmesinin hayati önem taşıdığını, bu tescilin geçici olduğunu ve davanın reddi halinde silinmesinin mümkün olduğunu ancak yapılmaması halinde şirketin iflası ve müvekkilin hak kaybının kalıcı olacağını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/06/2026 tarih, 2026/442 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; hisse devrinin pay defterine işlenmesi istemine ilişkindir.
Talep; dava konusu payların davacı adına pay defterine işlenmesi yönünde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf dava dilekçesi ile; davacı, sorumluluk alarak belgelerini sunmayan 5 hissedarın paylarını şahsi banka hesabından ödeme yaparak devraldığını, bu hissedarların dördü ile adi yazılı pay devir sözleşmesi imzalandığını ve bedelleri banka yoluyla ödendiğini, söz konusu dört hissedar ..., ..., Yılmaz Otomotiv Akaryakıt İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... olup diğer hissedar ... ile ise sadece WhatsApp üzerinden hisse devri hususunda mutabakata varıldığını, devir bedeli banka kanalıyla açıklama kısmına "şirket ismi ve hisse devri" yazılarak gönderildiğini, ancak ..., devir iradesi uyuşup bedeli tahsil ettikten 1 ay sonra kötüniyetli olarak parayı davacıya iade ettiğini, devir işlemleri tamamlandıktan sonra, davalı şirket yönetim kurulu, şirket esas sözleşmesinde pay devrini kısıtlayan hiçbir hüküm olmamasına rağmen, hukuki dayanaktan yoksun bir "ilke kararı" bahanesiyle payların davacı adına pay defterine tescilinden kaçındığını, davalı şirketteki 5 hissedardan devraldığı paylara ilişkin devir işlemlerinin geçerliliğinin tespiti, mülkiyetin müvekkile geçtiğinin karara bağlanması, söz konusu payların davalı şirketin pay defterine tescili ile ticaret siciline tecil ve ilanına, ayrıca şirketteki pay devrini sınırlayacak hususlara ilişkin esas sözleşmede değişiklik yapıp karar almak üzere yakın zamanda yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı sebebiyle ve şirket denetçisi TÜRKAK denetimi sebebiyle şirketin telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla HMK'nın 389. maddesi uyarınca devralınan payların müvekkil adına pay defterine işlenmesi yönünde ivedi şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Mahkemece 19/06/2026 tarihli ara karar ile; dava konusunun yargılama gerektirmesi, tedbirin haklılığının ancak yargılama ile anlaşılabileceği, davacının davanın sonucunu etkileyecek şekilde tedbir talep etmiş olması, davanın sonucunu etkileyecek şekilde tedbir verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ).
Anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. (Yargıtay 11 HD 2025/3305 Esas 2026/60 Karar; 2022/4698 Esas 2024/1327 Karar; 2022/3979 Esas 2024/221 Karar;2018/152 Esas, 2019/2196 Karar, 2006/8112 Esas, 2007/10405 Karar sayılı ilamı )
HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır.
Yeri gelmişken burada ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları yönünden türlerinin açıklanması gerekmektedir. İhtiyati tedbirin teminat, düzenleme ve eda amaçlarının bulunduğu doktrin ve Yargıtay tarafından kabul edilmektedir (İhtiyati Tedbir Yargılaması, Av. Dr. Tahsin Hatipoğlu, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, 2025, s:82). Talep edenin hakkına derhal kavuşmasının zorunlu olabileceği durumlarda uyuşmazlık konusunun geçici olarak ifa edilmesi, bir şeyin verilmesi, bir işin yapılması veya yapılmaması gibi eda içerikli ihtiyati tedbir kararı verilmesinde kanunda yasaklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim, HMK tasarısının 395. Maddesinde geçen "asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmamak şartıyla" ibaresi Adalet Komisyonundaki görüşmelerde taslak metninden çıkarılmış ve kanuna eklenmemiştir (Hatipoğlu, s:89-94). Bu açıklamalar uyarınca; uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilmesinin bir yasak olarak kabul edilmesi, Kanun’daki şartları sağlayan eda tedbirlerinin yasal dayanağı olmayan bir yasak sebebiyle engellenmesine sebep olabilecektir. Bu durumda, eda tedbirlerinde sınırın, geri dönüşü olmayan sonuçlara sebep olan kararların verilememesi şeklinde anlaşılması gerekir (Kanser İlaçlarının Karşılanması Konulu İhtiyatî Tedbirler (Uyuşmazlığın Esasını Çözer Nitelikte İhtiyatî Tedbir Örneği), Dr. Öğr. Üyesi Vildan Peksöz, Ankara Üni. Hukuk Fak. Dergisi, 72 (4) 2023, s:1780).
Somut olayda; davacı beyanına göre davaya ve hisse devrine konu payların "çıplak pay" niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirkette çıplak payların yani senede bağlanmamış hamiline yada nama yazılı payların devri konusunda TTK'da açık bir hüküm bulunmadığından, "payların devredilebilirliği ilkesi" uyarınca, çıplak payların devrinin TBK'nın 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın temliki hükümlerine göre yapılması mümkündür (Emsal nitelikte bknz: Yargıtay 11.HD'nin 2022/4698 E - 2024/1327 K sayılı, 21.01.2024 tarihli kararı; aynı Dairenin 2018/1486 E - 2019/7096 K sayılı, 12.11.2019 tarihli kararı). Bu açıklamaya göre, somut olayda davaya konu paylar davacının beyanında geçtiği gibi çıplak pay ise alacağın temliki hükümlerine göre devrinin mümkün olduğu, ... dışındaki 4 hissedar yönünden devrin yazılı olarak yapılmak suretiyle şartın yerine getirildiği durumda taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre temlik şartının gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği ve hisse devrinin geçerli olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak bunun için davacıdan hisse devirlerine ilişkin alacağın temliki hükümlerine göre düzenlenmiş yazılı hisse devir sözleşmelerinin dosya arasında getirilmesi gerekmektedir.
Davacının eda amaçlı ihtiyati tedbir (devir alındığı iddia edilen payların geçici olarak pay defterine kaydı) talebinin kabul edilebilmesi için de dava dilekçesinde belirttiği TÜRKAK denetimi için pay defterinin ve pay durumunun denetlemeye tabi olup olmadığının pay defteri incelenmeden akreditasyon işleminin yapılmasının olanaksız olduğunun kesin olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacının sunmuş olduğu sözleşme asılları istenilerek, dava konu payların senede bağlanıp bağlanmadığı ve TÜRKAK denetimi ve akreditasyon için pay defterinin incelenmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca TÜRKAK tarafından akreditasyon yapılmaz ise şirketin ticari faaliyetlerini sürdürüp sürdüremeyeceği, akreditasyon yapılmadığı durumda şirketin telafisi imkansız zarara uğrayıp uğramayacağı hususları araştırılmadan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, ara karar başlığında; taraflar ile davacı vekilinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 391/2-a maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih, 2026/442 Esas ve null/null Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy çokluğu ile KESİN olarak karar verildi.10/09/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
KARŞI OY YAZISI
:
Davayı kazanması halinde davacının dava konusuna kavuşmasını, dava devam ederken güvence altına alan geçici hukuki korumalara, ihtiyati tedbirler denilmektedir. İhtiyati tedbir, dava açılmasından önce istenebileceği gibi davanın açılmasından sonra da istenebilmektedir (Bkz. KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder; Medenî Usul Hukuk Ders Kitabı, 25. Baskı, Ankara 2014, s. 558).
Mahkemece kural olarak, esas uyuşmazlığı çözecek tarzda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir (Bkz. KURU/ARSLAN/YILMAZ, s. 561, YILMAZ, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Değiştirilmiş 2. Baskı, Ankara, 2013, s.1670).
İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.
Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.
Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.
Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2981 esas 2019/4812 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Dair Kararı)
Somut olayda; davacı ...'un davalı TESTTURK A.Ş.'nin %25 oranında paya sahip hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) denetimine tabi bulunduğunu, kurum mevzuatı gereğince ortakların diğer firmalarına ait faaliyet belgelerini sisteme yükleme zorunluluğu olmasına rağmen bazı ortakların 7 ay boyunca bu yükümlülüğü yerine getirmekten kaçındıklarını, davalının bunun üzerine bir kısım payları iktisap ettiğini, ancak davalının bunları ortaklar defterine kaydetmekten kaçındığını, TÜRKAK tarafından eksik evrakların tamamlanması için verilen süre uzatımının 21 Haziran 2026 tarihinde sona ereceğini, pay defterine tescil işlemi ivedilikle yapılmaz ve müvekkili bu payların resmi sahibi olarak kuruma bildirilmezse şirketin akreditasyonunun askıya alınacağını ve ticari faaliyetlerinin duracağını belirterek davacının dava dışı 5 hissedardan devraldığı paylara ilişkin devir işlemlerinin hukuken geçerli olduğunun ve mülkiyetin müvekkiline geçtiğinin tespitini, devre konu payların davalı şirket nezdindeki pay defterine kayıt ve tescilini, ihtiyati tedbir olarak da payların pay defterine kayıt ve tescilini talep ettiği görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere; kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2981 esas 2019/4812 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Dair Kararı) Eldeki olayda da davacının esas yargılama sonunda talep ettiği talep sonucu olan devre konu payların davalı şirket nezdindeki pay defterine kayıt ve tescili talebi ile ihtiyati tedbir yoluyla talep edilen devre konu payların davalı şirket nezdindeki pay defterine kayıt ve tescili şeklindeki taleplerin aynı mahiyette olduğu ve verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olduğu dikkate alındığında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu düşündüğümden aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.10/09/2026
...
Üye ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*