Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, bir kitapta terör örgütüyle ilişkilendirilme iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında ifade özgürlüğü ve kişilik hakları dengesini değerlendiren kararı.
Özet: Davacı tarafından, kendisini terör örgütüyle ilişkilendirdiği iddia edilen bir kitaba karşı kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, kitabın kamuoyunu ilgilendiren konuları ele alması, yazarın ifade özgürlüğü kapsamında yorumlarını içermesi ve kamuya mal olmuş kişilerin eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğü olduğu gerekçeleriyle davayı reddetmiş; temyiz incelemesinde de, dava konusu ifadelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesindeki ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığı ve demokratik toplum için hoş olmayan veya rahatsız edici fikirlerin dahi vazgeçilmez olduğu belirtilerek, kişilik haklarına saldırı iddiasının hukuka aykırı olmadığına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2022/34 93... /1259 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... 'in “...’nün ...” isimli kitabın yazarı diğer davalının ise kitabın yayımcısı olan ... Yayınevi şirketinin sahibi olduğunu, ismi geçen kitapta müvekkilinin terör örgütü ile irtibatlandırılmaya çalışıldığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 10.000,00 TL manevi tazminatın 01.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, saldırıya son verilmesini, davalıların kınanmasını ve kararın yayınlanmasını talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, kitapta yer alan söz ve beyanların, davacı hakkında basında daha önce yer almış haberlere dayandığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kitapta yer alan hususların tüm kamuoyunu ilgilendirdiği; halkı bilgilendirmek amacı ile o dönemde gündemde olan haberlerin kitapta kaleme alındığı, davacıya yönelik kasıtlı ve kusurlu hareket edilmediği, dava konusu kitabın konusunun davacı olmadığı, ifadelerin bütünlüğü gözetildiğinde eserin davacıyı hedef alan onun kişilik haklarına saldırı amacını taşıyan amaç için kaleme alınmadığı, dava konusu kitabın davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı, hukuka aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kitaptaki değerlendirme ve yorumların yazarın kişisel düşünce ve değer yargılarından ibaret olduğu, kitapta anlatılan olayların ülke gündeminde yer alan ve toplumun tamamını ilgilendiren konular olduğu, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu; ifade özgürlüğünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de geçerli olduğu; bunun çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğün bulunduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili hakkında verilen beraat kararından, Anayasa ve AİHM tarafından verilen hak ihlalleri kararlarından hiç bahsedilmeden, terör örgütü ile irtibatlandırılmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı ... tarafından kaleme alınan "...'nün ..." isimli kitapta davacının ismine yer verilmesi nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, kınama, yayın ve kitabın gelecek baskılarından davacının isminin çıkarılması talebine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu kitapta davacı hakkında sarf edilen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiğinin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi