Yargıtay 10. Ceza Dairesi uyuşturucu madde ticareti davasında bir sanık hakkında verilen mahkûmiyeti onarken, iki sanık hakkındaki hükümleri gerekçe eksikliği ve delil değerlendirme hataları nedeniyle bozdu.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılanan sanıklardan biri hakkındaki mahkumiyet hükmü, yargılama sürecinin ve delil değerlendirmesinin hukuka uygun bulunması nedeniyle onanırken; diğer iki sanık hakkındaki mahkumiyet hükümleri, gerekçeli kararda Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanununun gerektirdiği şekilde iddia ve savunmanın tartışılmaması, delillerle sonuç arasında bağ kurulmaması, cezaların şahsileştirilmemesi ve özellikle iletişim tespit tutanakları, fiziki takip ile ekspertiz raporları gibi önemli delillerin duruşmada sanıklara okunup diyeceklerinin sorulmaması gibi esaslı usul ve gerekçe eksiklikleri nedeniyle bozulmuştur.
10. Ceza Dairesi         2023/6577 E.  ,  2025/12334 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2016/293 E., 2022/368 K.
SUÇ
: Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak, kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Tebliğname'ye uygun olarak hükmün ONANMASINA,
B. Sanıklar ... ... ve ... ... hakkında kurulan hükümler yönünden
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesi, 5271 sayılı CMK'nın 34. ve 230. maddeleri gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezaların şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yazılı şekilde, Dairemizin bozma kararı öncesinde verilen İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin aynen yazılarak, sanık ... ... hakkında hangi tarihteki eylemi ile ilgili, sanık hakkında hangi delillere dayanarak dosyadaki tüm deliller ayrı ayrı tartışılmak suretiyle değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin gösterilmesi, ulaşılan kanıya göre sanığın sabit kabul edilen fiillerinin belirlenmesi ve nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
2. 08.09.2012, 21.09.2012, 25.09.2012, 28.09.2012, 29.09.2012, 30.09.2012 tarihli olaylara ilişkin iletişimin tespiti tutanakları, olay ve muhafaza altına alma tutanakları, fiziki takip tutanakları, ekspertiz raporlarının denetime elverişli şekilde aslı veya onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilip duruşmada sanıklara okunup diyeceklerinin sorulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin ve sanık ... ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.