Kadastro tespiti dışı bırakılan taşlık arazilerin 30 yılı aşkın zilyetlik ve imar-ihya ile tescili davasında hazine ve dahili davalıların mülkiyet itirazı.
Özet: Bu dava, davacının yıllarca zilyetliği ve imar-ihyasıyla tarıma elverişli hale getirdiğini iddia ettiği, başlangıçta kadastro dışı bırakılan taşlık arazilerin adına tescil edilmesi talebiyle açılmış olup; davalı hazine, orman idaresi ve belediyenin kamu mülkiyeti, orman bütünlüğü ve hukuki engellerden dolayı davanın reddini savunması üzerine, ilk derece mahkemesinin bozma sonrası kısmen kabul ve kısmen ret yönündeki kararına karşı, yeterli araştırma yapılmadığı, delillerin hatalı değerlendirildiği ve toplulaştırma işlemlerinin yanlış yorumlandığı gerekçeleriyle tüm taraflarca temyiz edilen bir taşınmaz tescili uyuşmazlığıdır.
8. Hukuk Dairesi         2024/2170 E.  ,  2026/429 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: 2018/185 E., 2023/422 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1963 yılında yapılan arazi kadastrosu, 20 15... yıllarında yapılan ihdasen tescil işlemleri, 2018 yılında yapılan toplulaştırma işlemleri bulunmaktadır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un dava konusu ettiği arazileri de yıllardır kendi namına davasız ve aralıksız olarak 30 yıldır malik sıfatıyla zilyetliği altında tutarak ekip biçtiğini, 1982 yılında yapılan kadastro çalışmasında dava konusu ettikleri taşınmazların taşlık ve tarıma elverişsiz olmaları nedeniyle kadastro tespiti dışında bırakıldığını, 1983-84 yıllarında ailesinin geçimini idame ettirmek adına sermaye ve emek harcayarak, taşları temizlediğini, toprağın bakımını ve ıslahını yaparak, tarıma elverişli hale getirerek buğday ve arpa ekerek kuru tarım yapmak suretiyle kullanmaya başladığını belirterek (dilekçede ayrıntıları verilen) 2.078,72 m²lik, 7.700,37 m²lik, 8.170,16 m²lik ve 11.512,26 m²lik 4 parça taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerlerin tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, imar-ihya iddiasının soyut olduğunu ileri sürerek husumet ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın etrafının ormanla çevrili olup taşınmazın özel mülke verilmesi halinde orman bütünlüğünün bozulacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerlerin tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
4. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6360 sayılı Kanun ile birlikte tüzel kişiliği kaldırılan köylerin bağlı bulundukları ilçe belediyesinin yetki ve sorumluluğu altında mahalle olduklarını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, dava açıldıktan sonra müvekkilinin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 715. maddesine göre dava konusu arazide herhangi bir mülkiyet kurulamayacağını, davaya konu edilen yerin Kanun gereğince belediyeye devri gereken yerlerden olduğunun tespiti halinde belediye adına tescil edilmesi gerektiğini, kapanmış yollar bakımından da 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre kapanmış yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescilinin gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/410 Esas, 2015/440 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.10.2017 tarihli ve 2016/2468 Esas, 2017/7332 Karar sayılı ilamı ile kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek; taraf teşkili sağlandıktan sonra, yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı Hazinenin tescil talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin fazlaya ilişkin talebin reddi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, yeterince araştırma yapılmadığını, toplulaştırma işlemi hatalı yorumlanarak fazlaya ilişkin taleplerinin reddedildiğini, toplulaştırmadan çok önce ihyanın gerçekleştiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yeterince araştırma yapılmadığını, delillerin takdirinde isabetsizlik yapıldığını, taşınmazların bulunduğu yerde toplulaştırma çalışmaları yapıldığını ve sulanabilir hale geldiğini, bu sayede taşınmazların taşlık ve çalılık olmayan yerlerinin tarıma elverişli hale geldiğini, toplulaştırma işleminin 2018 yılında bitmesi dikkate alındığı taktirde dava konusu taşınmazların 20 yıldan fazla sürede imar ve ihya edilmesi suretiyle tarımsal amaçlı kullanılmasının gerçeği yansıtmadığını, zilyetlikle kazanım için gerekli şartların oluşmadığını, söz konusu alanın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Dahili davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir bütün olarak orman toprağının tüm özelliklerini taşıdığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın öncelikle müvekkili belediye yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, tescil şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmazın malikinin köy tüzel kişiliği olduğunu, davanın reddi gerekirken kısmen kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
5. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 775 sayılı Kanunla gecekonduların tasfiyesi ve yeni gecekondu yapımının önlenmesi için Belediyelere verilen görev ve yetki kapsamında, ... Belediye Encümeni tarafından alınan; 11.06.1985 tarihli ve 6713 sayılı kararı, 25.07.1985 tarihli ve 8983 sayılı kararı, 25.07.1985 tarihli ve 6481 sayılı kararı ile 05.05.1995 tarihli ve 2949 sayılı kararı ile 775 sayılı Kanunla Belediyelere verilen mevcut gecekonduların tasfiyesi, yenilerinin yapılmasının önlenmesi ve çarpık kentleşmenin önüne geçilebilmesi ve ucuz toplu konut üretimi için ilimizin muhtelif Mahalle ve köylerinde gecekondu önleme ve gelişim alanı ilanı yapılarak Kamulaştırma kararları alındığını, 4919 sayılı Kanun ile 775 sayılı Kanun'un 3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kanunun hükmünün yürürlükte bulunduğu dönem itibarıyla Belediyelerine devri yönünden hukuki şartların oluşup oluşmadığının araştırılarak Belediyelerine devri gereken yerler olduğunun tespiti halinde taşınmazın tapu kaydının iptali ile Belediyeleri adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davaya konu taşınmazın meydan ve yolda kalan kısımlarının tescile konu edilmesinin hukuki olarak mümkün olmadığı gibi Belediyelerinin sorumluluğunda kalan mezarlık, mezbaha gibi yerlerin Belediyeleri adına tescilinin yapılması gerektiğini, davada müvekkili idarenin de davalı sıfatına haiz olmasına karşın lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. maddesinde belirtilen kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tescil şartlarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ara kararı ile davanın açıldığı tarihte davacının tescilini talep ettiği tapusuz taşınmazların toplulaştırma neticesinde gittiği yeni ada ve parsel numaralarının daha önce alınan fen bilirkişi raporları da değerlendirilerek tespit edilmesi bakımından bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup, harita mühendisi tarafından 07.12.2022 havale tarihli rapor dosya kapsamına sunulmuştur.
Bilirkişi raporuna göre; tescili talep edilen (A1) harfiyle gösterilen 3.674,67 m²lik kısmın ... Mahallesi 849 numaralı parsel sınırları içerisinde kaldığı, (A2) harfiyle gösterilen 4.495,49 m²lik kısmın ise tescil harici alanda kaldığı, (A2) harfiyle gösterilen 4.495,49 m² yüzölçümündeki taşınmazın tamamının, tapunun 15.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle 4.549,51 m² yüzölçümünde Hazine adına tescil edilen ... numaralı ihdasen oluşan parseli içerisinde kaldığı, (A2) harfiyle gösterilen taşınmazla çakışan ... numaralı ihdas parselinin yeni oluşan ... ilçesi ... Mahallesi 155 63... numaralı parsele dağıtımının yapıldığı ve 155 63... numaralı parsele isabet eden yüzölçümün 4.406,13 m² olduğu, ... Mahallesi 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan tüm hissenin tapunun 04.01.2021 tarihli ve 68 yevmiye numaralı işlemle satışının yapıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Tescili talep edilen (B) harfiyle gösterilen taşınmazın; (I) harfiyle gösterilen 3.126,65 m²lik kısmının tapunun 15.12.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle 4.075,57 m² yüzölçümünde Hazine adına tescil edilen ... numaralı ihdas parseli içerisinde kaldığı, (II) harfiyle gösterilen 2.777,14 m²lik kısmının tapunun 15.12.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle 17.842,26 m² yüzölçümünde Hazine adına tescil edilen ... numaralı ihdas parseli içerisinde kaldığı, (III) harfiyle gösterilen 1796,58 m²lik kısmı zeminde yol olarak kullanıldığından ihdas edilmediği, (I) harfiyle gösterilen kısmı ile çakışan ... numaralı ihdas parselinin yeni oluşan ... ilçesi ... Mahallesi 155 62... numaralı ve 155 63... numaralı parsellere dağıtımının yapıldığı, (II) harfiyle gösterilen kısmı ile çakışan ... numaralı ihdas parselinin yeni oluşan ... ilçesi ... Mahallesi 155 62... numaralı, 155 63... numaralı ve 155 64... numaralı parsellere dağıtımının yapıldığı, (I) ve (II) harfleriyle gösterilen toplam 5.903,79 m² kısımları ile çakışan 16 94... numaralı ihdas parsellerinin arazi toplulaştırma çalışmasında dağıtımı yapılan parsellerden; 155 62... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 3.656,24 m² hissenin 569,09 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, 155 62... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 3.409,23 m² hissenin 2.615,45 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan hissenin 2.225,06 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, ... Mahallesi 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan tüm hissenin tapunun 04.01.2021 tarihli ve 68 yevmiye numaralı işlemle satışının yapıldığı, 155 64... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 2421/35033 (2.421,07 m²) hissenin 37682/3503300 376,83 m²lik hissesinin davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Tescili talep edilen (C) harfiyle gösterilen taşınmazın; (I) harfiyle gösterilen 8.885,84 m² yüzölçümündeki kısmının tapunun 15.12.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle 31.416,56 m² yüzölçümünde Hazine adına tescil edilen ... numaralı ihdas parseli içerisinde kaldığı, (II) harfiyle gösterilen 2.626,42 m² yüzölçümündeki kısmının ise ... Mahallesi ... numaralı parsel sınırları içerisinde kaldığı, ... Mahallesi ... numaralı parselin arazi toplulaştırma çalışmasına dahil edilmediği, (I) harfiyle gösterilen kısmı ile çakışan ... numaralı ihdas parselinin yeni oluşan ... ilçesi ... Mahallesi 155 64... numaralı, 155 63... numaralı ve 155 72... numaralı parsellere dağıtımının yapıldığı, (I) harfiyle gösterilen 8.885,84 m²lik kısmı ile çakışan ... numaralı ihdas parselinin arazi toplulaştırma çalışmasında dağıtımı yapılan parsellerden; 155 64... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 1926/35033 (1.926,06 m²) hissenin 98115/3503300 981,18 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, 155 72... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 3298/6065 (1.926,06 m²) hissenin 168009/606500 1.679,79 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, 155 63... numaralı parselin tapunun 02.06.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ifraz işlemiyle 13... numaralı parsellere ayrıldığı, 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan hisseden 52806/1812862 (528,06 m²) hissenin tescili istenen alana isabet ettiği, ancak 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan tüm hissenin tapunun 25.06.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle satışının yapıldığı, ... Mahallesi 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 28321/29363 (10.836,07 m²) hissenin 1442746/2936300 5.520,18 m²lik hissesi davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Tescili talep edilen (D) harfiyle gösterilen 2.078,72 m² yüzölçümündeki taşınmazın tamamının tapunun 15.12.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle 2.078,85 m² yüzölçümünde Hazine adına tescil edilen ... numaralı ihdas parseli içerisinde kaldığı, (D) harfiyle gösterilen taşınmazla çakışan ... numaralı ihdas parselinin yeni oluşan ... ilçesi ... Mahallesi 155 63... numaralı ve 155 94... numaralı parsellere dağıtımının yapıldığı, (D) harfiyle gösterilen 2.078,72 m² taşınmazın tamamı ile çakışan ... numaralı ihdas parselinin arazi toplulaştırma çalışmasında dağıtımı yapılan parsellerden; 155 94... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 1/54668 (1,00 m²) hissenin tamamı davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği, 155 63... numaralı parselin tapunun 02.06.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ifraz işlemiyle 13... numaralı parsellere ayrıldığı, tescili istenen dava konusu taşınmazın ifraz işlemi sonucu Hazine adına kayıtlı hissenin yeni oluşan ... Mahallesi 155 63... numaralı parsele dağıtımının yapıldığı, ... Mahallesi 155 63... numaralı parselde Hazine adına kayıtlı olan 28321/29363 (10.836,07 m²) hissenin 53223/293630 (2.036,40 m²) hissesinin davacı tarafından tescili istenen tescil harici alana isabet ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde; Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 72... parsel sayılı taşınmazda davalı Hazine adına kayıtlı 3298/6065 hissenin iptali ile 168009/606500 hissenin iptaline karar verilmiş olup, bilirkişi raporuna göre tescili istenen taşınmazlardan (C1) harfiyle belirtilen kısmına ilişkin davacı taraf lehine iptal ve tescil kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 63... parsel sayılı taşınmazda davalı Hazine adına kayıtlı 28321/29363 hissenin iptali ile 1974976/2936300 hissenin iptaline karar verilmiş olup, bilirkişi raporuna göre tescili istenen taşınmazlardan (C1) ve (D) harfleriyle belirtilen kısımların hisse toplamına ilişkin davacı taraf lehine iptal ve tescil kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 64... parsel sayılı taşınmazda davalı Hazine adına kayıtlı 4347/35033 hissenin iptali ile 135797/3503300 hissenin iptaline karar verilmiş olup, bilirkişi raporuna göre tescili istenen taşınmazın (B2) ve (C) harfiyle belirtilen kısımların hisse toplamına ilişkin davacı taraf lehine iptal ve tescil kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 94... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmiş olup, (D) harfiyle belirtilen kısmına ilişkin davacı taraf lehine iptal ve tescil kararı verildiği ve diğer taşınmaz kısımlarında fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar sonrası somut olay değerlendirildiğinde;
1. Dava konusu (B), (B1 ve B3) harfleriyle belirtilen taşınmazlara yönelik yapılan değerlendirme sonucunda;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında; 20.01.2015 tarihli keşif sonucu ziraat ve orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda (B), (B1, B2 ve B3) harfleriyle belirtilen yerin her hangi bir kültürel işlemin yapılmadığı anlaşılan, ham toprak-taşlık durumunda olduğu yönünde görüş bildirildiği, yine 15.06.2021 tarihli keşif sonucu ziraat ve orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda da (B), (B1, B2 ve B3) harfleriyle belirtilen yerin ham toprak vasfı taşıdığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakla dava konusu yerde imar-ihya olmadığından, (B1) ve (B3) harfleriyle gösterilen kısmı yönünden açıkça ret kararı yazılmamışsa da fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş olduğu değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince (B), (B1 ve B3) harfleriyle belirtilen yere ilişkin davanın reddine ilişkin karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Yukarıda belirtilen bilirkişi raporunda (B2) harfiyle ve İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilen taşınmaza ilişkin yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar (B2) harfiyle gösterilen belirtilen taşımaza ilişkin davacıların davasının kabulüne karar verilmiş ise de; bilirkişi raporunda 1992 yılı hava fotoğrafında (B), (B1+B2+B3) harfleriyle gösterilen taşınmazın güney yönünde kısmen taşlık alan bulunduğu, doğu yönünün açık arazi olarak kullanıldığı ve taşınmazın içinde kuzey güney yönünde tarla yolu bulunduğu, (B) harfiyle gösterilen taşınmazın 1992 yılı itibarıyla imar-ihyasının tamamlanmadığının belirtildiği, yine ziraat bilirkişi tarafından ham toprak vasfını taşıdığının belirtildiği, 20.01.2015 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin ve davacı tanıklarının da bu kısmın herhangi bir kimse tarafından ekilen ve dikilen bir yer olmadığına yönelik beyanları değerlendirildiğinde davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, (B2) harfiyle belirtilen taşımaza ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Dava konusu (A), (A1 ve A2), C (C1, C2 ve C3) ile D (D1 ve D2) harfleriyle gösterilen taşınmazlara yönelik yapılan değerlendirme sonucunda;
Bilirkişi raporlarında (A), (A1) ve A2) harfleriyle belirtilen taşınmazlara ilişkin yapılan incelemede; 20.01.2015 tarihli 1. keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında (A) harfiyle belirtilen kısmın (A1) ve (A2) olarak iki kısımda incelendiği (A1) harfiyle belirtilen kısmının 1.800,16 m², (A2) kısmının ise 6.370 m² olarak belirtildiği, 15.06.2021 tarihli 2. keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da (A1) kısmının 1.800,16 m², ilk keşifteki (A2) harfli olarak belirtilen kısmın ise güneydeki kısım olarak ifade edildiği ve bu kısmın ... numaralı ihdas parseli içinde kaldığının belirtildiği, dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporunda ise (A1) kısmının 3.674,67 m² ve (A2) harfiyle belirtilen kısmın 4.495,49 m² olarak belirtildiği, 1. ve 2. keşif ile dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporu arasında taşınmazın m²leri yönünden farklılık bulunduğu, raporlar arasında çelişki bulunduğu, öncelikle davacının (A), (A1+A2) harfiyle belirtilen kısım olarak belirttiği yerin yeniden yapılacak keşifle belirlenmesi gerektiği, bunun yanında 1. keşif sonucu düzenlenen orman/ziraat mühendisi raporunda (A), (A1+A2) harfleriyle gösterilen kısım olarak belirtilen yer 1975 yılı hava fotoğrafında açık görünümünde olduğu belirtilmesine rağmen rapor ekine eklenen hava fotoğrafında koyu görünümünde olduğu, 2. keşif sonucu düzenlenen harita mühendisi raporunda ise 1975 tarihli hava fotoğrafında açık görünümde olduğu ve (A1) harfiyle gösterilen yerin 15 22... parsel malikleri tarafından kullanıldığının belirtildiği, raporda bulunan hava fotoğrafının incelenmesinde açık göründüğü, dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporunda ise (A2) harfli olarak belirtilen yerin tamamının açık arazi olduğu ve 1975 yılı itibarıyla imar-ihyasının tamamlandığı şeklinde görüş bildirildiği, raporda bulunan hava fotoğrafının incelenmesinde de açık göründüğü, hava fotoğraflarının değerlendirilmesi bakımından da raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporlarında (C), (C1), (C2) ve (C3) harfleriyle belirtilen taşınmazlara ilişkin yapılan incelemede; 20.01.2015 tarihli 1. keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında (C) harfiyle belirtilen kısmın C1 (1.230,00 m²), C2 (1.490,00 m²) ve “geri kalan kısım” (8.792,26 m²) olarak 3 parça halinde belirtildiği, 15.06.2021 tarihli 2. keşif sonucu düzenlenen raporlarda ise (C) harfiyle belirtilen kısmın (C1) ve (C2) harfleriyle gösterilen kısmının 1. keşifteki gibi aynı şekilde, 1. keşifte geri kalan kısım olarak belirtilen kısmın ise (C3) harfli olarak 3 parça halinde belirtildiği, dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporunda ise iki farklı harflendirme yapıldığı, 1. harflendirmede (C) harfiyle gösterilen kısmının (C1) ve (C2) harfleri olarak (C1 kısmı: 8.885,84 m² (1. ve 2. keşifte C1) olarak belirtilen yeri ve “geri kalan kısım” olarak belirtilen yerin büyük kısmını kapsayan alan.), (C2 kısmı: 2.626,42 m² (1. ve 2. keşifte C2) olarak belirtilen yeri ve “geri kalan kısım” olarak belirtilen yerin bir kısmını kapayan alan), 2. harflendirmede ise (C) harfli kısmının yine 1. ve 2. keşifte belirlendiği gibi (C1), (C2) ve (C3) harfleri olarak belirtildiği, toplulaştırma işlemine karşı değerlendirmenin 1. harflendirmeye göre, hava fotoğrafı değerlendirmesinin ise 2. harflendirmeye göre yapıldığı, yine dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporunda (C2) harfiyle belirtilen kısmın 1992 yıllarında imar-ihyasının hem tamamlandığı hem de tamamlanmadığı yönünde görüş bildirildiği, (C2) kısmın yüzölçümü ve kullanım durumuna ilişkin raporlar arasında çelişki bulunduğu, yine dosya üzerinden aldırılan Harita Mühendisi Raporunda; 1992 tarihli hava fotoğrafında (C1) ve (C2) harfleriyle gösterilen yerin tamamının açık arazi olduğu, imar-ihyasının tamamlandığı, (C3) harfiyle gösterilen yerin kısmen taşlık ve çalılık olduğu kısmen de açık arazi olduğu, buna göre söz konusu taşınmazın 1992 yılı itibarıyla imar-ihyasının tamamlanmadığı yönünde görüş bildirilmesine rağmen yine aynı raporda (C1), (C2) ve (C3) harfleriyle gösterilen taşınmazın 1940, 1946, 1953, 19 75... yıllarına ait hava fotoğraflarında imar-ihyasının tamamlanmadığının belirtildiği, rapor içeriğindeki görüşlerin birbirleri ile uyuşmadığı gibi rapor içeriğinde (C) harfiyle belirtilen kısmın (C1) ve (C2) ile (C1), (C2) ve (C3) harfleriyle 2 ve 3 parça halinde gösterildiği ve raporun denetimden uzak hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporlarında (D), (D1 ve D2) harfleriyle belirtilen taşınmazlara ilişkin yapılan incelemede; 20.01.2015 tarihli 1. keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında (D) harfiyle belirtilen kısmın (D1) harfiyle kısmının 1600,00 m² ve (D2) kısmının 478,72 m² olarak belirtildiği, 15.06.2021 tarihli 2. keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında ise (D1) kısmının 478,72 m², (D2) harfli kısmının 1.600,00 m² olarak belirtildiği, dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi raporunda ise (D1) harfli kısmının 1.600,00 m², (D2) kısmının 478,72 m² olarak belirtildiği, dava konusu yerlerin yüzölçümleri yönünden raporlar arasında çelişki meydana geldiği, ayrıca dosya üzerinden aldırılan harita mühendisi rapor içeriğinde 1992 tarihli hava fotoğrafında (D1) harfiyle gösterilen kısmının 1992 yılı itibarıyla imar-ihyasının tamamlanmadığı, (D2) harfiyle gösterilen kısmının 1992 yılı itibarıyla imar-ihyasının tamamlandığı yönünde görüş bildirilmesine rağmen yine aynı raporda (D1) harfiyle gösterilen 1.600,00 m²lik ve (D2) harfiyle gösterilen 478,72 m²lik toplam 2.078.72 m² yüzölçümünde olan ve (D) harfiyle gösterilen dava konusu taşınmazın 1940, 1946, 1953, 19 75... yıllarına ait hava fotoğraflarında imar ihyasının tamamlanmadığının belirtildiği ve raporun kendi içinde çelişkili hale geldiği, ayrıca 1691 sayılı parselin pasif kaydında ihdas açıklaması ile tescil kaydı bulunduğu ancak kadastro müdürlüğü yazısına göre 1691 sayılı parselin Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2010 tarihinde kesinleşen 29.04.2010 tarihli ve 2010/189 Esas, 2010/282 Karar sayılı kararı ile oluştuğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince anılan dosyanın getirtilip incelenmediği, aynı yer olup olmadığının tespit edilmediği ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bunun yanında 2. keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi raporunda dava tarihinden sonra orman kadastro çalışmaları yapıldığı belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesinde kadastro işlemine ilişkin evrak dosya arasına alınmamış ve dava konusu taşınmazların orman kadastrosundaki durumları da denetlenmemiştir.
Eksik inceleme ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazları kapsayan sahada yapılan toplulaştırma çalışmalarına ilişkin haritalar, dağıtım cetvelleri, eski parseller ile yeni parseller arasındaki bağlantının kurulmasına imkan verecek şekilde eski ve yeni kütük sayfaları, tescil istem belgeleri, komşu parsellere ilişkin tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, hükmen tescil kararı vb. belgelerin bulunduğu yerden getirtilmesi, yine yukarıda belirtilen Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2010 tarihinde kesinleşen 29.04.2010 tarihli ve 2010/189 Esas, 2010/282 Karar sayılı dosyasının dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı Orman İdaresinden sorularak yapılmış ise; orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulundukları yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede, dava konusu yere ait 1953, 1973, 1975, 1977, 1992, 20 09... tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle hava fotoğraflarının tamamının Harita Genel Müdürlüğünden, yöreye ait tüm memleket haritalarının da Orman İdaresinden getirtilmesi, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra toplulaştırma evrakı ile tapu evrakları teknik bilirkişi marifetiyle (şehir plancısı, harita mühendisi) incelettirilmeli, bilirkişiden dava konusu taşınmazlar hakkında toplulaştırma sırasında nasıl işlem yapıldığı, taşınmazların tapuya ihdasen hangi tarihte tescil edildikleri, toplulaştırma sırasında dağıtımın nasıl yapıldığı hususunda rapor alınmalı, bu suretle dava konusu taşınmazlar hakkında toplulaştırma çalışmaları sırasında ne gibi bir işlem yapıldığı belirlenmeli; sonucuna göre taşınmazların toplulaştırma çalışmaları neticesinde kim adına tapuya tescil edildiği tespit edilerek var ise tapu kayıt maliklerini davaya dahil etmesi için davacıya süre verilmeli, bundan sonra var ise kayıt maliklerine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilerek adı geçenler davaya dahil edilmeli, bu yolla taraf teşkili sağlandıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisi arasından seçilecek 1 orman mühendisi bilirkişisi, 1 ziraat mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, özellikle bilirkişi raporunda (A), (A1 ve A2) harfleriyle belirtilen yerin tam olarak belirlenmesi, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilerek tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, dava konusu taşınmazların orman tahdidi içinde bulunduğunun anlaşılması halinde eldeki davanın orman kadastrosuna itiraza dönüşüp dönüşmediği tartışılarak, Mahkemenin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi, taşınmazların orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmış olmaları veya taşınmazların bulunduğu yerde orman tahdit çalışması bulunmadığının anlaşılması halinde ise bu kez, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar-ihyaya başlandıkları ve tamamlandıklarını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiklerini, üzerlerinde sürdürülen zilyetliklerin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapılarını ve niteliklerini, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliklerin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, kapalılık oranı, taşınmazlar üzerindeki dağılımlarını, taşınmaz bölümlerinin evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ve tescil edilmiş ise miktarı ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin (B), (B1 ve B3) harfleriyle belirtilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
(V.B.2) ve (V.B.3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili, ... vekili ve ... vekilinin (B2), (A), (A1 ve A2), C (C1, C2 ve C3) ile D (D1 ve D2) harfleriyle belirtilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun'un (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgilisine iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.