Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, farklı sektörlerdeki markalar arası benzerlik ve iltibas iddiasıyla YIDK kararının iptali davası.
Özet: Davacı, inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmasının tescilli markasının yenilenmesi sonrası yaptığı yeni marka başvurusuna, davalıların "karaca" markasıyla benzerlik iddiasıyla itiraz etmesi ve bu itirazın YIDK tarafından kabul edilerek başvurusunun reddedilmesi üzerine, markalarının görsel, fonetik ve anlamsal açıdan farklı olduğunu, faaliyet alanlarının (inşaat/emlak ile züccaciye/küçük ev aletleri) ayrı olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek YIDK kararının iptalini ve başvuru markasının tescilini talep etmiş; davalılar ise markalar arasında yüksek benzerlik, fonetik yakınlık ve tek harf farkı bulunduğunu, kendi markalarının tanınmış olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/215 Esas - 2026/88

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No
: 2025/215
Karar No
: 2026/88
....
Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi
: 16/05/2025
Karar Tarihi
: 19/02/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih
: 19/02/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 1985’ten beri inşaat sektörüne faaliyet gösterdiğini, Müvekkiline ait diğer grup şirketleri de dahil olmak üzere müşteri çevresi ve inşaat sektöründe ... adı ile tanındığını, .... tescil numarası ile "...." markası müvekkil adına tescil edildiğini, bu markanın yenilemesinin yapıldığını, yeni yapılan ... sayılı başvuruya davalı tarafından yapılan itirazın kabul edildiğini, müvekkili tarafından yapılan karara itirazın da haksız olarak reddedildiğini, Karaca ve ... markaların görsel olarak bariz farklı olduğunu, fonetik açıdan hecelenmesinin, kulakta bıraktığı tınının, anlamlarının farklı olduğunu, müvekkili markasının 2 kelimeden oluştuğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalı şirketin züccaciye ve küçük ev aletleri alanında faaliyet gösterirken müvekkilinin inşaat ve gayrimenkul alanında faaliyet gösterdiğini, tüketicilerin taraflara ödemek zorunda oldukları bedellerin dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdırdığını, seçilen ibarenin ticaret unvanı olduğunu, bir başkasının markasından haksız bir biçimde yararlanma durumunun söz konusu olmadığını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarının karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde benzer markalar olduğunu, tek harf farklılığın bulunduğunu, harflerin aynı dizilimde olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin okunuşlarının ve kulakta bıraktıkları tınının da benzerlik arz ettiği, renk unsurlarının da benzer olduğunu, emtia sınıflarının aynı olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkiline ait .... markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, 90’lı yıllardan beridir değişen şartlara uygun olarak çeşitli yazı tipi, renk ve logo formatlarında markalarını kullandıklarını ve tescil ettirdiklerini, müvekkilinin çok sayıda seri markası bulunduğunu, davacı markasının müvekkilinin serisi olarak algılanacağını,markalar arası yüksek fonetik benzerlik bulunduğunu, .... kararının doğru olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davacının kazanılmış hak itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 24/12/2022 tarihinde 35, 37 ve 42.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalının... .... şekil" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne karar verildiği, davacının işbu karara karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen çoğunluk bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetlerin davalı markasında aynen yer aldığı, dolayısıyla taraf markaları arasında birebir emtia benzerliği koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.
Somut olayda emtia benzerliği/türdeşliği şartını karşıladığı anlaşılan 35, 37 ve 42. Sınıflara giren mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesine bakıldığında;
35. sınıfın 01-04 alt grubundaki hizmetler, tüketicinin gündelik rutininin ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu,
35.05. sınıf perakendecilik hizmetleri bakımından tüketicinin bilinç düzeyinin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varılamayacağı, dolayısıyla, böyle geniş kapsama haiz mallarla ilgili mağazacılık hizmeti bakımından ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin düşük, orta ve yüksek olabileceği,
37. Sınıf hizmetler, günlük kullanıma tabi olmayan, belirli bir düzeyde uzmanlık gerektiren mal ve hizmetlerden olup, ilgili tüketicinin dikkat seviyesi ve bilinç düzeyi ortalamanın üstünde olduğu, bu mal ve hizmetler yönünden, ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin yüksek olabileceği ve iltibas değerlendirmesinde dikkat düzeyi ortalamanın üzerinde olan ilgili tüketici kesiminin dikkate alınabileceği,
42. Sınıflardaki mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesine bakıldığında; bu mal ve hizmetlerin, tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan mal ve hizmetler olmadığı, fiyatlarının ucuz olmadığı, hatta bir kısmının alıcılar tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alındığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu mal ve hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Davacı markası .... ibaresinin, Vikipedi’de “... ülkesinin halkı olan... tarafından kullanılmış ve MÖ 7. yüzyıldan itibaren kayda geçmiş Anadolu dili” olduğu, bir de yerel kullanımda sulu kar/kar gibi ifadelere denk geldiği; davalı markası .... ibaresinin ise, geyik türü bir hayvanın adı olduğu, K... ibaresinin eski bir dil olduğunun bilinememesi halinde bile,... ekinin benzetme/gibi eki olarak kullanıldığı ve bu noktada kar gibi bir anlamın algılanabileceği değerlendirilmiştir. Bu noktada kavramsal açıdan farklılık bulunmaktadır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Taraf markaları Türkçe kelimeler olduğu için yazıldığı şekilde.... şeklinde okunmaktadır. Davacının da belirttiği gibi her ne kadar hece sayıları farklı olsa da, hızlı bir okumada ortadaki A harfinin yutulması söz konusu olabilmektedir. Bu durum da markaları fonetik olarak neredeyse aynı kılar. Netice olarak markalar yüksek seviyede fonetik benzerlik içermektedir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, kelime unsurunun üzerinde silüet şeklinde şehir/apartman figürünün yer aldığı, hemen altında büyük harflerle .... ibaresinin yer aldığı ve A harflerinin ev şeklinde betimlendiği anlaşılmıştır. Grup ibaresinin, gerek görsel gerek anlamsal açıdan tali unsur konumunda olduğu açıktır.
Davalı markalarında ise ... ibaresinin anlamını betimleyen boynuz figürü kullanılmış, ancak markanın bütününde öne çıkan bir yapısı bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davalı markalarında yer alan .... ve ... ibareleri herkesin kullanımına açık, tali unsurdur. Taraf markalarında aynı harflerin aynı dilizimde yer alması dışında görsel bir benzerlik bulunmamaktadır.
“Bir marka kelime ve figür unsurlarından oluşuyorsa kelime unsuru figür unsuruna göre prensip olarak daha fazla ayırt edicidir. Keza potansiyel müşteriler malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirtirler.”(....) şeklinde karma markalarda kelime unsurunun ön planda olduğu vurgulanmıştır.
Markaların bütünsel olarak değerlendirmesinde, taraf markalarının fonetik açıdan yüksek benzerlik içerdiği, “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince dava konusu markada yer alan şekil unsurunun arka planda kalabileceği, zira potansiyel müşterilerin malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirlediği, davacı markasının inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği, özellikle davalıya ait .... markası dikkate alındığında, kavramsal bir çağrışım yapılabileceği, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği alıcı kesiminin dikkat/özen/bilinç/seçicilik seviyesi her seviyeden olsa da, taraf markalarının yüksek düzeyli işitsel benzerliği nedeniyle yüksek dikkat düzeyine sahip olan tüketicilerin bile farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi firmalar/kuruluşlar arasında ekonomik/idari bir iş birliği bulunduğu yönünde bir kanısının da oluşabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı kanaatine varılmıştır.
Somut olayda davacı tarafın beyanlarında, bu ibare ile daha önceden markasının bulunduğu, bu markanın yenilemesinin kaçırılması akabinde işbu davaya konu başvurunun yapıldığı belirtilmiştir. İlgili kayıtlara bakıldığında, davacının birebir aynı logo ve emtia listesi ile daha önceden tescilli markası bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak ilgili markanın müddet olduğu, bu noktada davacıya müktesep bir hak sağlamayacağı, bununla beraber markanın eskiden tescilli olması durumunun şu andaki koşullar bakımından tescil engelini aşabilecek bir hak sağlamayacağı, eskiden marka için tescil aralığı mevcut olabilecekken, bugünün koşullarında tescil engelinin mevcut olabileceği, aksinin kabulü halinde mükerrer tescillerin önünün açılabileceği değerlendirilmiştir. Davacının eskiye dair kullanımların davacıya SMK 6/3 kapsamında bir itirazda ya da hükümsüzlük davasında iddia aracı olabileceği, tescilli bir markanın karşısında SMK 6/1 engelini aşabilecek savunma aracı olarak kullanılamayacağı değerlendirilmiştir. Marka üzerindeki müktesep hak, önceki tescile dayandırılmalıdır. Sadece fiili kullanıma dayanan iddialar, müktesep hak iddiası olarak ele alınamaz. Nitekim SMK m. 7/1 hükmüne göre, marka korumasının tescil yolu ile elde edileceği belirtilmiştir. İşbu davanın konusunun davalı itirazları nedeniyle markanın reddine yönelik .... karar iptal davası olduğu, hal böyle olunca, davacının müddet olan önceki tescilinin, eskiye dayalı kullanımlarının SMK 6/1 kapsamındaki tescil engelini ortadan kaldırabilecek hususlar olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, çoğunluk bilirkişi görüş raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markada yer alan hizmetlerin davalı markalarında aynen yer aldığı, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacıya ait müddet olan markasının kazınılmış hak tesis edemeyeceği, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, çoğunluk bilirkişi görüş raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın Reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2026
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır