Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, davacının ... markasının tescili için açtığı, kötü niyet ve iltibas iddiaları içeren YIDK kararının iptali davasının gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir davacının "..." ibareli marka başvurusunun kötü niyet gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, ilgili kararın iptali ve markasının 05 ve 29. sınıflarda tescili talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, markanın Türkiyedeki gerçek sahibinin kendisi olduğunu, davalının markasının ülkede tescili ve yeterli kullanımının bulunmadığını, kötü niyetli olmadığını ve iltibas tehlikesi yaratmadığını savunurken, davalı kurum ve şirket ise davacının kendilerinin yıllardır sektörde kullandığı markayı bilmeme iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli bir şekilde kendi markalarından haksız fayda elde etmeye çalıştığını ve red kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/220 Esas - 2026/55

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2025/220
KARAR NO
: 2026/55
....
DAVA
: Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ
: 21/05/2025
KARAR TARİHİ
: 05/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 05/02/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, ; müvekkili şirketin .... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun davalı şirket itirazı üzerine reddedildiğini, ret kararına karşı müvekkili itirazının .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararda yer verilen kötü niyet gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin kötü niyeti bulunmadığını, davalı şirketin mesnet gösterdiği .... Uluslararası Tescil Numaralı “...” ibareli markasının sadece 05. Sınıfta ilgili faaliyet alanında tescilli olduğunu, üzerinden 5 yıl geçmiş olmakla birlikte Türkiye’de tescili dahi bulunmadığını, davalı şirket ve mümessili.... arasında “...” markasının ülkemizde ....tarafından kullanılacağına dair yazılı bir anlaşma da bulunmadığını, davalı şirket tarafından sunulan kullanım delillerinde “...” ibaresinin ana marka olarak yer almadığını, davalı şirkete ait .... Uluslararası Tescil Numaralı “...” ibareli markanın 05 ve 29. Sınıflar bakımından kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin “...” markasını Türkiye’de sağlık sektöründe tanınan ve saygın bir marka haline getirmek için yıllardır büyük maddi yatırımlar yaptığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, markanın Türkiye’de gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili markası ile davalı şirkete ait marka arasında tüketici nezdinde iltibas tehlikesi bulunmadığını beyanla;.... sayılı kararının iptaline, müvekkili markasının 05 ve 29. sınıflar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının marka başvurusu ile karıştırılabilecek derecede benzer olan yıllardır aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirket markasını bilmediğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, başkasının kullandığı markayı kendi adına tescil ettirmek amacıyla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu, davacının gerçek hak sahibi olmadığını, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilaç ve diyetetik ürünlerin kapsül halinde satılabilmesi amacıyla kapsül üretim teknolojileri sistemleri alanında faaliyet gösteren, ülkemizde de yaygın ve yoğun faaliyetleri bulunan bir şirket olduğunu, dava konusu “...” ibareli markanın ilk kez 2019 yılında ABD’de.... sayı ile 05. Sınıfta “farmasötik kullanım için boş satılan kapsüller” emtiasında müvekkili adına tescil edildiğini, mezkur markanın uluslararası tescil numarasının 1472340 olduğunu, .... ve ülkemizi kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu edildiğini, ülkemizde....no ile “...” ibareli marka başvurusunun 19.01.2024 tarihinde ....Kurumu kayıtlarına girdiğini, “...”in kombinasyon veya ikili salınımlı ürünler için bir kapsül içinde başka bir kapsül dağıtım sistemi olduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerin Türkiye’de distribütörler tarafından satışa sunulduğunu, yetkili temsilcinin 2021 yılından beri ....olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete ait üretim makinelerini kullanan ilaç ve kapsül üretimi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacı şirketin müvekkili adına tescilli.... sayılı “...” ibareli markayı izinsiz olarak kullandığının tespiti üzerine 28.11.2023 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davacının kötü niyetli kullanımlarına devam ettiğini, davacının dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin ticari faaliyetlerinden haksız fayda elde etmek amacıyla kötü niyetli olduğunu, ....kararının yerinde olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ..... sayılı marka başvurusu, 05 / 29. sınıflar için tescil talebiyle 24.11.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 27.12.2023 tarihli 435 sayılı .... yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davalı şirket tarafından “eskiye dayalı kullanım”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davacı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davalı şirketin yayıma itirazı .... sayılı karar ile kötü niyet itirazı yönünden kabul edilmiş ve marka başvurusunun reddine karar verilmiştir. Kararda; “Md. 6/9 kapsamında yapılan inceleme sonucunda başvuruya konu ibare ile yurt dışı tescillerinin yüksek benzerlik seviyesi dikkate alındığından başvuruya konu ibarenin tesadüfen seçilmiş olamayacağı kanaatine varıldığından başvurunun iyi niyetle yapılmış olmadığı tespit edilmiş ve itiraz gerekçesi yerinde bulunmuştur.” gerekçesine yer verildiği, davacı şirket .... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
Dava konusu 2023/158735 sayılı marka başvurusu, davalı şirketin itirazı üzerine, 6769 sayılı SMK madde 6/9 kapsamında reddedilmiştir.
6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yapılmıştır.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim .... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir.
Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davalı şirket, dava konusu “...” ibareli markanın ilk kez 2019 yılında ABD’de .... sayı ile 05. Sınıfta “farmasötik kullanım için boş satılan kapsüller” emtiasında müvekkili adına tescil edildiğini, mezkur markanın uluslararası tescil numarasının .... olduğunu, .... ve ülkemizi kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu edildiğini, ülkemizde.... no ile “...” ibareli marka başvurusunun 19.01.2024 tarihinde ....kayıtlarına girdiğini, “...”in kombinasyon veya ikili salınımlı ürünler için bir kapsül içinde başka bir kapsül dağıtım sistemi olduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerin Türkiye’de distribütörler tarafından satışa sunulduğunu, yetkili temsilcinin 2021 yılından beri ..... olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete ait üretim makinelerini kullanan ilaç ve kapsül üretimi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacı şirketin müvekkili adına tescilli .... sayılı “...” ibareli markayı izinsiz olarak kullandığının tespiti üzerine 28.11.2023 tarihinde ihtarname gönderildiğini beyan etmiştir.
Dava konusu markanın başvuru tarihi 24.11.2023 olup, davacı şirket ve davalı şirket arasındaki ilişki, bu tarih itibarıyla incelenecektir.
... ibaresi, davalı şirket adına ....aracılığı ile .... sayı ile 15.05.2019 tarihinde 05. Sınıfta ....ile davalı şirket arasında 01.01.2021 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalanmıştır.
“...” ibareli markayı taşıyan ürünlerin Türkiye’de satışının olduğuna dair görseller ve linkler sunulmuşsa da, bu linklerin, dava konusu marka başvurusundan önceye ilişkin olduğu tespit edilememiştir.
....
....ya ait resmi internet sitesi görselleri, sosyal medya hesabı paylaşımları, ödül törenlerine ait haberler ve görseller, faturalar, ödül haberleri, fuar ve kongre katılımlarına ilişkin görseller sunulmuştur.
.... adresinde yayımlanan haberde, davalı şirkete ait ... markalı ürüne “En yenilikçi gıda takviyesi” ödülü verildiği ifade edilmiş olup, işbu ödül, 02-03 Kasım 2023 tarihli 2. .... verilmiştir.
Dava konusu marka başvuru tarihinden sonra gerçekleşen maddi vakıalar ise şu şekildedir; 28.11.2023 tarihinde, davalı şirket, davacı şirkete ihtarname göndererek “...” ibareli markayı durdurmasını talep etmiştir.
....com alan adı, .... tarihli WIPO kararı ile davalı şirkete devredilmiştir. İlgili uyuşmazlıkta karşı taraf ..... İşbu karar, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraya ilişkindir.
www.....com.tr alan adı hakkında,.... Merkezi, 20.09.2024 tarihli kararı ile alan adının başvurucuya (işbu davanın davalısı) devrine karar vermiştir. İşbu kararın iptali ile açılan davada, ..... sayılı karar ile davanın reddine karar vermiştir. İşbu karar, .... sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Tahkim karar içeriğinden, şüphelinin uyuşmazlık konusu alan adıyla yaptığı mal ve hizmet sunumunun iyi niyetli olmadığı, şikayetçi ve ürünlerine doğrudan atıf yapıldığı, .... terimini kullanarak, şikayetçinin web sitesine doğrudan bağlantı verdiğini, site içeriğinin, Şüphelinin "..." terimini şikayetçi ve haklarından bağımsız olarak geliştirdiği iddiasıyla bağdaşmadığı, şikayetçinin faaliyetlerinin, şikayetçinin markasını hedef aldığı ve karışıklık yaratacak şekilde ticari kazanç sağlamayı hedeflediği sonucuna vardığı, sonuç olarak şikayetçinin ... markasından ticari kazanç sağlamak amacıyla, bu markayı hedef aldığı ve kötüniyetli olarak alan adını tescil ettirdiği, 1 Temmuz 2024 tarihli alan adı satış kaydının da kötü niyetli kullanımı güçlendirdiği sonucuna varılarak, uyuşmazlık konusu "....com" alan adının şikayetçiye transfer edilmesine karar verildiği,
Sonuç olarak; davalı şirket, “...” ibareli markanın çeşitli ülkelerde, 5. sınıfta tescil sahibi olup, söz konusu başvuruların 2019 yılına kadar uzandığı, dava konusu marka başvuru tarihinden önce, davalı şirket, tescil sahibi olmasının yanı sıra, distribütörleri aracılığıyla gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda “...” ibaresini aktif ve istikrarlı biçimde kullanmış; bu kapsamda çok sayıda kongre ve fuara katılmış, stantlarında “...” ibareli markaya yer vermiş, dergi ve gazetelerde reklam ve tanıtım faaliyetleri yürütmüş, distribütör firmaların yetkilileriyle yapılan röportajlar yayımlanmış ve anılan marka ile çeşitli ödüller elde etmiştir. Ayrıca dosya kapsamında, distribütör firma tarafından düzenlenmiş ürün satış faturalarının da mevcut olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, davacının davaya konu marka başvurusu ile davalı şirket tarafından dosyaya sunulan evraklarda yer alan ve uluslararası tescile konu edilen markaların birebir aynı olduğu, her iki durumda da “...” ibaresinin kullanıldığı hususu sabittir.
Öte yandan, davacı şirket, marka başvurusundan yalnızca beş gün sonra, davalı şirket tarafından gönderilen ve dava dışı “...” ibareli markanın kullanılmamasına ilişkin bir ihtarname almıştır. Davacının, davalı şirkete ait “...” ibareli markayı da kullandığı gözetildiğinde, davalı şirketten ve marka portföyünden haberdar olabileceği, yukarıda açıklanan tüm maddi vakıalar birlikte değerlendirildiğinde; bu olguların kötü niyetin varlığının kabulü için yeterli olduğu
Netice itibariyle,
.... kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile diğer davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır