Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, sanığın aynı eylemden kesinleşen önceki davası, suçun teşebbüs aşamasında kalması ve anayasa mahkemesi kararına aykırılıklar nedeniyle oybirliğiyle bozulmuştur.
Özet: Uluslararası ticaret yapan bir şirketin e-posta adreslerini ele geçirip haksız para transferi sağladığı iddiasıyla bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, aynı fiil için daha önce kesinleşmiş bir dava bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmaması, paranın sanık hesabına geçmeden iade edilmesi nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeyerek fazla ceza tayini, Anayasa Mahkemesi iptal kararları ve ilgili yasa değişikliklerinin dikkate alınmaması ile sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumu gibi eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirmeler nedeniyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
:2015/362 E.,2016/44 K.SUÇ
:Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:1.Sanığın, uluslararası ticaret yapan katılan şirketin e-posta adreslerini ele geçirerek ticari ilişki içerisinde bulundukları Makedonya'daki firma tarafından 16.757 USD'nin sanık adına olan ... A.Ş hesabına gönderilmesini sağlamak suretiyle suçu işlediği iddia edilen olayda;UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada; İstanbul C.Başsavcılığının 09.10.2014 tarihli ve 2014/41592 Esas sayılı iddianamesi ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/280 Esas- 2015/72 Karar sayılı dosyasında görülen kamu davasının incelenmesinde sanık hakkında konusu ve suç tarihi aynı görülen eylem nedeniyle yargılama yapılıp sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek 26.02.2020 tarihinde hükmün kesinleştiği anlaşılmakla, bu dosyanın getirilerek ilgili bilgi ve belgelerin Yargıtay denetimine uygun şekilde örneğinin dosyaya konulması ile aynı fiil nedeniyle aynı sanık için dava açıldığı kanaatine varıldığı takdirde 5271 sayılı CMK'nin 223/7. maddesine göre kamu davasının reddine karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile mahkumiyet kararı verilmesi,2.Kabule göre de;a.Aracı bankanın 12.03.2014 tarihli yazısında yurt dışından gelen paranın sanığın hesabına geçmeden mahrecine iade edildiğinin belirtildiği nazara alındığında 5237 sayılı TCK'nın 35 inci maddesi gereğince teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini,b.5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte gözetilmemesi,c. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi hâlinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,d.Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamı görülmekle, suç tarihinin denetim süresi içerisinde olması nedeniyle karar kesinleştiğinde mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiğine ilişkin hususun gözetilmemesi,Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,29.04.20206 tarihinde karar verildi.