Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, mobilya imalatı ve montajı eser sözleşmesinden kaynaklanan 361.440,00 TL tutarındaki ödenmeyen alacak davasının gerekçeli kararı.
Özet: Bu alacak davası, mobilya imalatı ve montajı alanında faaliyet gösteren davacı ile aynı sektördeki davalı arasında, 19.03.2025 tarihinde anlaşılan ve WhatsApp yazışmalarıyla teyit edilen, televizyon ünitesi, panel, kapı, masa gibi çeşitli ahşap ürünlerin Azerbaycanda imalat ve montajının yapılmasına dair eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; davacı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip işi tamamlamasına ve 18.08.2025 tarihli 361.440,00 TL tutarındaki e-arşiv faturasını davalıya göndermesine rağmen, davalının ödeme yapmayarak temerrüde düşmesi üzerine alacağının tahsili amacıyla zorunlu arabuluculuk sürecinin ardından açılmıştır.

ESAS NO
: 2025/KARAR NO
: 2026/HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLLERİ
: Av.Av.DAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: 18/11/2025KARAR TARİHİ
: 22/09/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 24/09/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin uzun yıllardır mobilya imalatı ve montajı alanında faaliyet gösteren bir tacir olup, işletmesini ... ili ... ilçesinde yürüttüğümü, davalı ... İşçi 'nin de aynı sektörde faaliyet göstermekte olan bir ticari işletme sahibi olup, tarafların aynı iş kolunda yer aldığını, tarafların 2016 yılında mesleki çevre aracılığıyla tanıştığüını, ilerleyen yıllarda zaman zaman fason imalat ve montaj işleri kapsamında ticari ilişki kurduklarını, müvekkilinin 2018 yılı civarında davalı için çeşitli imalat işleri gerçekleştirdiğini, yapılan tüm işlerin bedellerinin zamanında ödendiğini, böylece taraflar arasında güvene dayalı bir ticari ilişkinin tesis edildiğini, tarafların her ikisinin de Türk Ticaret Kanunu’nun 12. ve 18. maddeleri uyarınca tacir sıfatını haiz olup, aralarındaki iş ilişkisinin ticari iş niteliğinde olduğunu, bu nedenle işbu uyuşmazlıktan kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi; yetkili mahkemenin ise davalının yerleşim yeri ile borcun ifa edileceği yer olan ... ili ... ilçesi sınırlarında bulunduğundan ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalının müvekkiliyle 19.03.2025 tarihinde iletişime geçerek TV ünitesi, panel, kapı, masa ve çeşitli ahşap ürünlerin imalatı ile montajı işlerini yaptırmak istediğini beyan ettiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde işin kapsamı, teslim süresi ve bedeli hususlarında mutabakat sağlandığını, davalının üretim siparişini onaylayarak sözleşme ilişkisini başlattığını, taraflar arasındaki bu mutabakatın yazılı sözleşme şeklinde düzenlenmemiş olmakla birlikte Türk Borçlar Kanunu’nun 1. ve 2. maddeleri gereğince sözleşmenin taraf iradelerinin uyuşmasıyla kurulmuş olup, bu uyuşmanın ... yazışmaları ile sabit olduğunu, yazışmalarda davalının ürünlerin türü, fiyat aralıkları ve teslim süresine ilişkin açık onay verdiğinin görüldüğünü, bu ilişkinin Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmede yüklenici sıfatıyla eseri meydana getirmeyi, davalının ise iş sahibi olarak bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca müvekkilinin işin ifasına başladığına dair atölye üretim kayıtları ve imalat planlarının mevcut olup, bu hususların da sözleşmenin fiilen kurulduğunu gösterdiğini, sözleşmenin kurulmasının ardından müvekkilinin davalının sipariş ettiği ürünlerin imalatına başladığını, üretim işlemlerinin müvekkilinin ...’daki atölyesinde eksiksiz olarak tamamlandığını, davalının imalatın tamamlanmasının ardından ürünlerin ... ülkesinde yer alan bir projede kullanılacağını beyan ettiğini, montajın orada yapılmasını talep ettiğini, bu kapsamda taraflar arasında mutabakata varıldığını, montaj ekibinin ulaşım giderlerinin davalı tarafından karşılandığını, 28.04.2025 tarihli uçak biletlerinin bizzat davalı tarafından temin edildiğini, müvekkili, davalı ... oluşan montaj ekibinin Mayıs–Haziran 2025 döneminde ... montaj işlemlerini tamamladığını, montaj işlemlerinin eksiksiz gerçekleştirildiği hususunun montaj sürecine ilişkin fotoğraflar, ... yazışmaları ve yurtdışı seyahat belgeleri ile sabit olduğunu, müvekkilinin işin tamamlanmasına ilişkin tüm aşamaları belgelediğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesi uyarınca yüklenicinin eseri sözleşmeye uygun biçimde tamamlamakla yükümlü olduğunu, 472. madde uyarınca ise işin tamamlanmasıyla birlikte iş sahibinin bedel ödeme borcu doğduğunu, müvekkilinin bu yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğini, dolayısıyla davalının ödeme yükümlülüğünün muaccel hale geldiğini, müvekkilinin imalat ve montaj işlemlerinin eksiksiz biçimde tamamlanmasının ardından yapılan işin karşılığı olarak 18.08.2025 tarihli, numaralı, 361.440,00 TL tutarında e-Arşiv fatura düzenlediğini, bu faturanın davalıya elektronik ortamda gönderildiğini, iletim kayıtlarının mevcut olup, faturanın tebliği hususunun bu kayıtlarla sabit olduğunu, faturanın düzenlenmesiyle birlikte müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini, davalının ödeme borcunun doğduğunu, ancak davalının faturanın kendisine ulaşmasına rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, borcunu ifa etmeyerek temerrüde düştüğünü, davalının ihtarname ile faturaya itiraz ettiğini, bunun üzerine yine ekte sunmuş oldukları ihtarnamenin keşide edilerek davalıya noter aracılığı ile tebliğ edildiğini, fakat davalı tarafça bugüne dek ilgili borcun müvekkiline ödenmediğini, bu sebeple taraflarınca zorunlu dava şartı arabuluculuk sürecinin başlatıldığını ve ... Arabuluculuk Bürosunun 2025/ sayılı anlaşmama son tutanağının düzenlendiğini, ekte sunmuş oldukları ve alt kısmı davalı/borçlu tarafından kendi el yazısı ile yazılmış olan evraktan da görüleceği üzere davalı/borçlunun müvekkiline 271.200 TL borçlu olduğunun sabit olduğunu, davalının bu davranışının Türk Borçlar Kanunu’nun 97, 113 ve 117. maddeleri anlamında borcun gereği gibi ifa edilmemesi sonucu temerrüt teşkil ettiğini, ayrıca basiretli tacir sıfatına sahip bir kişinin (TTK m. 18/2) böyle bir işin ifasından sonra ödeme yapmamasının dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, sonuç olarak müvekkilinin tamamladığı iş karşılığında hak kazandığı bedelin ödenmemesi nedeniyle davalının temerrüde düşmüş olup, müvekkilinin alacak hakkının yasal dayanağını kazandığını, diğer yandan taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olup, her iki tarafında tacir sıfatını taşıdığını, bu nedenle borcun temerrüde düşülmesinden itibaren Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca ticari faiz uygulanması gerektiğini, izah edildiği üzere; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50,00 TL’nin hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun biçimde ikame edilmiş olup davacı tarafın dava dilekçesi içeriğindeki iddialarının taraflarınca kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, bu yönüyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, huzurdaki davanın yasal süreler içerisinde açılmamış olup hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan bu bakımdan da davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesi içeriğinde müvekkiline davanın sadece 50.000-TL üzerinden kısmi alacak davası olarak açıldığını, davacı tarafça yapılan işin karşılığı olarak 18.08.2025 tarihli, ,,, numaralı 361.440,00-TL fatura bedeli esas alınarak alınan davanın bu şekilde açılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hukuki hakların açıkça kötüye kullanımı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde " ......müvekkilin tamamladığı iş karşılığında hak kazandığı bedelin ödenmemesi nedeniyle davalı temerrüde düşmüş olup, müvekkilin alacak hakkı yasal dayanağını kazanmıştır..." diyerek bedelin tam miktarının bilindiğini ikrar ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği alacağı belirlenebilir olduğundan davacı tarafın kısmi dava olarak alacak davası açmasında hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, harcın tamamı ödenmeksizin yargılama faaliyetine devam edilemeyeceğini, dolayısıyla bu nedenlerle hukuki yarar yokuluğundan da davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı taraf arasında davacının beyanların aksine herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalı tarafından düzenlenen 18.08.2025 tarihli, ... numaralı 361.440,00 TL tutarındaki e-Arşiv faturanın kendisine tebliğ edildikten sonra müvekkilinin ... 20. Noterliği’nin 22.08.2025 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaya itiraz ettiğini ve faturayı iade ettiğini, tarafların imzasını taşımayan dava dilekçesinde davalı müvekkilinin el yazısı olduğu iddia edilen " ...Ekte sunmuş olduğumuz ve alt kısmı davalı/borçlu tarafından kendi el yazısı ile yazılmış olan evraktan da görüleceği üzere davalı/borçlunun müvekkilimize 271.200 TL borçlu olduğu sabittir. ..." beyan ve iddiasını kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, davacının dosyaya sunduğu ve tarafların imzası olmayan bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceğini, davalı müvekkilinin ihtarnamesinde de belirttiği gibi mal ve hizmeti almadığını ve fatura içeriğine de itiraz ettiğini, kabul anlamına gelmek kaydı ile davacı tarafın sözleşme gereği davalı müvekkiline ürettiğini beyan ve iddia ettiği ürünlerin de davalı müvekkiline teslim edilmediğini, davacının beyanlarının aksine tüm ispat külfetinin kendi üzerinde olduğunu, dosyaya sunulan mevcut ürün fotoğrafları, yurtdışı montaj belgeleri, ... yazışmaları ve tanık beyanları ile de bu iddia ve beyanların ispatlanamayacağını, davacı tarafın dilekçesinde imalatı tamamladığını, ürünleri teslim ettiğini ve montaj işlemini de bizzat gerçekleştirmiş iddiasının da gerçek olmadığını, davalı müvekkilinin davacıdan böyle bir hizmet almamış olup daha önce de beyan ettikleri gibi aralarında da böyle bir sözleşmenin de olmadığını, davacının borcun muaccel hale geldiği beyan ve iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davalı ile davacı arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, davacının ilk önce alacaklı olduğunu herhangi bir şüpheye yer bırakmadan itiraza sebep olmadan ispatlaması ve hukuki olarak ispatlaması gerektiğini, davalı müvekkilinin yasal sürede kendisine haksız olarak gönderilen faturayı ve içeriğini kabul etmediğini, iade ettiğini, davalı müvekkilinin faturayı defterlerine işlemediğini, faturanın tebliğinden itibaren yasal sürede ödemede bulunmadığından bahisle davalı müvekkilinin temerrüde düştüğü beyanının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın faize ilişkin taleplerinin de reddi gerektiğini, zira davacı yanın faiz talebinin ve faiz başlangıç talebinin kanuna uygun olmayıp hiçbir yasal dayanağı da bulunmadığını, davacının bu taleplerinin ve dayanağının da reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacı tarafın müvekkilinden taleplerine konu hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, huzurdaki davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup öncelikle usulden ve her halükarda esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, sunulu nedenler ve mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden ve her halükarda esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE;Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, celp edilen ticaret sicil ve vergi kayıtlarına göre, davacı adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi davacının,10/01/2025 tarihlerinden itibaren "başka yerde sınıflandırılmamış diğer inşaat doğrama ve marangozluk ürünleri imalatı"faaliyetinde bulunduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, celp edilen 2025 takvim yılına ait gelir.Vergisi beyannamelerine göre, 2007/... sayılı ... Ayrımına İlişkin ... Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda davacının parasal hadlerin altında beyanının olduğu, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olduğu, sonuç olarak davacı tacir olmayıp, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır