Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin konkordato mühleti sonrası doğan imtiyazlı ticari alacak iddiasıyla ihtiyati tedbir ve haciz taleplerini reddetme kararına karşı yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Bir ticari dava kapsamında, borçlu şirketin konkordato mühlet tarihi sonrası doğduğu ve faturalar ile ticari kayıtlarla sabit olduğu iddia edilen 10 milyon TLyi aşkın alacağına ilişkin icra takibine yapılan haksız itirazın iptali davasında, alacaklı tarafın müvekkilinin haklarını korumak amacıyla talep ettiği ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, borcun konkordato mühletinden sonra doğan imtiyazlı bir alacak olduğu ve borçlunun kötü niyetli itiraz ettiği gerekçesiyle reddedilen koruyucu önlemlerin tekrar değerlendirilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: 2026/1307
KARAR NO
: 2026/1917
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ
: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 08/06/2026
NUMARASI
: 2026/256 Esas
DAVA
: İTİRAZIN İPTALİ
TALEP
: İHTİYATİ TEDBİR - İHTİYATİ HACİZ
KARAR TARİHİ
: 15/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
:16/09/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/256 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin ve ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı talepte bulunan davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İhtiyati haciz ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın İcra Dairesi Müdürlüğü'nün 2026/5127 Esas sayılı dosyasının 10.108.304,34-TL tutarındaki asıl alacağına ve 500.153,36-TL 01/01/2026 - 12/02/2026 tarihi arasındaki işlemiş faize ilişkin olarak 10.608.457,70-TL toplam alacağa 20/02/2026 tarihinde borçlu şirket tarafından yapılan itiraza karşı itirazın iptal edilerek takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini ve takip konusu borcun %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davalının Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2026/5127 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali gerektiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu ticari kayıtlar ile ortada olduğunu, davalı şirketin müvekkiline karşı ticari hizmet ve mal satışından kaynaklanan borcu bulunmakta olup ticari kayıtları, faturalar ve cari hesapları ile bu durum sabit olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla taraflarınca icra takibi başlatıldığını, davalı yan borcunu ödemekten imtina ettiğini ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirket başta metal sanayi alanlarında hizmet ve üretim yapan bir firma olduğunu, davalı şirketin müvekkiline karşı ticari hizmet ve mal satışından kaynaklanan borcu bulunmakta olduğunu ticari kayıtları, faturalar ve cari hesapları ile bu durum sabit olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla taraflarınca icra takibi başlatıldığını, davalı yan borcunu ödemekten imtina ettiğini ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, davalı tarafından borca kötü niyetli olarak itiraz edilerek takip durdurulduğunu, davalı takibin dayanağı olan faturalara ve cari hesaba yasal süre içinde itiraz etmemek suretiyle faturaların münderecatını kabul etmiş olduğundan borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, bununla birlikte davalı borcunu ödediğine ilişkin herhangi bir belge sunamadığını, borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini icra dosyasına yatırılan peşin harcın da iş bu dava harcından mahsubunu talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ayrıca diğer faturalar, cari ekstreler, muavin defterler vb. bulunmakta olduğunu, taraflar arasında alacak ve borçlar bu kayıtlarda açıkça görüldüğünü, davalı şirket tarafından söz konusu faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap kayıtları da borç ilişkisini açıkça gösterdiğini, davalı ....Şirketi mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyası ile konkordato talep ettiğini, konkordato dosyası hali hazırda derdest olduğunu, ayrıntılı şekilde belirteceği üzere müvekkili şirketin alacakları konkordato mühlet tarihinden sonra doğan alacaklar olduğunu, mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasına da sunmuş oldukları beyanlarda da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin alacağı konkordato mühlet tarihinden sonra doğan alacak olduğunu, müvekkili şirketin alacaklarının imtiyazlı ve konkordato mühlet kararından sonra doğan alacak olduğunu mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasında aldırılan 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin alacakları imtiyazlı ve mühlet kararından sonra doğan alacaklar olduğunu, ayrıca iş bu davaya konu icra takibine dayanak olan ticari kayıtlardaki faturalara davalı şirket tarafından süresi içerisinde herhangi bir itiraz edilmediğini, 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ile mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasında talep ettikleri hususlar ortaya çıktığını ve netlik kazandığını, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde müvekkilinin alacağını ispatlar şekilde kabul beyan ve ikrarı olduğunu, davalı şirket, alacaklı müvekkili şirkete borcu olduğunu ikrar ve kabul niteliğinde beyanlarda bulunduğunu, müvekkili şirketin haklarına zarar gelmemesi adına müvekkili şirketin alacaklarının konkordato sonrası doğan alacak olduğunu belirtir şekilde alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, müvekkili şirketin alacakları konkordato mühlet tarihinden sonra doğan alacaklar olduğunu, ayrıca davalı şirket tarafından müvekkili şirkete bir takım ödemeler yapıldığını, davalı şirketin cari hesaba ilişkin kabul beyanı da bulunduğunu, davalı şirket kötü niyetli olarak ödeme yapmamakta müvekkili şirketin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, bununla birlikte davalı borçlunun faize ilişkin itiraz ve beyanları yerinde olmadığını, takipte belirtilen faiz oranı ve tutarı fahiş olmayıp yasal mevzuata uygun olduğunu, davalı borçlunun ödemeleri yapması için birçok kez yazılı bildirimlerde bulunulduğunu ve talep edildiğini, bu sebeple faiz talebinin kabulüne ve gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca faiz ile diğer tüm alacaklar açısından fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasına sunulu 11/11/2024 tarihli konkordato revize ön projesi ile de sabit olduğu üzere konkordato geçici mühlet tarihi itibariyle ve önceki tarihlerde ucuz ham madde temini sağlamak adına bir takım görüşmelerin gerçekleştirildiğini ve yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili şirket ile anlaşıldığı ifade edildiğini, ancak davalı .... . Şirketi tarafından müvekkili şirkete ödeme yapılmamış olduğunu, müvekkili şirket zarara uğradığını, müvekkili şirketin alacakları 11/11/2024 tarihinden sonra doğmuş olduğunu, söz konusu husus ticari kayıtlar ile de açıkça ortada olduğunu, mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasında aldırılan 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ....Şti. tarafından ....Şti.’ne düzenlenen faturalar için iade faturası düzenlemediğini, alacaklı tarafından düzenlenen “fiyat farkı faturası”nın, borcu doğuran belge olmayıp, sözleşmeden kaynaklanan alacağın talep edilmesine yönelik olduğu, Borçlunun faturayı kabul etmediğine ilişkin noter ihtarnamesinin, cezai şart borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmadığını, uyuşmazlık hâlinde alacaklının talebini sözleşmeye dayandırması gerektiğini, cezai şart ile gecikme faizinin birlikte talep edilebilmesinin mümkün olduğu kanaatine varıldığını,... ..Şti.’nin alacağının mühlet içinde doğduğu ve dolayısıyla konkordato projesine tabi bulunmadığını, ayrıca İİK’nın ilgili hükümleri ışığında imtiyazlı nitelik açısından değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, ....Şti.’nin 05.12.2025 tarihi itibariyle ....Şti.’den 10.742.951,20.-TL alacağı olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, geçici mühlet kararından sonra doğan alacakları olduğu cari hesap hareketleri, muavin kayıtları ve her türlü ticari belge ve fatura ile de sabit olduğunu, taraflar arasında Ticari Mal Satış Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmeye istinaden ise davalı taraf 11/11/2025 tarihli konkordato revize ön projesini mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasına sunduğunu, revize projesinde de taraflar arasında vade farkı ve faiz uygulanmasına ilişkin hususlar belirttiğini, söz konusu hususlara ilişkin taraflar mutabık kaldığını ve sözleşmeyi akdettiklerini, müvekkili şirket ise alacaklarını tahsil etmek amacıyla icra takip yoluna başvurduğunu, müvekkili şirketin alacakları 11/11/2024 tarihinden sonra doğmuş olduğunu, söz konusu husus ticari kayıtlar ile de açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin alacakları imtiyazlı alacak olduğunu, müvekkili şirket davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle zarara uğradığını ve uğramaya devam ettiğini, mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasına sunulu 06/01/2025 tarihli dilekçe ile davalı şirketin mahkememizin 2024/754 esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu revize ön projesi ve konkordato komiserinin 20/01/2025 tarihinde konkordato komiseri raporu ile de bahsetmiş olduğu hususlar açıkça ortada olduğunu, öncelikle teminatsız, aksi kanaatte olunması halinde uygun bir teminat karşılığında davalı adına, dava konusu olmasa da, mevcutta adlarına kayıtlı olan taşınmazlar, taşınır ve banka hesapları 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, haklı davanın sonucunda kendilerine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Aydın İcra Dairesinin 2026/5127 esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibi dosyasına taraflarınca yatırılan peşin harcın söz konusu davadaki masraflardan mahsup edilmesini talep ettiklerini, davalı taraf haksız olarak borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğinden itirazın iptali ve takibin kaldığı yerden devamı için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, Harçlar Kanunu'nun 29/3 hükmü gereğince Aydın İcra Müdürlüğü’nün 2026/5127 Esas sayılı dosyasına yatırılan harcın mahkememizce hesaplanacak harçtan mahsup edilmesini talep ettiğini, davalı şirket ve müvekkili şirketin ticari kayıtları ile banka hesap hareketleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğu netlik kazanacağını, bu hususlarda bilirkişi incelemesi yapılarak görülebileceğini, davalı taraf müvekkiline karşı borcu olduğunu bilmekte olduğunu, müvekkilinin alacağını almasını güçleştirmek için icra takibine kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini, davalı şirket için borç likit ve muayyen olduğunu, bu nedenle alacağın yüzde yirmi sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle taraflarınca mahkememizde açılan işbu davanın kabulünü, müvekkili şirket nezdinde telafi edilemez zararların oluşmasını önlemek için davalı şirket .... Şirketi menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini ve davalı tarafından kötü niyetli üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı borçlu tarafından haksız olarak yapılan itirazın iptali ile Aydın İcra Dairesi Müdürlüğü'nün 2026/5127 esas sayılı dosyasındaki takibin devamını, davalı tarafın borcu yazılı delillerle sabit dolayısıyla likid olmasına rağmen borca itiraz ettiğinden asıl alacak tutarının en az %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davalıdan tahsili ile müvekkiline ödemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMECESİNCE
: "...Talep; derdest davada ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İhtiyati haciz yönünden yapılan değerlendirmede: İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK.'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi zorunludur.
Davacı tarafın dava dilekçesi ve ekleri ile delil olarak dayanılan mahkememizin 2024/754 Esas sayılı dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı hakkında mahkememizin 2024/754 Esas sayılı dosyasında konkordato davasının devam ettiği, mahkemenin 11/11/2024 tarihli ara kararı ile konkordato tedbirlerine karar verildiği, davanın halen derdest olduğu ve kesin mühlet içirisinde olduğu, mahkememizin 2024/754 Esas sayılı dosyasında davacı alacaklının talebi üzerine bilirkişi incelemesi ve komiser raporları alındığı ve mahkememizin 06/02/2026 tarihli ara kararı ile,
alacaklı ... Şti. tarafından borçlu şirketin geçici mühlet tarihi öncesine ait olan banka kredi borcu için 2025 yılı Ocak ayı içerisinde 3.000.000,00 TL ödeme yapıldığı, yine alacaklı ... Şti. tarafından borçlu şirketin geçici mühlet tarihin öncesine ait olan ... şirketine davacı şirket tarafından konkordato öncesinde verilen çeklere ilişkin olarak 2025 yılı Ocak ayı içerisinde 595.123,98 TL ödeme yapıldığı, borçlunun konkordato öncesi ve konkordatoya tabi olan banka kredi borcunun ödenmesinde ve alacaklının borçlunun konkordato öncesi ve konkordatoya tabi olan çek bedellerinin müdahil tarafından ödenmesi neticesinde müdahilin bu alacaklıların yerine geçeceği ve bu alacakların konkoradotoya tabi alacak kabul edilmesi gerektiği, müdahil alacaklı .. .. Şti'nin davacı ... şirketine 2025 yılı Şubat ve Temmuz ayı içerisinde toplamda 3.299.443,26 TL tutarında 13 adet vade farkı faiz yansıtma faturası düzenlendiği, bu faturaların cezai şart ve faiz alacağına ilişkin olduğu, bu miktarda bir faiz alacağı ve cezai şartın oluşup oluşmadığının yargılamayı gerektirdiği, bilirkişi raporu ve konkordato komiserinin raporları arasındaki çelişkinin mahkemezce konkordato davasında giderilmesinin mümkün olmadığı, mahkememizce bu alacakların varlığı veya yokluğuna ve miktarına ilişkin karar verilemeyeceği, çekişmeli olan bu alacakların konkordato davasında mahkememiz ara kararı ile alacaklıya ödenmesine karar verilemeyeceği, müdahil alacaklının konkordatoya tabi olmayan ve çekişme konusu olmayan 2.669.708,01 TL alacağının da borçlu tarafça ödendiği anlaşılmakla, müdahil.... Şti'nin borçlu ... şirketinin geçici mühlet
tarihi öncesine ait olan banka kredi borcu için yaptığı 3.000.000,00 TL ödeme, yine borçlu şirketin geçici mühlet tarihi öncesine ait olan ... şirketine davacı şirket tarafından konkordato öncesinde verilen çeklere ilişkin olarak 2025 yılı Ocak ayı içerisinde 595.123,98 TL yapılan ödeme neticesinde, müdahilin bu alacaklıların yerine geçeceğinden müdahilin iş bu ödemeler sebebiyle toplam 3.595.123,98TL alacağının konkoradotoya tabi alacak olduğunun kabulüne, bunun dışında müdahil .... Şti'nin davacı ... şirketinden konkordatoya tabi olmayan diğer alacakların mahkememizce miktarının tam olarak tespiti ve ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı vekilinin konkordato davası devam ederken davaya konu takip işlemini yaptığı, davalı tarafın itirazı üzerine 10.608.457,70-TL toplam alacağa ilişkin itirazın iptali ve ihtiyati haciz talep ettiği, mevcut delillere göre davacının alacağının 2.669.708,01 TL kısmının borçlu tarafça ödendiği, 3.595.123,98TL alacağının konkordatoya tabi alacak olduğu, bakiye alacağın cezai şart niteliğinde olma ihtimalinin olduğu, alacağın cezai şart vade farkı faturasına dayanması, alacağın varlığı ve miktarının tespiti hususunun yargılamayı gerektirmesi, ayrıca konkordato tedbirleri mevcutken konkordatodan önce doğan alacaklar için icra takibi yapılmasının tedbir kararı sebebiyle mümmün olmaması, nafaka, işçilik alacağı ve rehinli /imtiyazlı alacak olmaması, ayrıca bir kısım alacaklar yönünden de alacağın yargılamayı gerektirmesi ve yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi nazara alındığında ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İhtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede; İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu madde de meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde talep değerlendirildiğinde, davanın itirazın iptali davası olduğu, alacak talebini kapsadığı, davalının taşınır, taşınmaz ve haklarının davanın konusu olmadığı, davanın kabul edilmesi ihtimali halinde dahi mahkemece verilecek kararın itirazın iptaline ilişkin olabileceği, açıklanan gerekçe ile ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak "1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin ve ihtiyati haciz talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava itirazın iptali davası olup müvekkili alacağına ilişkin taraflarca açılan icra takibine yapılan mesnetsiz iddialarla yapılan haksız itirazın iptal edilmesi için açıldığını,
müvekkili şirket adına taraflarca açılan icra takibine konu alacak davalı şirketin konkordato geçici mühlet kararından sonra doğan bir alacak olup konkordatoya tabi bir alacak olmadığını, bu sebeplerle müvekkili alacağına haksız bir şekilde itiraz edildiğini, hal böyle iken davalı şirketin taşınacağını, taşınmaz ve haklarının dava konusu olmadığı gerekçesi ile talebin reddedilmesini hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyatı tedbir talebinin reddi durumunda davalı tarafından taşınır, taşınmaz mal kaçırma ihtimali doğacak olup bu husu müvekkili şirketin alacağını tahsil etme imkanını engelleyeceğini, bu sebeple yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılarak talebin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili yargılama sürecinde telafisi imkansız zarara uğramaması ve hak kaybına uğramaması için mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirker ara karar ile reddedilmesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı .. Şirketi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/754 Esas sayılı dosyası ile konkordato talep ettiğini, konkordato dosyası hali hazırda derdest halde olduğunu, müvekkili şirketin alacakları konkordato mühlet tarihinden sonra doğan alacakları olduğunu, müvekkili şirketin alacaklarının imtiyazlı ve konkordato mühlet kararından sonra doğan alacak olduğu Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/754 esas sayılı dosyasında aldırılan 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ile sabittir.
müvekkil şirketin alacakları imtiyazlı ve mühlet kararından sonra doğan alacaklar olduğunu, iş bu davaya konu icra takibine dayanak olan ticari kayıtlardaki faturalara davalı şirket tarafından süresi içerisinde herhangi bir itiraz edilmediğini, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/754 esas sayılı dosyasına sunulu 11/11/2024 tarihli konkordato revize ön projesi ile de sabit olduğu üzere; konkordato geçici mühlet tarihi itibariyle ve önceki tarihlerde ucuz ham madde temini sağlamak adına bir takım görüşmelerin gerçekleştirildiğini ve yapılan görüşmeler neticesinde müvekkil şirket ile anlaşıldığı ifade edildiğini, davalı ... Şirketi tarafından müvekkili şirkete ödeme yapılmamış olup müvekkil, şirket zarara uğrattığını, Müvekkili şirketin alacakları 11/11/2024 tarihinden sonra doğmuş olup söz konusu husus ticari kayıtlar ile de açıkça ortada olduğunu, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı ara kararının kaldırılmasını ve ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Talep, İlk Derece Mahkemesince verilen, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve dava dilekçesinde talep edildiği şekilde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz verilmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle talep edildiği şekilde davalı hakkında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince istinaf incelemesine konu karar ile davacı vekilin ihtiyati haciz talebi ile ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İşbu karar talepte bulunan davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2026/5127 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı hakkında 10.108.304,34-TL asıl alacak ve 500.153,36-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.608.457,70 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borç tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali amacı ile ihtiyati haciz ve tedbir istemli olarak eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Takip dayanağı olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 24 adet faturanın gösterildiği görülmüştür. Takibe dayanak olarak gösterilen faturaların bir kısımının mal ve hizmet faturası, bir kısmının vade farkı faturası olduğu, bir kısmında da açıklama olarak ilgili her bir fatura içeriğinde belirtilen işleme ilişkin faiz yansıtması faturası olduğu görülmüştür.
Davacı tarafın ihtiyati tedbir istemi açısından yapılan değerlendirme açısından ise; HMK 389. maddesine göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
Dava konusu somut olayda; Davacı vekili tarafından her ne kadar dava dosyasında ihtiyati tedbir talepleri yönünden yaklaşık ispat şartlarının oluşmuş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğinden yerel mahkemenin iş bu kararının kaldırılarak davalıların gayrimenkulleri üzerine 3. şahıslara devrinin önlenmesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de; HMK 389 maddesi gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, davacı tarafın ihtiyati tedbir istemine konu ettiği davalıların gayrimenkul mallarının bizzatihi davanın konusunu oluşturmadığı dikkate alındığında HMK 389. maddesindeki yasal düzenleme karşısında davacı tarafça talep edildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, davacı tarafın İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yine davacı tarafın ihtiyati haciz istemi açısından yapılan değerlendirme açısından ise; İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.
İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 258. maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında dosyadaki belgelere, ara kararının dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılması yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden talepte bulunan davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuxştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/256 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen istinaf incelemesine konu 08.06.2026 tarihli Ara Kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan talepte bulunan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.