Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için müteselsil kefiller hakkında başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında kefaletin geçerliliği ve borç miktarının tespiti üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Banka tarafından dava dışı şirkete kullandırılan ve ödenmeyen kredi borcu nedeniyle müteselsil kefil olan davalılar hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında; davalılar kefaletin geçerliliği, imzanın sahihliği, faiz oranları ve kefalet miktarının belirsizliği gibi çeşitli gerekçelerle borca itiraz etmiş, ilk derece mahkemesi kefaleti nakdi kredi için geçerli kabul ederken gayrinakdi kredi için reddetmiş, bu karar istinaf mahkemesince onanmış olup dosya davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtaya gelmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2022/74 Esas, 2025/1187 KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 20. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: 2019/523 E., 2020/692 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.06.2026 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil banka ile dava dışı ... Turistik İşletmeler ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, anılan sözleşmeyi davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 01.07.2019 tarihinde kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini ve alacağın kat tarihi itibariyle muaccel hale getirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine 2.346.267,15 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazlarının dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir .II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 70 yaşlarında ev hanımı olup sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığını bilemediğini, işlemiş faizin talep edilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kefaletin geçerlilik şartlarının bulunmadığını müvekkilinden temerrüt faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnameye karşılık gönderilen cevabi ihtarnamede "kefalette, kefalet miktarına itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla muhatap bankanın ihtarnamesi ile ödenmesi talep edilen nakdi kredi miktarı ve depo edilmesi talep edilen gayrinakdi kredi miktarının kabul edilmediğinin" bildirildiğini, bu davada davacının, asıl borçlu şirketten olan alacağının 2.345.661.15 TL olduğunu ileri sürdüğünü, davacının yaptığını beyan ettiği tahsilatları ne şekilde mahsup ettiğinin anlaşılamadığını, kefaletin bulunduğu iddia edilen kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzalarının incelenmesi gerektiğini, yine sözleşmenin her sayfasında müvekkilin imzasının bulunup bulunmadığının imzanın kendisine ait olup olmadığının müvekkili ve taraflarınca incelenemediğini, kime kefil olunduğunun yazılı olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın hesapladığı anapara miktarının belirsizliği bir yana talep ettiği faiz, uygulanan cari faiz ve temerüt faizi oranlarının haksız hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından dava dışı ... Turistik İşletmeler ve Tic. A.Ş.'ne kredi kullandırıldığı, davalı şirketin vadesinde borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiği, alacağın tahsili için dava dışı asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olan davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kredi borcunun ödenmediği, kefalet sözleşmesinin yasal şartları taşıması ve geçerli olması, müteselsil kefiller tarafından da borcun ödenmemesi nedeniyle nakdi kredi borcundan sorumlu tutuldukları, temerrütün gerçekleştiği, gayri nakdi kredi borcu yönünden; sözleşmede kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık ve net bir düzenlemeye yer verilmediği, bu kalem yönünden sadece dava dışı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için kefiller hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Uyuşmazlık, dava dışı şirketin taraf olduğu genel kredi sözleşmesine kefil olan davalıların müteselsil kefaletinin geçerli olup olmadığı ile itiraza rağmen aslı ibraz edilmeyen genel kredi sözleşmesinin fotokopisinin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı dava dilekçesinde; genel kredi sözleşmesine bağlı hesabın kat edildiğini, asıl borçlunun borcundan kefillerin de sorumlu olduğunu ve kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek davalıların takibe itirazının iptalini istemiş, davalılar ise davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalıların kefaletinin geçerli olduğunun tespiti ile davacının alacağı hesaplanmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalı ...'nin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.Ancak, davacı tarafça davaya konu edilen genel kredi sözleşmesinin fotokopisi dosyaya sunulmuş olup davalı ... cevap dilekçesinde, sözleşmedeki imzalarının incelenmesi gerektiğini, kefaletin şekil şartlarını haiz olmadığını, sözleşme aslı sunulduktan sonra yapılacak incelemeye göre imzaya itiraz haklarını saklı tuttuklarını beyan etmiş, sunulan fotokopi belgeye de itiraz edip belge aslının sunulmasını istemiştir. Mahkemece, davacı tarafa süre verilerek genel kredi sözleşmesinin aslının dosyaya sunulması ve sonrasında davalının imzaya itirazının bulunup bulunmadığı sorularak yargılamaya devam olunması, gerekirse imza incelemesine gidilmesi gerekirken, davalının savunma hakkının kısıtlanması ile fotokopi belgeye itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.2.Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle temyiz eden davalının asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısında olduğumdan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.