Gemi ipoteğine dayalı banka alacağının tehlikeye düşmesi nedeniyle seferden men talebi ile haksız seferden men kararı sonucu gemi sahibinin ticari faaliyetine engel olunarak uğradığı zararın tazminatını konu edinen deniz ticareti davası.
Özet: Bu hukuki evrakta, bir bankanın borçlunun temerrüde düşmesi üzerine gemi üzerindeki ipotek hakkının tespiti, navlun gelirleri üzerinde hapis hakkı tanınması ve geminin seferden men edilerek yediemine teslimi talepleri ile, birleşen davada ise gemisinin haksız yere seferden men edildiğini iddia eden donatanın ticari faaliyetlerinin engellenmesi sonucu uğradığı maddi zararın tazminini talep etmesi üzerine, yerel mahkeme kararını bozan üst mahkeme kararına karşı sunulan karar düzeltme dilekçesi değerlendirilmektedir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: 2022/183 Esas, 2023/409 KararİSTANBUL DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ'NİN 2007/413 E., 2009/133 K. 09.04.2009HÜKÜM
: Asıl dava: karar verilmesine yer olmadığınaBirleşen dava
: kısmen kabulTaraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı bozan Dairenin kararı aleyhinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:KARARI. DAVA1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı arasında 10.08.1998 tarihli sözleşmesel ilişkiye dayalı ipotek ilişkisi gereğince ... gemisi üzerinde toplam 9.000.000,00 USD miktarında ipotek tesis edildiğini, gemi üzerine tesis edilen ipotekle birlikte asıl alacağın güvencesi zımnında geminin navlun ve sair gelirlerinin bankaya temlik edildiğini, davalının ödemelerini aksattığını, temerrüt oluştuğunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 909/2 hükmü doğrultusunda müvekkili bankanın alacağının tehlikeye düştüğünü, alacağın teminatını oluşturan geminin teminat özelliğini koruması amacı ile geminin seferden meni taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek 9.000.000,00 USD alacaktan dolayı ipotek haklarının tespitine, gemi üzerine kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde hapis hakkı tanınmasına, 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi gereğince geminin seferden men edilerek, yediemine teslimine karar verilmesini talep etmiştir.2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... isimli geminin donatanı olduğunu, müvekkili şirketin diğer bir gemisi olan ... gemisini 1996 yılında aldığı sırada 13.500.000,00 USD kredi kullanıldığını, bu kredinin teminatı olarak ... gemisi üzerinde 14.400.000 USD, ... gemisi üzerine ise 2.400.000,00 USD ipotek tesis edildiğini, 1998 yılında ... Bankası vasıtası ile .... kredi kullanıldığını, kredi ilişkisinde ... Bankası'nın ...'ye karşı borçlu olduğunu, müvekkilinin ise kefil sıfatıyla yerldığını, bu kredinin teminatı olarak ... gemisi üzerinde 6.600.000,00 USD ipotek tesis edildiğini, ... Bankasının bu borcu ödediğini, buna rağmen ipoteğin terkin edilmediğini, ... gemisi üzerinde 6.600.000,00 USD olmak üzere iki adet ipotek bulunduğunu, ipotek alacaklısı ...'nin selefi olduğunu iddia eden ... A.G'nin kredi sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin bakiye 6.571.167,81 USD borcu olduğundan bahisle ... isimli gemiyi seferden men ettirdiğini, geminin cebri satış işlemleri sonucunda 09.10.20 03... .840.000,00 USD bedelle satıldığını, ... gemisinin 07.06.2003 tarihinde Çin’de tutuklandıktan 3 gün sonra İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’nde alacaklarının tehlikeye girdiğinden bahisle dava açtığını, ... gemisi hakkında seferden men kararı verildiğini, talep konusu kararın bozulduğunu, geminin 10.06.20 03... .04.2004 tarihleri arasında seferden men edildiğini, 27.04.2004 tarihinde davanın açıldığı tarihe kadar yurt dışında sefer yapamadığını, geminin sefere çıkmasına engel olan davanın 19.01.2006 tarihli karar ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu süreçte müvekkiline ait geminin 10.5 ay hiç bir sefer yapamadığını, geminin yurt dışına gidemeyecek şekilde tedbir kararı verilmiş olması sebebi ile müvekkilinin ticari faaliyetinin kârlı olmadığını ve gerektiği şekilde yürütemediğini, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek 50.000,00 USD maddi tazminatın davalıdan tahsiline, alacağa geminin seferden men edildiği 10.06.2003 tarihinde itibaren USD mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz tatbik edilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır.II. CEVAP1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu ... isimli geminin sefere hazır olduğunu ve Türk Bayrağı taşıyan geminin seferden men edilemeyeceğini, iddia edilen tehlikeli ve zorunlu halin gerçekleşmediğini, davacı tarafından belirtilen ipotek alacağının teminatının müvekkiline ait ... gemisi üzerine tesis edildiğini, ... isimli geminin de davacı tarafça Çin'de tutulduğunu, ikinci ipoteğin dayanağı alacağın ... Bankası tarafından ödendiğini, borcun muaccel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... isimli gemiyi almak için 13.500.000,00 USD kredi aldığını, bu borcun karşılığı olarak her iki gemi üzerine ipotek tesis edildiğini, taraflar arasında kredi sözleşmesi ile gemilerin tüm gelir ve sigorta tazminatlarının bankaya temlik verildiğini, davacının müvekkili bankaya borcunu ödemediğini, ... gemisinin 09.10.2003 tarihinde tutuklu bulunduğu Çin Halk Cumhuriyetinin Tianjin Limanında cebri icra yolu ile satıldığını, kararın henüz kesinleştiğini, davacının müvekkili bankaya 09.10.2005 tarihi itibari ile temerrüt faizi ve masraflarla birlikte 7.579.734,69 USD borcu olduğunu, borçlunun temerrüt durumunun bağımsız yeminli mali müşavirlik şirketinin raporu ile sabit görüldüğünü, davacının toplam olarak 11.607,093 USD'lik ödeme yaptığını, bu ödemelerin 6.487.165,00 USD’lik kısmının temerrüde düştüğünü 14.05.2003 tarihi itibariyle ödenmesi gereken kredi borcunun faizsiz 6.306.254,00 USD olduğunu, davanın Hamburg Mahkemelerinde açılması gerektiğini, İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi kararı yönünden davacı yanın beyanlarının yanlış olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, davanın derdest olduğunu, açılmamış sayılması yönündeki kararı bozulduğunu savunarak davanın yetki, derdestlik ve esas yönünden reddini istemiştir.III.MAHKEME KARARIMahkemece bozma ilamına uyularak uyuşmazlığın çözümü açısından 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesinde düzenlenen geçici koruma tedbirinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiği, geminin yurt dışına çıkması ihtimaline binaen 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesinin ikinci fıkrasına göre gemi hakkında hukuki koruma tedbiri yani seferden men kararı verildiği, karara konu olan ... gemisinin özellikleri dikkate alındığında zaten yurt dışına çıkarılmaya veya uluslararası denizcilikte kullanılmaya uygun teknik yapıda bir gemi olmadığı, bilirkişi raporlarında ... gemisinin 3.250 deadweight tonluk tek cidarlı bir gemi olduğu, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz menzilinde taşıma yapmaya elverişli bulunduğunun belirtildiği, davacı ... vekilinin dilekçelerinde de ... gemisinin tek cidarlı olması sebebiyle Türk Karasuları dışına çıkamayacağı ifadelerine yer verildiği, keza seferden men kararı verilmeden önce 6-7 yıl boyunca geminin Türk Petrol'de, kararın verildiği tarihte de ... Petrolculuk A.Ş. tarafından kiralanarak çalıştırıldığı, yani Türk Karasularında sefer yaptığı belirli olup, geminin yurt dışına çıkacağını gösteren herhangi bir emare de bulunmadığından ... gemisinin yurt dışına çıkma ihtimalinin olmadığı, bütün bu hususlar bir yana Almanya'da mukim bir banka olan davacının aynı kredi ilişkisinden dolayı alacağını tahsil etmek için (... gemisi ile ilgili İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmadan önceki tarihte) ... gemisini 07.06.2003 tarihinde Çin Halk Cumhuriyetinde seferden men ettirerek 09.10.2003 tarihinde sattırdığı, yine davacı ile aynı grup şirketlerine ait ..., ... ve ... isimli gemileri de Singapur, Afrika Cumhuriyeti ve ABD'de seferden men ettirip satışını yaptırdığı gözönüne alındığında ... gemisinin yurt dışına çıkması ihtimalinde dahi Alman Bankasının diğer gemilerde yaptığı gibi ihtiyati haciz hakkını kullanarak alacağını elde etme imkânı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvuramayacağı, geminin Türkiye'de bulunması ile ülke dışına çıkarılmasının Almanya'da mukim davacı açısından aleyhe bir durum yaratmayacağı, bozma ilamında atıf yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.1995 tarihli 1995/4778 E. ve 1995/7386 K. sayılı ilamında ise; "davacı vekili tarafından anılan gemiler üzerine müvekkilinin ipoteğinden sonra çok sayıda ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasına sebebiyet verildiği gibi, 1994 yılı ortalarından itibaren müvekkiline olan borçların ödenmediği, çekilen ihtarnamenin de semeresiz kaldığı, ayrıca davalıların muvafakatlarını almadan gemileri satmaya tevessül ettiklerinin ileri sürülerek rehin haklarının tespiti ile hapis haklarının tanınması ve gemilerin seferden men edilmelerinin talep edildiği, mahkemece kredi ve ipotek sözleşmeleri ile 10.02.1995 tarihli ihtarnameye göre davalıların başka şahıslara olabilecek borçları nedeniyle gemilerin yurt dışına çıkmalarının mümkün olması karşısında davacının anılan gemiler üzerinde ipotek hakkının tespiti ile hapis hakkı tanınmasına ve gemilerin seferden men edilmelerine dosya üzerinden karar verildiği, davalılar vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine işin esası yönünden 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi uyarınca gerekli tedbirler alınarak davalılara ait ve davacıya ipotekli gemiler üzerinde hapis hakkının tanınmasına ve gemilerin seferden men edilerek yedieminlere teslimine karar verilmesinde yasaya aykırılık görülmediğinden kararın onanması gerektiğinin" belirtildiği, Yüksek Mahkemenin açıklanan ilamına konu uyuşmazlıkta; davacının, borcun ödenmesi için çekilen ihtarnamenin semeresiz kalması, ipotekli gemilerin satılmaya tevessül edilmesi, gemiler üzerine ipotek konulduktan sonra çok sayıda ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasına sebebiyet verildiği iddialarında bulunulduğu, yerel mahkemece, davalıların başka şahıslara olabilecek borçları nedeni ile gemilerin yurt dışına çıkmalarının mümkün olduğundan bahisle seferden men kararı verildiği, eldeki dosyada, davacı bankaya ipotekli ... gemisinin bahsedilen teknik özellikleri nedeniyle Türk Karasuları dışına çıkamayacağı, ayrıca başka bir borçtan dolayı satışının ya da yurt dışındaki bir alıcıya satışının söz konusu olmadığı dosya kapsamına göre belirli olduğundan, bozma ilamında atıf yapılan Yargıtay ilamının eldeki dosya açısından emsal oluşturamayacağı, yapılan yargılama sonucunda; yurt dışına çıkma ihtimali bulunmayan ... gemisinin bu gerekçe ile 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesinin ikinci fıkrasına göre geçici koruma tedbiriyle seferden men edilmesinin haksız olduğu, davalı birleşen dosya davacısının geminin seferden men edildiği süre içerisinde mahrum kaldığı navlun gelirlerinden dolayı kazanç kaybına uğradığı, o halde birleşen dosya davacısının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41. maddesindeki haksız fiil hükümlerine göre elde edilemediği kazanç kaybını isteyebileceği, 6762 sayılı TTK'nın 909/2 hükmüne göre verilen 10.06.2003 tarihli seferden men kararının 27.04.2014 tarihinde yurt dışına çıkış yasağına çevrildikten sonra 09.12.2015 tarihinde tamamen kaldırıldığı, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bozulan 30.12.2014 tarihli kararında ilk seferden men kararının verildiği 10.06.2003 tarihinden, kararın kaldırıldığı 09.12.2015 tarihine kadarki geçen süre yönünden tazminata hükmedilmiş ise de, yurt dışına çıkarılması teknik olarak mümkün olmayan ... gemisinin, yurt dışına çıkış yasağının uygulandığı dönemde kazanç kaybına uğramasının söz konusu olmadığı, bu kabul şekilde uygulanan seferden men kararları nedeni ile .... Tic. ve Nak. A.Ş.'nin isteyebileceği kazanç kaybının 10.06.2003- 27.04.2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olması gerektiği, 17.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda bu dönem için (işletme giderleri mahsup edildikten sonra) tespit edilen kazanç kaybının 427.584,90 USD olduğu, aynı kredi borcundan dolayı taraflar arasında görülüp kesinleşen İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/28 E. ve 2012/104 K. sayılı ana davada ...Pet. ... Tic. ve Nak. A.Ş.'nin kredi borcunu ödemeyi geciktirmesinden dolayı %20 oranında kusurlu bulunduğundan, bu doğrultuda birleşen davada 427.584,90 USD kazanç kaybından BK'nın 44. maddesine göre takdiren %20 oranında indirime gidilmek suretiyle, sonuçta 342.067,92 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı/ birleşen dosya davalısı ...'nin kredi alacağı ödenmiş olduğundan, konusuz kalan asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ıslah edilen tutar üzerinden kısmen kabulü ile 342.067,92 USD'nin, 50.000,00 USD'ye 10.06.2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/A maddesi gereğince yıllık dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 11.09.2025 tarihli, 2024/5882 E. ve 2025/5298 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın bozulmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİA.Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, gemi üzerindeki ipotek hakkının tespiti, bu hakkın temini amacıyla geminin kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde davacı lehine hapis hakkı tanınması, sonuçta geminin seferden men edilerek yeddiemine teslimi; birleşen dava ise, davacıya ait “...” gemisi hakkında uygulanan geçici koruma tedbiri ve seferden men kararları nedeniyle ... kâr kaybı zararına ilişkin tazminat davasıdır.B.Değerlendirme ve GerekçeYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.V. SONUÇ
: Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 4.520,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen asıl davada davalı- birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.