İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, belediyeye devredilen taşınmazda hak sahibinin hisse oranının hatalı belirlenmesi ve 75.57 m² tescil veya tazminat talepli davacının temyiz başvurusu üzerine hüküm kurdu.
Özet: Bir davacı, önceki bir mahkeme kararına dayanarak hak sahibi olduğu ve hazineden belediyeye devredilen taşınmazda, belediyenin hissesini yanlış hesapladığını iddia ederek, bilirkişi raporuyla belirlenen 75,57 m²nin adına tescilini veya bedelini istemiş; ancak hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi, davacının noter onaylı kabulü ve bilirkişi raporları uyarınca 66,58 m² dışında hak iddia edemeyeceğine ve bu alanın idari sürece tabi olduğuna karar vererek davayı reddetmiş, istinaf mahkemesi sadece vekalet ücretini düzeltmiş, davacı ise en az 66,58 m²nin tescili gerektiğini savunarak kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2022/128 E., 2024/2758 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 19. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2019/698 E., 2021/268 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu 100 84... parsel sayılı taşınmazda İstanbul 1. Kadastro Mahkemesinin 2011/107 Esas, 2013/112 Karar sayılı ilamı uyarınca hak sahibi konumunda olup, taşınmazdaki yapıların aidiyetine ilişkin davacı ve davalı gerçek kişiler lehine beyanlar hanesinde şerh olduğunu, taşınmaz mahkeme kararı ile Hazine adına tescil edildikten sonra 4706 sayılı Kanun kapsamında Şişli Belediyesine devredildiğini, Belediye'nin taşınmazı hak sahiplerinin hissesi oranında pay etmesi gerekirken yapılan yanlış hesaplamalar neticesinde en büyük hisseye sahip davacının bir şekilde en küçük hisseye sahip duruma düştüğünü, davacı tarafından tespit yaptırıldığı ve alınan raporda müvekkiline ait evin 75,57 m² olarak ölçüldüğünü, ilgili bilirkişi raporuna istinaden hisselerin belirlenmesi için başvuru yapıldığını fakat diğer hissedarların bu değerleri kabul etmediğini ileri sürerek taşınmaz üzerindeki davacı hissesinin ekte sunulu bilirkişi raporu esas alınarak 75,57 m²’lik kısmının müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın güncel değerinin hesaplanarak bu bedelin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu yerin 60 senedir kendi zilyetliğinde olduğunu, bilirkişi tarafından hesaplanan metrekare ölçümlerini, feragatname ve taahhütnameyi kabul ettiğini, kimse ile husumeti olmadığını, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... Belediye Başkanlığı cevap dilekçesinde; taşınmazın 4706 sayılı Kanun uyarınca 3 yıl içinde işgalcilere satılmak şartıyla düzenlenen protokole istinaden 22/12/2016 tarihinde Hazine tarafından müvekkili Belediyeye devredildiğini, dava konusu parselde bulunan işgalciler ..., ... ve ...'nun mahkeme kararı ile tespit edilen parseldeki işgallerine göre noter onaylı hisse taahhütnamesi verilmesi halinde tapu devir işlemlerinin yapılacağını, davacının 30.05.2017 tarih ve 5836 yevmiyeli taahütnamede 66,58 m² hisseyi kabul etmesine rağmen yoldaki de dahil 75,57 m² talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek davacının noterdeki kabulü gerek tespit dosyasındaki rapor gerekse mahkemece alınan bilirkişi raporları ile davacının evinin toplam işgal alanının 75,57 m² olduğu, bunun 66,58 m²'lik kısmının parsel içerisinde, bakiye 8,99 m²'lik kısmının ise yolda kaldığı hususları dikkate alındığında 66,58 m'lik alan dışında bir hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının resmi belgedeki kabul beyanı ve bilirkişi raporu gereğince 66,58 m²'lik alan dışında bir hak iddia edemeyeceği, 66,58 m²'lik kısmın 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında idari işleme konu olduğu gerekçesiyle kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ancak davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücretine ilişkin olarak kabulü ile kararın kaldırılmasına, vekalet ücretinin "maktu vekalet ücreti" olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde:1. Davacının hak sahibi konumunda bulunduğu tapu kaydının davacı adına tescili, olmadığı takdirde tazminat talepli dava açtıklarını, hak sahipliğinin kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, isabet eden payların da tespit dosyasında belirlendiğini, davalı belediye adına tescilli tapunun yolsuz olduğunu, dava dilekçesindeki talebin öncelikle rapordaki 75,57 m²’ye ilişkin olduğu, mümkün değilse yargılama neticesinde çıkan m² veya 66,58 m²’ye yönelik olduğu halde dikkate alınmadığını, hükmün çelişkili olduğunu, en azından yargılama ile ortaya çıkan 66,58 m²'lik alan üzerinden tescile karar verilmesi gerektiğini, davalı ... Belediyesinin de 66,58 m²'lik kısımda davacının hak sahibi konumunda bulunduğunu ve tescile hazır olduğunu belirttiğini, bu konuda bir ihtilaf bulunmadığını, davanın hangi gerekçe ile reddedildiği veya en azından kısmi kabul kararının neden verilmediğinin anlaşılamadığını,2. Terditli tazminat talebinin de dikkate alınmadığını belirterek temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, 4706 sayılı Kanun uyarınca kullanıcısına devri sağlamak üzere Belediyeye temlik edilen taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.Somut olay incelendiğinde; davacı, dava konusu 100 84... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında kendisi ve davalı gerçek kişiler lehine muhdesat şerhi bulunduğunu, bu şerhler uyarınca kullanıcılarına satışını sağlamak üzere taşınmazın Hazine tarafından Belediyeye temlik edildiğini, ancak kullanıcıların zilyetliğindeki yapıların taşınmazda kapladığı alan konusunda taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından tapuda devrin yapılamadığını belirterek değişik iş dosyasında kendisine ait yapının kullanım alanı olarak tespit edilen 75,57 m² yönünden tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı Belediye ise davaya cevabında, dava konusu parselde bulunan işgalciler ..., ... ve ...'nun mahkeme kararı ile tespit edilen parseldeki işgallerine göre noter onaylı hisse taahhütnamesi verilmesi halinde tapu devir işlemlerinin yapılacağını belirtmiştir. Davacının tescil talebine yönelik olarak tapu maliki Belediye tarafından karşı bir savunma getirilmemekte olup davacının zilyetliğinde kalan taşınmazdan yola ayrılan pay çıkarıldıktan sonra 28.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda gösterildiği üzere 66,58 m² üzerinde hak sahibi olduğu belirlenmiştir. Mahkemece hem davacı ile Belediye arasında hem de zilyet olan davalılar arasındaki muarazanın yöntemince giderilmesi gerekmektedir. Davacı adına tescil edilebilecek pay Belediyenin cevabi yazısında ve bilirkişi raporunda açıklandığı üzere 66,58 m² olduğuna göre davacının talebinden daha azına karar verilmesi mümkündür. Bu sebeple mahkemece talebin tamamı hakkında karar verilemediğinden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Ne var ki, 4706 sayılı Kanun gereğince taşınmazların kullanıcılarına devri bedelsiz değildir. O halde Mahkemece davacı adına tescili gereken miktarın Yasa’da öngörülen usulde bedeli belirlendikten sonra bu bedelin davacı tarafından davalı Belediyeye ödenmek üzere depo edilmesi suretiyle tapu iptali ve tescil hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Hükmün belirtilen bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Yargıtay duruşma vekalet ücreti 40.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.