Davacı ve davalı amca çocukları arasında geçmişe dayalı sözlü anlaşma ve yapılaşma iddiasıyla açılan taşınmazda tapu iptali, tescil veya muhdesat bedeli istemli davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin ifrazın mümkün olmaması gerekçesiyle red kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı, amcası tarafından babasına satılan ve aile içinde rızaen taksim edilerek yirmi beş yıldır fiilen kullanıp üzerine yapılar inşa ettiği taşınmazın, davalıdan satın alınmasına rağmen tapusunun devredilmemesi üzerine tapu iptali ve tescil, alternatif olarak taşınmazın mülkiyetinin bedel karşılığı kendisine geçirilmesi veya muhdesat bedelinin tahsilini talep etmiş; davalının resmi şekil şartına uyulmayan satışın geçersizliği ve davanın kesin hükümle reddedildiği savunması karşısında, ilk derece mahkemesi ifrazın mümkün olmaması ve kesin hüküm gerekçeleriyle tüm talepleri reddetmiş, bölge adliye mahkemesinin bu ret kararını onaması üzerine temyiz incelemesini yapan yüksek mahkeme de usul ve kanuna uygun bularak kararı onaylamıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2025/705 E., 2025/989 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Aksaray 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2023/431 E., 2024/471 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalının amca çocukları olduklarını, dava konusu taşınmazın 45 yıl kadar önce tarafların amcaları olan ... tarafından davacının babası ... ... ve ... ...'a satıldığını, tarafların babaları ... ve ...'in taşınmazı satın aldıktan sonra, kardeşler arasında güvene bağlı olarak tapu devri yapmadan kullandıklarını, taşınmazı satın alan kardeşler ... ve ...'in kendi aralarında anlaşarak taşınmazı rızaen taksim ederek yarı yarıya paylaştıklarını, davacının babası ...'in 25 yıl kadar önce paylaşımda kendisine düşen kısmı davacı oğluna verdiğini, davacının taşınmazın babasına düşen kısmın üzerine yaklaşık 25 yıl önce tek katlı ev, mandıra, ekmeklik, kayıt damı gibi çeşitli yapılar yaptırdığını, yine çeşitli meyve ağaçları ve üzüm çubukları diktiğini, taşınmazın etrafına tel örgü çektirerek ailesi ile birlikte 25 yıldır burada yaşadığını, ...'ın taşınmazı oğlu davalıya temlik ettiğini, taşınmazın ifraza uygun olduğunu, davacının taşınmazı davalıdan tekrar satın almak zorunda kaldığını, bu konuda davalı ile sözleşme yapıldığını, davalının dava konusu taşınmazın 3400 m²'lik kısmını 29.000,00 TL'ye davacıya satarak bedeli tamamen aldığını, davalının 34 00... 'lik kısmın tapusunu davacıya devredeceği taahhüdünde bulunduğunu, ancak davalı tarafın kötüniyetli olarak taşınmazı davacı adına tescil ettirmediğini, yapı değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının tespit edilen hissesinin iptali ile davacı adına tesciline, aksi hâlde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi uyarınca arazinin mülkiyetinin bedeli karşılığında davacıya geçirilmesine, aksi hâlde; muhdesatın bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının daha önce aynı konu hakkında Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/158 Esas numarası ile dava açtığını ve bu davanın reddedildiğini, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilemeyeceğini, tapuda kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin yazılı sözleşmelerin resmî biçimde yapılmamasından dolayı hukuken geçerli olmadığının açıkça ortada olduğunu, taşınmaz üzerindeki bütün yapıların davalıya ait olup davalının bu yapılarla birlikte burayı amcası olan ...'dan 25 yıl önce satın aldığını, davacının işgalci konumunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ifrazın mümkün olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebine yönelik davanın, kesin hüküm olması nedeniyle tazminat talebine yönelik davanın usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, yapı değerinin açıkça yüksek olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının iyiniyetli olduğunu, taşınmazda sınır olduğunu, davacının anlaşma gereği kendi tarafına yapı yaptığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, temliken tescil ve terditli olarak yapı bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.