Özel mülkiyetteki taşınmazın belediye tarafından yol olarak işgali nedeniyle talep edilen ecrimisil davasında, hak düşürücü süre, pasif husumet ve değerleme yöntemine ilişkin temyiz itirazları.
Özet: Bir taşınmaz maliki tarafından, arazisinin bir kısmını yol olarak kullanan belediyeye karşı açılan ecrimisil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacıyı haklı bularak ecrimisil ödenmesine hükmetmiş; davalı belediyenin kamulaştırma, hak düşürücü süre, pasif husumet eksikliği ve ecrimisil bedelinin fahiş olduğu gibi çeşitli itirazlarla yaptığı temyiz başvurusu, bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olması nedeniyle Yargıtay tarafından esastan reddedilmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2026/878 E.  ,  2026/1412 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2024/785 E., 2025/2689 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2022/225 E., 2024/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Mahallesinde bulunan 6 39... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın 341.00 m²'lik kısmının davalı ... tarafından yol olarak kullanılmak suretiyle işgal edildiğini, bu nedenle 21.05.2019 - 31.10.2021 tarihleri arasına ilişkin toplam 195.116,33 TL işgal tazminatının, işgalin başlangıcından itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre işleyecek gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yere ilişkin uzlaşma başvurusu yapılmadığını, bu nedenle dava şartı eksikliğinin söz konusu olduğunu, dava konusu yerin doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı niteliğinde olduğundan ecrimisil talebinde bulunulamayacağını, dava konusu yerdeki düzenlemenin müvekkili idarenin tüzel kişilik kazanmadan önce 1950'li yıllarda yapıldığını, 2 yıllık hak düşürücü süre öngören 221 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 13.01.1961 tarihinden itibaren sürenin geçmiş olduğunu, uzun süreli kullanımın davacının muvafakat verdiği anlamına geleceğini, bu nedenle ecrimisil talebinde bulunulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu taşınmaza el atılarak fiilen yol olarak kullanılan kısmın 350.00 m² olarak belirtildiği, dava konusu taşınmazın kiraya verildiği takdirde gelir getirebilecek vasıf ve nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 281.294,58 TL ecrimisil alacağının 21.05.2019 tarihinden itibaren her dönem sonu itibari ile işleyecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında davacı tarafından müvekkil Belediyeye başvuru yapılmadan dava açılamayacağını, 2942 sayılı Kanunun geçici 6. maddesine göre bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemlerin bu madde hükümlerine göre yapılması gerektiğini, dava konusu yer 1956 yılından çok önce var olduğundan hak düşürücü sürenin geçtiğini, bahse konu yer müvekkil Belediye tarafından yapılmadığı gibi "yıldız parkı ve doğal sit alanı" ve "boğaziçi öngörünüm bölgesinde" kaldığından yetki ve sorumluluğun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait olması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 2942 sayılı Kanunun geçici 6. maddesine göre mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretlerinin bedel tespiti davalarında maktu olarak belirlenebileceğini, dava konusu yerin davalı tarafından gelir getirecek bir yer olarak kullanılması mümkün olmadığından ecrimisil talep edilemeyeceğini, davaya konu taşınmazın bedelinin tespitinde "taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerinin" dikkate alınması gerektiğini, dava konusu yerin inşaat yapılamayan, satış kabiliyeti olmayan, imara göre yapılaşmanın yasak olduğu yerlerden olmasına rağmen ticari satışlar ve konut satışları baz alınarak fahiş miktarda ecrimisil bedelinin belirlendiğini, DOP kesintisi yapılmak suretiyle hesaplama yapılması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini
ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.