Hissedarın ticari şirket genel kurul kararlarının iptali, sermaye artırımı usulsüzlükleri ve kar payı talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf davası, bir hissedarın, şirketin genel kurul kararlarının (bilhassa sermaye artışı kararlarının) usulsüz davet, sahte imza, hisse oranını düşürme ve rüçhan hakkı ihlali gibi nedenlerle iptali veya yok hükmünde sayılması ile şirketin kurulduğu tarihten itibaren birikmiş kar payının ödenmesi talebiyle açtığı davayı; şirketin ise kararların usulüne uygun alındığını, kar payı dağıtımının genel kurul kararına bağlı olduğunu ve davacının iddialarının süresinde ileri sürülmediğini veya ispatlanamadığını savunarak reddini talep etmesi üzerine oluşan ticari uyuşmazlıkla ilgilidir.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C....BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ.... HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:KARAR NO
:T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: ...NUMARASI
: ...Esas ... KararDAVACI
: ... - ... - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ... -VEKİLİ
: Av. ...-DAVANIN KONUSU
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:KARAR YAZIM TARİHİ
:... ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ...Esas ... sayılı Kararının yapılan İstinaf yargılaması neticesinde;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile; davacının, davalı şirketin hissedarı olduğunu, buna göre toplam 200 hisse üzerinden davacının 67 hisse, ...'ın 67 hisse ve ...'ın 66 hisse sahibi olduğu, 10/05/1997 tarih 4 no'lu ortaklar kurulu kararı ile şirket sermayesinin 500,00 TL'ye çıkarıldığını ve her beher hisse bedelinin 25,00 TL olarak belirlendiğini, toplam hisse adedinin ise 20 olarak belirlendiğini, buna göre davacının 7 hisse, ...'ın 7 hisse ve ...'ın 6 hisse sahibi olduğunu, bu ortaklar kurulu kararı ile sermaye artışına karar verildikten sonra ... ....Noterliğinin 16/01/1998 tarih ...yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile davacının bir hissesini ...'a, iki hissesini ...'a devrettiğini, diğer şirket ortağı ...'ın ise 4 hissesini ...'a, iki hissesini ...'a devrettiğini ve 12/01/1998 tarih 7 no'lu ortaklar kurulu ile toplam hissenin 20 adet olduğuna ve ...'ın 8 hisse, ...'ın dört hisse, ...'ın dört hisse ve davacının dört hisseye sahip olduğunun kararlaştırıldığını ve bu kararda bir usulsüzlük bulunmadığını, yine 11/12/20002 tarih 21 no'lu ortaklar kurulu kararı ile şirket sermayesinin 25.000,00 TL'ye çıkarılarak her beher hisse bedelinin 125.000,00 TL olarak belirlendiğini, buna göre toplam 200 hisse üzerinden ...'ın 79 hisseye, ...'ın 60 hisseye, ...'ın 60 hisseye ve davacının bir hisseye sahip olduğunun belirlendiği, bu genel kurul için usulüne uygun davetiye gönderilmediğini ve genel kurulda davacı adına atılan imzanın sahte olduğunu, yine 18/04/2005 tarih 26 sayılı genel kurul toplantısında ...'ın 10 yıllığına şirket müdürlüğüne seçildiğini, bu karar altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, yine 10/05/2011 tarih 32 no'lu genel kurul kararı ile şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, bu kararın altındaki imzanın da davacıya ait olmadığını, genel kurullara davacının çağrılmadığını, alınan kararların objektif iyi niyet kurallarına da aykırı olduğunu, 1000 katı oranında sermaye artışına karar verildiğini, bundaki amacın davacının hissesini azaltmaya yönelik olduğunu, ayrıca rüçhan hakkının da engellendiğini belirterek, bu kararların hukuken yok hükmünde olduğu ile davalı şirketin %20 oranında hissedar olduğunun tespitine ve şirketin kurulduğu 08/02/1995 tarihinden bu yana kar payı dağıtımı yapılmadığını, keyfi biçimde kar payı dağıtımı yapılmaktan kaçınılmayacağını belirterek, şimdilik 10.000,00 TL kar payının yıllara göre tahakkuk ettiği tarihten başlamak üzere reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile; şirket esas sözleşmesi ve ticaret kanunu hükümlerine göre ortaklar genel kurulu tarafından karın dağıtımına karar verilmediktçe bir ortağın mahkemede dava açarak kendisine ait kar payını talep etmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin ortaklar kurulu tarafından kar payı dağıtım hususunda bir karar alınmamış olduğunu, yine esas sermaye faiz ödenemeyeceği için davacının faiz talebinin de yerined olmadığını, davacının 21 yıl sonra talepte bulunduğunu ancak davacı şirkete yönelik olarak yazılı ve sözlü bir talebinin bulunmadığını, davacı tarafından genel kurul kararlarının iptalinin de talep edildiğini, ancak davacının bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığını, davacı tarafından ...'a süresiz vekaletname verildiğini, bu vekaletnameye istinaden davacı adına kararın imzalandığını ancak sehven vekaleten yazısının yazılmadığını, davacının TTK 445.maddeye göre süresinde iptal davası açmadığını, yıllar sonra butlan iddiası ile dava açtığını, bu hareketin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, şirketin kar payı dağıtımında direngen olduğu iddiasının doğru olmadığını, 10/05/1997 tarih 4 no'lu genel kurul kararında hisse oranının doğru olduğunun davacı tarafından da kabul edildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde; ortaklar kurulu toplantı tutanağında ...'ın davacının vekili sıfatıyla imzaladığını ancak tutanığa vekaleten imza atıldığının yazılmadığını, bunun tek başına iptal veya yokluk sebebi yapılamayacağını, davacının 10/05/1997 tarihli genel kuruldan haberdar olduğunu ve hisse devrine onay verdiğini ancak yıllar sonra olumsuz talep ileri sürmesinin hukuken korunamayacağını, davacı tarafından uzun süre kar payı dağıtılmadığı ileri sürülmüş ise de; kar payı dağıtılabilmesi için ortaklar kurulunun %51 oy oranı ile kar payı dağıtılması hususunda karar alınması gerektiğini, davacı tarafından bu hususun gündeme alınması yönünde talepte bulunulabileceğini, ancak bu güne kadar böyle bir girişimde bulunulmadığını, buna rağmen dava açmasının doğru olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; ilk derece mahkemesi tarafından ceza mahkemesinin sonucunun beklenmeden karar verildiğini, savcılık dosyasının evrakta sahtecilik suçunun yanında vekaletin kötüye kullanılması, hizmet nedeniyle güveni kötü kullanma suçunu da kapsadığını, bunun da bu davanın sonucuna tesir edeceğini, yokluğunun tespiti talebinin mahkemece genel kurul kararlarının iptali davası olarak değerlendirildiğini,oysaki yokluğunun tespiti davasının ayrı olduğunu ve herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmadığını, dava konusu yapılan genel kurullar için usulüne uygun çağrı yapılmadığını veya çağrısız toplanıldığına dair de bir ibarenin bulunmadığını, ilk derece mahkemesi kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, kararda azınlık hisselerinin korunması açısından davacı lehine tartışmanın yapılmadığını, dürüstlük kuralının azınlık hissesi yönünden de değerlendirilmesi gerektiğini, toplantılarda ...'ın vakeleten imza atmak yerine davacının imzasını taklit ettiğini, bunun da kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, vekaletin kötüye kullanılması iddiasının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, kar payı dağıtılması hususunda da davalı şirketin direngen hale geldiğini, bu sebeple bu husustaki red kararının doğru olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:Davacı; davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin 10/05/1997 tarih 4 sıra, 11/12/2002 tarih 21 sıra, 18/04/2005 tarih 26 sıra ve 10/05/2011 tarih 32 sıra no'lu genel kurul kararlarına katılmamasına rağmen, imzasının taklit edilmek sureti ile oybirliği ile karar alınarak sermaye artışına gidildiğini ve davacının hissesinin azaltıldığını, ...'ın şirket yöneticiliğine atandığını belirterek bu kararların hukuken yok hükmünde olduğunun tesbitini ve ayrıca şirketin kar payı dağıtmayarak direngen hale geldiğini belirterek, şimdilik 10.000,00 TL kar payının tahakkuk ettiği tarihten itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.Davalı ise; davanın zamanaşımına uğradığını, kar payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı olmadığını, dava konusu genel kurul kararlarının iptale tabi olduğunu, bundan ötürü de sürenin geçtiğini, daacının ...'a vakeletname verdiğini, verilen vekalet gereğince karar alındığını, davacının dava açmakta kötü niyetli oludğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı şirketin sermayesi beher hissesi ....000,00 TL'den 200,00 TL'dir. Şirketin toplam hissesi 200 adet olup; 67 hissesi ..., 67 hissesi ... ve 66 hissesi ...'a aittir.10/05/1997 tarihinde 4 no'lu ortaklar kurulu kararı ile sermaye değişikliğine gidilerek beher hissesi 25,00 TL'den 500,00 TL'ye çıkarılmıştır. Buna göre; 7hisse ..., 7 hisse ... ve 6 hissenin ...'a ait olduğuna oybirliği ile karar verilmiştir.Kararın altı da davacının ismi açılarak imzası alınmıştır.11/12/2002 tarih 21 no'lu ortaklar kurulu kararı ile de şirket sermayesi 25.000,00 TL'ye çıkarılarak beher hissesi 125 TL'den 79 hisse ..., 60 hisse ..., 60 hisse ... ve ... hisse ...'a ait olduğuna oybirliği ile karar verilmiştir.Yine davacının ismi açılarak imzasının alınmış olduğu görülmüştür.18/04/2005 tarih 26 sayılı ortaklar kurulu kararı ile de ...'ın yeniden on yıllığına şirket müdürlüğüne seçildiğine oy birliği ile karar verilmiştir. Bu kararda davacının ismi açılarak imzası açılmıştır.10/05/2011 tarih 32 sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirket semayesi 250.000 TL'sine çıkarılarak beher hissesi 500,00 TL'den; 199 hisse ..., 150 hisse ..., 150 hisse ... ve ... hissesinin ...'a ait olduğuna oy birliği ile karar verilmiştir.Kararın altında davacının ismi açılmış ve imzası alınmıştır.6102 sayılı TTK'nun 621/...-d-e bendine göre; sermaye artırımı ve rüçhan hakların sınırlandırılması veya kaldırılmasının önemli karar olduğu ve oyların en az 2/3'nün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğu ile karar altına alınacağı belirlenmiştir.6102 Sayılı Kanun'un 622 maddesine göre Anonim Şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin Limited Şirketlere uygulanacağı düzenlenmiştir.TTK 445 ve 446 maddelere göre ise; genel kurulun iptale tabi kararlarının karar tarihinden itibaren 3 aylık sürede dava açılarak iptalinin talep edilebileceği düzenlenmiştir.447 maddeye göre ise; ne tür kararların butlan olduğu örnekleme yolu ile gösterilmiştir.Butlan davasında dava açma süresi öngörülmemiştir.Buna göre davacının talepleri değerlendirildiğinde;Ortaklar kurulu kararlarının oybirliği ile alındığı görülmüştür. Ancak davacı genel kuruldaki imzanın kendisine ait olmadığını, kendisine usulüne uygun çağrı kağıdı da gönderilmediğini iddia etmektedir.Davalı ise; genel kuruldaki imzanın davacının şirket ortağı ...'a verdiği vekalet ile ...'a ait olduğunu, sehven vekalet ile atıldığının yazılmadığını ileri sürmüştür.Dosyaya sunulan vekalet örneğinde de davacının davalıya Anvers Başkonsolosluğundan düzenlenmiş 25/11/1997 tarihli vekaletname verilmiştir.Bu vekaletnamede; davalı şirkete kurucu üye olarak iştirake, ana sözleşme, ek ve tadillerini imzaya, feshe, şirkette tam yetki ile temsile, evrak kayıt ve senetleri imzaya, sermaye koymaya, artırmaya, toplantılara katılmaya, oy kullanmaya, seçmeye ve seçilmeye....hususlarında yetki verilmiştir.Bu kıstaslara göre genel kurul kararları değerlendirildiğinde;10/05/1997 tarih 4 sayılı ortaklar kurulu kararında; davacının imzası var ise de davacı bu imzayı kabul etmemektedir.Davalı ise bu imzanın ... tarafından vakeleten imzalandığını ileri sürmüştür. Ancak vekaletname tarihi 25/11/1997 tarihi olduğundan, ortaklar kurulu karar tarihinde vekaletname henüz verilmiş değildir. Bu sebeple vekaleten imzalanma mümkün değlidir.Bu kararda; şirket sermayesi 200,00 TL'den 500,00 TL'ye çıkarılmış, beher hisse senedi nominal bedeli de ... TL'den 25 TL'ye çakarılmıştır. Ancak hissedarların hisse oranlarında değişiklik meydana gelmemiştir.Bu genel kurulda sermaye artışı yapılmıştır.Şirket ana sözleşmesinde sermaye artışı ile ilgili bir düzenleme yoktur.TTK 621/...-d maddesine göre sermaye artışının oyların 2/3 çoğunluğu ve oy hakkına sahip sermayenin salt çoğunluğu ile alınması gerekir. Bu nisaba uyulmadan alınan kararlar hukuken yok hükmendedir.Ortaklar kurulu kararında davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı kabul edildiğinden; kararın oybirliği ile alınmadığı kabul edilmiştir. Davacı hariç diğer iki ortağın oy oranları payların 2/3 oranını sermaye paylarının ise salt çoğunluğu aşmaktadır.Buna göre; sermaye artışı kanundaki nisaba uygun olarak yapılmıştır.Davacıya usulüne uygun çağrı yapılmaması ve adına genel kurulda sahte oy kulanılması ise TTK 445 ve 446 maddesine göre iptale tabi karar niteliğindedir. İptale tabi kararlara yönelik davanın ise TTK 445 maddeye 3 ay içerisinde açılması gerekir. Davacı tarfından bu süre geçirilmiştir.Bütün bunların haricinde davacı dava dilekçesinde 16/01/1998 tarih ...yevmiye no'lu hisse devir sözleşmesi ile davacının bir kısım ve dava dışı diğer ortağın hisselerinin tümünü devir ettiği ve davacının katılımı ile 12/01/1998 tarih 7 no'lu ortaklar kurulu kararı ile davacının 4/20 oranında hissedar olduğunun kararlaştırıldığını ve hisse oranında değişiklik olmadığı için usulsüzlük olmadığı belirtilmiştir.Davacının sermaye artışını sonraki ortaklar kurulu kararı ile kabul ederek hissesinin %20 oranında olduğunu ve değişmediğini kabul ettikten sonra daha önceki genel kurul kararının iptalini veya yok hükmünde olduğunu ileri sürmesi ise dürüstlük kuralına uygun değildir.Bu nedenle davacının bu genel kurula yönelik itirazı yerinde değildir.11/12/2002 tarih 21 sıra no'lu ortaklar kurulu kararında ise; şirket sermayesi 500,00 TL'den 25.000 TL'ye, beher hisse nominal değeri ise 25 TL'den 125 TL'ye çıkarılmıştır.Ancak davacının hisesi 4 iken bir hisseye yani %20 oranından .../200 oranına düşürülmüş, diğer ortakların ise hisse oranında artış olmuştur.Bu karar ile hem sermaye artışı hem de davacının rüçhan hakkı kısıtlanmıştır.Yukarıda anlatıldığı üzere TTK 621/...-d ve e maddesi gereğince bu kararlar önemli kararlardan olup, oyların 2/3'ü ve oy hakkı olanların sermaye payının salt çoğunluğu ile karar alınması gerekir.Bu genel kurulda sermaye artışına karar verildiği gibi davacının hisse oranı azaltılarak dolaylı şekilde rüçhan hakkı kısıtlanmıştır. Bu genel kurulda davacı adına vekaleten oy kullanılmıştır. Ancak sermaye artışına katılınmasının engellenmesi yani rüçhan hakkı kullanılmasının engellenmesi için vekaletnamede özel yetkinin olması gerekir.Mevcut vekalette sermaye artışına katılınması için yetki verilmiş ise de; rüçhan hakkının kısıtlanması için özel yetki verilmemiştir. Bu nedenle davacının rüçhan hakıkın kısıtlanması yönündeki kararda daacının oyunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Ancak davacının oyu kabul edilmediğinde de karar 2/3 nisaba uygun olarak (%80 oy oranı ile) alınmış olmaktadır. Bu şekli ile karar kanundaki nisaba uygun olarak alınmış olduğundan, yok hükmünde değildir.Davacının yerine oy kullanılması ise TTK 445 ve 446 maddelerine göre iptale tabi kararlardan olmasını sağlamaktadır. Ancak bunun içinde davanın üç aylık sürede açılması gerekir.10/05/2011 tarih 32 sayılı ortalar kurulunda alınan kararlarda aynı mahiyettedir.Bu nedenlerle davacının bu genel kurul kararlarına yönelik hukuken yokluklarının tesbiti talebi yerinde değildir.Kendi yerine oy kullanılması ise iptale tabi kararlardan olmasını sağlamaktadır. Bunun için de davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Ancak davacı bu süreyi geçirmiştir. Bunun yanında davacının oyu red sayılsa dahi sonucun değişmesini sağlamamaktadır.Davacı, sermeya artışlarının gereksiz olduğunu, hele 1000 katı gibi yüksek oranda yapılmasının davacının hises oranının düşürülmesine yönelik olduğunu, bunun da iyi niyet ile bağdaşmadığını ileri sürmeştir.6102 sayılı TTK'nun 445 maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı kararların iptale tabi kararlardan olduğu belirtilmiştir.İptale tabi kararların ise üç aylık hak düşürücü sürede alınması gerekir.18/04/2005 tarihli 26 sayılı ortalar kurulu kararında şirket hissedarı ...'ın 10 yıllığına şirket müdürlüğüne seçilmiştir.Davacı, bu kararında hukuken yok hükmünde olduğunu söylemekte ise de; şirket yöneticisinin seçimi için özel nisab getirilmemiştir. Bu nedenle toplantıda bulunanların oy çoğunluğu ile karar altına alınır. Bu davacının düzenlediği vekaletname bu kararın alınmasında davacı adına ...'ın vekaleten oy kullanılmasına yetki vermektedir. Aksi kabul edilse dahi oy nisabı yönünden geçerli bir karardır.Bunların haricinde bu karar iptali tabi karardır ve davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılması gerekir. Davacı ise; bu süreyi geçirmiştir.Bu nedenle, bu itirazı da yerinde görülmemiştir.Davacı, kar payı ödenmediğini, ileri sürerek kar payının tahsilini talep etmektedir.Ana sözleşmenin 12.maddesine göre kar dağıtımı kararının sermayenin en az %51'ni temsil eden ay oranı ile alınması gerektiği belirtilmiştir.Dava tarihine kadar kar dağıtımı yönünde bir karar alınmamıştır.Ancak uzun yıllar kar dağtımı kararı alınmayarak, kar dağıtımı yapmama hususunda dürengen olan şirketlerde azınlık oy sahipleri için dava hakkı tanınmıştır.Ancak bunun için dava açan hisesdarın ise kar dağıtımı yapılmaması yönündeki kararlara katılmaması gerekir.Davacı; genel kurullarda ... tarafından vekaleten temsil edildiğinden ve kararlar da oybirliği ile alındığından, artık davalı şirketin direngen olunduğundan bahsedilemez. Bu nedenle davacının bu talebi de yerinde görülmemiştir.Davacı; genel kurulda kendi imzasının sahte olarak atıldığını ileri sürerek suç duyurusunda bulunduğunu ve ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesi gerekirken beklenilmediğini belirterek, bu hususu da istinaf sebebi yapmıştır.Davalı ise; genel kuruldaki imzaların davacıya ait olmadığını, vekaleten ... tarafından atıldığı kabul etmiştir.Yukarıdaki değerlendirmeler de imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilerek v vekalet ilişkisi gözetilerek yapılmıştır.Bu sebeple; ceza soruşturmasının sonuçlanmasının beklenilmesine gerek yoktur.Bu açıkmalara göre davacının davasının reddine karar vermek gerekir.İlk derece mahkemesi tarafından da davanın reddine karar verilmiştir. Ancak gerekçe yukarıda açıklandığı gibi olmayıp vekaletnamede temsil hakkı olduğu belirtilmiş ve davadaki talebin dürüstlük kuralına aykırı olduğu kabul edilmiştir.Dairemizce bu gerekçeye katılınmadığından, kararın gerekçesi değiştirilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;...-) Davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/...-b-2 maddesi gereğinde ESASTAN REDDİNE,2-) Harçlar Yasası gereğince alınması gereken harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan tutarın istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile kesin olarak karar verildi....Başkan...(e-imza)...Üye...(e-imza)...Üye...(e-imza)...Katip...(e-imza)