11. Ceza Dairesinin, şirket çalışanı sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü onayan kararı.
Özet: Bir çalışanın, tahsilat yetkisini kullanarak şirkete ait 6.200 TLlik çeki alıp kendi zimmetine geçirmesi nedeniyle "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan verilen mahkûmiyet kararında, uzlaşma sürecinin sağlanamamasına rağmen, ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesi ve gerekçesinde isabetsizlik görülmeyerek, yargılamanın hukuka uygun yapıldığı, suç vasfının doğru belirlendiği ve cezanın yasal sınırlar içinde kaldığı tespit edilmiş, tebliğnamedeki bozma görüşüne itibar edilmeyip sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün onanmasına karar verilmiş, suç tarihiyle ilgili basit bir hatanın ise mahallinde düzeltilmesi uygun bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2020/645 E. 2021/240 K.SUÇ
: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun, 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 2 53... . maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;Katılan şirkette çalışan ve para tahsil yetkisi bulunan sanığın, şirkete yapılan ödeme olarak tanık F.M.den aldığı 6.200,00 TL bedelli çeki şirkete vermeyip bedelini mal edindiğinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında 14.01.2010 olarak gösterilen suç tarihinin 07.06.2010 şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,29.04.2026 tarihinde karar verildi.