İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 150.000 TL bedelli sahte bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan menfi tespit davasının, davacının feragati sonucu esastan incelenmeden reddi kararı.
Özet: Bir şirket, temsilcisinin imzası bulunmayan ve sahte olduğunu ileri sürdüğü toplam 150.000 TL bedelli üç adet bono senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, aleyhine icra takibi yapılmaması için ihtiyati tedbir ve uğradığı zararlar için %20 icra tazminatı talebiyle menfi tespit davası açmış; ancak yargılama sırasında davasından feragat etmesi üzerine, mahkeme feragat nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmederek davayı reddetmiştir.

ESAS NO
: 2020/288 EsasKARAR NO
: 2020/566DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: 25/06/2020KARAR TARİHİ
: 27/10/2020Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;DAVA
: Davacı mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin tek temsil yetkilisi ... tarafından düzenlenmemiş olan, müvekkili şirket adını taşıyan kaşe kullanılan , her biri davalı ... lehtar olan 21.02.2020 düzenleme tarihli, 30.04.2020 vade tarihli,50.000 tl bedelli, 21.02.2020 düzenleme tarihli,31.05.2020 vade tarihli,50.000 tl bedelli bono senetleri için ödememe protestosunun düzenlendiğini, yine 21.02.2020 düzenleme tarihli,30.06.2020 vade tarihli,50.000 tl bedelli bono senedinin protesto işlemi için ...bank a.ş ye verildiğinin öğrenildiğini, yukarıda yazılı dava konusu 3 adet bonoyu Müvekkili davacı şirket temsilcisinin düzenlemediğini, bono üzerindeki imza ve yazıların müvekkili eli ürünü olmadığını, dava konusu bonolardaki imzalara açıkça itiraz ettiklerini, ilk bono senedinin fotokopisinin bankadan alındığını, üzerindeki imzanın müvekkili şirket temsilcisine ait olmadığının gözle görüldüğünü, müvekkili şirketin, ...’dan mal almadığını, dava konusu bono senetlerininin de düzenlemediğini, davalı ...'ın, müvekkili şirket ismini taşıyan bir kaşe kullanmak ve kendini lehtar göstermek sureti ile sahte bonolar düzenlediğini ve tedavüle sunduğunu, müvekkili şirketin yetkilisinin imzasını taşımayan dava konusu bono senetlerinde borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi için dava açmasını zorunlu olduğunu, ayrıca müvekkil şirket yetkilisi imzası taşımayan dava konusu bonoların müvekkil şirket aleyhine icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, ayrıca sahte düzenlenen bono senetlerinin protesto işlemine tabi tutulduğu için müvekkili şirketin bankalar ve piyasa nezninde kredisi çok olumsuz etkilendiğini, bu nedenle %20 icra taminatının davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini talep ettiğini, bu nedenlerleöncelikle açıkça imzalarına itiraz edilen dava konusu bonoların icra takibine konu edilmesi halinde müvekkili davacı şirketin mağduriyet yaşayacağı açık olup, teminat karşılığında , dava konusu bonoların icra takibi yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini,İzmir İcra Müdürlüklerine müzekkere yazılmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile dava konusu olan toplam 150.000 tl bedelli 3 adet bonolardan müvekkili davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, haksız olarak protesto işlemi yapılmış olması sebebi ile %20 icra tazminatı yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.6100 sy HMK'nun 307. maddesi uyarınca "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."309. maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir." 310. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. " 311. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." şeklindedir.Davacı mahkememize vermiş olduğu dilekçesi ile; açmış olduğu davadan feragat ettiğini belirterek buna göre karar verilmesini istemiştir. Feragat davaya tek taraflı olarak son veren taraf işlemi olup davacı davasından feragat ettiğini bildirdiğinden kimlik tespitinin de yapıldığı görülmekle incelenen dosya kapsamına göre; feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Yukarıda izah edilen nedenlerle;1-Davadan feragat nedeni ile davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinde “Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır” hükmü yer aldığından ve adı geçen Kanun’ un Yargı Harçları Tarifesi gereğince nispi karar ve ilam harcının miktarı maktu karar ve ilam harcının tutarından az olamayacağından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 25.01.1984 tarih ve 1981/4-57 Esas ve 1984/29 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, nispi harca tabi davalarda dahi alınması gereken asgari maktu harcın üçte biri veya üçte ikisi alınması gerektiğinden; feragat ön inceleme duruşmasından önce vaki olduğundan karar tarihindeki maktu karar ve ilam harcının 1/3’ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 18,13-TL olduğundan;3-Peşin alınan 2.561,63-TL harçtan alınması gereken 18,13-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.543,50-TL harcın talep halinde DAVACI TARAFA İADESİNE.4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurduğundan artan gider ve delil avansının yatırana iadesine,6-Davacı tarafın vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Dair, tarafların yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı.27/10/2020Katip ...e-imzalıHakim ...e-imzalı