Sanığın bilişim sistemleri ve banka aracılığıyla dolandırıcılık suçundan mahkumiyetinin onanması, resmi belgede sahtecilik suçundan ise zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi kararı.
Özet: Sanığın bilişim sistemleri ve banka aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, eylemin tacir dolandırıcılığı unsurlarını taşıması ve cezanın bireyselleştirilmesinde eksiklikler bulunmasına rağmen aleyhe temyiz olmaması nedeniyle onanırken; resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ise suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edildiğinden bozulmuş ve kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2026/1622 E.  ,  2026/4236 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2014/8 E., 2015/219 K.
SUÇLAR
: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle
dolandırıcılık
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Kısmi düşme, kısmi onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Sanığın, ... Hesap İşlerine ait kasada bulunan ve boş olarak çalınan, 15.000,00 TL bedelli ve hamiline olarak keşide edilmiş sahte çeki, eşinin ortağı olup da kendisinin münferiden temsile yetkili olduğu ... Ltd. Şti. kaşesiyle ve şirket faaliyeti kapsamında, 3. ciranta olarak imzalayıp ticari ilişki kapsamında ... Kağıt Karton San ve Tic A.Ş. isimli şirketle kurduğu ticari ilişki nedeniyle ..., ...'na verdiği anlaşılan olayda; sanığın eyleminin aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(h) maddesinde yer verilen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını da taşıdığı anlaşılmakla, tek bir eylemle aynı Kanun'un birden fazla hükmünü ihlal eden sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesinde belirtilen, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu gibi cezanın bireyselleştirilmesine yönelik kriterler ile aynı Kanun'un 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin dikkate alınmaması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği ve sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
II. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) hükmü gereği 8 yıllık olağan ve 67/4 maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, sanığın temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
20.04.2026 tarihinde karar verildi.