Yargıtay, uyuşturucu madde ticareti suçunda kolluğun savcı talimatı olmaksızın provokasyonla elde ettiği hukuka aykırı delillerle verilen mahkumiyet kararını bozarak sanığın beraatine hükmetti.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının, kolluğun Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü bir görevlendirmesi bulunmaksızın, sanığı uyuşturucu madde satışına teşvik ederek ve suçüstü hali oluşmadan elde ettiği delillerin hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacağı, bu suretle elde edilen delillerin "zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olacağı" ilkesi uyarınca geçersiz olduğu ve sanığın beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf ret kararının bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2017/322 E., 2017/342 K.SUÇ
: Uyuşturucu madde ticareti yapmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasıSanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;1. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,3. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,4. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,5. Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine,6. Suçun unsurlarının oluşmadığına,İlişkindir.III. GEREKÇEOlay tutanağı içeriğine ve dosya kapsamına göre; kimliği gizli tutulan ihbarcının sanığın uyuşturucu ticareti yaptığını beyan etmesi üzerine kolluk görevlileri tarafından polisin kullanımında bulunan telefon ile ihbarcı şahsa sanığın birlikte uyuşturucu madde ticareti yaptığı kimliği tespit edilemeyen şahsın arattırıldığı, uyuşturucu madde istenilerek uyuşturucu maddenin getirileceği yerin kolluk tarafından belirtildiği, bu şahsın uyuşturucu maddeyi sanık ile göndermesi üzerine sanığın uyuşturucu maddeler ile yakalandığı olayda;5271 sayılı CMK'nın 2. maddesinin (e) bendi, 160. maddesi, 161/2. maddesi ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) Ek 6. maddesi uyarınca, edinilen bilgi, alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Yani kolluk her somut olayda Cumhuriyet savcısının emri üzerine yetki kazanacaktır. 5271 sayılı CMK'nın 160. ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri ile görevlendirilen kolluk genel yetkileri ve görevi kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delili toplamak için kişileri suça kışkırtmadan veya yönlendirmeden soruşturma yapacaktır.Dosya kapsamına göre; olay tutanağında, işlenmekte veya henüz işlenmiş olan ya da pek az önce işlenmiş bir suçun mevcudiyetini ortaya koyan somut şüphe sebepleri belirtilmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 2. maddesinin (j) bendi ile 2559 sayılı Kanun’un 13/A maddesi kapsamında suçüstü halinin varlığından bahsetmek mümkün olmadığı halde, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair istihbari bilgi alınması üzerine Cumhuriyet savcısına haber verilerek emirleri doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, Cumhuriyet savcısının CMK'nın 160. maddesine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın, sanığın birlikte uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddia edilen kimliği tespit edilemeyen şahsın ihbarcı şahsa telefon ile arattırılarak uyuşturucu madde alışverişi konusunda anlaşılıp, buluşma sağlanılarak, uyuşturucu maddeler ele geçirildikten ve sanık yakalandıktan sonra, Cumhuriyet savcısına haber verildiği, bu suretle sanığın uyuşturucu madde satışına teşvik edildiği, Anayasamızın 38/6. maddesi ile CMK'nın 206/2. maddesinin (a) bendi, 217/2. maddesi ve 289/1. maddesinin (i) bendi uyarınca bu suretle elde edilen deliller hükme esas alınamayacağı gibi hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delillerden hareketle elde edilen deliller de, zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olacağı olgusuyla hükme esas alınamayacağından, izah edilen nedenlerle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.04.2026 tarihinde karar verildi.