Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senedi kaynaklı menfi tespit davasında, akrabalık, bedelsizlik ve senedin kötü niyetle doldurulduğu iddialarının değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine konu 500.000 TLlik kambiyo senedindeki borcunun bulunmadığını, senedin aslında 175.000 TLlik bir borç için teminat olarak verildiğini, akraba güveniyle boş imzalanarak kötü niyetle daha yüksek meblağda doldurulduğunu, ilgili borcun ödendiğini ve senedin iade edilmediğini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunurken; davalı, davacının borçtan kurtulma çabasıyla dayanaksız iddialarda bulunduğunu, senedin soyut borç ikrarı olduğunu ve ödeme iddiasının yazılı belgeyle ispatlanamadığını savunmuş, mahkeme ise uyuşmazlığı senedin bedelsizliği iddiasının kişisel defi niteliğinde olduğu çerçevesinde değerlendirmiştir.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/796 Esas - 2026/451

T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO
: 2025/796 Esas
KARAR NO
: 2026/451
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: 22/10/2025
KARAR TARİHİ
: 01/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 21.07.2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından .... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine "Kambiyo Senetlerine Mahsus haciz Yolu" ile takip başlatıldığını, davalının başlattı takibin senede ilişkin borcunun tamamen ödenmesi ve arada bulunan husumetten dolayı ödemesi yapılmış olan senedin iade edilmemesi nedeniyle haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, tarafların akraba olup karşı tarafa güvendiğinden dava konusu senedin miktar kısmının boş olarak teslim edildiğini, aslında davalı taraftan alınan borcun 175.000,00 TL olmasına rağmen senedin 500.000,00 TL olarak doldurarak icraya konduğunu, davalı tarafın kendi ailesi adına çektiği .... tamamı davacı ve ailesi tarafından ödenmesine rağmen aradaki husumetten dolayı senedin iade edilmediğini, .... soruşturma dosyasında davalı ... ve eşi ...'in beyanları ile esnaf kefaletten çekilen krediye teminat olarak dava konusu senedin verildiğinin sabit olduğunu, vade tarihinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, davalı tarafın senetteki borcu ispat etmekle yükümlü olduğunu, davalının .... Esas sayılı dosyasındaki beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, mahkeme içi ikrarın davalıya 500.00,00 TL'lik bir borcun bulunmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu ileri sürüp ....Esas sayılı dosyadaki senet nedeniyle davacıya borcunun bulunmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, İİK, 72maddesi uyarınca %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlunun borçtan kurtulmak için türlü bahaneler ve isnatlarla borçtan kurtulmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu, esnaf kefaletten çekilen kredinin davacı tarafından ödenmediğini, taraflar arasındaki tek borç ilişiksinin Esnafa Kefaletten çekilen kredi olmadığını, maddi olarak sıkıştıkça müvekkilinden ve eşinden borç alan davacının borcunu ödemekte birden fazla temerrüde düştüğünü, ..'inden çekilen 2022 tarihli kredinin kambiyo senedine dayalı borcun esasıyla bir ilişkisi bulunmadığını, davacı borçtan kurtulmak için dava açmışsa da TTK'nin 776 maddesi gereğince bononun kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi içeren kıymetli evrak olup soyut borç ikrar niteliğinde olduğunu, davacının bononun ödendiğine dair yazılı belge sunamadığını, tanık dinlenmesine muvaffaktı bulunmadığını, davacının senetteki imzaya itiraz etmesi üzerine .... Soruşturma dosyasında müvekkili hakkında ... kararı verildiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında düzenlenen kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla İİK md. 72 uyarınca açılan menfi tespit davası istemine ilişkindir.
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış; .... Esas sayılı dosyası, .... Soruşturma dosyası, .... Esas sayılı dosyası ve .... Esas sayılı dosyası getirtilmiş, ....'na yazılan yazı ve ....'ne yazılan yazı ile ...'ne yazılan müzekkere cevapları gelmiş, dava konusu senet fotokopisi, senet tahsilat makbuzları gerekli tüm evraklar dosyaya celp edilmiş, bilirkişi ön raporu, kök ve ek raporları dosyamız arasına alınmıştır.
.... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde; "... tarafından ... ve ... aleyhine 500.000,00 TL bedelli senede dayanarak toplam 822.787,68 TL alacak için Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile 09.01.2025 tarihinde takip başlatıldığı görülmüştür.
.... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; tüm müşteki şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... yönünden, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan ... kararı verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere bedelsizlik iddiası, TTK'nun 599. maddesi anlamında bir doğrudan doğruya defi, kişisel defi niteliğindedir. Nitekim Yargıtay tarafından da verilen kararlar bu doğrultudadır. (.... karar sayılı, 19/06/2003 tarihli ilamları) Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere dayanılmaktadır. Bedelsizlik, kişisel defi niteliğinde olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Çünkü, keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Dolayısıyla kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, bu taahhüd bedelsiz, karşılıksız demektir. Temel ilişkiden kaynaklanan irade sakatlıkları da temel ilişkiyi etkileyeceğinden senedin bedelsizliği sonucu beraberinde getirmektedir.
Her alacak hakkının varlığı, bunu sağlayan bir hukuk ilişkisine ve bunun sebebine dayanır. Bu sebebi göstermeden, yalnız borçlu olduğunu açıklayan kişinin, iki taraf arasındaki ilişkinin nedenini göstermeden, bir hakkın veya borcun varlığını, ödeneceği iradesini açıklamasını kanun yeterli görmüştür. Borcu doğuran irade açıklaması, yazılı bir belgede tesbit olunmuş ise, bu gibi durumlarda, borcu yükümlenen kişi, yükümlendiği borcun saikinin ve amacının kapsadığı yönü kural olarak, tanıkla ispatlayamaz. İradenin bu yolda açıklanmasını sağlayan nedenler, iradenin doğup gerçekleşmesini sağlayan ön nedenler, genellikle doğan hukuki sonuca etkili olmadıklarından daha çok bu açıklamanın amacı olan neden üzerinde durulmak gerekir. 12.04.1933 gün ve .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, borç ikrarını içeren beyyine aleyhine delil ileri sürülebilir, ancak ikrarda borcun sebebi açıklanmış ise, davalı bu sebebin gerçekleşmediğini kanıtlayabilir. Eğer borcun sebebi belirlenmemiş ise, davalı önce ikrarın belli bir sebebi bulunduğunu, sonra bu sebebin gerçekleşmediğini kanıtlamak hakkına sahiptir. Görüldüğü üzere, 6100 sayılı HMK’nun 200.maddesi ile 12.04.1933 gün ve .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bedelsizlik iddiası ispat edilebilecektir (.... sayılı ilamı). Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bononun zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir. Bedel kaydı keşidecinin, senedin lehdarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır, bononun geçerliliğini etkilemez. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (....).
HMK 200. Maddesi senetle ispat zorunluluğunu düzenlemiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201'deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ( kesin delil) ile ispat edilebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı senetteki imzayı inkar etmemiş; takibe konu yapılan bono nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığını iddia ederek, borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davacının iddiası doğrultusunda, davalı ...'in kendi adına .... çektiği, bunun 216.451,81-TL'sının davacı ve akrabaları tarafından ödendiği, kalan 141.680,54-TL'sının davalı ... tarafından ödendiği, .... ve Bankalara yazılan yazı cevaplarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki öldürme ve yaralama suçları nedeniyle yapılan yargılamanın yürütüldüğü Ağır Ceza Mahkemesinde davalı ...'in ifadesinde dava konusu senedin ... tarafından ... çekilen ve davacı ve ailesine verilen para karşılığında davacıya teminat olarak imzalatıldığının ikrar edildiği görülmüştür. Bu ifadenin davalı bakımından mahkeme içi irar olarak kabul edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
SMMM Bilirkişi ... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı Bilirkişisi ...'ya aldırılan 08.06.2026 tarihli bilirkişi ön raporunda özetle; " Yukarıda ilgili bölümlerde izah edildiği üzere;
 Dava .... sayılı dosyasına ilişkin menfi tespit
davası olduğu,
 Takibin dayanağının, 500.000,00 TL Miktarlı 03/12/2021 Tanzim Tarihli, 03/12/2022
Vade Tarihli Senet olarak gösterildiği,
 Davacının anne ve babası olan ... ile ...’ in, davalı alacaklı
... vasıtası ile .... 2022 Şubat
ayında 175.000,00 TL kredi aylık taksitli olarak kredi kullandığı, kredinin
kapatıldığı,
 Kredinin ödeme dekontları incelendiğinde, bu dekontlardan
3 20.05.2022 4.446,37 isim yok imza var
4 24.06.2022 4.522,55 ...
5 21.07.2022 4.318,62 ...
6 22.08.2022 4.417,12 ...
11 20.01.2023 4.217,00 isim yok imza var
5 adet ödemenin 3 adetinde ... ismine yer verildiği, toplamının
(4.522,55+4.318,62+4.417,12)= 13.258,29 TL olduğu, 2 adet ödemede ise, ödeyenin
imzasının bulunduğu ancak isminin belirtilmediği, toplamının da (4.446,37 +
4.217,00)= 8.663,37 TL olduğu,
 Davalı alacaklının yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesinde 08/07/2025 tarihli
celsedeki ifadesinde, davacı borçluya 180.000 TL para çekip verdiğini kabul ettiğini,
 Bu hususun davacının iddiasında olduğu gibi mahkeme önünde ikrar olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun Sayın Mahkemeye ait olacağı," bildirilmiştir. Bilirkişi raporu hüküm vermeye yeterli ve elverişli bulunduğundan hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller ve Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında alacak-borç ilişkisi kapsamında davacı tarafça davalıya hitaben dava konusu senedin düzenlenerek teminat amacıyla verildiği, davalının senedi kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibine konu ettiği, davacının banka kayıtları ve ödeme dekontları ile sabit olduğu üzere haricen senet bedeline karşılık davalının da kabulünde olduğu üzere, davalının .... çekip davacıya verdiği 180.000,00-TL karşılığında davacının 216.451,81 TL ödeme yaptığı, Esnaf Kefalete olan borcun 141.680,54-TLsının ise davalı tarafından bizzat ödendiği anlaşıldığından dava konusu senedin 358.319,50-TLsı yönünden bedelsiz olduğu kanaatine varıldığı, bu konuda davalının Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanın uyuşmazlığın çözümüne esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, eldeki davada davalının icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği kanaatiyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
Davacının .... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 500.000,00 TL'lik senedin 358.319,50 TL'si yönünden, davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine,
2-Alınması gereken 24.476,81 TL harçtan peşin alınan 14.025,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.451,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre belirlenen 3.182,67 TL'sinin davalıdan, 63,67 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 615,40 TL başvuru harcı, 14.025,55 TL peşin harcı, olmak üzere toplam 14.640,95 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.754,10 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 17.757,10 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 12.725,40 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 57.331,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davacı asilin duruşmada yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı