4721 sayılı TMKnın 1007. maddesi uyarınca kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle tazminat ile tapu iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescil istemli davanın Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: Kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazlar nedeniyle uğranılan zararın Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazmini ile taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescili istemine ilişkin davalarda, ilk derece mahkemesi mülk sahiplerinin hazineden tazminat talebini kısmen kabul ederek tapu kaydının iptaliyle taşınmazın orman olarak hazine adına tesciline karar vermiş, davalı hazinenin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiş olup, bu karar davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ
: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk DairesiSAYISI
: 2024/1077 Esas, 2025/843 KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Kocaeli 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2022/335 Esas, 2024/134 KararTaraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazlar nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Davacılar asıl dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 29 01... parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; davaya konu edilen 329 01... parsel sayılı taşınmazla ilgili yapılan tespitlerde taşınmazların Orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, taşınmazın tamamının kesinleşmiş Orman Kadastrosuna göre devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından bahsi geçen taşınmazların Özel Mülkiyete konu olamayacağı gibi zilyetlik yahut zamanaşımı gibi nedenlerle de kazanılamayacak yerlerden olduğundan davalılar adına kayıtlı olan tapuların iptali ile taşınmazların Orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştirII. CEVAP1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, ormanlar üzerindeki tasarruf hakkının Orman Genel Müdürlüğünde olduğundan müvekkili idareye yönelik açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, mevzuat hükümleri dikkate alındığında bu uygulamanın hatalı olduğunu ve bu nedenle devlet ormanı iddiasıyla açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz malikleri tarafından açılan tazminat davalarının 4721 sayılı Kanun'da yerini bulan tapu sicilinin tutulmasından doğan tazminat davaları ile benzer nitelikte olmadığının açık olduğunu, davacının tapusunun iptalinde kamu yararının bulunması, taşınmazın özel mülkiyete konu edilebilecek bir alanda yer almaması da değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerektiğini, zira kamu yararı ile mülkiyet hakkından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılan kişinin hakkı arasında makul, kabul edilebilir, hak ve adalet dengesini sağlayacak bir oranın kurulmasının asıl olduğunu ileri sürerek davanın öncelikle husumet yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasını sadece Maliye Hazinesine yönlendirmesi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kamulaştırmasız el atma ile tazminat davalarında tazminata hükmedilmesi halinde bundan orman yönetiminin değil Maliye Bakanlığının sorumlu tutulabileceğini, bu bağlamda davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, söz konusu tazminat davasının Orman Genel Müdürlüğüne değil sadece Maliye Hazinesine yöneltilmesi gerektiğini, söz konusu parsellere orman şerhi konulmuş olsa dahi bu parsellerin mülkiyeti Maliye Hazinesinde olacağını, bu parsellerin malikinin Orman Genel Müdürlüğü olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini ileri sürerek öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davanın davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile dava konusu taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara ödenmesine; birleştirilen davanın da kabulüyle dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasıf ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı, husumet ve tazminat talebi yönünden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazın halen davacının kullanımında olduğunu, zararlarının olmadığını, ormanların kamu malı niteliğinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu özel mülkiyete konu olamayacağını, yolsuz tescile dayanarak tazminat talep edilmesinin yerinde olmadığı gibi, hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılması gerektiğini, aleyhlerine açılan tazminat davasının husumet yönünden reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu ve takdir edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu, bedel tespitine esas verilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek yerel mahkeme kararının asıl dava bakımından kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile değerlendirme tarihinin doğru şekilde dava tarihi olarak alınması ve taşınmazın mücavir alan içerisinde kalması ve etrafının meskun olması, belediye hizmetlerinden faydalanması nedeniyle arsa niteliğinde olan taşınmaz için emsal satışlara göre değer belirlenmesinin yerinde olduğu, emsal olarak kullanılan taşınmazın değerlendirmeye uygun olduğu, bilirkişi raporunda emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazların karşılaştırılmasının usulüne uygun olarak yapıldığı, taşınmazın 28.10.2022 tarihi itibariyle 3.208,00 TL olarak belirlenen metrekare birim fiyatı bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olduğundan davalı hazine vekilinin tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebinin de yerinde görülmediği gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri tekrar ederek ve resen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2.Değerlendirme1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, 2.9 01... parsel sayılı 2.671,60 m² yüzölçümlü taşınmazı satış yolu ile davacının 1981 tarihinde edindiği, dava konusu taşınmazların tapu kaydına kesinleşen orman kadastrosu nedeniyle 12.11.1991 tarihinde orman şerhi konulduğu,bu şerh nedeniyle davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü doğrudur.3. 4721 sayılı Kanun'nun 1007 nci maddesine dayanan tazminat davalarında yasal hasım Hazine olduğundan Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi uygundur.4. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde yöntemi itibari ile bir isabetsizlik görülmemiştir.5. Bununla birlikte; dava konusu taşınmazın 2022 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden ve dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulmadan, ... Belediye Başkanlığının 18.12.2023 tarihli yazısından emsal alınan 29 36... parsel sayılı taşınmazın düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak oluşmuş imar parseli olduğu belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazın kadastro parseli olduğundan düzenleme ortaklık payı kesilmeyeceğinin kabul edilmesi suretiyle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.6.Bu durumda; dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parseli olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmazın resen belirlenen vergi değerleri getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsale göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, bilirkişi kurulundan alınacak ek rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.