Mirasbırakanın vasiyetnamesinin iptali talepli davada, hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak vasiyetname ile birlikte iptal sebeplerinin öğrenilme zamanının dikkate alınması gerektiği.
Özet: Yüksek mahkeme, mirasbırakanın vasiyetnamesinin iptali istemiyle açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin Türk Medeni Kanununun 559. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreyi vasiyetnamenin tebliğ ve açılış tarihleri esas alınarak başlattığına işaret ederek, kanun maddesinin iptal davası açma hakkının, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayacağını açıkça belirttiğini vurgulamıştır; bu nedenle, davacıların vasiyetnamenin iptal sebeplerini öğrenme zamanlarına ilişkin iddialarının tarafların bildirdikleri deliller toplanarak değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek yanılgılı karar verilmesini hukuka aykırı bularak bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararını bozmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2026/716 E.  ,  2026/1474 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2025/1756 E., 2025/1351 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İnebolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2025/16 E., 2025/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; mirasbırakan ...'un 01.06.2006 tarihli vasiyetnamesi ile müvekkillerinin babası ......u mirasçılıktan çıkardığını, vasiyetnamenin 25.01.2024 tarihinde açılıp okunduğunu, vasiyetnamede mirasbırakanın okur - yazar olduğu belirtilse de okur-yazar olmadığını, vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlendiğini, çıkarma sebeplerinin gerçekleşmediğini, vasiyetnamenin davalıların baskısı ile düzenlendiğini, mal kaçırma amacıyla hareket edildiğini belirterek; vasiyetnamenin iptali ile taşınmazların payları oranında müvekkilleri adına tesciline, mümkün olmaması takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, mirasbırakanın okuma - yazma bildiğini, mirastan çıkarmanın söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vasiyetnamenin 25.01.2024 tarihinde öğrenildiği, davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 5 59... . maddelerinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin hukuka aykırı olduğunu, hak düşürücü sürenin iptal sebeplerinin veya saklı payların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlaması gerektiğini ifade ederek kararın bozulması isteğinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; vasiyetnamenin iptali, ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; mirasbırakan ...'a ait 01.06.2006 tarihli vasiyetnamenin mirasbırakanın okuma-yazma bildiği belirtilerek düzenlendiği ve davacı ...'a 10.11.2023 tarihinde, davacı ...'a 15.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca davacılar vekilinin hazır bulunduğu 25.01.2024 tarihli duruşmada açılıp okunduğu; davacıların, vasiyetnamenin şekle aykırı olarak davalıların baskısıyla davacılardan mal kaçırmak amacıyla düzenlendiği ve mirasçılıktan çıkarma koşullarının oluşmadığı iddiasıyla eldeki davayı 06.02.2025 tarihinde açtıkları; davalıların ise davanın hak düşürücü süre içerisininde açılmadığını savundukları anlaşılmaktadır.
TMK'nın "Hak düşürücü süreler" başlıklı 559. maddesi, "İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
TMK'nın 559. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı ölüme bağlı tasarrufun ve iptal sebebinin öğrenildiği gündür. Şüphesiz, bunun içine miras bırakanın ölümünün ve ilgilinin hak sahibi olduğunun öğrenilmesi de girer. Burada sadece öğrenebilme imkânının bulunması yeterli değildir, iptali mümkün bir tasarruf bulunduğunun davacı tarafından bilinmesi şarttır (Zahit İmre/... Erman, Miras Hukuku, İstanbul, 2016 s.219).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davaya konu vasiyetnamenin tebliğ ve açılıp okunma tarihleri esas alınarak TMK'nın 559. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği değerlendirilmek suretiyle karar verilmiş ise de; TMK'nın 559. maddesinde, hak düşürücü sürenin tasarrufun, iptal sebeplerinin ve hak sahibi olunduğunun öğrenildiği tarihten başlayacağı hüküm altına alındığından, davacıların davaya konu vasiyetnamenin iptal sebeplerini öğrenme zamanlarına ilişkin iddialarının, tarafların bildirdikleri deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, değinilen husus göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun bulunmaktadır. Hükmün bu nedenlerle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.