Mahkeme kararlarıyla mera vasfı olmadığı sabit olan taşınmazların İl Mera Komisyonu kararıyla mera olarak tescili işleminin iptali davasına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı ve müdahil hazine, mirasbırakanlarının tapulu olup önceki kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla mera vasfında olmadığı belirlenmiş taşınmazlar hakkında, il mera komisyonunun teknik açıdan yetersiz bir etüt raporuna dayanarak ve önceki yargı kararlarını yok sayarak bu yerleri mera olarak tescil etme kararlarının iptalini talep ederken, davalı köy muhtarlığı kararın askı süreci sonrası kesinleştiğini ve süresi içinde itiraz edilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi ise komisyon kararının, taşınmazların kadimden beri mera vasfı taşıyıp taşımadığına dair detaylı bir değerlendirme yapmaksızın ve önceki yargı kararlarını göz ardı ederek sadece fiziki özellikler ve hayvan sayısı üzerinden genel çıkarımlar yaparak verildiğini tespit etmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2025/153 E., 2025/482 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bismil 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2024/70 E., 2024/26 K.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların evvelinin müvekkilinin mirasbırakanlarının tapulu yerleri olduğunu, 3 No.lu parsel için ... Mahkemesinde dava açıldığını, Mahkemenin 11.07.1988 tarihli ve 1977/582 Esas, 1988/85 Karar sayılı kararında taşınmazın 100 dönümünün zilyetliğe istinaden davalılar adına tespit ve tesciline, 204.500 m² miktar fazlalığının Hazine adına tesciline, davaya davacı Hazine yanında müdâhil olarak katılan ... nizalı yerin mera olduğunu savunan Köy Tüzel Kişiliğinin mera itirazının reddine şeklinde karar oluşturulduğunu, Hazine ve ...Köyü Tüzel Kişiliğinin kararı temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.11.1989 tarihli ve 1988/13412 Esas, 1989/15946 Karar sayılı ilâmıyla yerel Mahkeme kararının onandığını, 4 No.lu parsel için de ... Mahkemesinde dava açıldığını, 11.07.1988 tarih ve 1977/583 Esas, 1988/86 Karar sayılı kararında davalı ... ...ve arkadaşlarının zilyetliğinden dolayı 55 dönümün davalılar adına tapuya tesciline, miktar fazlası 118 dönümün Hazine adına tapuya tesciline, hükmün 4 No.lu bendinde de "müdahil davacı Köy Tüzel Kişiliğinin taşınmazın mera olarak sınırlandırmasına dair talebinin reddine" karar verdiğini, Hazinenin ve Hazine yanında davaya katılan Köy Tüzel Kişiliğinin işbu kararı temyiz etmeleri üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.11.1989 tarihli ve 1988/13413 Esas, 1989/15943 Karar sayılı ilâmla yerel Mahkeme kararını onandığını, 3 ve 4 No.lu parsellerden kalan ve Hazine adına olan yerin kendisine satılması için müvekkilinin miras bırakanı ... ...'ın 10.07.2006 tarihinde dilekçe verdiğini, artık 3 ve 4 No.lu parsellerin 79, 87... No.lu parseller olduğunu, bu taşınmazların mera olmadığının Mahkeme kararları ve Yargıtay ilâmları ile sabit olmasına rağmen İl Mera Komisyonunun 03.08.2004 gün ve 40 No.lu kararıyla mera olmalarına karar verildiğini ileri sürerek İl Mera Komisyonu kararının iptalini talep etmiştir.2. Asli müdâhil Hazine vekili dava dilekçesinde; mera olmayan ve mera olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan bir yerin teknik ekiplerce mera özelliklerini taşıdığı ve mera vasfına sahip olduğu şeklinde aslı olmayan beyan ve incelemelerle dava konusu yerin mera kapsamına alınmasının hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, dosyada bulunan 23.07.2004 tarihli mera raporundan 79... No.lu parsellerin engebeli, kurak ve taşlık olduğunun, 88 No.lu parselin ise killi-tınlı toprak yapısına sahip olduğunun belirtildiğini,... Kadastro Mahkemesi kararlarına itibar edilmeyerek keyfi bir işlem yapıldığını ileri sürerek İl Mera Komisyonu kararının iptalini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... Mahallesi Köy Muhtarlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlara ilişkin İl Mera Komisyonunun 03.08.2004 gün ve 40 No.lu kararının askı sürecinin tamamlanarak kesinleştiğini ve bu kesinleşmeyle birlikte Bismil Tapu Müdürlüğünce mera siciline tescil edildiğini, askı kararına karşı 30 gün içerisinde itiraz edilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki bir menfaatinin bulunmadığını, davacının mera arazisini kötü niyetli olarak kullanarak kendi mülkiyetine geçirmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.2. Diğer davalılar Diyarbakır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ... cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İl Mera Komisyon kararına dayanak olan etüt raporunda; taşınmazların engebeli ve taşlık olduğu, 88 parsel sayılı taşınmazın killi-tınlı toprak yapısına sahip olduğu, taşınmazların hayvan otlatmaya müsait yerler olduğu; köy yerinde 200 büyükbaş hayvan işletmesinin bulunduğu, 100-150 küçükbaş hayvan ve 100 baş büyük hayvan bulunduğu, 79... parsel sayılı taşınmazların tarımsal olarak kullanılamayacağı, 88 parsel sayılı taşınmazın yıllardan beri kullanılmadığı, taşınmazların mera vasfına (kadimlik vs.) ilişkin değerlendirme yapılmadığı, sadece köydeki hayvan sayısından ve taşınmazların hayvan otlatmaya elverişli olmasından bahsedildiği, ayrıca hayvan sayısı itibariyle taşınmazların mera olması gerektiği yönünde de bir tespit bulunmadığı, ... Mahkemesinin 11.07.1988 tarih, 1977/582 Esas, 1988/85 Karar ve 11.07.1988 tarih ve 1977/583 Esas, 1988/86 Karar sayılı ilâmları ile miktar fazlası olan taşınmazların Hazine adına tesciline karar verildiği, o zamanki Köy Tüzel Kişiliğinin mera itirazının reddine karar verildiği, kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, gelen resmî belgelere göre aynı köyde 338 küçükbaş ve 43 adet büyükbaş hayvanın olduğu, Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.1987 tarih ve 1986/189 Esas, 1989/345 Karar sayılı ilâmından da anlaşılacağı üzere ...Köyünde 1549 (1.549.000 m²) dönümlük yerin mera olarak hükmen kesinleştiği, yani köyde kayıtlı hayvan sayısı ile mevcut bulunan meranın dönümü arasında mukayese yapıldığında tüm hayvanlara yetecek kadar mera arazisinin bulunduğu, 1 22... parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen eski 79, 87... sayılı taşınmazlardan oluşmadığı, kaldı ki taşınmazın dava dışı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu ve mera vasfının bulunmadığı, dolayısı ile dava konusu olamayacağı, diğer yandan asli müdâhil davacısının bu taşınmazla ilgili bir talebinin bulunmadığı, 1 12... parsel sayılı taşınmazın ifraz ile 1 12... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazlara dönüştüğü, 1 12... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına "... 1 Petrol Arama Kuyusunun Lokasyon Sahası" niteliği ile tescil gördüğü, dolayısı ile bu taşınmaz yönünden artık mera kaydının bulunmadığı anlaşıldığından davacı ... tarafından davalılara karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine, asli müdâhil Hazine tarafından davalı ... Belediyesine karşı açılan davada; Diyarbakır ili, Bismil ilçesi, ...Köyü, 1 22... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 1 26... parsel ve 1 12... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulü taşınmazların mera kaydının iptali ile Hazine adına eski cinsi olan ham toprak niteliği ile tapuya tesciline, 2004/40 sayılı mera kararının iptaline karar verilmiştirIV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hazine vekili ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 1 12... parsel ile 1 26... parsel sayılı taşınmazların evveliyatının 87 parsel sayılı taşınmaza dayandığı, 87 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olmadığı, ihdasen Hazine adına tescil edilmiş olduğu, bu durumun dosya içerisinde bulunan ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen ... Mahkemesinin kararları ile sabit olduğu, 1 12... parsel ile 1 26... parsel sayılı taşınmazların kadim mera olmadığı, taşınmazların fiilen uzun yıllardır mera olarak kullanılmadığı, üzerlerinde tarım yapıldığı ve yapılar inşa edildiği, dosyadaki bilgi, belge, beyan ve bilirkişi raporlarından sabit olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından asli müdâhil Hazinenin talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ve davalı ... dosyada yasal hasım konumunda olduğundan asli müdâhil lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun olduğundan davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4342 sayılı Mera Kanununun 9. maddesine 4916 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen 7. fıkra ile belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerinin mera, yaylak ve kışlak olarak tespit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınır hükmüne aykırı olarak izin alınmadığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan ırka göre hayvan sayısı raporunda 2020 yılı Aralık ayı (... Sistemi) verilerine göre... (...) Köyünde bulunan hayvan sayısının 111 adet büyükbaş ve 405 küçükbaş olmak üzere toplamda 132 büyükbaş hayvan birimine denk geldiği ve 990 ton kaba yeme ihtiyaç duyulduğu ve bu kaba yem karşılama oranının yaklaşık olarak 35.000 dekar mera alanına denk geldiği ancak... (...) bulunan toplam mera alanının 1.870 dekar olduğu ve mera alanının... (...)'de bulunan toplam hayvan sayısına göre yetersiz olduğunun belirtildiğini, Kadastro Mahkemesinin 1977/582 Esas ve 1977/583 Esas sayılı dosyalarında da ...Köyü Tüzel Kişiliğinin müdâhale dilekçesi vererek bu taşınmazların mera olduğunun tespitinin istendiği göz önünde bulundurulduğunda bahse konu taşınmazların o tarihte de mera vasfında olduğu ve bu şekilde kullanıldığının anlaşıldığını, iptaline karar verilen 08.03.2024 tarihli ve 40 sayılı Mera Komisyon Kararı incelendiği vakit anılan kararın Valilik imzasıyla olduğu ve mera alanı etüt raporunda Hazineyi temsilen Bismil Malmüdürlüğü ... şefliği ... ...’ın imzasının bulunduğu, bu nedenle raporun 6098 sayılı Borçlar Kanununun 2 85... maddeleri arasında düzenlenen bir bağışlama sözleşmesi niteliğinde olduğunu, yerel Mahkeme tarafından gerekli araştırma yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; mera komisyonunun davalı Köy Tüzel Kişiliğine yaptığı tahsis işleminin iptali istemine ilişkindir.4342 sayılı Kanunun 3. maddesinde yapılan tanımlamaya göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir.Eldeki davada tahsis iş ve işlemleri 4342 sayılı Kanun uygulanmak suretiyle yapıldığından öncelikle, Mera Kanununun amacı, arkasından “tahsis” sözcüğünden neyin anlaşılması gerektiği ve Mera Kanununa göre köy veya belediyelere mera tahsisi yapılırken üzerinde durulması gereken kuralların neler olduğu hususları irdelenmelidir.4342 sayılı Kanunun 1. maddesinde kanunun amacı “… daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır. 4342 sayılı Kanunun 6. maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir.Aynı Kanunun 3. maddesinde yapılan tanımlamalara göre, tahdit; çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesini ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesini, tespit; bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmî evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesini, ifade eder.Tahsis, 4342 sayılı Kanunun 3. maddesinde; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması olarak tarif edilmiştir. Kuşkusuz bir tahsis işleminin yapılabilmesi o konuda yasal düzenleme olmasına bağlıdır. Tarihi sürece bakıldığında, Osmanlı hukukunda tahsisin kesin nitelikli olan padişah buyruk ve iradesini gösteren belgelerle (fermanlarla) yapıldığı görülmektedir. Cumhuriyet döneminde ise tahsise olanak sağlayan çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Bu husustaki ilk düzenleme 474 sayılı Kanunla yapılmış, kanun kapsamına giren bölgelerde tahsis belgesi vermeye illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık yetkili kılınmıştır. Mülga 2502 sayılı Muhacir ve Sığıntıların Yerleştirilmesi Hakkında Kanuna göre tahsise mahalli hükümet yetkilidir. 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununda tahsise yetkili makam toprak tevzi komisyonları olarak kabul edilmiştir. Mülga 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki kanunlarda da benzeri hükümler bulunmaktadır. 4342 sayılı Mera Kanunu ise tahsise yetkili merciyi yine bu kanuna göre kurulan ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı adına yasanın öngördüğü iş ve işlemleri yürüten mera komisyonu olarak benimsemiş bulunmaktadır.Her ne kadar Mera Kanununun 4/2. maddesindeki “Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur” hükmü karşısında Mera Komisyonlarının henüz çalışmaya başlamadığı yerlerde kadim yararlanma iddiasının dinlenmesi mümkün ise de komisyonun çalışmalara başladığı alanlarda yasadan kaynaklanan idari bir tasarrufla yapılan tahsise karşı bu tür bir iddiaya dayanılamaz.Özetlenerek belirtmek gerekirse; daha önceleri fermanlarla ya da kanuni düzenlemeye uygun yetkili makamlar tarafından tahsis edilen veya geleneksel olarak mera, yaylak ve kışlak olarak kullanıldığı tespit edilen yerlerin Mera Kanununun getirdiği hükümlere uygun olarak tespiti ile ölçümlemesi yapıldıktan sonra yeniden bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisine Mera Komisyonları yetkilidir. Çünkü sonraki dönemlerde mera, yaylak ve kışlaklardan yararlanma iddiaları ancak Mera Kanununun 21/1 maddesi gereği özel sicildeki kayda göre ispatlanabilir. O yüzden hak sahibi olabilmek için öncelikle lehe tahsis kararı bulunmalıdır.Kuşkusuz, Mera Komisyonları Kanunun 5.maddesine göre mera, yaylak ve kışlak kapsamına alınan bir yerin bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisini gerçekleştirirken yasanın öngördüğü kıstasları aramak ve tahsisi bu ölçülere uygun yapmak zorundadır. Bu konudaki Mera Kanununun 11. maddesi hükmü “Komisyon; bölgenin ekonomik durumunu, iklim özelliklerini, toprak işleme esaslarını, arazi kullanma şekillerini ve kullanma kabiliyet sınıflarını dikkate alarak mevcut mera, yaylak ve kışlaklar ile bu amaçla kullanılabilecek diğer alanları, sulama ve geçit yerlerini tespit eder ve haritaları üzerinde belirler. Köy veya belediyenin münferiden veya müştereken yararlanacağı mera, yaylak ve kışlak ihtiyacının belirlenmesinde, bu alanların karakter ve otlatma kapasitesi, bitkisel ve hayvansal gelişme ve otlatılacak hayvan miktarı dikkate alınır. Hesaplamada, bir büyükbaş hayvan birimi için verilmesi gerekli olan mera, yaylak ve kışlak alanı üzerinden o yerlerdeki çiftçi ailelerinin otlatma hakkı bulunur” 12. madde hükmü ise; “Komisyon, 11 inci maddeye göre belirlenen ihtiyacı karşılayacak miktarda mera, yaylak ve kışlaklar ile bunlarla ilgili sulama ve geçit yeri olarak tespit edilen alanları halkın ortak olarak yararlanmaları amacıyla, o köy veya belediye tüzel kişiliğine tahsis eder ve tahsis kararı valiliğin onayına sunulur. Bu kararda tahsis edilen yerin niteliği, miktarı, sınırları, hayvan sulama ve geçit yerleri, tahsis amacı, otlatma kapasitesi, aile işletmelerinin büyükbaş hayvan birimi üzerinden otlatma hakkı ve otlatabilecekleri hayvan sayısı da belirtilir…” şeklindedir. Görülüyor ki Mera Kanunu, komisyonca tahsis işlemi gerçekleştirilirken kadim yararlanma biçimini veya mera, yaylak ve kışlakların hangi köy veya belediyenin idari sınırları içinde ise o köy veya belediyeye tahsis edilmesi gerektiğini bir ölçü olarak kabul etmemiştir. Mera Kanununun tahsis için kabul ettiği kıstas o köy veya belediyenin mera, yaylak ve kışlaklara olan ihtiyacıdır. İhtiyaç unsurunun belirlemesi yapılırken gözetilmesi gereken ölçütlerin neler olduğu de özellikle yasanın 11. maddesinde sıralanmıştır. Öte yandan ihtiyaç tespiti yapılırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenen normların dikkate alınması da zorunludur.Bütün bu açıklamalardan sonra Mahkemece, taraflardan bildirecekleri delilleri istenip toplanmalı, bu arada çekişme konusu meraya ait mera komisyonunda mevcut işlem dosyası aslı veya onaylı örneği komisyondan eksiksiz getirtilmeli, konunun uzmanı olan ziraat mühendisleri ve hukukçu bilirkişiden oluşturulacak kurula komisyondan getirtilen mera, yaylak, kışlak, otlak, çayır tutanakları, tahsis için ihtiyaç tespit tutanağı, komisyon tahsis kararı raporu, çiftçi ve aile bildirim cetvelleri, geçim kaynağı tutanağı, hayvan varlığı cetveli, arazinin krokisi ve 1/5000 ölçekli haritası incelettirilmeli ve bu şekilde keşfe hazır olmaları sağlandıktan sonra yerinde keşif suretiyle inceleme yaptırılmalı, mera komisyonunun ihtiyaç tespitinde ve tahsiste Mera Kanununun 11. maddesindeki kıstaslara göre hata yapıp yapmadığı, hata varsa bunun nedenleri ve hangi kıstaslardan kaynaklandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak bilirkişilerce saptanmalı, hata yapıldığı ve çekişme konusu meraya kısmen ya da tamamen davalının ihtiyacı olmadığı belirlenirse aynı yöntemle bu kez çekişmeli meraya davacının ihtiyacı olup olmadığı tespit ettirilmeli, bu yön yasadaki yönteme uygun şekilde kanıtlanırsa yararlanma hakkı tamamen veya kısmen ya da müştereken davacı köye bırakılmalı, aksi halde dava reddedilmelidir.Mera Kanununun öngördüğü yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.