Kadastro mahkemesince 66 ve 68 parsel taşınmazların tapulama ve tescil sürecine ilişkin verilen bozma sonrası kararın, davacıların hukuki yarar yokluğu ve usulü kazanılmış hak ışığında temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro davasında, ilk derece mahkemesinin bozma kararına uyarak verdiği ikinci hükme karşı yapılan temyiz incelemesinde yüksek mahkeme, davacıların 66 parselle ilgili önceki reddi temyiz etmeyerek davalılar ve Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaları ve yeni hükmün aleyhlerine bir durum yaratmaması nedeniyle temyiz dilekçelerini hukuki yarar yokluğundan reddederken; diğer davalılar, asli müdahiller ve Hazine vekillerinin şartları taşıyan temyiz dilekçeleri ile duruşma taleplerini kabul ederek dosyanın esastan incelemesi ve karara bağlanması için duruşma günü belirlemiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/5920 E.  ,  2026/4712 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: 2013/142 E., 2025/138 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli, asli müdahil Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili ve davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İlk Derece Mahkemesince 66 parselle ilgili verilen redde ilişkin bir önceki hükmü davacıların temyiz etmediği, bu doğrultuda davalılar ve asli müdahil Hazine lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmış olup, temyize konu hükümde de davacılar aleyhine yeni bir durum yaratılmadığından, temyiz etmede hukuki yararı bulunmayan davacıların temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin ve duruşma isteminin kabulüne karar verildikten sonra 16.06.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde, temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., davacılar ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., asli müdahil Hazine vekili Avukat ..., davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., davalı ... ve arkadaşları vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteklerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilip; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.06.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1955 tarihinde yapılan tapulama sırasında; 66 parsel sayılı taşınmaz, 16.640 m² olarak 1306 tarihli ve 84 sıra numaralı tapu kaydına, 68 parsel ise 22.380 m² olarak 1306 tarihli ve 85 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla vasfıyla paylı olarak ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar dava dilekçesinde; tapu kaydı ve vergi kayıtlarına dayanarak tespitin iptali ile taşınmazların kendi adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Asli müdahil Hazine dilekçesiyle; 26... parsele aynı tapunun uygulandığını, 26 parselin kesinleştiğini, 66 parselin tamamının zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu, 68 parselin ise tapu miktar fazlasının aynı şekilde zilyetlikle edinilemeyeceğini belirterek davaya katılmıştır.
4. Asli müdahil gerçek kişiler dilekçeleriyle; tapu maliklerinden tapuda pay satın aldıklarını ileri sürerek, davaya katılmışlardır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davaların reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.1994 tarihli ve 1991/14 Esas, 1994/14 Karar sayılı kararı ile davacıların davasının reddine, Hazinenin davasının kısmen kabulüne, 66 parselin tespitinin iptali ile 6.433 m²lik kısmının davalılar adına, 10.007 m²lik kısmının ise Hazine adına tesciline, 68 parselin tespitinin iptali ile tamamının Hazine adına tesciline, asli müdahil ...'ın talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar, davalılar ve asli müdahil Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.03.1997 tarihli ve 1997/697 Esas, 1997/1433 Karar sayılı ilâmıyla; "Taraf tapularının yöntemince uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, davacıların dayandığı tapu kaydının dava dışı 2168, davalıların dayandığı tapu kaydının ise dava dışı 26 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğünün göz önüne alınması, davacıların dayandığı 1936 tahrir tarihi 2 87... tahrir numaralı vergi kayıtlarının uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede toprak komisyonu çalışması yapılması nedeniyle taşınmazların toprak komisyonu çalışmaları sırasındaki durumunun araştırılması, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresinin saptanması gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2010 tarihli ve 1998/1 Esas, 2010/2 Karar sayılı kararı ile davacıların 66 parsele yönelik davalarının reddi ile parselin tespit gibi tesciline, davacıların 68 parsele yönelik davalarının kabulü ile davalılar lehine yapılan tespitin iptaline, birer pay hesabı ile davacılar ..., ... ve ... lehine tapuya tesciline, Hazinenin her iki parsele yönelik davasının reddine, müdahil ... yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, müdahil Hazine vekili, davalı ..., ..., ... ve ... mirasçıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.12.2012 tarihli ve 2012/5104 Esas, 2012/10210 Karar sayılı ilâmıyla "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Mahkemece, dava konusu 66 parsel sayılı taşınmazın davalının dayanağı olan tapu kaydının kapsamında ve zilyetliğinde olduğu, dava konusu 68 parsel sayılı taşınmazın ise, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında ve davacı tarafın zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle hüküm kurulduğu, ancak, davacının dayanağı tapu kaydı miktarından fazla olarak dava dışı 2168 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı, davacı tapu kaydının 66 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı hususunun kanıtlanamadığı, davacı dayanağı tapu kaydının sınırları itibarıyla her yerde bulunabilen sınırlardan olduğu gözetilmeyerek davacı dayanağı tapu kaydına değer verilmesi isabetsiz olduğu gibi davalının dayanağı olan değişebilir sınırlı tapu kaydının, miktarından fazla olarak dava dışı 26 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı ve tesbitin kesinleştiği gözetilmeyerek, bu tapu kaydının dava konusu 66 parsel sayılı taşınmazı kapsadığının kabulünde de isabet bulunmadığı, ne var ki, davacının 2 87... tahrir numaralı vergi kayıtlarına da dayandığı halde bu kayıtların yöntemince uygulanarak kapsamlarının belirlenmediği, taşınmazların niteliği ile ilgili olarak alınan orman ve zirai bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ve taşınmazların toprak analizlerini ve bitki örtülerini içerir tarzda bilimsel verilere dayalı 3 kişilik uzman orman ve ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmadığı, davacı ve davalı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığını araştırılmadığı, anılan bu eksikliklerin giderilip ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yargıtay bozma ilamında iki tarafın da dayandığı tapuların dava konusu yerlere uymadığının belirlendiği, taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğu, davacıların dayandığı 293 tahrir numaralı vergi kaydının 68 parseli kapsadığı, 66 parseli kapsamadığı, 287 tahrir numaralı vergi kaydının ise her iki taşınmaza da uymadığı, taşınmazların 1942 tarihli hava fotoğrafında tarım arazisi olarak kullanıldığı, 68 parselin davacıların murisinin kullanımında olduğu, davalıların yanında asli müdahil olarak katılan ve tescil talebi olan Hasan Yıldırımın davasının tespit sonrası nedenlere dayandığı" gerekçesiyle ... mirasçılarının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Hazinenin davasının reddine, asli müdahillerin davasının reddine, 66 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, 68 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2024/287 Esas ve 2024/299 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki ... mirasçıları adına tapuya tesciline, asli müdahil ...'ın talebi açısından Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, 68 parsel yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, 68 parselin de tespit maliklerine ait olduğunu, bu parsel yönünden de davanın reddine karar verilmesi gereğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığını, gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığına, gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ve 68 parselin zilyetliğinin kimde olduğuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekillerinin temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçelerinin REDDİNE,
Davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usûl ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara ayrı ayrı iadesine,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalılar ... ve arkadaşları ile asli müdahiller ... ve arkadaşları, davalılar ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.