Yargıtay 2. Ceza Dairesi, zorunlu müdafinin kısa karar oturumunda bulunmamasıyla sanığın savunma hakkı kısıtlanan hırsızlık hükmünü bozdu.
Özet: Bu karar, sanıklar hakkındaki iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve şikayetçi ...ye yönelik hırsızlık suçlarından verilen hükümlere ilişkin temyiz başvurularının, yasal düzenlemeler gereği temyiz incelemesine tabi olmadıkları için reddine; ancak katılan ...e yönelik hırsızlık suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesinde, sanıklardan birine atanan zorunlu müdafiinin kısa kararın açıklandığı oturumda hazır bulundurulmamasıyla savunma hakkının kısıtlandığı tespit edildiğinden, ilgili hükümlerin diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/1709 E.  ,  2026/7932 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: 2023/1377 E., 2023/2740 K.
SUÇLAR
: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, bozma
I. Sanıklar Hakkında İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli ve Şikâyetçi ...'ye Yönelik Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelenmesi Neticesinde
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanıklar Hakkında Katılan ...'e Yönelik Hırsızlık Suçundan Verilen Hükümlerin Temyiz İncelenmesi Neticesinde
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyizinin, sanığın atılı suçu işlediğine yönelik bir kanıt bulunmaması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyizinin ise, sanığın hırsızlığa konu eşya üzerinde herhangi bir zilyetliğinin olmadığına, suça konu eşya hakkında bir menfaat elde etmediğine, suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin bulunmadığı sebebiyle kararın bozulması gerektiğine suçla alakasının olmadığına ve eksik inceleme ile hüküm verildiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanık ...'e atanan zorunlu müdafii hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 16.02.2023 tarihli oturumda hazır bulundurulmadan hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1. maddesine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.