Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, benzerlik ve karıştırılma ihtimali iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü, sicilden terkin ve YIDK kararının iptali davası.
Özet: Davacı taraf, davalı şirketin tescil başvurusu yaptığı "... ibareli markanın", kendi tescilli "... markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, özellikle "... ibaresinin her iki markanın da temel unsuru olması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde ciddi bir karıştırılma ihtimali yarattığını, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağını ve bu durumun kendi itibarına zarar vereceğini ileri sürerek, söz konusu markanın tesciline ilişkin YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve sicilden terkinini talep etmiştir. Davalılar ise markaların genel izlenim itibarıyla görsel, kavramsal ve fonetik olarak farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının "..." ibaresinin ayırt edici gücünün zayıf olduğunu ve iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/335 Esas - 2026/98

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No
: 2024/335
Karar No
: 2026/98
...
Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi
: 30/07/2024
Karar Tarihi
: 04/03/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih
: 04/03/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı firmanın ....lu markasının tesciline karşı davacının “...”lu markasına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazların diğer davalı ...... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira “...” ibaresinin markaların esas unsuru olduğunu, “.....” gibi ibarelerin yardımcı ve ayırt edici niteliği zayıf unsurlar olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğini, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamına giren 09. ve 42. Sınıfa giren emtialar ile davacının markasının tescilli olduğu ve kullanıldığı emtiaların aynı/benzer emtialar olduğunu, dolayısıyla bu emtialar özelinde karşılaştırılan markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu; Yargıtay içtihatlarına dayanarak, ortalama tüketicinin “...” markasını davacının seri markalarından biri olarak algılayacağını, bunun da davacının itibarına zarar vereceğini ifade ederek, .... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan farklı olduğunu, davalının markasında kullanılan “X” harfinin markaya özgünlük kazandırdığını, “...” ibaresinin çok sayıda firma tarafından kullanıldığını ve markasal hüviyette ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, davacının “...” ibaresinin kendi faaliyet alanı olan robot ve otomasyon sistemlerine doğrudan atıf yaptığını, buna karşılık “...” ibaresinin herhangi bir anlam taşımadığını, kısa ibarelerde küçük farklılıkların dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, ayrıca iki markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin yalnızca sınıf numaraları açısından benzer olduğunu, içerik bakımından farklı olduğunu, dolayısıyla SMK m. 6/1 anlamında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, markaların hedef kitlesinin teknik bilgiye sahip uzman alıcılardan oluştuğunu ve bu tüketici grubunun markaları karıştırmasının mümkün olmadığını, bunlara ilaveten SMK m. 6/5 hükmünün somut olayda uygulanamayacağını, zira “... Teknoloji” markasının tanınmış olduğu iddiasını destekleyen hiçbir somut delil sunulmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu.... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 21/09/2022 tarihinde 09, 35, 41 ve 42.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, anılan ilana karşı davacı yanın .... sayılı "... teknoloji" ibareli markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacının itirazının .... sayılı kararı ile SMK m. 6/1 hükmü kapsamında, 09 ve 42. sınıflardaki mallar ve hizmetler bakımından (kısmen) kabul edilerek başvurunun bu sınıflar yönünden kısmen reddine karar verildiği, diğer itiraz gerekçelerinin ise yerinde görülmeyerek reddedildiği, bu karara karşı davalı firmanın itirazda bulunduğu, ..... sayılı kararı ile itirazın kabulüne, kısmi ret kararının kaldırılmasına nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen 06/11/2025 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraf markaları, şekil unsurundan yoksun birer kelime markasıdır; davacının markasında “...” ibaresi, “O” harfi farklı ve açık bir renkte olacak şekilde, işarette geniş yer kaplayan biçimde kalın harflerle yazılmış ve bu ibarenin altına da, düz yazım karakterindeki siyah renkli ince ve aralıklı büyük harflerle, küçük puntolarda olacak şekilde “teknoloji” kelimesi eklenmiştir. Bu yazım özellikleri itibariyle, işarette yer alan kelimelerden, işarette geniş yer kaplayan “...” ibaresinin görsel açıdan ön planda olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca; işarette geçen “teknoloji” kelimesinin, davacının markasının tescilli olduğu emtialarla ilintili olan, yerleşik bir anlamı haiz cins bir isim olduğu, dolayısıyla bu emtialar yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığı gözetildiğinde, davacının markasında, görsel açıdan da ön plana çıkartılmış olan, aynı zamanda yerleşik bir anlamı da haiz olmayan “...” ibaresinin esas unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Davalının markası ise, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, birleşik olarak yazılmış “...” kelimesinden ibaret bir kelime markasıdır; dolayısıyla esas/tek unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Kelime markası hüviyetindeki taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış “...” ve “...” ibarelerinin üç harfinin, dizinleri de dahil olacak şekilde aynı olmasının, diğer bir ifadeyle; “...” kelimesi içerisinde “...” kelimesinin aynen geçiyor olmasının, taraf markalarını görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı değerlendirilmiştir. Bu ibareler arasındaki tek fark, davalının markasında “...” kelimesinin başına getirilmiş olan “X” harfidir ve bu harf, kelimenin “eks-...” şeklinde hecelenmesine de engel olmamaktadır, davacının markası da “...” şeklinde hecelenmektedir. Her ne kadar ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte ise de; aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda da Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş bir içtihadı vardır. Taraf markalarının esas unsurları arasındaki bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelimelerinin Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik birer anlamının bulunmaması durumunun ve bu ibareler arasında sadece bir harf farklılığı olması nedeniyle okunuşlarının/kulakta bıraktıkları “tını”ların markaların tüketici zihninde yarattığı ilk algıyı da yakınlaştırdığı değerlendirilmiş olup, somut olayda, değerlendirilen taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalının markasının kapsamına alınan ve dava konusu edilen .... kararı ile iade edilen 09 ve 42. Sınıflara giren emtialar, her ne kadar farklı sıralanmış ise de, davacının markasının kapsamındaki 09 ila 42. Sınıflara giren emtialar ile aynı/benzer emtiaların, farklı kelimelerle ifade edilmiş veya ayrıntılandırılmış hallerdir. Dolayısıyla; bu emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Aynı şekilde; davalının markasının kapsamına giren ve hükümsüzlük talepli davaya konu olan, 41. Sınıftaki hizmetlerden; “ses, video, hareketsiz ve hareketli görüntü ve verilerin yapımı ve sunumu; film dağıtımı; yayıncılık hizmetleri (elektronik yayıncılık hizmetleri dahil); indirilemeyen elektronik yayınlar; iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden erişim için eğlence ve eğitim bilgisi sağlama; bir bilgisayar veri tabanından eğitim, eğlence, kültürel veya rekreasyon amaçlı bilgilerin sağlanması; simülatörler aracılığıyla sağlanan eğitim hizmetleri; elektronik masaüstü yayıncılık hizmetleri, elektronik kitap ve dergilerin çevrimiçi yayınlanması, isteğe bağlı video iletim hizmetleri aracılığıyla indirilemeyen filmler sağlama hizmetleri”nin, davacının markasının tescilli olduğu, 09. ve 42. sınıflara giren; “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık” ile benzer/türdeş olduğu değerlendirilmiştir. Zira bu emtialar benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici/alıcı profilleri aynıdır, dağıtım kanalları ve satış yerleri de aynı veya benzerdir, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri vardır ve bu emtialar üzerinde benzer markaları gören tüketiciler markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurabilirler.
Ancak; hükümsüzlük talepli dava özelinde, davalının markasının kapsamına giren, 35.sınıftaki hizmetler ile 41. Sınıfa giren diğer hizmetler yönünden aynı değerlendirmeler yapılamamaktadır.
Netice de, somut olayda; .... kararının iptali talepli dava özelinde, 09 ila 42. Sınıflara giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu; Hükümsüzlük talepli dava özelinde ise, 09 ve 42. Sınıflara giren emtiaların tamamına ilaveten, 41. Sınıfa giren; “ses, video, hareketsiz ve hareketli görüntü ve verilerin yapımı ve sunumu; film dağıtımı; yayıncılık hizmetleri (elektronik yayıncılık hizmetleri dahil); indirilemeyen elektronik yayınlar; iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden erişim için eğlence ve eğitim bilgisi sağlama; bir bilgisayar veri tabanından eğitim, eğlence, kültürel veya rekreasyon amaçlı bilgilerin sağlanması; simülatörler aracılığıyla sağlanan eğitim hizmetleri; elektronik masaüstü yayıncılık hizmetleri, elektronik kitap ve dergilerin çevrimiçi yayınlanması, isteğe bağlı video iletim hizmetleri aracılığıyla indirilemeyen filmler sağlama hizmetleri” yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/ hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.
Davalının markasının kapsamına giren mal ve hizmetlerin, tüketicilerin gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan emtialar olmadığı, bir kısmının da tüketiciler tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri/ iştigal alanları ile alakalı olarak satın alındığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu mal ve hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Bu alıcılar/tüketiciler, söz konusu mal veya hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün/hizmet alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermektedir.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu, bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, taraf markalarının kapsamına giren emtiaların bir kısmının aynı/benzer/türdeş emtialar olduğu da anlaşıldığından, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği alıcı/tüketici kesiminin dikkat/özen seviyesi düşük değil ise de, taraf markaları arasındaki yakın benzerlik düzeyi gözetildiğinde, dava konusu edilen bu mal ve hizmetlerde “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde ortanın üzerinde, yüksek seviyede dikkate sahip olacak tüketicilerin bile söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle de, somut olayda; .... kararının iptali talepli dava özelinde, 09 ila 42. Sınıflara giren tüm emtialar yönünden, Hükümsüzlük talepli dava özelinde ise, 09 ve 42. Sınıflara giren emtiaların tamamına ilaveten, 41. Sınıfa giren; “ses, video, hareketsiz ve hareketli görüntü ve verilerin yapımı ve sunumu; film dağıtımı; yayıncılık hizmetleri (elektronik yayıncılık hizmetleri dahil); indirilemeyen elektronik yayınlar; iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden erişim için eğlence ve eğitim bilgisi sağlama; bir bilgisayar veri tabanından eğitim, eğlence, kültürel veya rekreasyon amaçlı bilgilerin sağlanması; simülatörler aracılığıyla sağlanan eğitim hizmetleri; elektronik masaüstü yayıncılık hizmetleri, elektronik kitap ve dergilerin çevrimiçi yayınlanması, isteğe bağlı video iletim hizmetleri aracılığıyla indirilemeyen filmler sağlama hizmetleri” mal/hizlmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, 06/11/2025 tarihli bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, YİDK kararının iptali talepli dava özelinde; 09 ila 42. Sınıflara giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Hükümsüzlük talepli dava özelinde; davalının markasının kapsamına giren; 09 ve 42. Sınıflara giren emtiaların tamamına ilaveten, 41. Sınıfa giren; “ses, video, hareketsiz ve hareketli görüntü ve verilerin yapımı ve sunumu; film dağıtımı; yayıncılık hizmetleri (elektronik yayıncılık hizmetleri dahil); indirilemeyen elektronik yayınlar; iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden erişim için eğlence ve eğitim bilgisi sağlama; bir bilgisayar veri tabanından eğitim, eğlence, kültürel veya rekreasyon amaçlı bilgilerin sağlanması; simülatörler aracılığıyla sağlanan eğitim hizmetleri; elektronik masaüstü yayıncılık hizmetleri, elektronik kitap ve dergilerin çevrimiçi yayınlanması, isteğe bağlı video iletim hizmetleri aracılığıyla indirilemeyen filmler sağlama hizmetleri” yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği, dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/ algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, .... kararının iptali talepli dava özelinde; taraf markaları arasında, uyuşmazlığa konu emtiaların tamamı yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, Hükümsüzlük iptali talepli dava özelinde; taraf markaları arasında, yukarıda sayılan emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının kısmen oluştuğu, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın Kısmen Kabulüne,
....sayılı kararının 9 ve 42. Sınıfın tamamı bakımından iptaline,
Davaya konu markanın 9 ve 42. sınıfın tamamı ile 41. Sınıfa giren; “ses, video, hareketsiz ve hareketli görüntü ve verilerin yapımı ve sunumu; film dağıtımı; yayıncılık hizmetleri (elektronik yayıncılık hizmetleri dahil); indirilemeyen elektronik yayınlar; iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden erişim için eğlence ve eğitim bilgisi sağlama, ; bir bilgisayar veri tabanından eğitim, eğlence, kültürel veya rekreasyon amaçlı bilgilerin sağlanması; simülatörler aracılığıyla sağlanan eğitim hizmetleri; elektronik masaüstü yayıncılık hizmetleri, elektronik kitap ve dergilerin çevrimiçi yayınlanması, isteğe bağlı video iletim hizmetleri aracılığıyla indirilemeyen filmler sağlama hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması, davalı şirket ve davalı kurum kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 38.477,70.-TL
yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04/03/2026
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf
: 488,40.-TL
Bilirkişi Ücreti
: 26.000,00.-TL
P.P
: 12.029,30.-TL
TOPLAM
: 38.477,70.-TL
HMK 305/A MD.'Sİ GEREĞİ DÜZELTME
Mahkememizin 04.03.2026 günlü duruşmasında tesis edilen kısa kararında “.... sayılı kararının 9 ve 42. sınıfın tamamı bakımından iptaline,” şeklinde tefhim edilmesi gerekirken, tapaj hatasıyla “.... sayılı kararının 9 ve 42 sınıfın tamamı bakımından iptaline,” olarak yazılmıştır. Maddi hata tutanağın imzalanmasından sonra fark edilmiş ve “..... sayılı kararının 9 ve 42. Sınıfın tamamı bakımından iptaline,” şeklinde HMK 305/a maddesi gereğince düzeltilmiştir.04/03/2026
Kâtip Hâkim 41072
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır