Uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen hapis ve adli para cezasına ilişkin istinaf başvurusunun reddi kararının temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin delil yetersizliği ve usul ihlali iddialarının reddedilerek hükmün onandığına dair yargı kararı.
Özet: Sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan aldığı mahkumiyet kararının istinaf ve temyiz incelemelerinde, ilk derece mahkemesinin hukuka uygun işlemleri ve toplanan delillerle sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, ihbarcı beyanı, kamera kayıtları, olay yeri raporu ve sanığın kendi kabulleriyle uyuşturucu maddeler üzerindeki hakimiyetinin anlaşıldığı, savunmanın aksine aramanın araç sahibinin rızasıyla yapıldığı ve ileri sürülen diğer itirazların sonuca etkili olmadığı gerekçeleriyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/3742 E.  ,  2026/7779 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: 2024/3230 E., 2024/3253 K.
SUÇ
: Uyuşturucu madde ticareti
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
... 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/156 Esas, 2024/340 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 52/2, 52/4, 53... . maddeleri uyarınca 21 yıl hapis ve 180.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 20.11.2024 tarihli ve 2024/3230 Esas, 2024/3253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
Suçun unsurlarının oluşmadığına, atılı suç yönünden yeterli delil bulunmadığına, sanığın atılı suçu işlediği değerlendirilse dahi uyuşturucu maddeyi çalıştığı dükkandaki bir araca çuvalı koyma imkanı varken başka bir dükkanda bulunan başkasının aracına koymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, zira uyuşturucu madde ticareti yapan birinin uyuşturucu maddeyi kendi kontrolü dışında bir yerde zulalamasının beklenemeyeceğine, her ne kadar 07.03.2024 tarihli tutanakta Mitsubishi marka araca çuvalı koyan şahıslara rastlanılmadığı belirtilmiş ise de, tutanakta hangi tarih ve saate ilişkin görüntülerin incelendiğinin açıkça belirtilmediğine, sanığın savunmasında geçen ve incelenmesini talep ettiği tarihin 25.01.2024 olmasına karşın kolluk tarafından 24.01.2024 tarihine ilişkin kamera kayıtlarının incelendiğine, olay anında sanığın yanında bulunan arkadaşının tanık sıfatıyla dinlenmediğine ve yapılan aramada arama kararının bulunmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, suç tarihinde ihbarcı tanığa ait araç içerisinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sanık tarafından saklanmak suretiyle bulundurulduğu iddiasına ilişkin olarak;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla; dosya kapsamına göre, ihbarcı tanığın uzun süredir iş yerinin arkasında park halinde bulunan aracının muayene amacıyla bulunduğu yerden alınmasının ardından sanığın telaşla tanığın yanına gelerek aracın nerede olduğunu sorması, tanığın kendisini terslemesi üzerine kısa süre sonra tekrar gelerek özel olarak görüşmek istediğini belirtmesi, sanığın bu davranışlarının tanık tarafından olağan dışı görülerek kolluğa bildirilmesi ve kamera görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu ve görüntü inceleme tutanaklarından sanığın araçla ilgili akıbeti öğrenmeye yönelik tedirgin davranışlarının doğrulanması karşısında, sanığın suç konusu uyuşturucu maddelerle bağlantısının bulunduğunun anlaşıldığı, öte yandan sanığın savunmalarında, olay tarihinden bir gün önce başka şahıslar tarafından araç içerisine bırakılan çuvalı açarak içindeki maddeleri gördüğünü ve aracın yerinde olmadığını fark etmesi üzerine araç sahibine haber vermek amacıyla işyerine gittiğini beyan ederek, ele geçirilen maddeler ve söz konusu araçla ilgisini bizzat kabul ettiği, sanığın savunmasında sözünü ettiği kişilere ve olaylara ilişkin olarak kolluk görevlilerince yapılan görüntü incelemesinde savunmayı doğrulayan herhangi bir tespitin olmadığı ve düzenlenen 07.03.2024 tarihli görüntü inceleme tutanağında sanığın belirttiği şekilde araca çuval yerleştiren kişi veya kişilerin de saptanamadığı, bu suretle sanığın suça konu maddeler üzerindeki hâkimiyetinin dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu, ayrıca arama işleminin araç sahibi olan ihbarcının rızası dahilinde gerçekleştirildiğinin anlaşılması nedeniyle hukuka aykırı delil elde edildiğine
yönelik savunmaya itibar edilemeyeceği ve dinlenmediği ileri sürülen kişinin beyanının mevcut delil durumu karşısında sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla; ihbarcı tanığın beyanı, olay tutanağı, kamera görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu, olay yeri inceleme raporu, suç tarihinden bir gün öncesine ilişkin kamera kayıtlarının tespiti ve incelenmesine ilişkin kolluk görevlilerine yazılan talimat uyarınca düzenlenen görüntü inceleme tutanağı, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve kanuna uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
04.06.2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/3. maddesi uyarınca ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağının düzenlendiği dikkate alındığında, hükümde ikinci defa mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme hükümlerinin uygulanamayacağına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu görülmüş ise de, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 20.11.2024 tarihli ve 2024/3230 Esas, 2024/3253 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303. maddesi gereği sanığın mahkumiyetine dair İlk Derece Mahkemesi hükmünün tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin dokuzuncu paragrafında yer alan "...5275 sayılı kanunun 108/3 maddesi gereğince İKİNCİ KEZ mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin UYGULANMAMASINA," ibarelerinin kaldırılması ve yerine "... ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibarelerinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2026 tarihinde karar verildi.