"..." ibareli marka tescil başvurusu reddi kararının iptali davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığına dair kararı temyiz edildi.
Özet: Bu hukuki evrak, "… peynir … çiftlikten sofralara doğal lezzet+şekil" ibaresinin marka olarak tescili başvurusunun, davalı şirketin "…" ibareli markalarını gerekçe gösteren itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesiyle başlayan bir süreci ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, markalar arasında karıştırılma tehlikesi olduğuna hükmederek davayı reddetmiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, başvurudaki "…" ibaresinin sağlıklı ve diyet ürünlerinde yaygın kullanımı nedeniyle tali unsur olarak algılanması ve markaların görsel farklılıkları nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığına karar vererek YİDK kararını iptal etmiş, davayı kabul etmiştir. Davalı tarafın bu Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmesiyle uyuşmazlık, tarafların markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali oluşturacak şekilde benzerlik olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
:2023/1181 Esas, 2025/1287 KararHÜKÜM
:Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulüneİLK DERECE MAHKEMESİ
:Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
:2022/145 E., 2023/46 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “... Peynir ... Çiftlikten Sofralara Doğal Lezzet+şekil” ibareli başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalarını dayanak göstererek yaptığı itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ibareli markalarının serisi mahiyetinde olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kararda isabetsizlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer aldığını, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markalar kapsamında bulunan “...” ve “...” ibarelerinin çatı marka niteliği taşımaları nedeni ile benzerlik incelemesinde değerlendirme dışı bırakılmaları gerektiği, dava konusu markada yer alan diğer ibarelerin tanımlayıcı unsurlar oldukları, redde mesnet markalarda yer alan “+, ..., ...” ibarelerinin ise, marka vasfı taşımayan, herkesin kullanımına açık tali unsur niteliği taşıdıkları, “...” ibaresinin dava konusu markada bağımsız varlığını korumaya devam ederek diğer unsurlar ile kaynaşmadığı, dava konusunu oluşturan 29. sınıfta yer alan emtialar bakımından ayırt edici niteliğinin bulunduğu, dolayısıyla markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescil edilmek istenildiği 29. sınıf malların, 2018/59250, 2018/93389, 2019/04662, 2019/04664 sayılı redde mesnet markalar kapsamında da yer alması nedeni ile emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince, şekil ve kelime unsurlarına haiz başvuru markasının karma nitelikte olduğu, redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda yer almasına rağmen gerek konumlandırma şekli itibariyle gerekse de bu ibarenin "sağlıklı ve diyet ürünleri" olarak tanımlanan gıda ürünleri yönünden yaygın olarak kullanılması dolayısıyla markasal algıdan daha çok ürünün niteliğine atıf yapan bir ibare olarak algılanacağı, bu hali ile sözü edilen ibarenin, dava konusu başvuruda tali unsur olarak yer aldığının kabulünün gerektiği, markaların görsel olarak da birbirinden oldukça farklılaştıkları, dava konusu başvuruda redde mesnet markaları çağrıştıracak başkaca bir unsura yer verilmediğinden markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerliğin söz konusu olmadığı, dava konusu başvurunun, redde mesnet markaların serisi olarak algılanmayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyecek olan davacının marka başvurusunun tescili talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, “... Peynir ... Çiftlikten Sofralara Doğal Lezzet+şekil” ibaresinin marka olarak tescili için yapılan başvurunun reddine yönelik nihai Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, "..." ibaresinin ortaklığı nedeni ile taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalini oluşturacak şekilde benzerlik bulunup bulunmadığı, bu kapsamda nihai Kurum kararının doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken markaların birbirlerine olan görsel, sesçil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalıdır. Bu anlamda, markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kimsenin tekeline verilemeyecek olan tanımlayıcı ibareler karşılaştırmada dikkate alınamaz. Tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden herkesin kulllanımına açık olan ve bu sebeple ayırt edicilik düzeyi zayıf ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması ve bu hususta kimseye tekel hakkı verilmemesi gerekir. Zira, marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı veya tanımlayıcıya yakın ibareleri esas unsur olarak içeren markalar baştan itibaren ayırt edicilik gücü zayıf marka konumunda olup, bu tür zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceği göz önüne alınmalıdır.Uyuşmazlığa uygulanması gereken SMK'nın 6/1 hükmünde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.Somut olayda, taraf markaları arasında 29. sınıfta yer alan emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, bu itibarla SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca işaretlerin benzer olup olmadığı kriterine ilişkin şartların sağlanıp sağlanmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiği, davalı ... Gıda San. ve Tic. A. Ş.'ye ait mesnet markaların “...+”, “... ...”, “... ...” ve “... ...” ibarelerinden oluşan herhangi bir renk ve şekil unsuru içermeyen kelime markaları oldukları, "..." ibaresinin gıda sektöründe diyet grubu ürünlerini akla getirmekle birlikte jenerik kullanılan bir ibare olmadığı, bu itibarla standart düzeyde ayırt ediciliğinin bulunduğu, belirtilen bu markalardan "... ..." markasında yer alan "..." ibaresinin davalı şirketin çatı markasını oluşturduğu, diğer dayanak markalarda bulunan "+, ..." ve ..." ibarelerinin ise marka vasfı taşımayan unsurlar oldukları, sonuç olarak mesnet markalarda, "..." ibaresinin esas ve baskın unsur niteliği taşıdığı; dava konusu marka başvurusunun, "..." "..." "Doğal Lezzet" ve "..." ibareleri ile çeşitli renk ve unsurlardan oluşan karma nitelikte olduğu, davacının önceki markaları arasında, başvuru ibaresinde olduğu gibi yeşil bir daire içerisinde beyaz renkle yazılmış "..." markasının bulunduğu, yine bu ibareye farklı kelimelerin veya şekillerin eklenerek oluşturulduğu markalarının da olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğu, çatı markaların iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, yine başvuru kapsamında bulunan doğal lezzet ve ... ibarelerinin marka vasfı taşımadıkları, davalı şirketin seri markalarını oluşturan ve sağlıklı, zinde ve formda olma durumunu gösteren "..." ibaresinin dava konusu başvurunun esaslı unsuru içinde aynen yer aldığı, başvuru markasının geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, "...+şekil" markasına sahip olan davacının, başvuruda yer alan "..." ibaresini markasal olarak korumak istediği, davalı şirkete ait "..." ibareli mesnet markalardan ve bu marka adı altına sunmakta olduğu ürünlerden haberdar olan tüketicinin markalar arasında bağlantı kurabileceği, sonuç olarak taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı benzerliğin bulunduğu ve başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı değerlendirilmiştir (Dairemizin 25.02.2026 tarih ve 2025/4186 E., 2026/1102 K sayılı; 23.10.2025 tarih ve 2025/1623 E., 2025/6468 K. sayılı ilamları benzer yöndedir).O halde yukarıda açıklanan gerekçelerle nihai Kurum kararının iptali koşullarının oluşmadığı gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne hükmolunması doğru olmadığından, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 01.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YUsul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.