8. Ceza Dairesinin 6136 ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarından beraat eden çocuğa yargılama giderleri kapsamında vekalet ücreti hükmedilmemesi temyiz kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, suça sürüklenen bir çocuğun, 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından beraat etmesi üzerine, müdafiinin lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin temyiz başvurusuyla ilgilidir. Başvuruda, beraat eden kişinin yargılama giderlerinin devlet hazinesince karşılanması ve avukatlık ücret tarifelerine ilişkin hükümler dayanak gösterilirken, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen beraat kararının temyiz edilemez olduğu tespit edilmiş; ancak genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan verilen beraat kararının ardından vekalet ücreti talebinin hukuki yarar kapsamında incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2025/178 E., 2025/1314 K.SUÇLAR
: 6136 sayılı Kanun' a aykırılık, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulmasıHÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, düzeltilerek onamaSuça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g maddesi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇA. İlk Derece Mahkemesi KararıSivrihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli ve 2024/149 Esas, 2024/262 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170/1, 31/3, 62/1, 54, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmiştir.B. Bölge Adliye Mahkemesi KararıAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli ve 2025/178 Esas, 2025/1314 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun' a aykırılık suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSuça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleriBeraat eden suça sürüklenen çocuk lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, Baro tarafından görevlendirilen müdafii lehine ödenen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun vekil ücretinin mahsubu suretiyle hesaplanacak beraat vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSuça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine yönelik olup, müdafiinin temyizde hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek vekalet ücreti ile sınırlı olarak yapılan incelemede;1. Suça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun'a ayrılık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g maddesinde yer verilen “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1.maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.2. Suça sürüklenen çocuk hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir.2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliğine (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır.3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır.4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir.6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde suça sürüklenen çocuk yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.III. KARAR1. Suça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun'a ayrılık suçundan kurulan hüküm yönünden,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g maddesinde yer verilen “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,2. Suça sürüklenen çocuk hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hüküm yönünden,Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli ve 2025/178 Esas, 2025/1314 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiinin vekalet ücretine hasren yaptığı temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazının reddi ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2026 tarihinde karar verildi.