11. Ceza Dairesi, kamu kurum ve kuruluşları kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçunda delil yetersizliği nedeniyle bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünü bozarken diğerlerini onayladı.
Özet: Temyiz incelemesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûm olan iki sanık hakkındaki hükümlerin yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun olduğu, eylemlerinin sabit olduğu ve yaptırımların doğru belirlendiği gerekçesiyle oy birliğiyle onanmasına karar verilmiş; ancak, diğer bir sanığın tapu devir işlemini eşinin yönlendirmesiyle yaptığı, diğer sanıkları ve mağduru tanımadığı, olayın mahiyetini bilmediği yönündeki tutarlı savunmalarına rağmen, aleyhine mahkumiyete yeterli kesin delil bulunmadığı halde mahkumiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu tespit edilerek, bu sanık hakkındaki hükmün oy birliğiyle bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: 2014/347 E., 2016/ 239 K.SUÇ
: Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde;sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilerek, sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza miktarı itibariyle yasal şartları oluşmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanunun 318. maddesi gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Vb. Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ... ile Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden;Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası olan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından, yine sanık ...'nin gözaltında geçen sürelerinin hükmedilen cezasından, 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi gereğince mahsubunun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden ve sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ... ile sanıklar ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,A. Sanık ... Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Vb. Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden;Sanık ... 'in tapuda kendi adına kayıtlı bulunan taşınmazı eşi olan diğer sanık ...'in yönlendirmesi ve talimatı ile satış işlemi için imza attığına, diğer sanık ... ve katılanı tanımadığına, diğer sanıklar ile katılan arasındaki ilişkiyi bilmediğine, taşınmazı fiziken görmediğine ilişkin aşamalarda istikrarlı ve tutarlı savunmaları, sanıklar ... ile ... ve mahkemece dinlenen tanıkların suça konu olayda sanık ...'e doğrudan ilişen beyanlarının bulunmaması ile tüm dosya kapsamına göre sanık ...'in üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine veyahut diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair, mahkumiyetine yeterli, kesin delil olmadığı gözetilmeksizin sanığın beraati yerine, diğer sanıkların suçuna yardım ettiği gerekçesi ile mahkûmiyetine karar verilmesi,Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,04.06.2026 tarihinde karar verildi.