Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, muvazaalı ticari işletme rehni ve tasarrufun iptali davasının ticari dava niteliği üzerine verilen görevsizlik kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Birinci derece mahkemesinin, davacının alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıyan muvazaalı ticari işletmelerde taşınır rehni sözleşmesinin tespiti ve iptali talebiyle açtığı davada, tasarrufun iptali davalarının mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğini belirterek görevsizlik kararı vermesi ve dosyayı görevli asliye hukuk mahkemesine göndermesi üzerine, davalı vekili, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle doğrudan ilgili olması nedeniyle davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C.

GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ..
KARAR NO
:..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..
ÜYE
: ..
ÜYE
: ..
KATİP
: ..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:.....
DAVACI
: ..
VEKİLİ
: AV...
DAVALILAR
: ..
DAVALI
:..
VEKİLİ
: AV. ..
DAVANIN KONUSU
: TESPİT
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: 16.09.2026
YAZIM TARİHİ
: 16.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı .. .. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili, davalılar arasında kanuna ve hukuka aykırı şekilde muvazaalı olarak ticari işletmelerde taşınır rehni sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu işlem her ne kadar görünürde hukuka uygun bir teminat ilişkisi gibi kurgulanmış ise de, gerçekte alacaklıların tahsil kabiliyetini ortadan kaldırmaya yönelik olup kanuna karşı hile niteliği taşıdığını, rehin alacaklısı olarak gösterilen . .. Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin .. tarihinde devralındığını, bu hususun .. tarihinde ilan edildiğini, akabinde, .. tarihinde rehin veren .. Tekstil İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından konkordato talebinde bulunulduğunu, ardından .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .. Esas sayılı dosyası kapsamında .. tarihinde konkordato ilan edildiğini, konkordato süreci boyunca taraflar arasında yoğun bir ticari ilişki kurulmuş gibi gösterildiğini, ancak bu ilişki kapsamında herhangi bir mal alım, satım ve teslimi yapılmadığı gibi gerçek tahsilat yapılmadığını, yalnızca fatura düzenlenmek suretiyle yapay bir ticari hacim oluşturulduğunu, bu hususun konkordato komiseri tarafından da tespit edilerek, tahsilat yapılmaksızın sürdürülen bu ilişkinin riskli olduğu yönünde borçlunun açıkça uyarıldığını, konkordato sürecinde bulunan .. Tekstil İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin konkordatodan feragat ederek süreçten çıktığını, .. tarihinde, konkordato tedbirlerinin kaldırılmasının hemen akabinde aynı gün içerisinde yani .. tarihinde davalı . .. ile arasında .. TL bedelli ticari işletmede taşınır rehni sözleşmesi düzenlendiğini, ancak bu işlemin, gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, tamamen alacaklıları bertaraf etmeye yönelik danışıklı bir hukuki kurgu olduğunu, davalı şirketler arasında bağımsız bir ticari ilişki bulunmadığını, banka hareketlerinin ve para transferlerinin tek merkezden yönetildiğini, borçlu şirketin hesabının fiilen bir geçiş hesabı olarak kullanıldığını, bu kapsamda tüzel kişilik perdesinin çapraz şekilde kaldırılması gerektiğini, tesis edilen rehnin geçmişe dayalı bir teminat taahhüdüne dayanmadığını ve davalının mali krizde olduğu bir dönemde yapıldığını, mutat dışı ödeme sayılması gerektiğini, rehnin miktarının davalı .. Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin malvarlığı değerleriyle kıyaslandığında fahiş bir orantısızlık içerdiğini, bu durumun Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması Hakkında Yönetmelik m.17/3 hükmüne aykırı olduğunu, rehin işlemlerinin baştan itibaren yok hükmünde sayılmasını, davalılar arasında akdedilen .. tarihli ticari işletmelerde taşınır rehni sözleşmesinin ve buna bağlı tüm işlemlerin muvazaalı olduğunun tespiti ile iptaline, bu kapsamda tesis edilen rehinlerin ve bunlara bağlı tescil işlemlerinin müvekkili yönünden hükümsüz sayılmasına, dava konusu mallar üzerinde haciz ve satış yetkisi tanınmasını ve davalı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyati haciz/tedbir konulmasını, ayrıca alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıyan danışıklı (muvazaalı) işlemin iptalini, TBK m.19 ile İİK m.277 vd. maddeleri uyarınca kendilerine haciz ve satış yetkisi verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI
: Mahkemece; İİK'nın 277. ve/veya TBK'nın 19. maddesine göre ikame edilen tasarrufun iptali davalarında davacı, davasını ispat ederse, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde edeceği ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği (İİK 283/1.md), bu yasal düzenleme ile iptal davasının alacaklıya alacağını tahsil imkanı sağlayan, nispi nitelikte yasadan kaynaklanan ve dava konusunun aynıyla ilgili olmayan şahsi bir dava olarak nitelenebilmekle beraber ticari dava olmadığı, tasarrufun iptali davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik olan, bundan dolayı da asliye ticaret mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gereken davalardan olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli .. Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı .. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, somut olayda; tarafların tamamı tacir olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle doğrudan ilgili olduğunu, dava konusu edilen rehin işleminin ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğini, davacı tarafın da iddialarını ticari ilişki ve ticari işlemler çerçevesinde ileri sürdüğünü, bu haliyle uyuşmazlığın, yalnızca İİK m. 277 ve devamı hükümleri kapsamında dar anlamda bir tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine, uyuşmazlık ticari işletmeler arasında gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklanan ve ticari hayatı doğrudan ilgilendiren bir ihtilaf olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması halinde davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, somut olayda bu şartlar birlikte gerçekleşmiş olup, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yerel mahkemenin, uyuşmazlığı yalnızca “tasarrufun iptali” başlığı altında değerlendirmekle yetindiğini, davanın ticari ilişkinin, ticari işlem ve tarafların tacir sıfatına dayanan yönünü göz ardı ettiğini, mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinafa gelen tarafın sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı resen gözetilmiş, ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır.
Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması nedenine dayalı olarak açılmış ticari işletme taşınır rehni sözleşmesinin ve buna bağlı tüm işlemlerin iptali istemine ilişkindir.
.. Asliye Ticaret Mahkemesinin.. Karar sayılı görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli .. Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı .. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
6100 HMK'nın 1. maddesi hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; HMK'nın 114(1)-c maddesi hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115. maddesi hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.
6100 HMK'nın 1. maddesi hükmü uyarınca göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir ve HMK'nın 114(1)-c maddesi hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115. maddesi hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında .. Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması nedenine dayalı olarak açılmış icari işletme taşınır rehni sözleşmesinin ve buna bağlı tüm işlemlerin iptali istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ticari davalara bakma görevi de ticaret mahkemesine aittir.
Açıklanan nedenlerle davalı .. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ticari dava olan eldeki davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınmak suretiyle yargılama yapılması ve bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı .. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlere hasren KABULÜNE,
2-.. Asliye Ticaret Mahkemesinin .. tarihli,.. Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nin 353,1/a-4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair hususların incelenmesine yer olmadığına,
3-Yukarıda açıklanan nedenlerle inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın kararı veren Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı .. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilgilisine iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince nazara alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16.09.2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
NOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."