Yargıtay 6. Ceza Dairesinin nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarında temyiz incelemesi ile alacak tahsili amaçlı eylemlerde TCK 150/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin emsal kararı.
Özet: Yüksek mahkeme, hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılarak işlenen eylemin nitelikli yağma suçu teşkil etse de, Türk Ceza Kanununun 150/1. maddesi gereği sanığın tehdit veya kasten yaralama suçlarından cezalandırılması gerektiğini ve bunun daha az ceza gerektiren özel bir hal olduğunu belirterek ilgili mahkumiyet hükümlerini incelemiş, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarına ilişkin temyiz başvurularını yasal kesinlik ve usul kuralları uyarınca reddetmiştir.
6. Ceza Dairesi         2023/19976 E.  ,  2025/7167 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: 2022/583 E., 2023/1074 K.
SUÇLAR
: Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama
Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesin nitelikte olduğu, sanık ... Aledavud yönünden temyiz isteminin bulunmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve,
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
I. Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin temyiz isteklerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un "Daha Az Cezayı Gerektiren Hal" başlıklı 150/1. maddesinde "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." hükmü yer almakta olup maddenin gerekçesinde "Madde metninde, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hâlleri belirlenmiştir. Bu hükme göre, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Böylece, Kanunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308 inci maddesinde tanımlanan ve “ihkakı hak” veya “kendiliğinden hak alma” diye ifade edilen suç tanımına ayrıca yer verilmemiştir." şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 günlü ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.
Ancak kanun metninde TCK'nın 150/1. maddesinden kimlerin yararlanabileceği açık açık sayılmamıştır. Kanun metninde açık açık sayılmasa da Yargıtay, kimlerin TCK'nın 150/1. maddesinden yararlanabileceğini, kimlerin yararlanamayacağını kararlarıyla belirlemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi uygulama birliği sağlama ve kötüye kullanmaların önüne geçmek amacıyla objektif bazı kriterler belirlemiştir. Söz konusu kriterler;
1-Hukuken tahsil edilebilir bir alacak olması,
2-Bunu almak için cebir veya tehdit uygulanması,
3-Talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olması,
4-Tarafların hukuki ilişki doğduğu anda bu ilişkide taraf sıfatı taşıyan kişilerden olmaları gerektiğidir.
Bu doğrultuda;
a-Sanığın hukuki ilişki doğduğu anda alacaklı sıfatı taşıması gerektiği,
b-Müştekinin bu hukuki ilişki doğduğu anda borçlu sıfatını taşıması gerektiği,
c-Borç doğduğu anda taraf sıfatı taşıyan kişilerin yakın akrabaları veya çalışanların yada spontane gelişen olaylarda; kendisi için menfaat amacı gütmeden, arkadaşına yardım ve dayanışma amacıyla bulunan arkadaş ile birlikte eyleme katılmış olmaları halinde; TCK'nın 150/1. maddesinden yararlanabileceğini kabul etmektedir.
Kural olarak, borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak, bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantısı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca, alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hem de ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Bazılarını hatırlayacak olursak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.12.2013 tarihli ve 2013/1-452 Esas, 2013/612 Karar sayılı "....Bu nedenle, yerel mahkemece, sanık ...'ın eylemini 5237 sayılı TCK'nun 150/1. maddesi kapsamında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirdiği kabul edilerek tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli iken, sanık Yılmaz'ın ağabeyi olan sanık ...'ın hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla eyleme iştirak ettiği gözetilmeden, tehdit suçundan cezalandırılması yerine, yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, Özel Daire bozma kararı bu yönüyle yerindedir." şeklindeki kararında kardeşin TCK 150/1.maddesinden yararlanacağına karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.05.2017 tarihli 2017/6-91 Esas ve 2017/291 Karar sayılı "... İnceleme dışı sanık ... ile katılan ... arasında 10... plakalı aracın satışı nedeniyle hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişkinin bulunduğunun sabit olduğu, katılanın, yetkilisi olduğu şirketin vergi borcu nedeniyle haczedilerek elkonulan aracı teslim almasına rağmen ...'e iade etmemesi üzerine, ...'in hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsili amacıyla yağma eylemini gerçekleştirdiği, sanık ...'in ise yanında çalıştığı ...'in katılan ...'dan olan alacağını tahsil etmek için adı geçen sanıkla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da TCK'nun 150/1. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. ..." şeklindeki kararında çalışanın TCK 150/1. maddeden yararlanacağına verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunu'nun 14.01.2020 tarihli ve 2017/6-204 Esas, 2020/5 Karar sayılı "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 10.12.2013 tarihli ve 452-612 sayılı kararında kardeşinin hukuki alacağını tahsil amacıyla yağma eylemine katılan sanığın; 23.05.2017 tarihli ve 91-291 sayılı kararında yanında çalıştığı failin hukuki alacağa dayanan yağma suçuna iştirak eden iş yeri arkadaşının da TCK'nın 150. maddesindeki düzenlemeden yararlanacağına karar verirken akrabalık ve geleneksel yakınlık ilişkilerini gözetmiştir..." , " şikâyetçi ...’nın 03.04.2009 tarihinde üzerine kayıtlı dubleks evi sanık ...’ın eşinin üzerine devrettiği olayda; ...’ün hukuki alacağını tahsil etmek amacıyla katılanlara karşı yağma eylemini gerçekleştirdiği sırada muhasebe müdürü olarak on bir yıl yanında çalışmış olan sanık ...’ın da onunla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da TCK'nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. " şeklindeki kararında çalışanın TCK 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Dairemizin 03.02.2022 tarihli ve 2021/15955 Esas, 2022/2691 Karar sayılı "...Sanığın arkadaşı ve müşteki ... ...’ın ise kolluktaki beyanında eniştesi olduğunu belirttiği, diğer sanık ...'in, katılan ... ...'tan alacağı olduğundan alacağını tahsil etmek için yardımcı olmak amacıyla hareket ettiği ve bu amaçla katılanları darp etmeleri şeklindeki savunmaları karşısında taraflar arasında hukuki ilişkiye dayanan bir alacak ilişkisi olup olmadığının taraflardan sorularak açıklığa kavuşturulması suretiyle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesi delaletiyle 86/2 ve 106/1-2 cümle maddelerinde düzenlenen tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmayacağı tartışılmaksızın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması; bozmayı gerektirmiş..." şeklindeki kararında eniştenin TCK 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Ve yine Dairemizin 02.07.2024 tarihli ve 2022/11126 Esas, 2024/8199 Karar sayılı " ...sanık ...’un ise sanık ...’in arkadaşı olarak olay yerine aracı ile gittiği, mağdurların sanık ...’un aracına borçlu oldukları diğer sanıklar ile bindikleri ve sanıkların mağdur ...’i tehdit ederek alacaklarını isteyip mağdur ...’ın çantasında bulunan paraları almaları şeklinde gerçekleşen eylemde; sanık ...’un sanık ... tarafından aranması üzerine alacak meselesini bilmeden olay yerine gittiği, mağdurları aracına diğer sanıkların talebi üzerine aldığı gibi kendi nam ve hesabına hareket etmediği, şahsi menfaat gözetmeksizin suça iştirak etmesi sebebiyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 106/2-c maddesi kapsamında kaldığı düşünülmeden yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir..." şeklindeki kararında arkadaşın TCK 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Tüm bu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Dairemizin kararları, TCK 150/1. madde metni ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; TCK 150/1. maddesinden yararlanacak sanıkların, hukuki alacağını tahsil amacıyla hareket eden sanığın akrabası, işçisi ve işvereni olmasıyla sınırlı olmadığı, çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşların da yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında bahsi geçen "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Aksi halin kabulünün ağır haksızlıklara da neden olabileceği açıktır. Mesela; arkadaşı ile yolda gezerken biriyle tesadüfen karşılaştıklarında yanındaki kişinin alacak borç ilişkisi sebebiyle tartışmasına ve akabinde aniden kendisini bir kavganın içinde bulan kişilerden asıl fail alacaklı olduğu için TCK 150/1. madde delaletiyle çok az ceza aldığı hatta şikayete tabi ise ceza bile almadığı ( TCK150/1) durumda tesadüfen yanında bulunan arkadaş, yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun, sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre, mağdur ile temyiz dışı sanık ... arasında alacak verecek ilişkisi bulunduğu, bu hususun mağdur beyanı ile de sabit olduğu, olay günü dava dışı sanık ...’ın, alacak verecek meselesini konuşmak üzere mağduru bir kafeye davet ettiği, sanık ... ile birlikte hareket eden sanıklar ... ve ... ile kimliği belirlenemeyen iki kişinin de o kafede oldukları, sanıkların, ...’ın daveti ile kafeye gelen mağduru, ...'a olan 500.000,00 TL borcun ödenmesi konusunda tehdit ve darp ettiği, korkan mağdurun havale yapabileceğini söylemesi üzerine hep birlikte sanık ...'e ait eve gittikten sonra sanıkların, mağdurun ellerini ve kollarını bağlayıp darp etmeye devam ettikleri, mağdurun, parayı gönderebilmesi için kız arkadaşı olan tanık...'ta bulunan bilgisayarının gerekli olduğunu söylemesi üzerine sanık ...'in kuzeni olan sanık ...'ı arayarak mağdurun dizüstü bilgisayarını ve saatini tanık ...'tan alıp getirmesini istediği, sanık ...'ın tanıktan dizüstü bilgisayarı ve saati alıp getirdiği, mağdurun bir fırsatını bularak arkadaşı ...'e mesaj atıp zorla alıkonulduğunu söylemesi üzerine eve gelen kolluk kuvvetinin sanıklar ..., ... ve ...'i yakaladıkları, evde yapılan aramada salondaki masanın üzerinde mağdura ait dizüstü bilgisayar ile 2 adet cep telefonu ve 1 adet erkek kol saatinin kolluk görevlilerince muhafaza altına alındığı, olay neticesinde mağdurun hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi tedavi ile giderilemeyecek derecede yaralandığı olayda; sanıkların eyleminin de, arkadaşları olan temyiz dışı sanık ...'ın hukuki ilişkiye dayanan alacağının tahsili amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesi delaletiyle 86/1. maddesi uyarınca kasten yaralama ve 106/2-c. maddesi uyarınca nitelikli tehdit suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Mağdurdan zorla alındığı belirtilen bilgisayar, telefon ve kol saatinin mağdurun zilyetliğinden henüz çıkmadan olay yerinde ele geçtiği, ...'ın alacağına istinaden talep edilen 500.000,00 TL paranın ise henüz tahsil edilemediği anlaşılmakla; sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle ve değişik gerekçe ile, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.07.2025 tarihinde karar verildi.