Yağma Suçunun Manevi Unsuru Olarak Faydalanma Kastının Gerekliği ve Yargıtay İçtihatları Işığında Değerlendirilmesi.
Özet: İncelenen hukuki metin, yağma suçunun oluşumu için kanun metninde açıkça yer almasa da yerleşik yüksek mahkeme içtihatları tarafından zorunlu kabul edilen ve failin cebir veya tehdit yoluyla başkasına ait malı alırken taşıması gereken "faydalanma kastı" olarak adlandırılan özel manevi unsurun kritik önemini vurgulamaktadır; zira bu kastın yokluğunda, örneğin evlilik birliğinin sembolü olan yüzüklerin boşanma amacı ile alınmasında olduğu gibi, eylemin yağma değil, tehdit veya kasten yaralama gibi başka suçları oluşturabileceği ve bu "özel kastın" suçun manevi unsuru açısından vazgeçilmez bir koşul olduğu belirtilmektedir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2023/975 E., 2023/2032 K.SUÇ
: YağmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Yağma suçunun gerçekleşmesi için bilerek ve isteyerek başkasına ait taşınır malın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinde sayılan değerlere yönelen, cebir veya tehditle alınması şeklindeki genel kastın yanında ayrıca "faydalanmak amacıyla" yani "saik" veya diğer bir deyimle "özel kast" ile alınmasının da istenmesi gerekir. Yağmanın kanuni tanımında, kanun metninde manevi unsur olarak faydalanma maksadına yer verilmemekle birlikte suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis’inden hareket edildiğinde, yağma suçunda malın faydalanma maksadıyla alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlarda ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir. Diğer taraftan hırsızlık suçu yağmanın bir unsuru olduğuna göre hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarını yağma bakımından da gerçekleşmesi gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 05.02.2013 gün ve 2012/6-1290 Esas, 2013/35 Karar; 12.02.2013 tarih ve 2012/6–1143 Esas, 2013/47 Karar; 05.07.2013 gün ve 1548-346 Esas ve Karar sayılı; 25.02.2014 gün ve 678-98 Esas ve Karar sayılı; 20.05.2014 gün ve 617-271 Esas ve Karar sayılı; 18.11.2014 gün ve 810-501 Esas ve Karar sayılı; 29.03.2016 tarih ve 2015/13-280 Esas, 2016/147 Karar; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas, 2016/33 Karar sayılı, kararları da aynı yöndedir ve özetle yağmada "faydalanma kastının" bir unsur olarak aranması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.Hırsızlık suçu açısından aranan faydalanmak maksadının burada da bulunması gerekir. Hırsızlık suçundan farklı olarak, kast aynı zamanda cebir veya tehdit kullanmaya da yönelik olmalıdır.Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Mesela 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun döneminde 6. Ceza Dairesinin 1982/923 Esas, 1982/8767 Karar sayılı ilamlarında; “...yağma suçunun oluşması için failin zorla aldığı malı sahiplenme veya ondan yararlanma iradesini taşıması gerekir...” şeklinde açıkça göstermiştir.Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) 1999/7 Esas, 1999/20 Karar sayılı ilamında özetle; menkul malın faydalanmak kastı ile cebir, şiddet kullanılıp alınmasıyla bu suç oluşur denmiştir.CGK 26.11.2002 tarih ve 2002/271 Esas, 2002/404 Karar sayılı ilamlarında yağma suçunun unsurlarını malın “taşınır mal olması”, “mal sahibinin rızasının bulunmaması (cebir, tehdit)”, “malın alınması" ve “faydalanma kastının varlığını" yağma suçunun ögeleri olarak belirtmiştir.CGK 2015/709 E. 2016/33 K. ; "...Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır..."CGK 2016/6-331 E, 2016/352 K; "... Sanıkla mağdurenin..., evlendikten sonra aralarında anlaşmazlık başladığı, olaydan bir gün önce mağdurenin çalışmak istediğini söylemesi üzerine sanığın mağdureyi darp ederek "eşyalarını topla, ... olunca babanın evine git, bu evi terk et, boşanacağız” dediği, olay günü ise sanığın mağdureyle eski erkek arkadaşı ile olan ilişkisi hakkında konuştuğu sırada aldığı cevaplara sinirlenerek, mağdureyi darp ettiği ve boşayacağını söyleyerek parmağında takılı olan alyansı ve tektaş yüzüğü zorla çıkarıp aldığı olayda; sanığın, mağdurenin başkaca bir eşyasını almaması ve mağdure ile .... boşanmaları da göz önüne alındığında, evlilikleri süresince yaşadıkları anlaşmazlık ve kavgaların sonucu olarak sözle de ifade ettiği boşanma isteğini açığa vurmak amacıyla, toplumda da evlilik birliğinin sembolü olarak kabul edilen alyans ve tektaş yüzüğü mağdurenin parmağından çıkarıp almasında, faydalanma amacıyla hareket ettiği sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemlerin tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir....Bu itibarla... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. CD ... 2016/ 3725-114 sayılı düzeltilerek onama kararının, sanığın yağma suçu yönünden KALDIRILMASINA...";Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastı" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir.Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı; "... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...”Dairemizin 2015/1001 Esas, 2015/40834 Karar sayılı kararında, sanık ....'nin işvereni olduğu katılan .... ve onun kardeşi katılan K.'ye, daha önceki bir tarihte 250,00 TL borç para verdiğinin sabit olduğu, ancak belli bir vadeye bağlanmayan borcunu da ödemeyen katılan ....'nin, çevreye olan borçları hususunda doğruyu söylememesi nedeniyle sanık ile arasının açıldığı, olay günü de bir mazeret göstermeden işyerine gelmeyen katılana kendi cep telefonundan ulaşamayan sanık ....'nin, önce katılan K. ile buluştuğu, K.'nin de ağabeyi olan ....'nin evde olabileceğini söylemesi üzerine birlikte katılanların evlerine doğru yürüdükleri sırada, K.'nin cep telefonundan gizlice mesaj çekip katılan ....'yi uyardığını gören sanık ....'nin, katılan K.'nin elinden telefonu çekip aldığı, katılan telefonunu geri istemesine karşın vermediği, sanığın kendi numarasını görüp açmayan ....'yi kardeşi K.'nin telefonundan arayıp ona ulaşmak istediği, K.'e ait olan telefonla arayan sanığın katılan ....'ye ulaştığı, daha sonra şikâyet üzerine yakalanan sanığın telefonu çalışanları aracılığıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce ekonomik olarak geliri bulunan ve sabıkasız olan sanığın yanında ücretli çalıştırdığı katılan ....'nin kardeşi olan mağduru hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan ....'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, aynı doğrultuda CGK 2015/6-709 Esas, 2016/33 Karar sayılı kararında ise ".... Sanık .... hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a-d, 168/1-3, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince ... onanmasına karar verilmiş,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır. Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. ....19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ...GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... ....Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir.Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2020/3086 Esas ve 2021/17299 Karar sayılı; "... Sanık ....’nin eşi olan tanık ....’nin katılan .... tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık ....’yi ağlarken gören sanık ........’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık ....’nın tanığın eşi olan sanık ....’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikâyeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmolunması...Bozmayı gerektirmiş...BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir.Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir.Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince;Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın 12 yıldır dini nikahlı olarak birlikte yaşadığı ve ortak bir çocuklarının olduğu mağdur ... ile konuşmak için işyerinin önüne geldiği, sanığın ortak çocukla görüşme hususundaki anlaşmazlık ve kendisinin aldatıldığı şüphesi üzerine mağdurun cep telefonunu istediği, telefonunu vermek istemeyen mağdurun dalgınlığından yararlanıp bir hamleyle telefonu aldığı, daha sonra telefonu havaya kaldırarak, mağdurun vardiya mesai arkadaşı tanık ...'ün de beyan ettiği üzere; "..telefonu aldım, savcılığa gidiyorum, ispatlayacağım.." dediği, ayrıca mağdurun sıcağı sıcağına alınan ilk kolluk beyanında da "...telefonu benden almaya çalıştığı esnada bana 'nerden geliyorsun, bu telefonu savcıya vereceğim, elimde kanıtlar var' dediğini söylediği, sanığın da ilk beyanından itibaren şüphe ve bir şeyleri açığa çıkarmak üzere telefonu aldığını, hatta telefonu aldıktan sonra adliyeye savcılığa gittiğini ileri sürdüğü anlaşılmakla, sanığın suça konu cep telefonunu ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile aldığı hususunun şüpheli kaldığı, sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, gelişen olayda sanığın müessir fiil suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi karar yerinde tartışılmadan yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elmalı Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.