Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2.28.a.1 maddesinin iptali davasında süre aşımı ve uygulama işlemi bulunmadığına ilişkin ret kararını temyiz inceledi.
Özet: Bir derneğin dahiliye uzmanlarının ilaç reçeteleme yetkilerini kısıtlayan ve 2013 tarihli bir Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği hükmünün iptali talebiyle açtığı dava, tebliğin yayımlanmasından çok sonra yapılan kaldırma başvurusunun dava açma süresini yeniden başlatacak nitelikte bir uygulama işlemi teşkil etmediği ve dernek hakkında tesis edilmiş bireysel bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle süre aşımından reddedilmiş olup; bu karar, derneğin söz konusu düzenleme nedeniyle dahiliye uzmanlarının tıbbi yetki kısıtlamasına maruz kaldığı iddiaları üzerine üst yargı organınca incelenmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: 2025/325Karar No
: 2025/1506TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... DerneğiVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/09/2024 tarih ve E:2024/4480, K:2024/3276 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: 04/05/2013 tarih ve 28637 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile değişik asıl Tebliğ'in 4.2.28.A.1 maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/09/2024 tarih ve E:2024/4480, K:2024/3276 sayılı kararıyla;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11., 14. ve 15. maddelerine atıfta bulunularak, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerektiği, "uygulama işlemi" kavramının ise, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yapan bireysel nitelikteki işlemleri ifade ettiği,İlgililerin, altmış günlük dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak yerine işlemi tesis eden idarenin hiyerarşik olarak üstü olan makama veya üst makam yoksa işlemi tesis eden makama başvurarak işlemin düzeltilmesini isteme hakkına sahip oldukları, kanun koyucu tarafından 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılacak başvuruya konu edilebilecek işlemin niteliği bakımından düzenleyici ya da bireysel işlem ayrımına gidilmediği ve 11. maddenin kapsamının salt bireysel işlemlerle sınırlandırılmadığı, dolayısıyla, düzenleyici işlemlerin ilan edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içerisinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, düzenleyici işlemin ilan edildiği tarih ile 11. madde kapsamında başvuruda bulunulduğu tarih arasında geçen süre de dikkate alınmak suretiyle kalan dava açma süresi içerisinde açılan davalarda süre aşımı bulunmadığı, öte yandan altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra düzenleyici işlemlerin değiştirilmesi, düzeltilmesi, kapsamının genişletilmesi gibi istemlerle yapılan ve bu nedenle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan başvuruların, cevap verilmek suretiyle ya da zımnen reddi yolundaki işlemlerin, uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda süre aşımı bulunduğunun kabulü gerektiği,Uyuşmazlıkta, 27/06/2024 tarihinde yapılan başvuru ile 04/05/2013 tarih ve 28637 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile değişik asıl Tebliğ'in 4.2.28.A.1 maddesinin 4. fıkrasının kaldırılmasına ilişkin istemin zımnen reddi yolundaki işlemin davacı Dernek yönünden bir uygulama işlemi olduğunun kabul edilmesine olanak bulunmadığı, bu başvurunun ancak, anılan Tebliğ'in dava açma süresi içinde olmak şartıyla kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem (düzenleme) yapılmasına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında bir başvuru olarak kabulü mümkün olabileceği,Bu durumda, dava konusu düzenlemeye karşı, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen süre içinde dava açmayan davacının, anılan Tebliğ'in iptali istenen hükmünde yer alan ibarenin kaldırılması yönündeki 27/06/2024 tarihli başvurusunun, dava açma süresini yeniden başlatması mümkün olamayacağından, bu başvurunun reddi üzerine açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,Öte yandan, davacı Dernek tarafından dava dilekçesinde, amaçlarından birinin de dahiliye uzmanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesini sağlamak olduğu ve uygulamada dava konusu Tebliğ hükmü uyarınca dahiliye uzmanlarının uzmanlık alanlarına ilişkin tedavilerde kullanılan ilaçları reçete edemez hale geldiklerinden uygulama işleminin bulunduğu ileri sürülmüşse de, bu durumun Tebliğ'in uygulanması suretiyle davacı Dernek hakkında tesis edilmiş bireysel bir işlemin (uygulama işleminin) varlığı sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, dava konusu düzenleme nedeniyle dahiliye uzmanlarının tıbbi anlamda yetki kısıtlamasına maruz kaldıkları, düzenlemede yer alan branş uzmanı hekimlerce düzenlenmiş sağlık raporu olmaksızın hastalarına gerekli ilaçları reçete edemedikleri, bu nedenle ilgili branş uzmanlarından konsültasyon talep etmek zorunda kaldıkları, söz konusu konsültasyon işlemlerinin uygulama işlemi niteliğinde olduğu ve buna göre davanın süresinde açıldığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 23/09/2024 tarih ve E:2024/4480, K:2024/3276 sayılı kararının ONANMASINA,3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,4. Kesin olarak, 07/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiş, 10. maddesinde ise; ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgilerin otuz günün bittiği tarihten itibaren ya da istemin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.Dava konusu düzenleme incelendiğinde; "Lipid düşürücü ilaç" kategorisinde yer alan, Rosuvastatinin 20 mg ve üzeri etken madde içeren dozları, atorvastatin, simvastatin ve pravastatinin 40 mg ve üzeri etken madde içeren dozları ile fluvastatinin 80 mg ve üzeri etken madde içeren dozlarının (kombinasyonları dahil) kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ile endokrinoloji uzman hekimlerince düzenlenecek uzman hekim raporuna dayanılarak yine bu hekimlerce reçete edileceği kuralına yer verildiği görülmektedir.Buna göre, düzenlemede yer alan etken maddeli ilaçlar, dahiliye uzmanı hekimler tarafından hastalarına reçete edilememekte ve bu durum uygulamada süreklilik arz ederek dahiliye uzmanı hekimlerin tıbbi anlamdaki yetkilerini sınırlandırmaya devam etmektedir. Dava konusu düzenlemenin, uygulamada süre gelen sonuçlar doğurucu niteliği haiz olduğu dikkate alındığında, davacı Dernek tarafından üyeleri adına yapılan başvurunun, yeni bir işlem tesisine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olduğu ve bakılan davanın da süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.