Yargıtay tarafından dolandırıcılıkta dini inanç istismarı vasfının hatalı tespiti ve istinaf yargılamasında usul hatası sebebiyle bölge adliye mahkemesi kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, sanığın hac ve umre turu düzenleme vaadiyle mağduru aldatıp sahte vize ve evraklarla oyalayarak para aldığı ancak hizmeti sunmadığı olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin eylemi dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-a) yerine basit dolandırıcılık (TCK m. 157/1) olarak vasıflandırmasını ve bu hatalı vasıflandırmaya dayalı olarak kurduğu mahkumiyet hükmünü hukuka aykırı bulmuş, suç vasfında yanılgıya düşülmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiEK KARAR TARİHİ
: 19.06.2025SAYISI
: 2025/1877 E., 2025/1729 K.SUÇ
: DolandırıcılıkHÜKÜM
: MahkumiyetEK KARAR
: Temyiz isteminin reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 19.06.2025 sayılı ek kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk Dereceİstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli, 2019/515 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 62,52,53 üncü maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstinafİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/1369 Esas, 2022/577 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi, katılan vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.C. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci1.İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2025 tarihli ve 2023/108 Esas, 2025/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a,168/2,62,53,51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2025/1877 Esas, 2025/1729 Karar sayılı kararı ile sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, duruşma açılmaksızın sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmün kaldırılarak yerine 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 168/2, 62, 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ve 820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 19.06.2025 tarihli ek kararıyla katılan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılan vekilinin temyiz isteği, CMK 280/1-g maddesi gereği duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği, kararın kesin olmadığı, yeni bir hüküm tesis edildiği, eylemin 158/1-a,d-c-h kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, vasıfta hataya düşüldüğü, sanığın zararı gidermediği, sanığa teşdiden ceza verilmesine , kararın bozulmasına ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Katılanın kendisini hac ve umre tur organizasyonları yapan şirket sahibi olarak tanıtan sanık ile iki kişilik konaklamalı, giriş-çıkışlı vize alınması konusunda 15.05.2017 tarihinde anlaştığı, katılanın sanık hesabına işlemler için 5400 TL gönderdiği, sanığın katılana otelde yerleri ayrılmış gibi sahte vize ve kabul metinleri göndererek işlemleri yapmakta olduğuna dair katılanı oyalayarak 18.08.2017 tarihinde yaptığını söylediği hiçbir işlemi gerçekleştirmeden katılana pasaportunu iade ettiği ve katılana parasını vermediği somut olayda sanığın eyleminin “dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık”oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,2.1.5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki;'' e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g- Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h- Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği,Dosya içeriğine göre, sanık hakkında İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28/01/2021 tarihli, 2019/515 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararıyla basit dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/1369 Esas, 2022/577 Karar sayılı karar ile 5271 sayılı Kanun'un 280/1-d maddesine yollamada bulunularak duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün "CMK.nın 254. maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma işlemi yapılarak neticesine göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,eksik hususlar giderildikten sonra delil değerlendirmesi yapılması gerektiği, kabule göre de Sanığın eylemi Dairemiz ile Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 2017/34904 Esas ve 2021/3379 Esas ve 2017/31808 Esas ve 2021/4366 sayılı kararların da belirtildiği üzere TCK.nın 158/1-a maddesinde öngörülen dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen yetersiz nitelendirme ile sanığa eksik ceza tayini " gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği, bilahare ilk derece mahkemesinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurduğu akabinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2025/1877 Esas, 2025/1729 Karar sayılı kararı ile eylemin bu sefer de basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirtilerek ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 157/1 maddesi gereğince cezalandırılmasını içeren, hükmün düzeltilerek esastan reddine kesin olarak karar verildiği,Oysa ki yukarıda işaret edildiği üzere 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2022 tarihli bozma kararının içeriği dikkate alındığında aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine ilişkin olmadığı,Bozma ilamının sanık hakkında verilen "kabule göre de; sanığın eyleminin TCK.nın 158/1-a maddesinde öngörülen dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen yetersiz nitelendirme ile sanığa eksik ceza tayini" yönünde olduğu, direnme hakkı olmayan İlk derece mahkemesi tarafından sanık hakkındaki hükmün niteliği değiştirilerek sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği ve akabinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek esastan ret kararının kesin nitelikte olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak duruşma açılıp, ilk hükmün niteliğinin değiştirilerek karar verilmesi durumunda, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesinde belirtilen 5 yıllık ceza sınırının altında dahi kalsa temyiz kanun yoluna tabi olacağı, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda izah edilen uygulaması ile temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olan tarafların temyiz haklarını kullanmalarının önüne geçilmesi, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında,Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak karar vermek yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırı şekilde 28.02.2022 tarihli bozma kararı verildiği ve anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulduğu, akabinde son aşamada verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek esastan ret kararının kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine dair 19.06.2025 tarihli ek karar verildiği anlaşılmış ise de, ek kararın konusunu oluşturan ve kesin nitelikte olduğu belirtilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesinin kanuna aykırı şekilde İlk derece mahkemesi kararlarını bozması neticesinde kurulması nedeniyle anılan ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde, kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen bozma kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 07.02.2025 tarihli ve 2023/108 Esas, 2025/66 Karar sayılı mahkumiyet hükmü ve bu hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2025/1877 Esas, 2025/1729 Karar sayılı kararı hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2025/1877 Esas, 2025/1729 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli, 2019/515 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararına yönelik olarak sanık müdafii, katılan vekilinin istinaf talebi üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca inceleme yapılmak üzere, aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.06.2026 tarihinde karar verildi.